![]() |
| akp seçmeni; Erdoğan dan neden vaz geçmez |
Türkiye’nin siyasi psikolojisini anlamak isteyenler, AKP seçmeninin "intikam motivasyonu" ve "eziklik humması" ile nasıl beslendiğine bakmalı. İşte bu yazıda, "Neden ekonomik krizde bile oy değişmiyor?" sorusunu, ironi eşliğinde masaya yatırıyoruz.
AKP seçmeninin zihninde derin bir "Atatürk kompleksi" yatıyor. "Bizim de bir Atamız olsun!" diyerek kendi süper kahramanlarını yaratan bu kesim, Reis’i Anıtkabir’deki çiçekleri sulamaya giden dayı misali kutsuyor. 🏛️💦
Patates 200 lira olsa, "Vatan hainleri patates yesin, biz Reis’le açlık grevindeyiz!" diyecek kadar "hastalıklı bir sadakat" bu. 📉💰 Eğitim kevgire döndü, adalet yok oldu, ama AKP seçmeni için bunlar "küresel oyunların detayları". 1929 Büyük Buhranı bile bu kesimi sarsamaz, çünkü "Reis’in direksiyonu bırakması", ekonomik krizden daha korkunç bir senaryo!
AKP seçmeninin eziklik histerisi, günlük diyaloglara bile sızmış durumda. Bir akrabanın "Tuvalete gidiyorum" yerine "Anıtkabir’deki çiçekleri suluyorum" demesi ve bununla dalga geçilmesi… 🚽➡️🏛️
Bu yazıyı "AKP seçmeni neden asla vazgeçmez?" diye özetlemek mümkün.
🤯 Atatürk Kompleksi ve Süper Kahraman Arayışı
AKP seçmeninin zihninde derin bir "Atatürk kompleksi" yatıyor. "Bizim de bir Atamız olsun!" diyerek kendi süper kahramanlarını yaratan bu kesim, Reis’i Anıtkabir’deki çiçekleri sulamaya giden dayı misali kutsuyor. 🏛️💦
Hatta öyle ki, "Saray’da oturmak" veya "40 bin Euroluk çanta" takmak, onlar için kolektif bir zafer hissi yaratıyor. "Reis yapıyorsa, biz de yapmışız gibi!" diyen bu psikoloji, ekonomik çöküşü bile "dış güçlere inat" diye yorumluyor.
💸 "Ekonomi Batıyor? Sorun Değil, Biz Açlıktan Koksak da Reis’in Yanındayız!"
Patates 200 lira olsa, "Vatan hainleri patates yesin, biz Reis’le açlık grevindeyiz!" diyecek kadar "hastalıklı bir sadakat" bu. 📉💰 Eğitim kevgire döndü, adalet yok oldu, ama AKP seçmeni için bunlar "küresel oyunların detayları". 1929 Büyük Buhranı bile bu kesimi sarsamaz, çünkü "Reis’in direksiyonu bırakması", ekonomik krizden daha korkunç bir senaryo!
👥 "Tuvalete Giderken Anıtkabir’e Uğramak: Ezikliğin Günlük Hayata Sızan Hali"
AKP seçmeninin eziklik histerisi, günlük diyaloglara bile sızmış durumda. Bir akrabanın "Tuvalete gidiyorum" yerine "Anıtkabir’deki çiçekleri suluyorum" demesi ve bununla dalga geçilmesi… 🚽➡️🏛️
İşte bu "kolektif özdeşleşme", onları "Reis’in 1.000 odalı Saray’ı" ile bile barıştırıyor. "Bizimkisi psikolojik tatmin, açlık kokan ağızlarımızla gurur duyuyoruz!" diyen bu kitle için maddi gerçekler, manevi zaferlerin yanında devede kulak.
🚨 SONUÇ: "Ağzımız Açlıktan Kokuyor Ama Reis’le Gururluyuz!"
Bu yazıyı "AKP seçmeni neden asla vazgeçmez?" diye özetlemek mümkün.
- Ezilmişlik hissi,
- İntikam arzusu
- Atatürk kompleksi
İle örülü bu psikoloji, ekonomik krizleri bile "milli direnişe çeviriyor. 🧠🔥 "Büyük Bunalım" kapıya dayansa bile, bu kesim "Reis’in sevgisinden vazgeçmeyecek. Çünkü onlar için gerçek açlık değil, "psikolojik doyum" önemli.
📢 Ezikliğin hummasında İnsan ve Gölgesi şiiri
Bir kırık aynadan bakıyor dünyaya,
Yansıması parçalanmış, çerçevesiz.
Bakış açısı dar, görüş soğuk,
Kendi gölgemde kaybolmuş bir yüz.
Üstün olan neydi? Hangi taçtan bahsederler?
Tahtlar mı inşa ettik; yalanın tahtaları mı?
