no fucking license
Bookmark

SEÇİM KAYBETMEKTEN KORKANLAR İÇİN GELECEĞİN SESSİZ MUHASEBESİ KESER HESABI

Koltuk sonsuz sanılabilir; ama zaman en sabırlı muhasebecidir. Keser döner, sap döner, gün olur hesap döner.

Seçimi Kaybetme Korkusu İktidarı Nereye Kadar Götürür? CHP’ye Mutlak Butlan Yetmezse, Sırada Parti Kapatma mı Var?

Türkiye’de siyaset artık fikir yarışı olmaktan çoktan çıktı; 
Direksiyonu bırakmamak için geminin tabanını bile delmeyi göze alan bir iktidar refleksine dönüştü.

Benim gördüğüm tablo şu:
Neredeyse çeyrek yüzyıla dayanan Recep Tayyip Erdoğan ve Adalet ve Kalkınma Partisi açısından seçim kaybetmek, yalnızca iktidarı devretmek anlamına gelmiyor. 
Aynı zamanda senelerdir kurulan siyasi düzenin, ilişkiler ağının ve sağlanan güç alanının ciddi biçimde sarsılması anlamına geliyor.

Böyle bir psikoloji içinde hukuk, demokrasi ve ekonomi çoğu zaman ikinci plana itilebilir. 
Çünkü koltuğun sallandığını hisseden siyasetçi önce devleti değil, koltuğun ayaklarını kontrol eder.
Siyasetçinin koltuğu kayıyorsa, memleketin halısı yanmış kimin umurunda?

🎭 Siyaset mi, “Ben Gidersem Ülke Dağılır” Algısı mı?

Bir insanın kaybedecek çok şeyi varsa, refleksleri de sertleşir. 
Hele ki söz konusu olan sadece makam değil; itibar, nüfuz ve yılların inşa ettiği bir düzen ise, seçim artık demokratik bir yarıştan çıkıp varoluş meselesine dönüşür.

İşte o zaman şu düşünce öne çıkar: 
Kaybedersem yalnızca ben gitmem; benimle birlikte koca bir düzen de sarsılır. 
Böyle dönemlerde hukuk, bazen fren değil de torpido gözünde unutulmuş bir kullanım kılavuzuna dönüşür.
Demokrasi ise duvarda asılı, tozu alınan ama gündelik hayatta pek açılmayan bir aile fotoğrafı gibi kalır.

🟥 Mutlak Butlan Yetmezse, Parti Kapatma Mı?

CHP’ye yönelik bir “mutlak butlan” kararı bile tek başına çok sert siyasi sarsıntı yaratabilir.
Peki toplum bunu yeterince ağır görmez ve gerilim büyürse?
İnsanların aklına daha sert senaryolar gelir:

  • Muhalefetin etkisizleştirilmesi,
  • Siyasi rekabetin daraltılması,
  • Demokratik meşruiyet tartışmalarının büyümesi,
  • Toplumda kutuplaşmanın derinleşmesi.

Bunlar gerçekleşir demek değildir; ancak böyle ihtimallerin konuşulması bile ülkenin güven duygusunu zedeler.

📉 Ekonomi: Zaten İnce Buz Üstünde

Ekonomi güvenle ayakta durur.
Güven kaybolduğunda:
 

Ekonomi aslında camları çatlamış bir seraya benzer. Bir taş daha atıldığında içerdeki tüm fideler zarar görür. O fideler ise emekli maaşı, asgari ücret, küçük esnaf ve gençlerin geleceğidir.

☕ Kahvehanenin Diliyle

Mahalle kahvesindeki vatandaşın yorumu net ve kısa olur:  
"Abi, bunlar direksiyonu bırakmamak uğruna arabayı duvara sürmeye razıysa, ezilen yine arka koltuktaki biz oluruz."  
İşte memleketin en yalın siyasi analizi budur.  

🗳️ En Kötü Olası Senaryo Nedir?

En kötü senaryo şudur:

  • Siyasi gerilim tırmanır,
  • Kurumlara güven daha da azalır,
  • Ekonomi sert şekilde etkilenir,
  • Toplumdaki kutuplaşma derinleşir,
  • Seçim sonuçları ne olursa olsun kazananın sevinci eksik kalır.

