no fucking license
Bookmark

AVRUPA BİRLİĞİ RÜYASI KAPIDA UNUTULMUŞLUK SENDROMU


Avrupa Birliği Kapısı mı, Sabır Taşı mı? Neredeyse yarım asırdır kapıdayız. Zil çalıyoruz. Tıklatıyoruz. Hatta arada camdan bakıyoruz. İçeriden tanıdık bir ses: “Az bekle, hemen açıyoruz.”

Az bekle…
Az dediğin kaç yıl kardeşim? 5 mi? 10 mu? 50 mi?

Benim ömrüm geçti o kapının önünde. Kapı açılmadı.
Açılacak gibi de durmuyor.
Bu artık misafirlik değil.
Bu, kapıda unutulmuşluk. 

🇪🇺 Avrupa Birliği Masalı Bitti mi?


Avrupa Birliği denilen o büyük aile masalı…
Hani demokrasi, hukuk, insan hakları diye süslenen vitrin…
Biz o vitrinin önünde yıllarca bekledik.
Evrak taşıdık. Reform yaptık. Paket açtık. Paket kapattık.

Ama içeri alınmadık.
Sorarım size:
Bu gerçekten kriter meselesi mi?
Yoksa mesele biz miyiz? 
Kapının önüne paspas yapıldık resmen.
Ne içerdeyiz ne dışarda. Askıda hayat.
 

🧳 Aday Ülke mi, Oyalama Dosyası mı?


Aday ülkeymişiz.
Aday dediğin seçime girer, sonuç alır.
Bizim adaylık, mahalledeki “bakacağız” muhabbetine döndü.
Her zirvede umut pompalandı.
Her raporda bir ama çıktı.

Şimdi soruyorum:
Gerçekten üyelik mi istediler bizden?
Yoksa kapıda bekleyen bir pazar mı?
Çünkü iş ticarete gelince kapı otomatik açılıyor.
İş tam üyeliğe gelince güvenlik kilidi devreye giriyor. 

🌅 Türkiye’nin Güneşi Doğuda mı Doğuyor?


Belki de mesele şu:
Biz yüzümüzü hep Batı’ya döndük ama sırtımızı Doğu’ya yasladık.
Şimdi rüzgar tersine esiyor.

Rusya, Asya, Orta Doğu…
Yeni dengeler, yeni ittifaklar.
Ben soruyorum:
Kapıda bekleyen misafir mi olacağız hâlâ?
Yoksa masayı kendimiz mi kuracağız? 

Güneş hep Batı’dan batacak diye bir kaide yok.
Belki de bizim güneşimiz Doğu’dan doğacak. 

🪞 Avrupa’nın Aynası mı, Türkiye’nin Gururu mu?


Avrupa bize hep ayna tuttu. “Şunu düzelt, bunu değiştir, burayı yenile.”
İyi de kardeşim…
Aynaya bakarken kendimizi mi kaybettik?

Sürekli onay bekleyen bir ülke psikolojisi oluştu. “Acaba yeterli miyiz?” sendromu.
Bir noktada insan şunu soruyor:
Biz gerçekten üye olmak mı istiyoruz, yoksa kabul edilmek mi?
Çünkü ikisi aynı şey değil.
 

⏳ Beklemekten Yorulmadık mı?


  • Ben yoruldum.
  • Bu ülke yoruldu.
  • 50 yıl dile kolay.
  • Kapıda bekleyen çocuk büyüdü, baba oldu.
  • Ama kapı hâlâ kapalı.
  • Artık mesele Avrupa değil.
  • Mesele bizim özgüvenimiz.
  • Bir ülke yarım asır boyunca “belki” ile oyalanır mı?
 

🔥 Avrupa Defteri Kapandı mı?


Belki de gerçek şu:
Avrupa Birliği defteri fiilen çoktan kapandı.
Sadece kimse yüksek sesle söylemiyor.

Çünkü içeride “Batı’dan kopuyor muyuz?” korkusu var.
Dışarıda ise “Türkiye zaten uzaklaşıyor” bahanesi.

İki taraf da birbirini suçluyor.
Ama nikâh bir türlü kıyılmıyor.
Bu artık bir aşk hikâyesi değil.
Bu, uzatmalı bir ayrılık. 

🧭 Son Soru: Kapıda mı Kalacağız, Yol mu Değiştireceğiz?


Benim kafamdaki soru net:
Kapıyı bir 50 yıl daha mı çalacağız?
Yoksa “eyvallah” deyip kendi rotamızı mı çizeceğiz?

Çünkü sokak diliyle konuşayım:
Seni istemeyenin kapısında fazla durursan, değer kaybedersin.
Devlet aklı sabırlı olur, eyvallah.
Ama milletin sabrı da sınırsız değil.

Belki de mesele Avrupa’ya girmek değil,
Türkiye’nin kendine gelmesi.
Güneş nereden doğarsa doğsun…
Yeter ki biz gölgede kalmayalım. 


Kapıda Kalan Rüya Şiiri:


Yarım asırdır,
Bir kapının tokmağına dokunmuş elimiz,
Açılmayan, bize paslanmış bir kapı…
Çivileri gümüş, anahtarı altın,
Ama bize hep kilit.

