no fucking license
Bookmark

HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTAN İSE BAZILARI NEDEN SESSİZ KALIR


Sessizliğin Sesi: Haksızlık Karşısında Neden Susuyoruz?

Sessizlik her zaman masum mu? Türk toplumunda haksızlık karşısında suskunluğun psikolojik, ekonomik ve toplumsal nedenlerini tokat gibi bir dille ele alan çarpıcı bir makale.

Sessizlik… Bazen olgunluk, bazen kabulleniş, bazen de net bir kopuş anlamına gelir. Ama bir de konuşmayı tamamen bırakmış insanların sessizliği vardır. Son zamanlarda Türk toplumunda hızla yayılan tam olarak bu.

Bakıyorum; haksızlık göz önünde, adaletsizlik bariz ama herkes suskun. Ne bağıran var, ne itiraz eden. Sadece yutkunuluyor. Bu bir erdem değil, bu bir uyarı işareti.

Türk Toplumunda Sessizlik Kültürü Nereden Geliyor?

Küçük yaştan beri bize “Sus, büyüklere karışma, düzeni bozma” denildi. 
Yıllar geçti ama bu refleks değişmedi; bugün yetişkin olduğumuz halde hâlâ yanlış gördüğümüz durumlar karşısında geri adım atıyoruz. 
Sessizlik, zamanla kişisel bir tercih olmaktan çıkıp toplumsal bir alışkanlığa dönüştü. Konuşanlar “sorun çıkaran”, susanlar ise “aklı başında” olarak etiketlendi.

Haksızlık Karşısında Sessiz Kalmanın Psikolojik Nedenleri

İnsanlar korkuyor; işini kaybetmekten, etiketlenmekten, yalnız kalmaktan. Haklı olmanın yetmediği, gücün esas kabul edildiği bir düzen algısı var. Bir de öğrenilmiş çaresizlik var; defalarca konuşup sonuç alamayanlar zamanla enerjilerini kısmaya başlıyor. “Zaten değişmez” düşüncesi ise sessizliğin en yaygın bahanesi haline geliyor.

Ekonomik Kaygılar Sessizliği Nasıl Besliyor?

Dürüstlüğü romantikleştirmemek lazım. Geçim sıkıntısı insanı susturur. Kirasını düşünen, borcunu hesaplayan biri için haksızlığa karşı çıkmak risktir. Dışarıdan umursamaz görünen pek çok insan aslında ayakta kalma çabası içindedir. Sessizlik burada bir karakter meselesi değil, hayatta kalma stratejisidir..

Sessizlik Her Zaman Teslimiyet midir?

Hayır. Bazen sessizlik son uyarıdır. İnsan susar, izler, düşünür. Ama bu durum uzadığında bağ kopar. Bugün konuşmayan, yarın tamamen uzaklaşır. O an sessizlik en gürültülü cevaba dönüşür; ne bağırır ne savunur, ama artık ait değildir.

Sessiz Kalan Toplumlar Bir Gün Konuşur mu?

Tarih gösteriyor ki bastırılan ses zamanla birikir. Söylenmeyen her söz, yutulan her itiraz içte bir yük olarak kalır. Gün gelir ya patlar ya da tamamen çöker. Bugün susanların yarın çok sert konuşabileceğine inanıyorum, çünkü sessizlik sonsuza kadar taşınamaz.

Sessizlik Üzerine Son Söz

Sessizliğin de bir sesi vardır. Ancak bu sesi sürekli görmezden gelmek, toplumu içten içe çürütür. Haksızlık karşısında susmak, zamanla insanın kendisine yabancılaşmasına neden olur.
Bu bir bağırış değil, tokat gibi bir hatırlatmadır.
Sessizlik bazen “yeter” demektir, bazen ise her şeyi kabullenmek.

Ahmet ATAM'dan Hikmetli Sözler

"Haksızlığa karşı susmak, sadece zalimin ekmeğine yağ sürmek değil; aynı zamanda o zulme ortak olmaktır. Dilsiz şeytanların çoğaldığı bir toplumda, fırtına koptuğunda kimseden merhamet beklemeyin."

Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytanlar: Sessizlik Neden Masum Değil?

Selam dostlar, bugün "KENDİME YAZILARIM" köşesinde, toplumumuzun en derin yaralarından birine neşter vuruyorum: Sessizlik. Hani o meşhur söz vardır ya; "Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır" diye. Peki, neden her gün gözümüzün önünde cereyan eden adaletsizliklere, yolsuzluklara, zulümlere karşı bu kadar çok "şeytan" biriktirdik? Sessiz kalmak sadece bir tercih mi, yoksa toplumsal bir çürümenin dışa vurumu mu?

Türk toplumunda haksızlığa karşı yükselen o cılız seslerin bile hemen bastırılması, bizi korku tünellerine hapsetti. Ekonomik kaygılar, "başıma bir iş gelir mi" korkusu ve "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" mantığı, vicdanlarımızı paslandırdı. Oysa biliyoruz ki; o yılan bugün başkasına dokunuyorsa, yarın mutlaka size de sıra gelecektir.

Sessizliğin Anatomisi: Neden Susuyoruz?

Neden Toplumsal Sonuç Psikolojik Etki
Ekonomik Kaygı Liyakatsizliğin meşrulaşması. Onur ve özsaygı kaybı.
Yasal Korku Otokratik yapının güçlenmesi. Sürekli bir anksiyete hali.
Öğrenilmiş Çaresizlik Kadercilik ve eylemsizlik. Duygusal küntleşme.

Açık konuşalım; sessizlik masumiyet değildir! Susmak, onaylamaktır. "Ekmeğimden olurum", "Çoluğum çocuğum var" diyerek sustuğumuz her an, o çocukların geleceğini karartan bir sistemi bizzat ellerimizle inşa ediyoruz. Gerçek erdem, haksızlık size yapılmasa bile o sesin en gür haliyle çıkabilmesidir.

Sessizlik Hakkında Merak Edilenler

Sessiz kalmak neden "şeytanlık" olarak nitelendirilir?

Çünkü zulme engel olma gücü varken susan kişi, o zulmün tamamlanmasına izin vermiş olur. Bu eylemsizlik, kötü niyetli bir ortaklıktır.

Türk toplumunda sessizlik bir kültür müdür?

Maalesef "devlet baba" ve "otoriteye itaat" kavramları zamanla yanlış yorumlanarak, hak arama bilincinin önüne geçirilmiştir. Bu kültürel değil, sistemik bir dayatmadır.

Birey olarak ne yapabiliriz?

Küçük haksızlıklara karşı bile "Hayır" demeyi öğrenmeliyiz. Toplumsal tepki, bireysel itirazların birleşmesiyle oluşur.

Günün Ana Fikri

"Sadece konuşmak değil, zamanında konuşmak erdemdir. Sessizlik sizi bugün koruyabilir ama yarın sizi kurtaracak kimseyi bulamamanıza neden olur."

🔍 Dijital Ayak İzi
1 yorum

1 yorum

Yorumlarda lütfen saygılı olun
  • Adsız
    Adsız
    23/9/22
    Bu ülkenin en öncelikli sorunu ahlâk ve vicdandır görmezden gelip susuyorsan
    Sende ortaksın timsah göz yaşı döküp ;
    Ağlamayacaksın
    Reply