Böyle bir tabloda kim sandıktan birinci çıkarsa çıksın, ülke önemli bir bedel öder.
Çünkü bazen seçimi biri kazanır ama memleket topluca yıpranır.

  • Koltuk uğruna frenleri sökenler olabilir.
  • Direksiyonu bırakmamak için virajı görmezden gelenler çıkabilir.

Ama unutulan bir gerçek vardır:
Araba duvara çarptığında ön koltuk da, arka koltuk da aynı sarsıntıyı yaşar.
Ve tarih çoğu zaman şu cümleyi yazar: “Kazanmaktan başka hiçbir ihtimali kabul etmeyenler, sonunda kazansalar bile geride sadece bir enkaz bırakırlar.

-------

Sarayın avlusunda aynalar bile ürkek bakarken geceye,
Kadife perdelerin ardında gölgeler birbirine fısıldar ince ince,
Tahtın ayakları titredikçe, altın yaldızlı duvarlar sessizce titrer.
Keser döner, sap döner, gün olur o hesap döner.

Kasaların kilidinde pas değil, biriken soruların ağırlığı var,
Her çekmecede mühürlü sırlar, her dosyada suskun suçlar,
Zaman, en sabırlı muhasebeci; tek kuruşu bile unutmayan bir pazar,
Keser döner, sap döner, gün olur o hesap döner.

Koltuk dediğin şey aslında dört ayaklı bir vehimden ibaret,
Üstünde oturan kendini dağ sanır, altıysa çürümüş bir iskelet,
Rüzgâr yön değiştirince ipek perdeler bile eder ihanet,
Keser döner, sap döner, gün olur o hesap döner.

Mürekkep bazı imzaları alkışlar, bazılarını ise ağır ağır yargılar,
Dün emreden parmaklar, yarın titreyerek sayfa sayfa arşiv karıştırırlar,
Takvim, cebinde kelepçe taşıyan sessiz bir zabıt kâtibi gibi çalışır,
Keser döner, sap döner, gün olur o hesap döner.

Korku büyüdükçe koridorlar uzar, kapılar birbirine benzer,
İnsan kendi gölgesinden bile “Acaba konuşur mu?” diye çekinerek gezer,
En yüksek kulelerin tepesinde bile vicdan, gece olunca nöbet gezer,
Keser döner, sap döner, gün olur o hesap döner.

Halk denilen nehir, sabırla kayaları oyar, ses etmeden,
Bir gün bakarsın mermer sandığın şey, ufalanmış avuç içinden,
Çünkü suyun bile hafızası vardır; unutmaz, sadece bekler,
Keser döner, sap döner, gün olur o hesap döner.

Dün “Ben gidersem güneş söner” diye böbürlenen kibirli kuleler,
Gün gelir, bir ampul faturası kadar bile güven vermezler
Meğer göğe çizilen taçların altı kartondanmış, rüzgâr esince döner.
Keser döner, sap döner, gün olur o hesap döner.

Ve gün gelir, sandık sessiz bir hâkim gibi masaya oturur,
Mühür denen küçük tokmak, en yüksek nutukları bir anda susturur,
Millet tek cümle kurar: “Yeter ulan, defter kapanır, hesap görülür.”
Keser döner, sap döner, gün olur o hesap döner.

Keser döner, sap döner, gün olur o hesap döner

Seçimi kaybetme ve hesap verme korkusu iktidarı nereye kadar götürebilir? Hukuk, demokrasi ve ekonomi koltuk uğruna feda edilir mi?


"Ahmet ATAM'dan: Koltuk insana baki değil, sadece emanettir; ama o emaneti mülk sananlar, günü gelip altından çekilince yere en sert çakılanlar olur!"

Koltuk Baki, Mühür Ebedi mi Sandınız? 

Selam cemaat. Bugün kahvede çaylar acı, gündem ise daha acı. Mevzu koltuk sevdası... 68 yaşına geldim, ne muktedirler gördüm "bu devran bitmez" deyip bugün adı bile anılmayan. 

Şimdilerde bir korku sarmış ortalığı; seçimi kaybetme korkusu. Öyle bir korku ki bu, insanı kendi bindiği geminin tabanını delmeye kadar götürür. Siyaset artık fikirlerin, projelerin yarıştığı bir meydan değil; "ben o direksiyonu bırakmam, gerekirse arabayı uçuruma sürerim" diyenlerin inadına döndü.

