no fucking license
Bookmark

HAYATIN ACI ADALETİ GÜN GELİR HERŞEY TERSİNE DÖNER

İnsanlığın Sessiz Çöküşü

Gün Gelir Her Şey Tersine Döner: Hayatın Acı Mizahı

Dün adam yerine koymadıkların bugün adam kesiliyor. Hayat garip bir kahvehane be kardeşim… Dün eline çay verilmeyen adam bugün ahkâm kesiyor. Bir bakıyorsun; dürüst diye alay edilen aç geziyor, üç kâğıtçı ise kravat takıp “saygın iş insanı” olmuş.

Eskiden utanmak vardı…
Şimdi utanmayan kazanıyor.
Hırsız zengin oluyor…  
Metres “saygın eş”e dönüşüyor…  
Serseriye “abi” diye yol veriliyor…  
İnsan artık şaşırmıyor bile. Çünkü “dünyanın çivisi çıkmış” dedikleri tam olarak bu.  

Bin odalı saraylar yapılıyor ama içinde adalet barınmıyor.  
Koskoca binalar yükseliyor…  
Ama vicdan Silivri'nin bodrum katında hapis kalmış.  

Vaktiyle mahallede sözüne kulak asılmayanlar, şimdi ekranlarda “uzman” diye boy gösteriyor.  
Konuşamayan hatip,  
Şifa veremeyen tabip,  
İki cümleyi bir araya getiremeyen kâtip olmuş.  

Eskiden bilgi ve liyakat değerliydi. Şimdi ise sadakat geçerli. 
Eskiden insanlar karaktere değer verirdi. 
Şimdi ise “takipçi sayısı” karakterin yerini almış. 
Bir bakıyorsun; boş konuşan yandaş fenomenler, düşünmeden bağıran kanaat önderleri…

Toplum garip bir sarhoşluk içinde. 
Kimin alkışlandığını bilmeden alkışlıyorlar. 
Çünkü insanlar artık doğruları değil, işlerine gelen masalları seviyor.

Hayat satranç gibidir; bugün küçümsediğin biri, yarın seni mat edebilir. 
Fakir diye ezdiğin, sessiz diye yok saydığın, gariban diye hor gördüğün insan bir gün öyle bir konuma gelir ki, sen kapıda beklerken o içeride karar verir. 
Bu yüzden kimseyi küçümsememek gerekir. 
Çünkü hayatın en büyük şakası, insanın bazen kendi kurduğu tuzağa düşmesidir.

Gün Gelir Herkes Aradığı Şeye Muhtaç Olur


Bu hiç değişmez, aldatan sadakat arar, çalan adalet ister, can yakan bir gün şefkat dilenir. Hayatın terazisi geç işler ama sağlamdır. 
Bugün gücüne güvenen yarın hastane koridorunda dua eder, karanlık odalarda gün sayar, parasıyla övünen ise bir günlük huzuru bile satın alamaz. 
Çünkü hayatın insana attığı en büyük tokat şudur: “Sandığın kadar büyük değilsin.”
  

Bazen Hayat Gerçekten Çekilmez Oluyor


Bazen öyle anlar gelir ki, nefes almak bile insana yük gibi gelir. 
Hayaller dağılır, umutlar tükenir, insan kendi içine çekilir. 
Ama işin garibi, sen her şeyi kontrol etmeye çalışırken hayat kendi bildiğini yapar. 

Çoğu şey ise sen farkında olmadan çözülür. 
Hayat kimseye sonsuz makam vermez; 
Bugün alkışlanan yarın unutulur, 
Bugün ezen yarın ezilir. 
Bu yüzden insanın cebinden önce karakteri zengin olmalıdır. 
Çünkü dünya döner, ama vicdan dönüyorsa asıl felaket o zaman başlar.
 
Bu yazı; hayatın geçiciliğini, insanların değişkenliğini ve adaletin er ya da geç yerini bulacağını anlatan metaforik bir toplumsal eleştiridir. Bugün kendini dev aynasında görenlerin yarın küçücük bir yalnızlığa sığabildiği bu dünyada, insanın geriye bıraktığı en büyük miras mal değil; vicdandır.

