no fucking license
Bookmark

TÜRKİYE DE YOLSUZLUK VE YOKSULLUK SORUMLU KİM POLİTİKACI MI SİSTEM Mİ YOKSA BİZ Mİ


Yolsuzluk ve Yoksulluk: Sorumlu Kim? Politikacı mı, Sistem mi, Yoksa Biz mi? Türkiye'de Yolsuzluk ve Yoksulluk: Kabahat Kimde? Politikacı mı, Sistem mi, Yoksa Hepimiz mi Salakız? 

Bir ülkede halk açsa, politikacı tok geziyorsa, orada bir terslik var. 
Ama halk buna hâlâ Reis diyorsa, işte asıl terslik orada!

Fakirlik Zor Zanaat, Ama Alıştık.


Elektrik zam, doğalgaz zam, domates biber zam, hayatın ta kendisi zam! 
Ama birileri hâlâ "Büyüyoruz" diye bağırıyor. 
Büyüyoruz da, kim büyüyor? 
Kuyruklar mı büyüyor, fakirlik mi büyüyor, yoksa saraylar mı?

Bu yolsuzluk bataklığının sorumlusu kim? 
Kifayetsiz politikacılar mı? 
Çürümüş sistem mi? 
Yoksa halk olarak biz mi suçluyuz?

 Kifayetsiz Politikacılar" - Yani: "Ehliyetsiz Şoförler


Düşünsene, bir otobüs var. İçinde milyonlarca insan. 
Şoför koltuğunda oturan adamın ehliyeti yok, trafik kuralı bilmiyor, aynaya bile bakmıyor. "Ben bilirim" diyor, "Ben yaptım oldu" diyor. 
Sonra otobüs takla atıyor. 
Kim suçlu? Tabii ki şoför! 

Türkiye'de durum aynen böyle. 
Karşımızda kifayetsiz bir ekip var. 
Nedir kifayetsiz? 
Beceriksiz, yeteneksiz, iş bilmez. 

  • Adamı bakan yapmışlar, ekonomi bilmiyor. 
  • Adamı vali yapmışlar, bölgeyi tanımıyor. 
  • Adamı milletvekili yapmışlar, kanun nedir bilmiyor. 

Ama bir biliyorlar: Sadakat! "Reis"e sadakat varsa, her şey olur. 
Adam torpille gelmiş, torpille gitmeye bakıyor. Torpilin alası bu!" 

Bu kifayetsizler yüzünden devlet kasası boşaldı mı? 
Boşaldı. 
Yandaşa peşkeş çekilen ihaleler bitti mi? 
Bitmedi. 
Kamu kaynakları talan edildi mi? 
Edildi. 
Peki bunlar suçlu mu? 
Tabii ki suçlu. 
Ama tek suçlu onlar mı? Devam edelim...

Sistem" - Yani: "Oyunu Kuranlar" 


Şimdi gelelim işin derinine. 
Diyelim ki şoför ehliyetsiz. 
Peki bu ehliyetsiz şoförü direksiyona kim oturttu? 
Onu denetleyen bir mekanizma var mı? 
Freni patlayan otobüste kim fren mühendisi?

İşte sistem denen şey bu. 
Türkiye'de sistem öyle kurulmuş ki, kifayetsizler hep tepede kalsın, zenginler hep zengin kalsın, fakirler de "şükretmeye" devam etsin. 

Yargı sistemi: 
Adamın mal varlığına bakıyorsun, memur maaşıyla 50 tane ev almış. "Nereden?" diye sorarsan, "Ticaret" der. Ticaret ne? 
Belli değil. 
Yargı sorarsan, "Delil yok" der.

Medya sistemi: 
Adam yolsuzluk yapıyor, televizyonlarda "Hayırsever iş adamı" diye övülüyor. 
Eleştiren kanal kapatılıyor, gazeteci içeri tıkılıyor. 

