no fucking license
Bookmark

BABALAR NEDEN ERKEN GİDER

Babalar Neden Erken Gider? Bir Evin Direği Ne Zaman Yıkılır
Babalar Neden Erken Gider? En Lazım Oldukları Anda Susan Adamlar

Babalar Neden Erken Gider: Sessiz Yorgunlukların Hikâyesi:

Babalar Neden Erken Gider? En Lazım Oldukları Anda Susan Adamlar

Babalar erken mi gider, yoksa biz mi geç fark ederiz? 
Neden en çok ihtiyaç duyduğumuz yaşta susarlar? 

Bir evin direği yıkılmaz sanılır ama rüzgâr çoktan esmeye başlamıştır. 
Baba hep çalışır, evde olmaz. 
Çocuklar bu yokluğu, duvarda asılı bir gölge gibi kanıksar. 

Ama ölüm… 
O gölgeyi bile alır götürür, geriye boş bir duvar kalır. 
Baba evin direğidir derler. 
Direk yıkıldığında çatı hemen çökmez, ama o ev artık ev değildir
Çünkü rüzgâr kapıyı çalmaz, pencereyi beklemez; her yerden girer.

Baba: Sessizce Taşınan Bir Yük:


Babalar anlaşılmak için değil, yük taşımak ve susmayı erdem bilmek için vardır. 
Kendini göstermemek, yorgunluğunu saklamak, korkusunu içine atmak onlar için alışılmış bir durumdur.

Çoğu zaman evin içinde sessiz bir duvar gibidirler: 
Dayanırlar ama konuşmazlar. 
Bu yüzden var oldukları halde yok gibi hissedilebilirler. 
Aynı masada otursalar da sesleri uzak gelir; kalpleri evde olsa da zihinleri yarının borcundadır.

Çocuk bunu sevgi olarak değil, sadece bir alışkanlık olarak görür. 
Ve farkında olmadan babasını, o hayattayken bile içine gömer..

Ölüm: Gömülenin Topraktan Çıkmasıdır:


İnsan bazen babasını toprağa vermeden önce gömer; kırgınlıkla, mesafeyle, “Ararım sonra” diyerek… 
Ama ölüm gelince her şey değişir. 
Çünkü ölüm, ertelenmiş tüm cümleleri mezarın başına dizer. 
Artık “sonra” yoktur, artık sesini duyma ihtimali bile kalmaz. 
Ve işte o an anlarsın ki baban, sandığından çok daha önce gitmiştir.

Baba En Çok Hangi Yaşta Lazımdır?


Baba, evladın “hazırım” dediği yaşta değil; en savunmasız olduğu zamanda lazımdır. Çocukken bir tabela gibidir; gençken bir bariyer sanılır. 
Ama hayat seni köşeye sıkıştırdığında, yolun bittiğini sandığında, duvara tosladığında… işte o zaman baba, bir pusula olur. 
Ve ne yazık ki, o pusula çoğu zaman artık yoktur.

Babalar Neden En Zor Zamanda Susar?


Çünkü babalar, fedakârlığı görev bilir
Baba olmak çoğu zaman, kendi varlığından eksilerek ayakta durmaktır. 
Hastayken “iyiyim” der, yorulunca “geçer” der, kırıldığında susar.

Ve bir gün…
Geride yıkılmamış bir ev kalsa da, o evin içinde artık sıcaklık kalmaz.

İnsan Babasını Ne Zaman Anlar?


İnsan, babasını baba olduğu gün anlar. 
Uykusuz kaldığında, korkusunu çocuğuna belli etmemeye çalıştığında… 
Dizleri titrerken dimdik durmaya zorlandığında…  
İşte o an, kendi babasının aslında neyi içine gömdüğünü fark eder. 
Ama bu fark ediş, çoğu zaman mezar taşına çarpar.

Babalar Erken Gitmez, Biz Geç Uyanırız:


Babalar aslında erken gitmez, biz geç fark ederiz. 
Çünkü bazı yokluklar vardır ki, alışılır sanılır ama asla dolmaz. 
Baba yokluğu bir günle bitmez; bir ömür eksik yaşanır. 
Her karar anında, her sendelemede, her “keşke ”de o direğin gerçekte neyi ayakta tuttuğunu hatırlarsın.

Son Söz

Baba, evlat “hazırım” dediğinde değil; hazır olmadığını fark ettiğinde gereklidir. Ama ne yazık ki, babalar o yaşa geldiklerinde çoktan susmuş olurlar.

Baba ve Zamanlama Üzerine Sorular

Neden babalar evlatları hazır değilken daha gereklidir?

Evlat "hazırım" dediğinde aslında kendi kanatlarını bulmuştur. Oysa hazır olmadığını hissettiği o savunmasız anlarda baba, hayatın sert rüzgarlarına karşı duran tek kalkandır. Baba, varlığıyla güveni inşa eden gizli bir öznedir.

"Babalar o yaşa geldiklerinde çoktan susmuş olurlar" sözü ne anlama gelir?

Zaman ilerledikçe babalar yorulur; kelimelerin yerini derin bir sessizlik ve bakışlar alır. Evlat babasını gerçekten duymaya başladığında, babanın anlatacak gücü tükenmiş veya vadesi yaklaşmış olabilir.

Babalar gerçekten fiziksel olarak mı "erken gider"?

Buradaki "erken gidiş" sadece biyolojik bir ölüm değildir. Evlat tam anlamıyla olgunlaşıp babasının değerini anladığı an ile babanın hayattaki varlığı arasındaki o trajik zaman farkıdır. Anlaşılmadan gitmek, en erken gidiştir.

Baba figürü neden "geç kalmış bir farkındalık" yaratır?

İnsan, babası hayattayken onu bir "dağ" gibi sarsılmaz sanır. O dağın yıprandığını ve bir gün çökeceğini ancak gölgesi üzerimizden çekildiğinde anlarız. Bu da farkındalığın hüzünlü bir geç kalmışlığıdır.

Babaların sessizliği bir tür miras mıdır?

Evet, babaların suskunluğu aslında evladın kendi sesini bulması için bırakılmış bir boşluktur. Ancak bu sessizlik, evlat babasına ihtiyaç duyduğunda en ağır yük haline gelebilir.


Baba-Evlat Zamanlama Kıyaslaması

Aşama Babanın Durumu Evladın Algısı
Çocukluk / Gençlik Yol gösteren, otoriter ve güçlü. "Bana karışıyor, beni anlamıyor."
Yetişkinlik Sessizleşen, izleyen ve bekleyen. "Hazırım, kendi yolumdayım."
Olgunluk Çoktan susmuş veya gitmiş. "Sana şimdi ihtiyacım var, anlat."


ÖZEL METAFOR KUTUSU

"Baba, bir evin tavanı gibidir; varlığını güneş varken fark etmezsiniz, ancak fırtına koptuğunda sizi ıslanmaktan kurtaranın o sessiz koruma olduğunu anlarsınız.

Babalar erken gitmez aslında; evlatlar babalarına ulaşmakta geç kalır. Bir baba, evladı için yazdığı öğüt dolu mektubu, evlat okumayı öğrenmeden çok önce postalamıştır; mektup ele ulaştığında ise mürekkep solmuş, gönderen çoktan taşınmıştır.

Baba sessizliği, fırtınadan önceki sessizlik değil; fırtınayı göğüslemiş bir limanın huzurudur. Ancak biz o limana yanaşmayı öğrendiğimizde, sular çoktan çekilmiş olur."

Yorum Gönder

Yorum Gönder

Yorumlarda lütfen saygılı olun