Vitrinde Dantel, Mutfakta Yangın: Gündüz Kuşağı ve Gece Silah Sesleri
Hani şu meşhur “Türk Aile Yapısı” var ya; porselen tabak gibi özenle sakladığımız, üstüne danteller serdiğimiz... İşte o tabağı hafta içi gündüz kuşağı kadın programlarıyla yere fırlatıyoruz, akşam 8’de de mafya dizileriyle de üzerine basıp paramparça ediyoruz.
Sabah Mesaisi: Rezaletin "Altın Günü"
Sabah televizyonu açıyorsun, maşallah! Stüdyo adeta çiçek bahçesi, ışıklar pırıl pırıl ama ortada dönen muhabbet tam bir foseptik çukuru.
Kimin eli kimin cebinde belli değil; baldız enişteyle kaçmış, amca yeğenin tarlasına el koymuş, DNA testleri havada uçuşuyor. Bizim “teyze” modeli de el işiyle oturmuş, ekrandaki bu devasa https://sesliyorum.blogspot.com/2025/12/sinsi-insanlarin-aile-ve-toplu-zehirli-etkileri.html çöküşünü çekirdek çitleyerek izliyor.
Sanki Roma Kolezyumu’ndayız; aslanlar ahlakı parçalıyor, bizimkiler “Vah vah, tüh tüh” diyerek çekirdek kabuğu fırlatıyor. O izlediğin, senin komşun, akraban, toplumun! Kendi evindeki yangını söndürmek yerine, komşunun evinde yanan ateşte sosis kızartmaya başladık. Toplumsal çürüme dediğin, o stüdyolardaki yapay çiçeklerin arasından sızan irin işte.
Akşam Mesaisi: "Racon" Kesenlerin, "Fason" Dünyası
Güneş batınca bu kez sahne değişiyor. Sabahki entrikaların yerini, çatık kaşlı, siyah takım elbiseli, ağzından “devlet, millet, racon” kelimeleri düşmeyen abiler alıyor. Her akşam ekranda bir “Kurtlar Sofrası” kuruluyor ama nedense faturayı hep biz ödüyoruz.
Gençlere bakıyorsun; hepsi birer Polat, birer Çakır kesilmiş. Okula gitmek yerine “racon kesmeyi”, kalem tutmak yerine “şarjör doldurmayı” marifet sanıyorlar. Sokakta omuz atana kurşun sıkmayı “delikanlılık” zanneden bir nesil türedi. Mafyayı romantize ede ede, adaleti mahkeme salonlarından alıp belindeki silaha emanet eden bir toplum yarattık.
Peki sonuç ne? Sabah programlarında ahlakı, akşam dizilerinde hukuku öldürüyoruz. Sonra da “Bu toplum neden bozuldu?” diye birbirimize bakıyoruz. Balık baştan kokmaz dostum, bu balık televizyonun içinden kokmaya başladı!
Bizim aile yapısı artık o eski, sağlam ahşap konaklar gibi değil. Dışı boyalı ama içini kurt yemiş. Gündüz kuşağı o kurdu besliyor, akşam dizileri de binanın kolonuna balta vuruyor. Televizyonu kapatınca her şey düzelmeyecek elbet ama en azından evimizin içine her gün binlerce ton kanalizasyon akıtmayı bırakmış oluruz.
Ahlakın "reytinge" kurban edildiği bu pazar yerinde, bakalım daha neleri satacağız Ekranlardan evimize sızan bu kültürel asit, sadece ahlakımızı değil, geleceğimizi de aşındırıyor.
Ekranlardan evimize sızan bu kültürel asit, sadece ahlakımızı değil, geleceğimizi de aşındırıyor. Ahmet ATAM, "Kendime Yazılarım" serisinde bugün, televizyonun yarattığı o karanlık dehlizlere ışık tutuyor.
| Ekran Karakteri | Topluma Şırınga Edilen | Gerçekteki Karşılığı |
|---|---|---|
| Gündüz Mağduru (!) | Teşhircilik ve İhanet | Mahremiyetin İflası |
| Gece Baronu | Kaba Kuvvet ve Racon | Hukuk Devletinin Tahribi |



Yorum Gönder