Tüm siyasi partilerden bıkmadık mı artık? Hepsi aynı çizgide buluşup “Ben daha iyi yönetirim” diyerek kafamızı şişirmedi mi? Yoruldum, gerçekten yoruldum. Parti ismi duyunca heyecanlanmıyor, lider görünce umutlanmıyor, seçim afişi görünce içim kıpırdamıyor. Çünkü manzara hep aynı: aynı cümleler, aynı vaatler, aynı “ben” vurgusu... Tek fark, logonun rengi.
Sağ, Sol, Merkez… Hepsi Aynı Kavşakta Çarpıştı
Eskiden tartışmalar “Devletçi mi, halkçı mı, özgürlükçü mü?” etrafında dönerdi. Şimdi ise “Ben daha iyi yönetirim.” deniyor.
- Nasıl? “Ben bilirim.”
- Program? “Sonra bakarız.
- Kadrolar? “Ben seçerim.
Artık bu ülkede siyaset bir ego yarışına dönüştü; ideolojiler değil, kişilik bozuklukları tartışılıyor.
Biri geliyor: “Biz düzelteceğiz.”
Öteki gidiyor: “Zaten biz başlattık.”
Sonuç?
Aynı faiz tartışması, aynı borç, aynı yoksulluk, aynı sabır nutukları.
Bir şey değişiyor mu? Hayır.
Sadece sabredenin saçları beyazlıyor.
“Ben” diye diye memleket sağır oldu.
Fark ettiniz mi? Artık kimse “biz” demiyor. Herkes:
Bu “ben”ler öyle çoğaldı ki, ülkede “biz” kalmadı.
Kafalar şişti, beyinler dondu.
Siyaset, bir noktadan sonra dinlenmeyen bir gürültüye dönüştü.
Evet, yanlış duymadınız. Elitizm diyorum ve bunun arkasındayım. Ama bu, yanlış anlaşılan elitizm değil. Ben; okumuş, görmüş, ahlaklı, devlet terbiyesi olan, kendini milletin üstünde değil önünde gören insanlar istiyorum. Popülizmle değil, akıl ve ciddiyetle yönetilen bir ülke. Her şeyi bilen değil, bildiğini bilen insanlar.
Cumhuriyetin ilk yıllarında bir inanç vardı: “Bu halk öğrenir.” Peki şimdi ne var? “Bu halka böyle gider.” Fark tam da burada. Bugünün siyaseti halkı yukarı taşımıyor, yerinde saydırıyor. Çünkü cahil kitle sorgulamaz. Sorgulanmayan iktidar ise bozulur.
Televizyonu aç:
Bağıran yorumcu, hakaret eden siyasetçi, alkışlayan parti kitlesi.
Ama kimse şunu sormuyor: “Bu ülke nereye gidiyor?”
Çünkü cevap zor, bağırmak ise kolay.
Son Söz (Biraz Can Yakacak)
Artık sağcıdan, solcudan, merkezciden, yeni yüzlerden ve eski kurtlardan aynı derecede şüphe duyuyorum.
Çünkü hepsi aynı şeyi söylüyor: “Ben daha iyi yönetirim.” Ama kimse “Bu ülke akılla yönetilmeli” demiyor.
Mucize, kurtarıcı ya da Mesih beklemiyorum. Sadece ciddi, akıllı, mütevazı ve liyakatli bir elitizm istiyorum. Çünkü popülizmle ilerleyen ülkeler er ya da geç duvara tosluyor ve biz o duvara fazlasıyla yaklaştık.
Ekonomide de Aynı, Siyasette de Aynı
Biri geliyor: “Biz düzelteceğiz.”
Öteki gidiyor: “Zaten biz başlattık.”
Sonuç?
Aynı faiz tartışması, aynı borç, aynı yoksulluk, aynı sabır nutukları.
Bir şey değişiyor mu? Hayır.
Sadece sabredenin saçları beyazlıyor.
“Ben” diye diye memleket sağır oldu.
Fark ettiniz mi? Artık kimse “biz” demiyor. Herkes:
- Ben yaparım
- Ben kurtarırım
- Ben bilirim
- Ben yönetirim
Bu “ben”ler öyle çoğaldı ki, ülkede “biz” kalmadı.
Kafalar şişti, beyinler dondu.
Siyaset, bir noktadan sonra dinlenmeyen bir gürültüye dönüştü.
Ben Cumhuriyetin İlk Yıllarına Benzer Bir Elitizm İstiyorum
Evet, yanlış duymadınız. Elitizm diyorum ve bunun arkasındayım. Ama bu, yanlış anlaşılan elitizm değil. Ben; okumuş, görmüş, ahlaklı, devlet terbiyesi olan, kendini milletin üstünde değil önünde gören insanlar istiyorum. Popülizmle değil, akıl ve ciddiyetle yönetilen bir ülke. Her şeyi bilen değil, bildiğini bilen insanlar.
Halkın Gönlüne Oynayan Değil, Aklına Hitap Eden Siyaset
Cumhuriyetin ilk yıllarında bir inanç vardı: “Bu halk öğrenir.” Peki şimdi ne var? “Bu halka böyle gider.” Fark tam da burada. Bugünün siyaseti halkı yukarı taşımıyor, yerinde saydırıyor. Çünkü cahil kitle sorgulamaz. Sorgulanmayan iktidar ise bozulur.
Herkesin Konuştuğu, Kimsenin Dinlemediği Bir Ülke
Televizyonu aç:
Bağıran yorumcu, hakaret eden siyasetçi, alkışlayan parti kitlesi.
Ama kimse şunu sormuyor: “Bu ülke nereye gidiyor?”
Çünkü cevap zor, bağırmak ise kolay.
Son Söz (Biraz Can Yakacak)
Artık sağcıdan, solcudan, merkezciden, yeni yüzlerden ve eski kurtlardan aynı derecede şüphe duyuyorum.
Çünkü hepsi aynı şeyi söylüyor: “Ben daha iyi yönetirim.” Ama kimse “Bu ülke akılla yönetilmeli” demiyor.
Mucize, kurtarıcı ya da Mesih beklemiyorum. Sadece ciddi, akıllı, mütevazı ve liyakatli bir elitizm istiyorum. Çünkü popülizmle ilerleyen ülkeler er ya da geç duvara tosluyor ve biz o duvara fazlasıyla yaklaştık.



Yorum Gönder