Siyaset sistemi: 
Muhalefet desen, sesini çıkarsa "Terörist" oluyor.
İktidar desen, "Milli irade" kılıfına sığınıp her istediğini yapıyor. 

Seçim sistemi: Adam %51 oy alıyor, %100 yetki alıyor. 
Sonra "Milli irade tecelli etti" diyor. 
Milli irade mi, yoksa "milli esaret" mi? 

Sokak ağzı: 
Sistem öyle kurulmuş ki, hırsız yakalanmasın diye polis bile gece vardiyasında uyuyor!" 
Peki bu sistem kimin eseri? 
Politikacıların. 
Ama bu sistemi ayakta tutan kim? İşte en can alıcı soru...

Halk" - Yani: "Biz" 


İşte en acı kısım. Aynaya bakma zamanı.
Biz halk olarak ne yapıyoruz? 
Adam yolsuzluk yapıyor, haberlerde görüyoruz. 
Ne yapıyoruz? "E devlet yapar" deyip geçiyoruz. 
Adamın çocuğu lüks içinde yüzüyor, biz "Vardır bir hayır" diyoruz. 
Seçim geliyor, aynı adama oy veriyoruz. 
Sonra yine şikayet ediyoruz. 

Sokak ağzı: "Adam hırsız, herkes biliyor. 
Ama seçimde yine ona basıyoruz. 
Sonra 'Niye çaldılar?' diye ağlıyoruz. 
Ne diyelim? Helal olsun bize!" 
Neden böyle? Çünkü:

  • Korku var: "Ya öbürü daha kötüyse?" diye diye en kötüye razı olduk. 
  • Alışkanlık var: "Baba" diye diye kanıksadık. Kim ne derse desin, "Adam bizden" diyoruz. 
  • Umutsuzluk var: "Ne değişecek sanki?" deyip sandığa gitmiyoruz. 
  • Bölünmüşlük var: Birbirimizi yiyoruz. Komşu komşuya düşman. "Onlar" ve "biz" diye ikiye ayrıldık. Oynanan oyunu görmüyoruz. 

Üçlü Kısır Döngü" - Yani: "Kısır Döngünün Zirvesi


Şimdi bu üçünü birleştirelim. 
Ortaya çıkan şey, kısır döngü:
Politikacılar yolsuzluk yapar, zengin olur. 
Sistem onlara ceza vermez, hatta korur. 
Halk buna rağmen onları tekrar seçer. 

Politikacı daha çok hırsızlık yapar, daha çok zengin olur. 
Sistem daha çok korur. 
Halk yine seçer. Bu böyle gider. 

Bu döngü kırılmadıkça, ne yolsuzluk biter ne yoksulluk
Peki nasıl kırılacak bu döngü? İşte asıl mesele.

Sokak ağzı: "Koyun koyun olduk, kırk yıl sonra bayram gelince kesileceğiz. Ama yine de 'Yaşasın çoban' diye bağırıyoruz!" 

Rakamlar Konuşuyor" - Yani: "Göz Göre Göre" 


Birkaç rakam verelim, canın sıkılsın:

  • Yoksulluk sınırı: 50 bin lira civarı. Asgari ücret: 17 bin lira. Hadi hesapla gerisini. 
  • İşsiz sayısı: Milyonlarla ifade ediliyor ama resmi rakamlar "iyimser". Genç işsizlik uçmuş durumda. 
  • Yolsuzluk endeksi: Türkiye her yıl biraz daha geriliyor. Dünyada 100. sıralara doğru gidiyoruz. Gelir adaletsizliği: En zengin %10, en fakir %10'dan 20 kat fazla kazanıyor. Avrupa'da bu oran 6-7 kat. 
  • Sarayın maliyeti: Yıllık bakımı milyonlarca dolar. Kaç tane okul, hastane yapılırdı o parayla? 

Sokak ağzı: "Rakamlar ortada, tablo belli. 
Ama görmeyen göze ne yapalım? 
Kör olmuşuz işte!"
 

