Ekonomik krizin müsebbibi kim
Türkiye'de Ekonomik Krizi Kim Çıkardı, Paralar Kimin Cebinden Çıkıyor?
Soruyu en baştan, mızmızlanmadan ve süslemeden soralım: Bu ekonomik krizin müsebbibi kim fatura kime kesiliyor?
Bu ülkede ekonomik krizin faturası yine halka kesildi. Hem de öyle sıradan bir fatura değil; içinde KDV var, ÖTV var, faiz var, bir tek utanma duygusu yok.
Emekli, “Otuz yıl çalıştım, şimdi pazarda fiyat sorup uzaklaşıyorum” diyor. Genç ise, “Bu ülkede hayal kurmak lüks, bavul almak daha mantıklı” diye ekliyor.
Son Söz
Bu ülkede kriz varsa emin olun ki fatura asla krizi çıkarana kesilmez, Her zaman aynı adrese gider: Halk.
En acı tarafı mı? Artık en düzenli ödenen şey vergiler değil; sessizce yutulan haksızlıklar.
Ama tarih şunu da yazar: Halk her şeye katlanır… Ta ki katlanacak yer kalmayana kadar.
O gün geldiğinde kimse “Biz bilmiyorduk” demesin. Çünkü bu memlekette kriz gizli yaşanmadı; göz göre göre, bağıra bağıra yaşandı.
Yıllardır bu memlekette aynı oyunu izliyorum. Perde açılıyor, dekor değişiyor, koltuklar pahalanıyor ama sahnede anlatılan hikâye hep aynı.
Kriz patlayınca mikrofonu kapan çıkıp “Hepimiz fedakârlık yapacağız” diyor.
Hepimiz kim?
Belli değil.
Ama biliyoruz ki o hepimiz hiçbir zaman yukarıdakileri kapsamıyor.
Bakın, lafı uzatmaya gerek yok. Bu kriz; pazarda filesi küçülenin, markette etiketi görünce tansiyonu fırlayanın, ay sonunu değil haftayı zor getirenin krizi değil. Bu kriz; ekonomiyi inatla direksiyona kilitleyip duvara çarpanların, “Faiz sebep” diyerek milleti sonuçla boğanların, saraydan sabır dersi verenlerin eseridir.
Peki bedeli kim ödüyor? Emekli ödüyor. İşçi ödüyor. Esnaf ödüyor. Genç ödüyor. Yani suçu işleyen başkası, cezayı çeken her zamanki gibi halk.
Sabır, Şükür ve Diğer Masallar
Ekonomi çökünce raftan hep aynı şeyler iniyor: Sabır masalı, şükür vaazı.
“Sabredin, düzelecek.” Düzeldi belki, ama bizim belimiz doğrulmadan.
“Şükredin, beterin beteri var.” Var elbet, ama o beter hayat nedense hep aşağıdakilere layık görülüyor.
Millete “kemer sık” deniyor, ama kemer çoktan kopmuş; delik kalmamış, sıkacak yer yok.
Bir yanda israfın kitabı yazılırken, öte yanda tencere boş, ocak soğuk. Buna sadece ekonomik kriz demek hafif kalır; bu, utanmazlığın makro planıdır.
Emeklinin Küfrü, Gencin Bavulu
Emekli, “Otuz yıl çalıştım, şimdi pazarda fiyat sorup uzaklaşıyorum” diyor. Genç ise, “Bu ülkede hayal kurmak lüks, bavul almak daha mantıklı” diye ekliyor.
Ama ekranlarda hâlâ masallar anlatılıyor, grafikler uçuyor. Uçuyor da peki halk neden yere bakıyor biliyor musunuz? Çünkü başını kaldırsa gerçeklerle yüzleşecek.
Bu Faturayı Kim Ödemiyor?
Mesele tam da bu. Bu faturayı; ihalelerle zenginleşenler ödemiyor, vergi affıyla kurtulanlar ödemiyor, döviz garantili ballı kazanç sahipleri ödemiyor. Onlar kriz döneminde bile büyüyor, biz ise her ay biraz daha küçülüyoruz. Sofra daralıyor, umut azalıyor, gelecek zaten porsiyonluk hale geliyor.
Son Söz
Bu ülkede kriz varsa emin olun ki fatura asla krizi çıkarana kesilmez, Her zaman aynı adrese gider: Halk.
En acı tarafı mı? Artık en düzenli ödenen şey vergiler değil; sessizce yutulan haksızlıklar.
Ama tarih şunu da yazar: Halk her şeye katlanır… Ta ki katlanacak yer kalmayana kadar.
O gün geldiğinde kimse “Biz bilmiyorduk” demesin. Çünkü bu memlekette kriz gizli yaşanmadı; göz göre göre, bağıra bağıra yaşandı.



Yorum Gönder