Eve ihtiyaç camiye haramdır, Bir ülkede insanlar sokakta yaşarken, kiralar maaşları bitirirken, gençler baba evinde yıllarını geçirirken ve “bir oda bir salon” hayali lüks sayılırken,
beton minare yarışına girmek hangi ibadetin parçasıdır, biri anlatsın. Çünkü burada mesele cami değil, mesele öncelik.
Evin Yoksa Secde Taşı Da Serttir
İnsanın başını sokacak evi yoksa, çatısı akıyorsa, kirasını ödeyemiyorsa, ona “şuraya bir cami daha yaptık” demek, aç birine menü uzatmak gibidir. Ne doyurur, ne ısıtır, ne barındırır. Sadece vicdanı rahatlatır. Diyanet Var, Dernek Var, Vakıf Var… Ev Yok
Bu ülkede cami sayısı okuldan fazla. İmam var, müezzin var, vaaz var ama kirayı ödeyecek maaş yok. Her mahallede bir cami, her apartmanda bir icra dosyası var. Her cuma hutbe okunuyor, ama her ay kira krizi yaşanıyor. Demek ki bir yerde hesaplar yanlış yapılıyor.
“Cami Allah’ın Evidir” Evet, Peki İnsan Nerede Yaşasın?
Allah’ın evi varsa, kulun da bir evi olmalı. Tanrı gökyüzünü yaratmış ama biz yeryüzünde insanı açıkta bırakıyoruz. Sonra utanmadan “Şükret” diyoruz. Oysa şükür barınma politikasının yerini tutmaz, dua da konut üretmez.Betonla Sevap Kazanma Kolaycılığı
Cami yapmak kolaydır; fotoğraf çekilir, açılış yapılır, kurdele kesilir, dualar edilir. Ama sosyal konut yapmak zordur; plan, adalet, ihale şeffaflığı ve ranttan vazgeçmek gerekir. Bu yüzden cami yapılır, ev yapılmaz.
İnançla Değil, İstismarla Sorunum Var
Kimse kimsenin ibadetiyle uğraşmıyor. Mesele cami değil, cami üzerinden siyaset yapanlarda. Asıl sorun, “önce insan” demeyen zihniyette. Bir ülkede çocuklar soba başında ders çalışıyorsa, emekliler kira yüzünden ev değiştiremeyecek duruma gelmişse, gençler evlenip yuva kuramıyorsa, orada minare gölgesi vicdanı örtemez.
Son Söz
Ev ihtiyacı varken cami yapmanın haram olduğunu söylemiyorum. Ancak ev ihtiyacını görmezden gelip camiyle övünmek, ahlaki açıdan yanlıştır. İnanç, insanı yaşatmakla başlar. Barınamayanın duası soğuktur; çünkü titreyen ellerle amin denir. Ve unutma: Evi olmayanın kıblesi şaşar.
“
Ahmet ATAM'dan Hikmetli Sözler: Temel ve Süs
"Bak evladım; temeli çürük evin çatısına altın varak işlemişsin neye yarar? 'Eve lazım olan camiye haramdır' sözü, sadece rızık meselesi değildir; bir öncelik, bir liyakat manifestosudur. Kendi evladı açken komşuya ziyafet çekenin cömertliği sahtedir. Toplumda adalet açken, eğitim susuzken gösterişli mabetler dikmek, özü unutup şekle tapmaktır. Sağlamcı adam bilir ki; dinin direği taştan minareler değil, huzur içinde uyuyan çocuklardır."
Öncelikler Muhasebesi: Hakikat vs. Gösteriş
| Alan |
"Eve Lazım Olan" (Öncelik) |
"Camiye Haram Olan" (İsraf) |
| Ekonomi |
Halkın refahı, üretim ve istihdam |
Betona gömülen kaynaklar, debdebeli binalar |
| İnanç |
Samimiyet, ahlak ve kul hakkı yememek |
Şekilci dindarlık, reklam kokan hayırlar |
| Toplum |
Eğitimli gençlik, liyakatli bürokrasi |
Popülist söylemler, köksüz sloganlar |
Hak ve İhtiyaç Dengesi Soruşturması
1. Bu atasözü dini bir karşıtlık mı içeriyor?
Kesinlikle hayır. Aksine bu söz, İslam'ın özündeki 'hak' hukukunu korur. Bir kimsenin bakmakla yükümlü olduğu kişilerin rızkını kesip bağış yapması fıkhî olarak da uygun görülmez. Din, önce yakınındakine adaleti emreder.
2. Günümüzde "eve lazım olan" nedir?
Bugün "evimiz" Türkiye'dir. Türkiye'ye lazım olan ise liyakattir, üretimdir, nitelikli eğitimdir ve tarafsız hukuktur. Bunlar eksikken yapılan her türlü lüks kamu harcaması 'camiye haram' hükmündedir.
3. Toplumsal çöküşle bu sözün bağlantısı nedir?
Eğer bir toplumda kaynaklar halkın gerçek ihtiyaçları yerine, bir azınlığın prestij projelerine veya şatafata harcanıyorsa, orada 'asabiyet' (toplumsal bağ) kopar. Bu, çöküşün en net göstergesidir.
— Günün Ana Fikri —
"Milletin midesi boşken minareyi altınla kaplamak dindarlık değil, vicdansızlıktır. Hak, süsten önce huzur bekler."
Yorum Gönder