Tarihten Ders Var mı?" - Yani: "Eskiler Ne Demiş?


Tarihe bir bakalım. 
İbn-i Haldun ne demiş: "Devletler, israf ve zulümle çöker." Mukaddime'de yazıyor. 
Yani bizim halimiz yeni değil, defalarca yaşanmış. 
Ama ders alan yok. 

Tarih tekerrür ediyor diyorlar ya, işte bu yüzden.
Akıllı olan ders alır, biz almayız, aynı hataları yaparız.

Atatürk ne demiş: 
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." Yani millet, sen egemensen, sahip çık egemenliğine. Yoksa birileri alır götürür senin egemenliğini. 

Sokak ağzı: 
Adam 'Millet iradesi' diyor ama millet ne istediğini söyleyemiyor. Ne irade?

Peki Ne Yapmalı?" - Yani: "Çıkış Yolu Var mı?" 


Şimdi gel gelelim en önemli soruya. 
Bu döngüden çıkış var mı? 
Var beyler bayanlar, var! 
Ama kolay değil. İşte reçete:

1. Uyanacağız! 👁️

Artık "Baba" masallarına kanmayacağız. 
Kim ne yapıyor, mal varlığı nereden gelmiş, çocukları ne iş yapıyor, hepsini sorgulayacağız. Sorgulamayan toplum, sömürülmeye mahkumdur.

2. Birlik olacağız! 🤝

Birbirimizi yemekten vazgeçeceğiz. 
Komşun A partili, sen B partili diye kavga etmek yerine, "Bu yolsuzluk neden önlenmiyor?" diye soracağız. 
Bölünürsek yutuluruz.

3. Sandığa sahip çıkacağız! 🗳️

Seçimlerde "En az kötü"ye değil, "Gerçekten iyi"ye oy vereceğiz. 
Aynı yüzlere aynı oyları vermek, delilikten başka bir şey değil. 
Aynı şeyi yapıp farklı sonuç beklemek, deliliktir. (Einstein)

4. Sivil toplumu güçlendireceğiz! 🏢

Sadece seçimlerde değil, her gün denetleyeceğiz. 
Mahallemizde, okulumuzda, iş yerimizde. 
Sessiz kalmak, suça ortak olmaktır.

5. Ekonomiyi öğreneceğiz! 📊

"Faiz sebep enflasyon sonuç" masallarına kanmayacağız. 
Ekonomi nedir, nasıl işler, paramız nereye gidiyor, öğreneceğiz. 
Cahil halkı yönetmek kolaydır.

En acı tarafı şu: 
Biz bu yazıyı okuyoruz, belki içinizde "Aynen kardeşim" diyorsunuz. 
Ama seçim gelince yine aynı partiye oy vereceksiniz. 
Belki korkudan, belki alışkanlıktan, belki "Öbürü daha kötü" diye. 
Ve döngü devam edecek.
Biz bu işin neresindeyiz? 
Alkışlayan seyirci mi, oyuncu muyuz, yoksa sahneye atılan domates mi?" 

İşin ironisi: 
Halk olarak şikayet ediyoruz ama değiştirmek için gerekeni yapmıyoruz. 
Politikacılar biliyor bunu. Onlar da "Nasıl olsa yine bize oy verecekler" rahatlığıyla devam ediyorlar.

Dünyadan Örnekler" - Yani: "Onlar Ne Yaptı?"  Bakalım dünyada benzer durumdaki ülkeler ne yapmış:


  • Güney Kore: 1960'larda bizden fakirdi. Ama eğitime yatırım yaptı, şeffaflığı getirdi, yolsuzluğu azalttı.  Şimdi nerede onlar, nerede biz? 
  • İspanya: Franco diktatörlüğünden sonra demokrasiye geçti, AB'ye girdi, kalkındı. 
  • Şili: Pinochet gitti, demokrasi geldi, ekonomik reformlar yapıldı. 
  • Endonezya: Suharto diktatörlüğü devrildi, yolsuzlukla mücadele kurumları kuruldu. 