Çünkü gün gelir…
Söz biter…
Ses kesilir…
Ve geriye sadece insanlık kalır… ya da sadece bir parçası kalır.

-----

Bir gün…
Gökyüzü, paslı bir çivi gibi düşer insanın alnına…
Ve herkes,
Kendi sustuğu yerden vurulur.

Bir gün…
Mermer masalarda oturan hırsızların
Ceplerinden adalet değil,
Yalnızlık taşar.
Altın kaplı aynalarda
Yüz değil;
Çürümüş alkışlar görünür.

Bir gün…
Sokak lambaları bile utanır geceyi aydınlatmaya…
Çünkü karanlık,
Artık gökten değil,
İnsanın içinden inmektedir şehirlere.
Taştan saraylar büyür…
Ama içinde
Anneler gibi sıcak bir merhamet oturmaz.
Kapılar ceviz ağacından yapılır da
Vicdan, kibrit çöpünden ince kalır.

Bir gün…
Dili olmayanlar nutuk çeker meydanlarda…
Kalbi kuruyanlar
Şefkat dağıtır televizyonlarda…
Ve kelimeler,
Sahibinden bile utanır.

Bir zaman gelir…
Kargalar bülbül diye satılır pazarlarda.
Halk,
Kendi cellâdına türkü söyler.
Çünkü dünya,
Çivisi çıkmış bir at arabası gibi
Uçurumdan iniyordur..

Ve yandaşlar,,, Ve yalakalar…
En çok da alkışlarken kaybeder aklını.
Bir gün…
Satranç tahtasında hor görülen o piyon
Çatlamış elleriyle yürür karanlığın üstüne…
Şâh dediğin ise
Korkudan titreyen bir cam bibloya döner.
Çünkü hayat,
Kimseye sonsuz taç taşıtmaz.

Bir gün…
Aldatanlar sadakat dilenir kapılarda…
Şefkati küçümseyenler
Bir bardak merhamete muhtaç kalır.
Zenginlik dediğin şey,
Mezarlığın kapısında bozuk para eder ancak.
Ve o beşli çete…
Cebini doldururken ruhunu rehin bıraktığını
Çok geç anlar.

O gün..…
Sate bahar yorulur.
Çiçekler bile konuşmayı bırakır.
Saatler küser duvarlara…
Takvimler intihar eder çekmecelerde.
O gün…
Gerçekler, çatısı akan bir ev gibi çöker kibir abidelerinin üstüne.

Ümit dediğin şey bazen
Sigarası sönmüş bir kahvehanedir gece vakti…
Sessiz…
Dumanlı…
Ve terk edilmiş…
Sonra…
Öyle bir an gelir ki…
Ne öfke kalır, ne kavga, ne de kazanma hırsı…
Şahlar bile sadece susar.
Çünkü öğrenmiştir artık:
Bu dünyada herkes,
Kendi kurduğu putun altında kalır.

Ve en sonunda…
Toprak konuşur.
İsimler silinir…
Sesler diner…
Saltanat çürür…
Geriye sadece iki şey kalır:
Üzerlerine süngülenen paslı kapılar,
Bir de geceleri uyutmayan kötülükleri.
Gerisi mi?
Rüzgârın, mezar taşlarıyla yaptığı kuru bir muhabbettir sadece…


Hayatın Kimseye Ayrıcalık Tanımayan Yüzü Vardır, Herkes Kendi Putunun Altında Kalır


"Ahmet ATAM'dan: Altın tahtlar yapanlar unutmasın ki; gün gelir o tahtın odunuyla sadece kendi hırslarının ateşi harlanır!"

Çivisi Çıkmış Dünyanın Ağıdı: Piyon Şah Olur, Şah Bir Gün Mat Olur!

Selam cemaat. Bugün kahvede masaya vurulan her taşın sesi bir başka çıkıyor sanki. Öyle bir devirdeyiz ki, sanki dünya tersine dönmeye yemin etmiş. Kimisi kendini dev aynasında görüyor, kimisi "bu saltanat bitmez" diye naralar atıyor. 

