![]() |
| Sultan Abdülaziz |
ABDÜLAZİZ HANIN ÖLÜMÜ
Sultan Abdülaziz Hanın Ölümündeki Gizem:
Sultan Abdülaziz'in ölümüne kim sebep oldu? Sultan Abdülaziz, gözaltında tutulduğu Feriye Saraylarında 4 Haziran 1876 tarihinde bilekleri kesilmiş halde ölü bulundu.
Osmanlı Devleti'nin 32. hükümdarı olan Sultan Abdülaziz'in tahttan indirildikten birkaç gün sonra odasında ölü bulunması, "intihar mı yoksa cinayet mi?" sorularını akıllara getirdi ve Osmanlı tarihinin gizemli olaylarından biri haline geldi.
Kardeşi Abdülmecid'in ölümü üzerine 31 yaşında tahta çıkan Sultan Abdülaziz, 1876 yılında bir darbe ile tahtından indirildi ve 4 gün sonra gözaltında tutulduğu yerde ölü bulundu.
Süleyman Paşa, hal' gecesi bu askerlerle birlikte 300 Harbiye talebesine, padişaha bir suikast planlandığını, bu konuda yarın erken önlem alınacağını, verilen emirlere tam olarak uymaları gerektiğini, kimsenin giriş-çıkışına izin vermemelerini ve bunun padişahın emri olduğunu iletmişti.
ABDÜLAZİZ NASIL "HAL" EDİLDİ
Hüseyin Avni, Mithat, Rüştü ve Süleyman Paşalar, bu darbenin 30 Mayıs 1876 Salı sabahı saat 4.30 civarında gerçekleştirilmesine karar vermişti. Hüseyin Avni Paşa, önceden talim için Suriye'den getirdiği askerlerin, kışlalarda yer açılana kadar saray bahçesinde kalması için sultandan izin almıştı.Süleyman Paşa, hal' gecesi bu askerlerle birlikte 300 Harbiye talebesine, padişaha bir suikast planlandığını, bu konuda yarın erken önlem alınacağını, verilen emirlere tam olarak uymaları gerektiğini, kimsenin giriş-çıkışına izin vermemelerini ve bunun padişahın emri olduğunu iletmişti.
Askerler gece saat dört sularında uyandırıldılar ve Harbiye öğrencileriyle birlikte sarayı kuşattılar. Dünyanın en büyük ve modern savaş gemileri ve zırhlılarından oluşan donanma ise gece Dolmabahçe açıklarına demirlemişti. Hal'in asıl planlayıcıları, geceden beri Kuzguncuk'ta Hüseyin Avni Paşa'nın yalısında dürbünlerle sarayı izlerken, Sultan Abdülaziz Han ise o sırada ibadet ediyor ve dinleniyordu.
Her şey planlanmış, saray hem karadan hem de denizden ablukaya alınmıştı. Hal kararı, Dârüssaâde Ağası Cevher Ağa aracılığıyla Pertevniyal Valide Sultan’a iletilmişti.
Valide Sultan hemen oğlunun odasına çıkarak onu uyandırdı, ancak hal olayını doğrudan söylemeye cesaret edemedi. Tam bu sırada top sesleri duyulmaya başlandı. Sultan Abdülaziz Han, büyük bir üzüntüyle:
“Bunlar Sultan Murad’ın cülûs toplarıdır valide. Beni amcam Sultan Selim Han’a döndürdüler ve bu işi Avni Paşa yapmıştır. Zannederim Rüştü ile Ahmed Paşa da bu işte birliktedir. Cenab-ı Hakk’ın takdiri böyleymiş.” diyerek hızla giyindi.
Sultan Abdülaziz Han ve yakınları hemen sarayın rıhtımına indirildi ve Topkapı’ya götürülmek üzere kendilerini bekleyen kayıklara bindirildiler.
İstanbul'daki Prodos Mason Locası, uluslararası bir boyut taşımaktadır. Meşruti bir monarşi ve anayasaya dayalı parlamenter bir sistem isteyen cuntacıların bu hedeflerini, İngiltere kendi çıkarlarına daha uygun bulduğu için Sultan Abdülaziz'in muhaliflerine destek sağladı.
İstanbul'daki Prodos Mason Locası, uluslararası bir boyut taşımaktadır. Meşruti bir monarşi ve anayasaya dayalı parlamenter bir sistem isteyen cuntacıların bu hedeflerini, İngiltere kendi çıkarlarına daha uygun bulduğu için Sultan Abdülaziz'in muhaliflerine destek sağladı.
Ayrıca, Sadrazam Mahmud Nedim Paşa'nın Rusya'ya yakınlığı da İngilizleri rahatsız eden unsurlardan biriydi. Bu nedenle, İmparatorluğun yönetimini kontrol etmek amacıyla İngiltere ve Mason locaları meşrutiyet yanlılarını desteklemiş, hatta Sultan Abdülaziz'in tahttan indirilmesi ve öldürülmesinde doğrudan etkili olmuşlardı.
