Bakmak bedava.
Göz açık, kafa kapalı…
Televizyon açık, akıl kapalı…
Sosyal medya akıyor, bilinç kapalı…
Bakarsın;
– Yoksulu görmezsin
– Haksızlığı fark etmezsin
– Yalanı “ne yapalım” diye geçiştirirsin
Çünkü bakmak, sorumluluk doğurmaz.
Ama görmek… işte o adamı uykusuz bırakır.
Görmek, Rahatı Bozar
Gerçekten gören insan rahat edemez.
Gören insan susamaz.
Gören insan “bana ne” diyemez.
- Bir çocuğun gözlerindeki açlığı görürsen,
- Bir yaşlının titreyen ellerindeki çaresizliği fark edersen,
- Bir gencin geleceksizliğe sıkışmış öfkesini anlarsan…
Artık eski sen olamazsın.
O yüzden çoğu insan bakmayı seçer.
Çünkü görmek, konforu bozar.
Sokak Görür, Makam Bakar
Sokak görür.
Çünkü sokak gerçektir.
Makam bakar.
Çünkü makam camdan yapılmıştır.
Sokak yağmurda ıslanır, açlıkta titrer.
Makam klimalıdır; orada vicdan üşümez, sadece cüzdan kabarır.
Bu yüzden sokakta yaşayan görür,
Yukarıdan bakan sadece bakar.
Görmek, Ahlaki Bir Eylemdir
Bakmak biyolojiktir.
Görmek ahlakidir.
Görmek demek:
– Yanlışa “yanlış” demek
– Güce değil, hakka bakmak
– Kalabalığa değil, gerçeğe yaslanmak demektir
Görmeyen adam kötülük yapmaz belki ama
kötülüğe yer açar.
Ve bu da ayrı bir suçtur.
Sonuç
Bakmak göz işidir, görmek karakter.
Bakıp geçenler çoğunluktur, görenler azınlık.
Ama unutma:
Dünyayı değiştirenler bakanlar değil, görenlerdir.
Ve tarih, çoğunluğu değil; gören azınlığı yazar.
Ahmet ATAM'dan Hikmetli Sözler: Vitrin ve Astar
"Evlat, herkes dükkanın camındaki parıltıya bakar ama akıllı adam içeri girip astarın yırtığına bakar. Bakmak bedavadır, görmek ise bedel ister. Çoğu insan dünyaya sadece 'bakmaya' gelmiş turist gibidir; manzarayı izler ama uçurumu fark etmez. Unutma, göz her şeyi görür de akıl süzgeci tıkalıysa, gördüğün sadece bir gürültüden ibarettir."
Etrafa bakıyorum, herkesin elinde bir akıllı telefon, gözler ekrana kilitli ama önündeki çukuru gören yok. Bakmak fiziksel bir eylemdir beyler, gözü olan her canlı yapar. Ama görmek? O başka bir sanat, başka bir kafa! Bizim millet manzaraya bakar 'vay be' der, ben bakarım 'buraya kaç metreküp beton dökülmüş, kimin cebi dolmuş' derim. İşte fark burada!
Akademik zırvaları bir kenara bırakalım. Şimdi size sokak ağzıyla, tokat gibi gerçeği masaya yatıralım. Bakalım kim bakıyor, kim gerçekten görüyor...
| Konu | Sokak Mantığı (Bakmak) | Benim Terazim (Görmek) |
|---|---|---|
| Siyaset | Mitingde bağıran adama alkış tutmak. | Bağıranın arkasındaki rantı ve ihale trafiğini fark etmek. |
| Sosyal Medya | Yapay gülücüklere ve lüks sofralara imrenmek. | O sofranın altındaki borç batağını ve yalnızlığı sezmek. |
| Emeklilik | "Yaşlandık, kenara çekilelim" demek. | Tecrübeyi silah yapıp cehaletin tepesine binmek. |
Merak Edilen Sorular
1. Bakmakla görmek arasındaki temel fark nedir?
Bakmak gözün işidir, görmek ise ruhun ve aklın antrenmanıdır. Biri pasif, diğeri aktiftir.
2. Neden çoğu insan sadece bakar?
Çünkü görmek sorumluluk getirir. Gerçeği gördüğünde artık 'bilmiyorum' diyemezsin, rahatın kaçar.
3. Görme yetimizi nasıl geliştirebiliriz?
Şüpheci olacaksın evlat. Her söylenene inanmayacak, "Neden?" ve "Kimin çıkarına?" diye soracaksın.
4. Gördüğümüz gerçekler bizi mutsuz eder mi?
Evet, başlangıçta canın yanar. Ama sahte bir mutlulukla yaşamaktansa, gerçek bir acıyla uyanmak daha evladır.
5. Ahmet Amca sen her şeyi görüyor musun?
Haşa! Ben sadece bakmadığımın, her gördüğümün de arkasını kurcaladığımın iddiasındayım.
— GÜNÜN ANA FİKRİ —
"Dünya sadece bakana kör, görmeyi bilene ise koca bir kütüphanedir; ama çoğu kişi kapağına bakıp kitabı çöpe atar."



Yorum Gönder