Bunların hepsinde ortak nokta: 
Halk uyandı, sistem değişti, yolsuzluk azaldı. 
Yani imkansız değil, "Onlar yapmış, biz neden yapamayalım? Yoksa onlar mı daha akıllı?" 

Sorumlu Kim?" - Yani: "Kozmik Soru" 


Şimdi başa dönelim. 
Bu yolsuzluk ve yoksulluğun sorumlusu kim?

  • Kifayetsiz politikacılar mı? Evet, onlar da sorumlu. Çaldılar, talan ettiler, beceriksizlik yaptılar.
  • Sistem mi? Evet, sistem de sorumlu. Onlara izin verdi, hatta yardım etti.
  • Halk mı? Evet, halk da sorumlu. Sessiz kaldık, seyrettik, hatta bazen alkışladık.

Yani sorumlu hepimiziz. 
Ama farklı oranlarda. 
Politikacılar asli fail, sistem yardımcı fail, halk ise "göz yuman" fail. 
Hepimiz suçluyuz. 
Ama bazılarımız daha çok suçlu. 
Ceza alacaksak, adil olsun. 
Önce onlar girsin içeri, sonra biz 'Neden sustuk?' diye düşünürüz." 

Yaşasın Adalet, Yaşasın Millet!


Bitirirken şunu söyleyeyim: 
Bu ülke hepimizin. 
Bu vatan kolay kazanılmadı. 
Atalarımız Çanakkale'de, Kurtuluş Savaşı'nda can verdi bu topraklar için. 
Onlar "Bağımsız Türkiye" dedi, "Egemenlik milletin" dedi. 
Onların emanetine sahip çıkmak hepimizin görevi. 

Yolsuzlukla mücadele sadece savcıların işi değil. Yoksullukla mücadele sadece devletin işi değil. Hepimizin işi.

  • "Bir ülkede adalet yoksa, o ülkede huzur da olmaz, bereket de olmaz." 
  • "Yolsuzluk sadece para çalmak değildir. Yolsuzluk, halkın geleceğini çalmaktır." 
  • "Yoksulluk kader değildir. Yoksulluk, kötü yönetimin sonucudur." 
  • "En büyük güç, halkın uyanmasıdır. Uyuyan milletler, diktatörlerin rüyasıdır." 

SON SORGU: Sen Ne Düşünüyorsun?  Şimdi sıra sende. Yorumlara yaz bakalım:

  • Sence Türkiye'de yolsuzluğun sorumlusu kim? Politikacılar mı, sistem mi, halk mı? 
  • Bu döngüden çıkış mümkün mü? Nasıl? 
  • Sen ne yapıyorsun? Sessiz misin, kızgın mısın, yoksa umutsuz mu? 
  • Önümüzdeki seçimde ne yapacaksın? Aynı mı, farklı mı? 

Yorumlara yaz, tartışalım. Çünkü konuşmak iyileştirir, susmak çürütür, Haydi eyvallah! 

Sistem ve Sömürü Şiiri


Bir çark döner durur, hiç durmadan,
Emeğin teriyle, kanıyla beslenir.
Sermayenin dişlileri, acımadan,
İnsanları öğütür, umutları tüketir.

Sistem bir labirent, çıkış yolu kayıp,
Sömürü, ruhu yutan bir girdap,
Adalet bir hayal, sisler ardında kaybolur,
Eşitlik bir yalan, rüzgarla savrulur.

Bir terzi dikiş atıyor,
Bir işçi demiri eritiyor,
Bir çiftçi toprağa tohum ekiyor,
Ama ekmeği yiyen hep başkası.

Kasada rakamlar büyüyor,
Borsada grafikler yükseliyor,
Ama sofradaki ekmek,
Günden güne ufalıyor.

