![]() |
| Nazım hikmet düşman şiiri |
Nâzım Hikmet'in hayatı
Türk Şiirinin Öncüsü, Nâzım Hikmet Ve Düşman Şiiri:
Nâzım Hikmet, 20. yüzyılın en önemli Türk şairlerinden biridir. Şiirleri elliden fazla dile çevrilmiş, birçok ödül kazanmış ve uluslararası üne ulaşmıştır. Türkiye’de serbest nazmın ilk uygulayıcısı ve çağdaş Türk şiirinin öncüsü olarak kabul edilir. Komünist düşünceleri ve siyasi faaliyetleri yüzünden defalarca tutuklanmış, sürgüne gönderilmiş ve vatandaşlıktan çıkarılmıştır. Hayatının büyük kısmını hapiste ya da yurtdışında geçiren şair, 3 Haziran 1963’te Moskova’da kalp krizi sonucu hayatını kaybetmiştir.Nâzım Hikmet, 15 Ocak 1902’de Selanik’te dünyaya geldi. Babası Hikmet Nâzım Bey, Osmanlı bürokrasisinde çeşitli görevlerde bulunmuş bir devlet adamıydı. Annesi Ayşe Celile Hanım ise Polonyalı bir ailenin kızıydı. Çocukluğunu İstanbul, Halep ve Kahire gibi farklı şehirlerde geçiren Nâzım Hikmet, ilk şiirlerini 14 yaşında yazmaya başladı. Galatasaray Lisesi’nde okurken tanıştığı Yahya Kemal Beyatlı’nın etkisiyle şiire ilgi duymaya başladı.
1918’de İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’ne kaydoldu, ancak bir yıl sonra askere alındı. Askerlik görevini bitirdikten sonra Ankara’ya giderek Millî Mücadele’ye katıldı. Bu süreçte Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Refik Halit Karay gibi yazarlarla dostluk kurdu. Millî Eğitim Bakanlığı tarafından Sovyetler Birliği’ne gönderilerek Moskova Doğu Üniversitesi’nde sosyal bilimler eğitimi aldı.
1924’te Türkiye’ye döndüğünde şiir anlayışını değiştirdi ve hece ölçüsü yerine serbest nazım kullanmaya başladı. Şiirlerinde toplumsal sorunlara, işçilerin, köylülerin ve emekçilerin yaşamına değindi. 1925’te ilk şiir kitabı *Dağların Havası* yayımlandı ve aynı yıl Piraye Hanım ile evlendi.
1928’de Türkiye Komünist Partisi’ne (TKP) katıldı ve komünist propaganda yaptığı gerekçesiyle tutuklandı. Bir yıl sonra serbest kalınca, Jokond adlı şiir kitabını yayımladı. Bu kitapta, Leonardo da Vinci’nin ünlü Mona Lisa tablosunu konu alan uzun bir şiire yer verdi.
1930’larda Varan Sesini Kaybeden Şehir, Benerci Kendini Niçin Öldürdü? ve Gece Gelen Telgraf gibi şiir kitaplarının yanı sıra Kafatası, Bir Ölü Evi ve Unutulan Adam gibi tiyatro eserleri kaleme aldı. Ayrıca Cici Berber ve Düğün Gecesi gibi filmlerin hem yönetmenliğini hem de senaristliğini üstlendi.
1933’te TKP davasından yeniden tutuklanarak 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ancak 1935’te çıkarılan afla serbest bırakıldı. Bu dönemde Taranta Babu’ya Mektuplar, Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı ve Portreler gibi eserlerini yayımladı. 1938’de tekrar tutuklandı ve 28 yıl 4 ay hapse mahkûm edildi. Hapisteyken şiir yazmayı sürdürdü; Kuvayi Milliye, Memleketimden İnsan Manzaraları ve Yatar Bursa Kalesinde gibi kitaplarını bu dönemde kaleme aldı.
1950’de Demokrat Parti iktidara gelince çıkarılan genel af sayesinde serbest kaldı. Ancak ertesi yıl yeniden tutuklanma tehlikesiyle karşı karşıya kalınca yurt dışına kaçtı. Romanya, Polonya, Çekoslovakya, Macaristan, Çin ve Sovyetler Birliği’nde yaşadı. Bu dönemde Yeni Şiirler, Son Şiirleri, Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim ve Kan Konuşmaz gibi eserlerini yayımladı. 1951’de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarılarak Polonya vatandaşlığına geçti.
1963’te Moskova’da geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Mezarı Novodeviçi Mezarlığı’nda bulunuyor. 2009’da ise Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına yeniden kabul edildi.
Nâzım Hikmet, Türk şiirinde devrim yaratan bir şairdir. Şiirlerinde serbest nazım kullanmış, toplumsal gerçekçilik akımını benimsemiş ve lirik ile epik unsurları ustaca harmanlamıştır. Eserlerinde sevgiyi, özgürlüğü, barışı, doğayı, insanlığı ve vatan sevgisini işlemiş; sade, akıcı ve etkileyici bir dil kullanmıştır.
Nâzım Hikmet’in en bilinen şiirleri arasında şunlar yer alır: Kuvayi Milliye Destanı, Kurtuluş Savaşı’nın farklı kesitlerini anlatan uzun bir şiirdir.
Memleketimden İnsan Manzaraları, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden insanların yaşamlarını, sorunlarını ve umutlarını aktarır.
Yaşamak Bir Ağaç Gibi Tek ve Hür, şairin yaşama sevincini ve özgürlük tutkusunu dile getirdiği bir eserdir.
Otuz Beş Yaş, şairin bu yaşa girdiği gün kaleme aldığı, yaşadıklarını, pişmanlıklarını ve gelecek beklentilerini anlattığı bir şiirdir.
Kız Çocuğu, savaşın acımasızlığı karşısında bir kız çocuğunun korku ve çaresizliğini işler. Davet ise şairin komünist ideolojisini ve devrimci ruhunu yansıtarak halkı özgürlük mücadelesine çağırır.
Nazım hikmet düşman şiiri
Düşman.
Onlar ümidin düşmanıdır sevgilim
Akar suyun
Meyve çağında ağacın
Serip gelişen hayatın düşmanı.
Onlar ümidin düşmanıdır sevgilim
Akar suyun
Meyve çağında ağacın
Serip gelişen hayatın düşmanı.
Çünkü ölüm vurdu damgasını alınlarına.
Çürüyen diş, dökülen et-
Bir daha geri dönmemek üzere yıkılıp gidecekler
Ve elbette ki, sevgilim, elbet
Dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya
Dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle işçi tulumuyla
Bu güzelim memlekette hürriyet.
Bursa da havlucu Recebe
Karabük fabrikasında tesviyeci Hasan'a düşman
Fakir köylü Hatçe kadına
Irgat Süleyman'a düşman
Sana düşman, bana düşman
Düşünen insana düşman
Vatan ki bu insanların evidir
Sevgilim, onlar vatana düşman.
NAZIM



Yorum Gönder