no fucking license
Bookmark

ERDOĞAN İÇİN ZOR DENKLEM İBRAHİM ANLAŞMALARI KIRK KATIR MI KIRK SATIR MI

 İBRAHİM ANLAŞMALARI 

İbrahim Anlaşmaları Nedir? Erdoğan ABD Baskısıyla Bu Anlaşmayı İmzalar mı?

Trump Neden Türkiye'yi İbrahim Anlaşmalarına Çağırıyor? Erdoğan Ne Yapacak?

İbrahim Anlaşmaları nedir? Türkiye bu sürece katılırsa ne olur? Erdoğan için ekonomik çıkış kapısı mı, siyasi risk mi?
Bazen insan iki kapının arasında kalır.
Bir kapının arkasında açlık vardır,ötekinin arkasında vicdan muhasebesi.
Bir kapıda para bekler, öteki kapıda geçmişte söylenmiş sözler.

Siyaset denen cambaz ipi bazen öyle gerilir ki, düşersen aşağıda taş, yürürsen yukarıda fırtına vardır.

Bugün Türkiye'nin önüne konulan İbrahim Anlaşmaları meselesi bana biraz bunu hatırlatıyor.
Amerika yeniden masayı kuruyor.

Masanın bir ucunda İsrail, bir ucunda Körfez ülkeleri, ortasında ise İran dosyası duruyor.
Masanın etrafında adı geçen ülkelerden biri de Türkiye.
ABD Başkanı Donald Trump, Mayıs 2026'da yaptığı açıklamada Türkiye'nin de aralarında bulunduğu bazı ülkelerin İbrahim Anlaşmaları sürecine katılması gerektiğini söyledi.

Peki nedir bu İbrahim Anlaşmaları?
Türkiye neden konuşuluyor?
Ve asıl soru:
Erdoğan'ın önüne gerçekten kırk katır mı konuldu, yoksa kırk satır mı?

İbrahim Anlaşmaları, ABD arabuluculuğunda 2020 yılında başlatılan ve İsrail ile bazı Arap ülkeleri arasında diplomatik normalleşmeyi amaçlayan anlaşmalar bütünüdür.
Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn ile başlayan süreç daha sonra Fas ve Sudan'ın katılımıyla genişledi.
Anlaşmalar; ticaret, yatırım, turizm, enerji ve güvenlik iş birliklerini kapsıyor.

Adını ise Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam'ın ortak atası kabul edilen Hz. İbrahim'den alıyor.
Çünkü Ortadoğu yeniden şekilleniyor.


Bütün taşlar yeniden karılıyor.
Trump'ın son açıklamalarında Türkiye'nin adını açıkça sayması tesadüf değil.
Kahvehanede oturan vatandaşın cevabı nettir:
Asla imzalamaz.

Ama siyaset kahvehane mantığıyla çalışmaz.
Devletler bazen dün söylediklerini bugün yutarlar.
Dün kırmızı çizgi dediklerine yarın devlet menfaati diyebilirler.

Bu yüzden kimsenin kesin konuşmaması gerekir.
Benim gördüğüm kadarıyla mesele İsrail sevgisi ya da İsrail düşmanlığı değil.
Mesele güç dengesi.

Büyük devletler satranç oynuyor.
Biz ise çoğu zaman taşların neden hareket ettiğini anlamaya çalışıyoruz.
Yetmiş yaşına yaklaşmış bir adam olarak şunu öğrendim:

  • Siyasette ebedi dost yoktur.
  • Ebedi düşman da yoktur.
  • Sadece ebedi çıkarlar vardır.

Bugün meydanlarda edilen yeminler,
yarın bir diplomasi masasının çekmecesinde unutulabilir.
Bu yüzden ben "imzalar" ya da "imzalamaz" demiyorum.

Ama ekonomik sıkışma büyüdükçe, imkânsız görünen ihtimallerin masaya gelme ihtimalinin arttığını görüyorum.
Siyasette en pahalı cümle, "dün asla olmaz" denilen şeyin, yarın devlet menfaati diye savunulmasıdır.

Bugün güçten yana duranlar çoktur.
Ama tarih, gücün yanında duranları değil, haklı olanı hatırlar.
Sözün özü siyasek zehir bala sararak halka yutturma sanatıdır, ve bizim siyasetçilerimiz bu konuda çok mahirdir.

SİYASETÇİNİN KRAVATLI DANSI ŞİİRİ

Seçim gelir, mahallede bayram havası, 
Eğilir önünde o kibir deryası. 
Dün yüzüne bakmayan o beyefendi, 
Bugün der ki: "İşçim emeklim, başımın tacı!"

Adalet der kürsüde, sesi çok gürdür, 
Arkada dönen dolap boy boy mühürdür. 
Millet açken ejder meyveli smoothie yutar, 
Sorsan, davası hep mazluma ömürdür.

Vaatler havada uçuşur, salkım saçak, 
Bu fakirlik, der, bizimle son bulacak.
Hele bir koltuğa popoyu yerleştirsin, 
Gözü ne esnafı görür ne de aç kalacak!

Düşman dediğiyle arkada kadeh kaldırır, 
Kürsüye çıkınca milleti birbirine saldırtır. 
Barış der, İbrahim der, peygamber adı anar, 
Gözü arkadaki petrol payında, eşek gibi anırır..

Solcusu sağcısı, o masada hep birdir, 
Biz aşağıda dövüşürüz, onlarda keyif iyidir. 
Ahmet abi der ki: Kanma bu sahte söze, 
Siyaset dedikleri maskalei bir sirtkir.

Ahmet ATAM
Yorum Gönder

Yorum Gönder

Yorumlarda lütfen saygılı olun