no fucking license
Bookmark

FABRİKALAR SATILDI, TOPRAK SATILDI, OLDUK MARABA

1980 öncesinde devletin gelir kaynağı olan KİT'lerin, fabrikaların ve stratejik kuruluşların özelleştirilerek satılmasını anlatan görsel. Türkiye'de ekonomik bağımsızlık, yabancı ortaklı şirketler, üretim kaybı ve kendi toprağında maraba olma tehlikesi üzerine Ahmet ATAM'ın düşündürücü değerlendirmesi.

1980 öncesi devletin can damarı olan KİT'ler, bugün haraç mezat satılarak gelir kalemlerimiz yok edildi. Türkiye'deki şirketlerin çoğu ya yabancı ortaklı ya da ismi Türkçe olan yabancı şirketler oldu. Ekonomiye katkıları sadece bir asgari ücret, kazançlarını ise kendi ülkelerinin refahı için götürüyorlar. Bu gidişin sonu kendi toprağında maraba olmaktır.

Ben 50 yıllık ticaret hayatımda şunu gördüm kardeşim, dükkanın anahtarını başkasına verirsen, bir daha o dükkana müşteri olarak bile zor girersin.

KİT DEDİĞİN NEYDİ? DEVLETİN KUMBARASIYDI


Eskiden Sümerbank vardı, SEKA vardı, Et-Balık Kurumu vardı. 
Ay başında memurun maaşı oradan çıkardı, köylünün gübresi, işçinin bezi oradan gelirdi. Zarar ediyor diyorlardı. 
Yahu bakkaldaki veresiye defteri de zarar yazar ama o defter mahalleyi ayakta tutar. devlet kâr için değil, millet ayakta kalsın diye fabrika çalıştırır.

Onları haraç mezat sattık. 
Alan adam makinayı hurdaya verdi, arsasına rezidans dikti. 
Biz de alkışladık, "devlet küçülüyor" diye.

BUGÜN NE OLDU? İSMİ BİZDEN, CÜZDANI ELDEN


Çarşıya çık bir bak. 
Tabelalar Türkçe ama para yabancı. 
  • Marketin sahibi Fransız, 
  • Deterjanın sahibi Alman, 
  • Çimentonun sahibi bilmem kim. 
Türk ekonomisine faydası ne? Bir asgari ücret, bir de SGK primi. Geri kalan kâr, tıpış tıpış kendi memleketine gidiyor, oradaki emeklinin refahı oluyor.

Biz neyi sattık biliyor musun?
Fabrikalarımızı sattık, evlerimizi yabancıya sattık, yetmedi tarladaki tütünümüzü, fındığımızı bile marka yapamadan sattık.

Kendi tarlasında ırgat olan adamın, ekmeği de acı olur, uykusu da bölük pörçük olur.
Benim babam derdi ki: "Oğlum, borcunu ödeyemiyorsan önce itibarını satarsın, sonra da kendini."

ESNAFIN TERAZİSİYLE BAKALIM

💡 ESNAFIN TERAZİ TAŞI: Bir dükkanın kasası her gün doluyor ama akşam o kasayı alıp başka mahalleye götüren biri varsa, o mahalle zenginleşir, senin mahallen değil. Çözüm: Kazancı içeride tutan sistem, yerli marka ve üretim şart. Yoksa tabela senin, para elin olur.

⚠️ KAZIN AYAĞI: "Yabancı yatırım istihdam yaratıyor" lafı, işin cilasıdır. 
Asıl kazın ayağı şudur: 
Yabancı yatırım, kârı götürürken vergi avantajını da götürür, yerli sanayiciyi de rekabette boğar. 
Bizde patron çok, ama üreten patron az kaldı.

Mevlana der ki, "Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım." Biz ise dünümüzü sattık, bugün başkasının lafını söylüyoruz. Konfüçyüs'ün dediği gibi, balık vermek yerine balık tutmayı öğretecektik, biz gölü de sattık.

HİKMETLİ KAPANIŞ

Nasreddin Hoca'ya sormuşlar, "Hocam eşeği kaybettik." Hoca demiş, "Üzülmeyin, semerini satmamıştım ya, o bize yeter." Bizim hikaye de o. Fabrikayı sattık, semeri de verdik, şimdi eşeği arıyoruz. 
Tezgahın arkasında anladım ki, mülkünü kaybeden adam, huyunu da kaybeder. Toprak bizimse, ter de bizim olmalı, kâr da bizim olmalı.

Bu gidişin sonu, evladının kendi köyünde bekçilik yapmasıdır. Oysa biz, kendi tarlasının ağası olmak için okuduk, çalıştık.

SSS - SIKÇA SORULANLAR

1. KİT'ler gerçekten zarar mı ediyordu?

Net cevap: Kağıt üstünde zarar yazıyordu ama sosyal faydası kârından büyüktü. Bugün o zararın on katını işsizlik maaşı ve ithalat olarak ödüyoruz.

2. Yabancı şirketler neden kötü olsun?

Kötü olduklarından değil, sistemin kötülüğünden. Kazancını burada yatırıma değil, kendi ülkesine transfer eden model kötü. Gelen misafir baş tacı ama ev sahibi olmak isterse, iş değişir.

3. Evleri, fabrikaları yabancıya satmak neden sorun?

Ben 50 yıllık esnaflıkta gördüm, kiracı evine çivi bile çakmaz. Toprağı yabancıya satarsan, yarın o toprağa ne ekeceğine sen değil, o karar verir.

4. Çözüm ne, tekrar devlet mi fabrika kursun?

Devlet her şeyi yapmasın ama stratejik yerlerde kooperatif ve yerli özel sektörle omuz omuza dursun. Çarşıda tek dükkan olmaz, çeşit olacak ama kantar bizim elde olacak.

5. Kendi toprağında maraba olmak ne demek?

Kendi ülkende asgari ücretle, başkasının markası için çalışıp, ürettiğin malı bile borçla almak demektir. Eskiden ustaydık, şimdi tezgahtar olduk.

----

Yüzün soluk, elin nasırlı, 
Gözlerin o eski tahtı arar, 
Oysa ne güzeldi eskiden, 
Ne de ferahtı o fidanlıklar.

Şimdi kiracısın kendi evinde, 
Hem de kapıda kul, 
Gönül mülkünü yağmalattın, 
Kalmadı elde ne para ne pul.
.
Kendi mülkünün ağası iken, 
Kapı kulu oldun nefse, 
Uyan artık bu gaflet uykusundan, 
Gel, kulak ver bu sese!

Tapuyu el aleme verdin de, 
Kaldın bir yudum suya muhtaç, 
Kahve köşesinde demlen şimdi 
Gitti ömrün kaldın yoksul ve aç.

"Hû" nefesiyle sürüldü bu tarlanın teni,
Her başak bir secde, her toprak Hakk'ın emri.
Ne kadar altın yığsan, hepsi toz ile yeksan,
Kendi evinde kiracı olur mu insanı
 
Meftun ettiler seni bir avuç hevese, 
Sattın tarlayı, bağı, bahçeyi besmeleyle. 
Şimdi elin tezgahında işçisin, 
Koca ömür bitti oldu bizzat heba, 
Malını satan, mülkünde olur maraba.
DİJİTAL AYAK İZİ
Ahmet ATAM

KENDİME YAZILARIM

🔍 BENİ GOOGLE'DA BUL

© 2026 | "Mülkünü kaybeden, GELECEĞİNİ DE kaybeder"

Yorum Gönder

Yorum Gönder

Yorumlarda lütfen saygılı olun