Ellerinde pas, nefeslerinde ağıtlar,
Kendi içinde çalar o tüm davullar.
Adalet dedikleri, eğri bir terazide saklı,
Kimin elinde, kiminle tartılır bilinmez.
Küçükler büyükleri taşır sırtında,
Ama hep büyük olan mı kazanır, bu yük hiç dinmez.
İçlerinde bir yangın, ama külleri göklerden,
Zincirler paslanmış, ama hâlâ sıkı.
Bir an, bir nefes, bir kırık umut,
Ama kök salan hınç, o çok derin sıkıntı.
Bir rüzgar olur belki bir gün,
Sessizce eser, yaprakları savrulur..
Ne zafer ister, hep öfke taşır,
Ama kırılan aynada göz göze oturur.
Soyut bir hiciv bu, insanın gölgesiyle,
Karanlık, ışığın bir parçası değil mi?
Güçsüz, güçle dans eder her zaman,
Ve intikam, kendi sahibini tüketmez mi?
Yansıması parçalanmış, çerçevesiz.
Bakış açısı dar, görüş soğuk,
Kendi gölgemde kaybolmuş bir yüz.
Üstün olan neydi? Hangi taçtan bahsederler?
Tahtlar mı inşa ettik; yalanın tahtaları mı?
Ellerinde pas, nefeslerinde ağıtlar,
Kendi içinde çalar o tüm davullar.
Adalet dedikleri, eğri bir terazide saklı,
Kimin elinde, kiminle tartılır bilinmez.
Küçükler büyükleri taşır sırtında,
Ama hep büyük olan mı kazanır, bu yük hiç dinmez.
İçlerinde bir yangın, ama külleri göklerden,
Zincirler paslanmış, ama hâlâ sıkı.
Bir an, bir nefes, bir kırık umut,
Ama kök salan hınç, o çok derin sıkıntı.
Bir rüzgar olur belki bir gün,
Sessizce eser, yaprakları savrulur..
Ne zafer ister, hep öfke taşır,
Ama kırılan aynada göz göze oturur.
Soyut bir hiciv bu, insanın gölgesiyle,
Karanlık, ışığın bir parçası değil mi?
Güçsüz, güçle dans eder her zaman,
Ve intikam, kendi sahibini tüketmez mi?
| Parametre | Sosyolojik Perspektif | Eleştirel Yaklaşım |
|---|---|---|
| Bağlılık Nedeni | Temsiliyet ve Kimlik Onayı | Karizmatik Otoriteye Teslimiyet |
| Geçmiş Algısı | Eski Türkiye'nin Mağduriyeti | Rövanşist Duyguların Tatmini |
| Lider Algısı | "Bizden Biri" (Milletin Adamı) | Popülist Lider Figürü |
| Kriz Yönetimi | Sabır ve Sadakat | Alternatifsizlik Korkusu |
👤 Erdoğan sevgisi ekonomik verilere mi dayanıyor?
Erdoğan sevgisi, rasyonel ekonomik verilerden ziyade duygusal ve kimliksel bir temele dayanır. Seçmen, refah kaybı yaşasa dahi Erdoğan'ı 'kendinden' gördüğü için desteğini sürdürme eğilimindedir.
🛡️ Seçmen neden alternatif liderlere yönelmiyor?
Sağ seçmende 'kazanımları kaybetme korkusu' hakimdir. Diğer liderlerin, Erdoğan'ın sunduğu manevi ve sosyal güvenceyi sağlayamayacağı algısı, bağlılığı kemikleştirir.
🧠 Eziklik psikolojisi bu bağlılıkta bir etken mi?
Bu durum 'eziklik'ten ziyade, Cumhuriyet tarihi boyunca merkezin dışında kalan dindar/muhafazakar kesimin, Erdoğan aracılığıyla 'merkezde var olma' ve öz güven tazeleme sürecidir.
🎯 Duygusal bağ siyasi kararları nasıl etkiliyor?
Duygusal bağ, seçmen ile lider arasında bir 'sadakat sözleşmesi' kurar. Bu sözleşme, politik hataların 'dış güçler' veya 'bürokrasi' gibi unsurlara fatura edilmesini sağlar.
🏛️ Bu sadakat bir kült mü yoksa siyasi tercih mi?
Türkiye'nin siyasi geleneğindeki 'Baba' figürü ile Erdoğan'ın karizmatik liderliği birleşmiştir. Bu, hem ideolojik bir tercih hem de toplumsal bir güven ihtiyacıdır.
Konu Özeti (Metafor):
"Tayyip Erdoğan, yıllarca kapının eşiğinde bekletilen bir ailenin, evin başköşesine oturttuğu büyük oğludur. Aile, sofradaki ekmek azalsa bile, o koltukta 'kendi kanlarından' birinin oturuyor olmasının verdiği onuru, karnının doymasından daha üstün tutar."



Yorum Gönder