no fucking license
Bookmark

BEN NEDEN YAZIYORUM SESSİZ KALMADIĞIMIN YAZILI BELGESİDİR YAZMAK


Yazmak benim için susmamak demek. Haksızlıklara karşı sessiz kalmadığımın belgesi, kimse okumasa da kendimle yaptığım bir vicdan sohbetidir. Haksızlık karşısında ne sustum ne de bağırdım… Yazdım. Bu yazı bir çığlık değil, bir tutanaktır.

Ben neden yazıyorum? Haksızlığa sessiz kalmadığımın gayri resmî tutanağı.  
Bu soru bana pek sorulmaz, çünkü çoğu zaman soranlar cevabı duymak istemez.  
Yine de yazıyorum; çünkü yazmak, bazen duyulmayacağını bile bile konuşmaktır.  

Yazıyorum, çünkü haksızlığa bakıp sigarasını tüttüren, çayını karıştıranlardan olamadım.  
Yolsuzluk önümüzden kamyon gibi geçerken “bize çarpmaz” diye kenara çekilenlerden olmadım.  
Sesim yetmedi, kalabalık arkamda durmadı ama kalemim hâlâ çalışıyor.  

Yazmak Bir Çığlık Değil, Tutulan Tutanaktır

Bağırmak kolaydır; kahvede herkes bağırır, televizyonda herkes her şeyi bilir. 
Ama yazmak… 
Yazmak, geride iz bırakmaktır. 
Yarın biri çıkıp “kimse bir şey dememişti” dediğinde, sayfayı açıp gösterebilmek için yazıyorum. “Bak, sen sustu sanmışsın ama susmadım; sadece bağırmadım.” Yazı, sesin zamana direnen hâlidir. 
Bağırırsın, uçar gider; yazarsın, kalır. İnadına kalır.

Yazmak: Sessizliğe Atılan İmza

Yazarken alkış beklemem, like peşinde koşmam, okunma grafiğine boyun eğmem. Yazmak, benim için altına imza atılmış bir duruştur.
Kimse okumasa da yazarım; çünkü bu, kendimle konuşma meselesidir.
Aynaya bakıp “Sen bu olanlara ne dedin?” diye sorulduğunda başımı öne eğmemek için yazarım.
Yazı der ki: “Ben buradaydım. Gördüm. Anladım. Ve susmadım.”

İçime Atacağıma Deftere Attım

Bizim oralarda derler ki: “İçine atma, hasta olursun.”  
Ben de içime atmadım.  
Deftere yazdım.  
Bloga döktüm.  
Satırlara serdim.  
Herkes susup yutarken,  
Ben kelimeleri kustum.  

Kimileri “aman tadımız kaçmasın” dedi,  
Ama ben tadı çoktan kaçmış bir ülkede sükûnet oyunu oynamadım.  

Yazmak Kimse Okumasa Da Kendilikle Diyalogdur

Bak, bu gerçekten önemli. Yazmak sadece bir vitrin değil, aynı zamanda bir aynadır. Bazen yazıyı bitiririm, sigaramı yakar çayımı koyar, geri dönüp okurum. 
O an kendime derim ki: 
Heh… En azından kendine yalan söylememişsin.” Çünkü insan en çok kendine yalan söylediğinde çürür, yazı ise o çürümeyi yavaşlatır.

Neden Yazıyorum Diye Sorana Son Cevap

Yazıyorum çünkü unutmak istemiyorum. 
Unutturmak isteyenlere fırsat vermiyorum. “Bilmiyordum” bahanesine ortak olmuyorum. Ve en önemlisi, kendime ihanet etmiyorum. 
Bugün biri okur, yarın okumaz; ama yazı kalır. 
Bir gün biri çıkar, bir satıra rastlar, “Demek yalnız değilmişim” derse, işte o zaman bu sessiz imza amacına ulaşmış olur.

Son Söz 

Bu ülkede herkes konuşur,  
Az kişi kayıt tutar.  
Belki çok konuşmadım,  
Ama yazdım.  

Çünkü yazmak,  
susmamanın en sakin, en inatçı, en kalıcı hâlidir. Ve ben... buradaydım.  

Bak evlat, yine geldin dumanı üstünde bir soruyla. "Ahmet Amca, bu yaştan sonra ne diye tırmalıyorsun bu klavyeyi?" diyorsun içinden, biliyorum. Bak güzel kardeşim, 68 sene dile kolay; ne haramzadeler gördük ne suskun diller. 

Ben yazıyorum çünkü dilim susarsa vicdanım kuduruyor. Bu dünya bir pazar yeri, biz de mal değil şahit olmaya geldik. Yazmak, bu kokuşmuşluğun ortasında "ben buradaydım ve bu rezilliğe eyvallah demedim" demenin en delikanlı yoludur.

Haksızlıklara, yolsuzluklara sessiz kalmadığımın belgesi olsun diye bu satırlar var. Kimse okumasa da, bu sayfalar benim kendi ruhumla ettiğim en dürüst pazarlıktır. Sessizliğe imza atıyorum ki, yarın bir gün "Neredeydin Ahmet?" dediklerinde, "İşte buradaydım, yazdım!" diyebileyim.

Konu Sokak Mantığı Benim Terazim
Haksızlığa Karşı Tavır "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın." O yılan bir gün gelir seni de sokar. Ben o yılanın adını yazıyorum ki, herkes bilsin.
Kalıcılık Derdi "Dünyayı sen mi kurtaracaksın, iki güne unutulur." Söz uçar, yazı haysiyetin belgesi kalır. Mezar taşımdan daha kalıcıdır bu satırlar.
Kendiyle Diyalog "Okunmayacaksa neden vakit kaybediyorsun?" Yazmak, insanın kendiyle yaptığı en dürüst pazarlıktır. Kendi sesini duymayanın kulağı sağırdır.

Sessizliğe Atılan İmzaya Dair Meraklar

1. Yazmak gerçekten haksızlığı bitirir mi Ahmet Amca?
Bitirmez evlat ama yapanın burnuna o kokuyu sokar. Hiç değilse "herkes susmadı" dedirtir. Meydanı boş bulanlara küçük bir hatırlatmadır.
2. Kimse okumazsa yazdığın boşuna gitmiş olmaz mı?
En büyük okuyucu vicdanındır. Eğer o "helal olsun" diyorsa, dünyanın geri kalanı kör olsa ne yazar?
3. "Ben buradaydım" demek neden önemli?
İstatistiki bir veri değil, bir insan olduğun için önemli. Hayat bir filmse, figüran değil başrol şahidi olmak için.
4. Yazarken neden hiciv ve kara mizah kullanıyorsun?
Bu dünyanın saçmalığına düz mantıkla cevap verilmez. Delirmemek için dalga geçmek, ağlamamak için gülmek zorundayız.
5. Sessizliğe imza atmak ne demek?
Gürültücülerin arasında hakikatin sessiz ama derin izini bırakmak demektir. Bağırıp çağırmadan, nokta atışıyla can yakmaktır.
"GÜNÜN ANA FİKRİ: Yazmak, hırsızın evine giren fener ışığı gibidir; malını kurtaramasan da yüzünü ifşa edersin!"

Ahmet ATAM'ın Dijital İzi:

[Google] [Bing] [Yandex]
Yorum Gönder

Yorum Gönder

Yorumlarda lütfen saygılı olun