Avrupa dediler,
Bir bahar tarlasıydı gözümüzde,
Gökyüzü mavi,
Özgürlük kuşları göç yollarında,
Adalet bir çeşmeden su gibi akıyordu.
Biz o suya susamış çocuklardık.

Sonra yıllar geçti,
Çocuk büyüdü, elleri nasır tuttu,
Ama hâlâ kapının önünde,
Elinde boş bir testi.
Çünkü suyu içeride tuttular,
Çünkü baharın çiçekleri,
Bizim toprakta açmadı. 

Laiklik,
Bir zamanlar pencereden süzülen ışık gibiydi;
Demokrasi,
Bir masanın etrafında paylaşılan ekmek.
Şimdi karanlıkta kalan bir oda,
Ufalanmış bayat bir dilimden ibaret.

Doğuya bak dediler,
Güneş doğudan yükselirmiş,
Evet…
Ama kimi zaman
Yakıcı bir çöl ateşiyle gelir,
Serinletmez, kavurur.

Türkiye’nin rüyası,
Bir masal kitabının son sayfasında
Unutulmuş cümle gibi kaldı:
Bir gün Avrupa’da olacağız…

Artık biliyoruz:
Rüyaların kapısı yoktur,
Yalnızca uyanış varmış.
Ve güneş,
Önce insanın yüreğinden doğarmış.

Ben, Ahmet ATAM olarak diyorum ki; biz o kapının önünde beklemeye başladığımızda daha televizyon yoktu, şimdi millet Mars'ta koloni kuruyor, biz hala "Kopenhag Kriteri" diye sayıklıyoruz. 

Adamlar bizi içeri almamak için her sene yeni bir bahane uyduruyor, bizimkiler de "Hah, bu sefer tamam" diye bayramlıklarını giyip kapıda dikiliyor. Bu artık bir 'vizyon' değil, bildiğin kapıda unutulmuşluk sendromu!

"Ahmet ATAM'dan Hikmetli Sözler: Avrupa Birliği dediğin, seni düğüne çağırıp kapıdaki korumalara 'bu arkadaşı içeri almayın, bahçede takılsın' diyen bir akraba gibidir; ne gidebilirsin, ne girebilirsin!"

Selam beyler, hanımlar... Yarım asırdır kapıdayız diyorum, dile kolay! Saçlar ağardı, dişler döküldü, biz hala 'Vize serbestisi gelecek mi?' diye fal açıyoruz. Adamlar içeride şampanya patlatıyor, biz dışarıda 'belki camdan bir lokma atarlar' diye bekleyen gariban mahalleli gibi kaldık. 'Az bekle' diyorlar... 

Lan az dediğin 60 yıl olur mu? Bu saatten sonra kapı açılsa ne olur, açılmasa ne olur? İçerisi zaten yangın yeri, biz hala o yanan binaya girmek için takla atıyoruz. Bu artık misafirlik değil, resmen kapının önünde paspas olmak. Avrupa Masalı bitti kardeşim, sadece jeneriği izliyoruz ama film çoktan koptu!

Konu Sokak Mantığı Benim Terazim
Üyelik Süreci Kriterleri yerine getirince alacaklar abi. Sen ağzınla kuş tutsan, onlar 'bu kuşun neden ehliyeti yok' diye bahane üretir. Almazlar!
Vize Meselesi Biraz daha sabır, serbestlik yolda. Sabır taşı çatladı, un ufak oldu. Bizi ancak turist olarak, o da parayı dökünce isterler.
Avrupa Değerleri Medeniyet orada, biz de o yüzden istiyoruz. Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar. Kendi içlerinde bile birbirini yiyorlar, bizi mi düşünecekler?

Kapı Önü Muhabbetleri: Sıkça Sorulanlar

Neden bizi içeri almıyorlar?

Çünkü biz çok büyük bir lokmayız, boğazlarında kalırız. Ayrıca dertleri çözüm değil, bizi o kapıda 'yedek kulübesinde' tutup kendi çıkarlarına göre oynatmak.

AB masalı gerçekten bitti mi?

Masal biteli çok oldu da, bizim siyasetçiler hala uykuya dalmak için o masalı anlatmaya devam ediyor. Gerçek dünya başka yere akıyor, biz hala 1960 model rüyalardayız.

İçeri girsek her şey düzelir mi?

Bulgaristan'a bak, Yunanistan'a bak... Girmekle her şey güllük gülistanlık olmuyor. Sen evin içini düzeltmezsen, hangi apartmana girersen gir huzur bulamazsın.

AB'ye alternatif var mı?

Alternatif sensin kardeşim! Kendi üretimini yap, kendi hukukunu düzelt, kendi insanına değer ver; o zaman onlar senin kapına 'Bizi de aranıza alın' diye gelir.

Peki bu bekleyiş ne zaman biter?

Biz 'eyvallah' deyip arkamızı döndüğümüz gün biter. Kovalanan her zaman kaçar. Durup kendi yolumuza bakarsak o kapının bir hükmü kalmaz.

Günün Ana Fikri

Yarım asırdır açılmayan kapı, kapı değil duvardır. Duvarda gedik açmaya çalışacağına, kendi sarayını kur da gelip pencerenden seyretsinler!


Ahmet ATAM - KENDİME YAZILARIM'ı Takip Edin:

Google Bing Yandex
Yorum Gönder

Yorum Gönder

Yorumlarda lütfen saygılı olun