Alnından ter akmadan,
Banka hesapları doluyor birilerinin.
Birileri büyüyor, birileri küçülüyor,
Ama hayat hep aynı masalı anlatıyor:

Çalış, çalış ki başkaları zengin olsun!"
Ve biz, yorgun yüzlerle bakıyoruz geleceğe,
Hiç gelmeyecek o adil güne
Haykırıyoruz ama nafile
Kişiler değil sistem değişmeli diye.

"Evlat; hırsızın hiç mi suçu yok dersin ama kapıyı açık bırakan, anahtarı da hırsıza teslim eden sensin. Yolsuzluk tepeden başlar, yoksulluk ise senin sessizliğinden beslenir!" - Ahmet ATAM

Yolsuzluk mu Kader, Yoksulluk mu Tercih?

Bak kardeşim, kahve köşesinde "Memleket elden gidiyor, her yer yolsuzluk" diye nutuk çekmek kolay. Ama aynı adam, işi düşünce "Bir tanıdık bulsak da işimizi halletsek" diyorsa, orada duracaksın! Yolsuzluk dediğin şey sadece milyon dolarları bavula doldurmak değildir; hakkın olmayana talip olmaktır. Politikacı bu milletin içinden çıkıyor, Mars'tan gelmiyor ya?

Sistem bozuk diyorlar... Ulan sistemi işleten insan! Eğer biz, "Çalıyor ama çalışıyor" diyerek hırsızlığı meşrulaştırırsak, o yoksulluk gelir kapımıza dayanır, ekmeğimizi elimizden alır. Yoksulluk bu ülkede bir kader değil, bir yönetim biçimidir. Halkı yoksul bırakacaksın ki, bir torba kömüre, bir paket makarnaya muhtaç olsun, sesini çıkaramasın. Kim suçlu? Soyan mı, soyulurken "vardır bir hikmeti" diyen mi? Buyurun teraziye...

Konu Sokak Mantığı Benim Terazim
Yolsuzluğun Kaynağı "Politikacılar cebini dolduruyor." Hesap sormayan seçmen, ortağı sayılır. Denetim yoksa arsızlık kural olur.
Yoksulluk Sebebi "Dış güçler ekonomimizi vuruyor." Dış güç değil, iç israf bitiriyor bizi. Üretim yerine ranta yatırım yaparsan, tencere boş kalır.
Çözüm Yolu "Bir kurtarıcı gelse de bizi kurtarsa." Kurtarıcı bekleme, adaleti zorla. Liyakat gelmeden, torpil bitmeden yoksulluk bitmez.

Vicdan Azabı Soruları (SSS)

Yolsuzluk bitmeden yoksulluk biter mi?

Bitmez evlat! Havuzun altı delikse, yukarıdan ne kadar su dökersen dök o havuz dolmaz. Delik, haramzadelerin cebidir.

Halkın suçu ne, o mu çalıyor?

Çalanı alkışlamak, hırsızlığa rıza göstermektir. "Benim hırsızım iyidir" mantığı bu ülkenin en büyük kanseridir.

Sistem mi insanı bozar, insan mı sistemi?

Bozuk insan, sağlam sistemi bile kendine uydurur. Bizde sistem değil, ahlak yorulmuş, kenara çekilmiş ağlıyor.

Politikacılar neden hep zenginleşiyor?

Çünkü siyaset bizde hizmet değil, sınıf atlama aracı olmuş. Fakir girip zengin çıkılan tek meslek "vatan millet" edebiyatıdır.

Gerçekten adalet bir gün gelir mi?

Adalet gelmez, adalet getirilir. Sen sustukça, o sadece mahkeme duvarlarında bir yazı olarak kalır.

GÜNÜN ANA FİKRİ

"Yolsuzluğun olduğu yerde yoksulluk tesadüf değildir; biri diğerinin sebebidir. Sofrandaki ekmek azalıyorsa, birilerinin tabağına altın varak dökülüyordur!"


Ahmet ATAM-KENDİME YAZILARIM

Google Bing Yandex
Yorum Gönder

Yorum Gönder

Yorumlarda lütfen saygılı olun