Bu hayata, ne şahlar gördüm sarayı başına yıkılan, ne piyonlar gördüm umulmadık anda vezir olan. Hayatın acı bir adaleti var beyler; sessizce bekler ama tam zamanında öyle bir tokat atar ki, neye uğradığını şaşırırsın!

Bugün "benim" diyenlerin, başkasının hakkını yiyip üzerine soğuk su içenlerin devri gibi görünebilir. Ama kazın ayağı öyle değil. Kendi putlarını dikenler, eninde sonunda o putun altında kalmaya mahkumdur. 

Adalet dedikleri terazi bugün bozuk olabilir, çivisi çıkmış olabilir bu dünyanın ama o çivi bir gün öyle bir çakılır ki, haksızın ensesinde boza pişirirler. Kara mizah değil bu, bildiğin hayatın gerçeği; bugün tepeden bakanların yarın boynu bükük gezmesi yakındır. Devran dönüyor cemaat, hem de fırıl fırıl!

Konu Sokak Mantığı Benim Terazim
Güç & Saltanat "Bize bir şey olmaz, arkamız sağlam." Arkan sağlam olsa ne yazar, altındaki zemin kaydıktan sonra? Hiçbir saltanat, haksızlığın üzerine ebediyen kurulamaz.
Ezilenlerin Durumu "Gelen vurdu, giden vurdu; piyon kaldık." Sabret evlat. Satranç tahtasında oyun bitince şahı da piyonu da aynı kutuya koyarlar ama bazı piyonlar kutuya girmeden tarih yazar.
İlahi Adalet "Hakkımı helal etmiyorum, öbür tarafta görüşürüz." Öbür tarafı bekleme, bu dünya öyle bir yerdir ki ettiğini bulmadan seni toprağın altına bile rahat sokmazlar.

Şimdi etrafınıza bir bakın; kimler kimlerin önünde eğiliyor, kimler haram lokmayı şifa niyetine yutuyor... Hepsi birer illüzyon. Çivisi çıkmış dünyanın ağıdı sessiz olur ama derinden gelir. Bir gün o kurdukları düzenin çarkları arasında kendi parmakları kaldığında anlayacaklar neyin ne olduğunu. 

O zaman ne para kurtaracak onları ne de yandaşın sahte duası. Herkes kendi putunun gölgesinde serinlediğini sanıyor ama o gölge aslında mezar karanlığıdır. Biz yine kahvemizi içip bekleyeceğiz, çünkü biz çok gördük o tahtların nasıl kül olduğunu!

Aklın Sınırlarını Zorlayanlar (SSS)

1. Piyonun şah olması mümkün mü?

Hayat o kadar garip bir oyun ki, sen kendini en küçük parça sanırken bir bakmışsın oyunun kaderini değiştiren sen olmuşsun. Yeter ki onurunu satma.

2. Şahlar neden hep mat olur?

Kibri dağları aşan, kendi sesinden başkasını duymayan her 'şah' aslında çoktan mat olmuştur; sadece ilanı gecikiyordur.

3. Putun altında kalmak ne demek?

Neye taparsan ondan darbe yersin. Paraya taparsan yoksullukla, güce taparsan ihanetle sınanırsın. Putun yıkılırsa sen de altında ezilirsin.

4. Dünyanın çivisi gerçekten çıktı mı?

Çıktı evlat, hem de öyle bir çıktı ki, liyakat yerlerde, ahlak ise sadece sözlüklerde kaldı. Ama o çiviyi geri çakacak olan yine halkın öfkesi ve vicdanıdır.

5. Bu devran böyle mi gidecek?

Gitmeyecek. Tarih, "gitmez" denilenlerin nasıl gittiğinin mezarlığıdır. Bir sabah uyanırız ve o koca devin yıkıldığını görürüz.

Günün Ana Fikri

"Bugün gururla diktiğin o put, yarın sırtına düşecek taştır. Kimin haklı olduğu oyun bittiğinde değil, hayat tokatı attığında belli olur!"

DİJİTAL AYAK İZİ

Ahmet ATAM

KENDİME YAZILARIM

🔍 BENİ GOOGLE'DA BUL

© 2026 | "Kalemi dürüst olanın, izi derin olur."

Yorum Gönder

Yorum Gönder

Yorumlarda lütfen saygılı olun