Bak güzel kardeşim, bu laf öyle duvarda asılı süslü bir levha değil, kainatın en pis tokatıdır. "Ben asla yapmam" dediğin ne varsa, kader onu senin önüne ana yemek diye sunar.
Sen başkasının hatasını ağzına pelesenk edip dalga geçersin, sonra bir bakmışsın aynı çukurun içinde debeleniyorsun.
Kınamak Ne Kolay, Yaşamak Ne Ağır
Kınamak kolay. Söz ağızdan çıkıyor, vicdan kirlenmiyor sanıyoruz.
- “Ben asla öyle olmam.”
- “Bana asla olmaz.”
- “Nasıl bu hâle düşmüş?”
Ben Asla” Diyenlerin Hayatla İmtihanı
Artık en çok “ben asla” diyenlere gülerim. Çünkü hayat, o cümleleri bir kenara not eder.- Borçla yaşayanı küçümsersin → borç defteri sana kalır.
- Yalnız kalanla alay edersin → odalar sessizleşir.
- Susanı ezersin → bir gün sen de susmak zorunda kalırsın.
Kınadığın Şey Seni Bulur, Hem de En Zayıf Anında
Hayat adil değil, ama ironiyi çok sever. Tam “oh be, kurtuldum” dediğin anda çıkar karşına, hazırlıksız yakalar. Çünkü mesele ceza değil; mesele, empatinin geç öğrenilmesinin bedeli. Hayat der ki: “Bir de buradan bak bakalım.”Kınamak Neden Bu Kadar Tehlikeli?
Çünkü kınarken şunu varsayıyorsun: “Ben ondan üstünüm.”- Alkış yok.
- Ara yok.
- Kaçış yok.
Asıl Ders Şurada Gizli
Bu söz “korkutmak” için değil, uyarmak için söylenmiş.Son Söz: Hayat Not Tutuyor, Sen Fark Etmesen de
Artık kimseyi kolay kolay yargılamıyorum. Susuyorum.Kınadığının Gölgesi Şiiri
Hayat...
Bir mahkeme değildir.
Ama hükmünü en ummadığın anda açıklar.
Ne tokmağın sesini duyarsın, ne de hâkimin.
Yalnızca...
Bir gün, dün alay ettiğin aynanın karşısında bulursun kendini.
Kınamak, parmağını başkasına uzatmaktır.
Oysa her uzayan parmak, avuç içine gizlenmiştir
Ve bir kader çizgisini de açığa çıkarır.
Dağ, vadiyi küçümser.
Ta ki yağmur onu da aynı dereye sürükleyene kadar.
Rüzgâr, kuru yaprağa güler.
Sonbahar gelince,
Aynı ağacın en yeşil dalını da önüne katar.
İnsan...
Başkalarının yükünü hafif sanır.
Çünkü omuz,
Kendi taşını taşıyana kadar güçlü olduğunu zanneder.
Hayatın en sessiz alayı, kahkahasında saklıdır.
Bugün ayıpladığını,
Yarın anlamak zorunda kalırsın.
Çünkü acı, en iyi tercümandır.
Ne çok hüküm dağıttık bilmediğimiz yollara...
Ne çok taş attık,
Camdan evlerimizin perdelerini çekerek.
Sonra...
Bir sabah, aynı yağmur bizim de çatımızdan içeri sızdı.
Aynı yalnızlık bizim soframıza oturdu.
Aynı çaresizlik kapımızı çaldı.
Ve sustuk...
Çünkü artık konuşan biz değil, yaşadıklarımızdı.
Belki de hayat, intikam almaz.
Sadece...
Kibirle kapattığımız kapıları, bir gün kendi ellerimizle çaldırır.
İşte o zaman anlarsın;
Hiç kimse,
Başkasını kınayacak kadar yüksek bir dağın tepesinde değildir.
Hepimiz, aynı göğün altında,
Aynı sınavın farklı sayfalarıyız.
Kader hep alıntı yapar.
Yüksekten bakma kimseye,
Zemin altından aniden kayar.
Susana güldünse bir gün,
Sessizlik evin olur.
Taş attığın camlardan
Gün gelir seni kim korur.
Kınamak kolay iştir,
Bedeli ağır kesilir.
Anlamak diz çökmektir,
Geç kalan geç öğrenir.
| Konu | Sokak Mantığı | Benim Terazim |
|---|---|---|
| Başkasına "Tüh" Çekmek | "Bak bak, herif ne hale gelmiş, yazık..." (İçten içe 'ben ondan iyiyim' kibri). | Kendi kuyunu kazmaya başladığın anın tam karşılığıdır. |
| "Asla Yapmam" Sloganı | Kendini evliya sanıp başkasının günahına basamak kurmak. | Kaderin "Haydi bakalım, görelim delikanlıyı" dediği imza günüdür. |
| İlahi Tokat Süresi | "Ohooo, ben söyledim geçti gitti, bir şey olmadı." | Azrail gelmeden önceki son sahnede bile o sahneyi sana oynatırlar. Kaçış yok. |
1. Ahmet Amca, şimdi birini kınadık diye illa başımıza mı gelecek?
Gelir evlat, hiç kaçışı yok. Sen birine "bu nasıl bu hatayı yapar" dediğinde, sistem sana o hatayı yaptıracak şartları hazırlar. Sonra bir bakmışsın, o kınadığın adamdan daha beter yerdesin.
2. Kurtuluş yolu yok mu bu işin?
En temizi burnunu başkasının hayatından çekeceksin. Kimsenin günahına bekçilik yapma, kendi kirli çamaşırlarına bak. Kınadığın adamın geçtiği yolları bilmeden ahkam kesmeyeceksin.
3. Niye "ölmez" diyorlar, bu kadar mı kesin?
Çünkü bu hesap vicdanın hesabı. İnsan kınadığı şeyin acısını tatmadan ruhunu teslim edemez. O pislikten sen de payını alacaksın ki adalet yerini bulsun.
4. Gençler bu hataya çok düşüyor mu?
Hem de nasıl! Klavye başında millete "ezik", "aptal" diye sallayan züppeler doldu ortalık. O parmaklar bir gün o kınadığın işleri yaparken titreyecek, haberin olsun.
5. Ahmet Atam hiç kınayıp da yaşadı mı?
Yaşamaz mıyım... Gençken birine güldüm, on sene sonra daha büyüğünü yaparken aynada kendime tükürdüm. Ondan sonra ağzıma kilit vurdum.
Günün Ana Fikri
"Başkasına salladığın her parmak, aslında kendine kurduğun bir tuzağın tetiğidir. Kınama, yoksa aynada kendinden iğrenirsin!"


Kişi kınadığını yaşamadan ölmez
YanıtlaSil