CİNAYET GECESİ
Ortaköy'deki Çırağan Sarayı'nın yanında yer alan Fer'iye Sarayı'nda sıkı bir şekilde gözaltında tutulan Abdülaziz'in hizmetine; Cezayirli Mustafa Pehlivan, Yozgatlı Mustafa Çavuş ve Boyabatlı Hacı Mehmed isimli üç hizmetçi atanmıştı. Bu üçü, cinayet günü sabah erkenden Fahri Bey tarafından gizlice saraya getirilmişti. Binbaşı Necip ve Binbaşı Ali Beyler de gelmişti. Reyhan ve Rakım Ağalar, odanın kapısında kimsenin girmemesi için nöbetçi olarak bırakılmıştı. Böylece katil heyeti sekiz kişiye ulaşmıştı. Bu altı kişi sessizce Sultan Abdülaziz Han'ın odasının önüne gelerek içeri girdiler ve hızla hareket ederek Sultan Abdülaziz Han'a saldırdılar.
Bir mücadele yaşandı. Bu sırada padişah zaman zaman ellerinden kurtulmayı başardı, ancak sonunda yakalanarak bilek damarları kesildi. Sultan tamamen bitkin düşünce, saldırganlar onu olduğu gibi bırakıp her biri bir tarafa kaçtı.
Bir mücadele yaşandı. Bu sırada padişah zaman zaman ellerinden kurtulmayı başardı, ancak sonunda yakalanarak bilek damarları kesildi. Sultan tamamen bitkin düşünce, saldırganlar onu olduğu gibi bırakıp her biri bir tarafa kaçtı.
Önceden planlandığı gibi, hizmetçi ve birkaç küçük memur hemen feryat etmeye başladı. Bu feryatlar üzerine odanın kapısı kırıldı ve Sultan Abdülaziz Han, bir şilteye sarılarak hızla karakola götürüldü. Bu acele, padişahı öldürürken yaşanan boğuşma izlerini gizlemek ve olası delilleri yok etmek içindi.
Sultan Abdülaziz Han'ın öldürülmesi sırasında, sarayda bulunan şehzâdeler ve diğer saray görevlilerinin odalarına nöbetçiler yerleştirilmiş ve dışarı çıkmalarına kesinlikle izin verilmemişti. Karakola götürülen padişah hâlâ hayattayken, muayene ve rapor için gelen doktorlar padişahın bedenini detaylıca incelemek istediklerinde, Hüseyin Avni Paşa, "Bu, bir padişahın cesedidir. Bu yüzden size her tarafını açıp gösteremem," diyerek taleplerini reddetmiştir.
Sultan Abdülaziz'in intihar ettiği duyurulmuş ve resmi kayıtlara da bu şekilde geçmiş olmasına rağmen, küçük bir makasla iki bileğini birden kesmesinin imkânsız olduğu düşüncesi, cinayete kurban gitmiş olabileceği dedikodularını beraberinde getirdi.
Kaynak ve Alıntı : TIMETURK
Sultan Abdülaziz Han'ın öldürülmesi sırasında, sarayda bulunan şehzâdeler ve diğer saray görevlilerinin odalarına nöbetçiler yerleştirilmiş ve dışarı çıkmalarına kesinlikle izin verilmemişti. Karakola götürülen padişah hâlâ hayattayken, muayene ve rapor için gelen doktorlar padişahın bedenini detaylıca incelemek istediklerinde, Hüseyin Avni Paşa, "Bu, bir padişahın cesedidir. Bu yüzden size her tarafını açıp gösteremem," diyerek taleplerini reddetmiştir.
Sultan Abdülaziz'in intihar ettiği duyurulmuş ve resmi kayıtlara da bu şekilde geçmiş olmasına rağmen, küçük bir makasla iki bileğini birden kesmesinin imkânsız olduğu düşüncesi, cinayete kurban gitmiş olabileceği dedikodularını beraberinde getirdi.
SUİKAST SONRASI SARAYIN YAĞMALANMASI
Cunta, cinayetin ardından Abdülaziz'in mal varlığıyla beraber padişahın annesi, eşleri ve bütün harem halkının mücevherleri ile kıymetli eşyalarına da el koydu. Paraların hazineye devrine dair komisyon bir karar aldı. Elde edilen servet, V. Murad'ın borçları için kullanıldı. Mücevherler ise satılmak üzere Hiristaki adında bir Rum sarrafa teslim edilip, Paris'te daha pahalıya satılır düşüncesiyle oraya gönderildi. Ancak Hiristaki Efendi bir daha geri dönmedi.Kaynak ve Alıntı : TIMETURK



Yorum Gönder