CHP’ye "mutlak butlan" falan filan diye hukuk labirentlerinde kuyu kazanlar, hızını alamayıp parti kapatma sopasını sallayanlar var. Yav kardeşim, bir partiyi kapatmakla o partiye gönül veren milyonların fikrini mi kapatacaksınız? 

Bu işin sonu nereye varır sanıyorsunuz? İktidar refleksi öyle bir hal aldı ki, artık sadece muhalefeti değil, memleketin huzurunu da rehin alıyorlar. 

Ama unuttukları bir şey var: Zaman, en sabırlı ve en titiz muhasebecidir. O defter bir gün açılır; keser döner, sap döner, gün gelir o meşhur hesap döner! Direksiyonu bırakmamak için gemiyi delerseniz, o suda ilk boğulan da yine siz olursunuz.

Konu Sokak Mantığı Benim Terazim
Seçim Korkusu "Giderlerse her şey mahvolur, istikrar bozulur." İstikrar dedikleri şey kendi saltanatları olmuş. Gitme korkusu adalet duygusunu bitirmişse, asıl yıkım gitmediklerinde olur.
Parti Kapatma Söylentileri "Hainlik yapıyorlar, kapansın gitsin!" Sandıkta bükemediğin bileği mahkemede kırmaya çalışmak, acziyetin resmidir. Demokrasiyi rafa kaldıranın, kendisi de tarihin tozlu raflarına kalkar.
İktidar Refleksi "Güçlü devlet, güçlü lider, bırakmamalı." Güçlü devlet, kurumlarıyla yaşar; kişilerin hırsıyla değil. Direksiyona yapışan el, freni görmezse kaza kaçınılmazdır.

Hicivle karışık bir kara mizah yapalım; yakında "seçime girmek yasaktır" diye kanun çıkarırlarsa şaşırmayın! Kara mizahın dibi burası işte; kendi yarattıkları sistemin altında ezilmemek için sistemi tamamen bozmaya çalışıyorlar. 

Ama bu milletin bir feraseti var kardeşim; sessizce izler, sabreder ama o mühür günü geldiğinde, o direksiyonu nasıl çevireceğini çok iyi bilir. Gemiyi delmeye devam edenler, altlarındaki suyun soğukluğunu hissettiklerinde iş işten geçmiş olacak. Bizden söylemesi, tarihin sayfaları "vazgeçemeyenlerin" trajedileriyle dolu!

Milletin "Neler Oluyor?" Soruları (SSS)

1. 'Mutlak Butlan' CHP için gerçekten bir tehdit mi?

Hukuku siyasetin sopası yaparsan her şey tehdit olur. Ama hukuken geçersiz kılmaya çalıştığın şey milyonların iradesiyse, o hukuk senin ayağına dolanır.

2. Parti kapatmak Türkiye'de çözüm müdür?

Tarih şahittir ki kapatılan her partinin yerine daha güçlüsü gelmiştir. Fikri yok edemezsin, sadece ismini değiştirirsin.

3. İktidar neden bu kadar sertleşiyor?

Kaybedecek çok şeyi olanın korkusu büyük olur. Sertleşmek, aslında içteki zayıflığın ve tükenmişliğin maskesidir.

4. Siyasetin bir 'fikir yarışı' olmaktan çıkması ne anlama gelir?

Bu bir kabile savaşına dönüştüğünün işaretidir. Kimin haklı olduğu değil, kimin güçlü olduğu önemliyse orada medeniyet durur, kaos başlar.

5. Ahmet ATAM'a göre bu işin 'hesap' günü ne zaman?

Sandık önümüze geldiği an muhasebe başlar. Zamanın dişlileri yavaş döner ama her şeyi öğütür. O gün kimin sap kimin keser olduğu belli olur.

Günün Ana Fikri

"Koltuk baki değil, mühür ebedi değil! Direksiyonu bırakmamak için gemiyi delmeye kalkanlar, o gemi batınca karaya çıkacak yüz bulamazlar!"

DİJİTAL AYAK İZİ

Ahmet ATAM

KENDİME YAZILARIM

🔍 BENİ GOOGLE'DA BUL

© 2026 | "Kalemi dürüst olanın, izi derin olur."

Yorum Gönder

Yorum Gönder

Yorumlarda lütfen saygılı olun