Dansözlük ve Fes Türk geleneği midir? Bazen insan kendi kendine sorar: Ben mi yanlış biliyorum, yoksa bize yanlış bir tarih mi öğrettiler? Açık konuşalım; fes ve dansözlük gerçekten kadim Türk geleneğinde var mıydı, yoksa sonradan “bizimdir” diye mi sunuldu?
Fes ve Dansözlük Kadim Türk Geleneğinde Var mı?
Fes, sanki Orta Asya bozkırlarında at üstünde doğmuş gibi anlatılır ama Orhun Yazıtları’nda, kurganlarda, minyatürlerde, taş kabartmalarda fes yoktur.
Ancak fes ne Orta Asya’da, ne Selçuklu ’da, ne de erken Osmanlı’da görülür.
Aslında fes, Osmanlı’nın son döneminde Batı karşısında “modernleşelim ama tam Batılı olmayalım” düşüncesiyle ithal edilen bir bürokratik başlıktır; ecdat değil, devlet dairesi sembolüdür.
Dansözlük ise başka bir konu; kadim Türk kültürü obada toy kuran, destan yazan, kadın-erkek yan yana savaşan bir kültürdür. Oyun vardır ama ritüeldir, müzik vardır ama anlamlıdır. Dansözlük ise saray eğlencesi, harem kültürünün uzantısı ve Arap-Fars etkisidir.
Eski Anadolu ve Orta Asya inançlarında göbek atan figür yoktur; kam ayinleri ve amaçlı danslar vardır.
Kültür Diye Önümüze Konan Her Şeyi Yutmak Zorunda mıyız?
Mesele tam da burada.
Bazıları çıkıp “Bu bizim geleneğimiz”, “Ecdat böyleydi”, “Kültürümüz bu” diyor.
İyi de… Hangi ecdat?
Her Osmanlı saray uygulaması Türk halkının geleneği mi sayılıyor şimdi?
O zaman soralım: Saray entrikası da mı gelenek, kafes sistemi de mi kültür, kardeş katli de mi miras?
Yok öyle kolayca sahiplenmek.
Türk halkının geleneği; üretmek, paylaşmak, direnmek ve adaletli olmaktı.
Başlık değil, baş dikliği önemliydi.
Kadın süs değil, yoldaştı.
Eğlence ise gösteri değil, topluluk ruhuydu.
Son Söz Yerine: Her Eskimiş Şeyi “Kadim” Diye Pazarlamayın
Benim derdim fesle, dansla değil; asıl derdim sonradan geleni kök diye satmak, halkın aklıyla alay etmek ve tarihi masal gibi anlatmak. Kadim olan şey kumaş parçası değil; ahlaktır, adalettir, vicdandır. Gerisi ise sadece aksesuardır ve aksesuarla millet olunmaz.
Yorum Gönder