no fucking license
Bookmark

YARDIM İLE YAŞAYAN BİR TOPLUM İSTİSMARA EN AÇIK TOPLUMDUR



Yoksulluk mu, istismar mı, O kadar çok yardım derneği var ki, devleti ve dernekleri vakıfları ile lakin bir türlü yoksulluk bitmiyor ülkede.
Dört Milyon ailenin sosyal yardım aldığını açıklıyor sayın bakan, korkunç bir rakam bu, yoksulluk istismar mı ediliyor sorusu akıllardan çıkmıyor bir türlü.

Yoksulluk mu Yoksulluğun İstismarı mı?  

İki yıl önce, yine bir Ramazan günü iftarımızı yapmıştık ki kapı çaldı. Kapıda, iftardan kalan yemekleri isteyen bir kadın vardı. Donup kaldık, boğazımız düğümlendi. Öyle şaşırmıştık ki elimizde yiyecek kalmamıştı, bulup buluşturup bir şeyler verdik.  

Son günlerde televizyonlarda, artık yemek isteyen bir aile görüntüsü dönüyor. Bu insanlar gerçekten ihtiyaç sahibi mi, yoksa vicdan sömürücüleri mi?  

Ramazan aylarında herkes yardım toplama telaşına giriyor; kimisi kendisi için, kimisi başkaları adına. Asgari ücretin ve emekli maaşlarının açlık sınırının altında olduğu bir ülkede, kendi için yardım isteyen çok, başkası için isteyen daha da fazla.  

Her gün telefona bir mesaj düşüyor; şu dernek, bu vakıf için yardım çağrısı… İnsanlar elinden geldiğince bir şeyler yapıyor ama görünürde ne fakirlik azalıyor ne de yoksulluk bitiyor. Fakir yine fakir, yoksul yine yoksul. Onca yardıma rağmen yoksulluk neden bitmiyor, yoksa birileri onu besliyor mu?  

Ülkede yardım dernekleri çok, vakıflar her köşe başında. Devlet yardım dağıtıyor, belediyeler koli taşıyor, STK’lar poz veriyor. Peki ya yoksulluk? Hâlâ dimdik ayakta, hatta maşallah gayet formunda. Sizce bunda hiç gariplik yok mu?  

Dört Milyon Aile Yardım Alıyorsa, Bu Başarı mı Felaket mi?

Sayın bakan çıkıyor ve gururla açıklıyor: “Dört milyon aile sosyal yardım alıyor.” Bir dakika… Bu övünülecek bir şey mi, yoksa alarm mı? Dört milyon aile demek; geçinemeyen milyonlar, maaşıyla ay sonunu getiremeyen insanlar, sürekli desteğe muhtaç bir düzen demek. Eğer bu tablo başarıysa, felaketin neye benzediğini gerçekten merak ediyorum.

Yardım mı Bu, Yoksa Yoksulluğun Bakımı mı?

Yardım kötü bir şey değil, ama sürekli yardım çözüm olmaz. Bu ülkede yoksulluk tedavi edilmiyor, sadece idare ediliyor. Bitirilmiyor, aksine besleniyor. Çünkü yoksulluk varsa minnet var, bağımlılık var, oy var. Kusura bakmayın ama bu sosyal politika değil; sosyal pansuman.

Dernekler, Vakıflar, Tabelalar… Peki Sonuç Nerede?


Bir bakıyorsun, aynı sokakta üç yardım derneği, aynı aileye üç farklı koli ulaştırmış. Ama o aile hâlâ yoksul. Demek ki sorun ne makarnada, ne kömürde, ne de kolide. Sorun sistemde. Yoksulluğu kolilerle ölçersen, yoksulluk hep kazanmaya devam eder.

Yardım günü kurtarır, düzeni sorgulatmaz. Kalıcı çözüm ise adalet, ücret, eğitim ve üretim ister. Bunlar zahmetlidir; koli taşımak daha kolaydır. Koli taşımak vicdanı rahatlatır, adalet sağlamak ise düzeni bozar.

Yoksul Neden Hep Yoksul Kalıyor, Hiç Düşünen Var mı?


Çünkü sistem şöyle diyor:
  • Çalış ama yetmesin.
  • Oku ama iş bulama”
  • Şükret ama sus.
Sonra da: “Bak, sana yardım ettik.” Bu yardım değil; bu, yoksulluğa sadaka, düzene ise sadakat talebidir.
En tehlikelisi bu: Yoksulluk artık haber değeri taşımıyor. Alıştık. Asgari ücretle açlığa, emekliye sadakaya, gence umutsuzluğa... İstismar bazen bağırmaz, sessizce normalleşir. Bir ülkede yoksulluk normalleşmişse, adalet çoktan terk etmiştir.

Son Söz: Yoksulluk Kader mi, Yoksa Bilinçli Bir Tercih mi?


Kimse masal anlatmasın.  
Bu ülkede yoksulluk ne kaderdir ne de tesadüf.  
Bu, bilerek tercih edilmiş bir düzenin sonucudur.  
Açıkça soruyorum:  
Yoksulluğu bitirmek istemeyenler, neden yoksullar adına konuşmayı bu kadar seviyor?  

Çünkü yoksul ayağa kalkarsa,  
Koliye ihtiyacı kalmaz,  
Minnet biter,  
Sorular başlar.  Ve bazıları sorudan çok korkar.  

Dilenci Esnafı Destanı:

Kimi topal, kimi kör, kimi de sakat,
Dilenci esnaflığı, sanki bir saltanat.
Köprü altı sarayları, kaldırımlar tahtları,
Gerçek yoksullar aç gezer, hiç olmaz umurları.

Sahte gözyaşı dökerler, sahte hüzün yayarlar,
Gerçek yoksulun hakkını, arsızca çalarlar.
Allah rızası için derler, kalpleri kara,
Fakir fukaranın lokması, para olur döner onlara

Kimi mendil sallar, kimi şarkı söyler yalandan,
Kimi de çocuk kullanır, vicdansızca bir yandan.
Gerçek muhtaçlar titrerken, soğuk kaldırımlarda,
Onlar keyif çatarlar, sıcak yataklarında.

Ey dilenci esnafı, ey sahtekâr güruh,
Yoksulun ahı tutacak, o gün pek buruk.
Gerçek muhtaçların hakkı, sorulacak nihayet,
O zaman kaçacak delik, ararsınız elbet.

Unutmayın, her damla gözyaşı, bir lanettir size,
Gerçek yoksulların bedduası, dokunacak kalbinize.
Fakirlerin ahı tutacak, o gün geldiğinde,
Utancınızdan yerin dibine geçeceksiniz, o cehennemde.

Yorum Gönder

Yorum Gönder

Yorumlarda lütfen saygılı olun