LİDER DELEGEYİ DELEGE LİDERİ SEÇER ADINA DEMOKRASİ DERLER

LİDER DELEGEYİ DELEGE LİDERİ SEÇER ADINA DEMOKRASİ DERLER
LİDER DELEGEYİ DELEGE LİDERİ SEÇER ADINA DEMOKRASİ DERLER 

Demokrasi Mi Bu, Yoksa Önceden Yazılmış Bir Tiyatro Senaryosu Mu?

Türkiye'de Siyasi Parti Liderlerini Delegeler Mi Seçiyor, Yoksa Liderler Mi Delegeleri Seçiyor?

Türkiye’de siyasi partilerin kongrelerini izlerken insanın kafası karışabiliyor. Teoride delegeler lideri seçiyor, ama pratikte lider delegeleri belirliyor. Sonra o delegeler dönüp lideri seçiyor ve herkes “tabanın iradesi tecelli etti” diyor.
Taban dediğin vatandaş ise televizyon karşısında çekirdek çitleyerek sonucu önceden tahmin ediyor.

  • Çünkü sürpriz yok.  
  • Kongre günü heyecan yok.  
  • Rekabet yok.  
  • Belirsizlik yok.  
  • Netflix dizilerinden bile daha çok ters köşe var.

Delegeler Lideri Seçiyorsa Neden Sonuçlar Daha Salona Girerken Belli Oluyor?

İnsanın aklına takılan soru bu işte. 
Bir lider düşünün; il başkanlarını etkiliyor, onlar da delegeleri etkiliyor. 
Delegeler kongreye geliyor ve sonunda aynı lider için oy kullanıyor. 
Buna “liderlik yarışı” deniyor. 
Oysa yarış dediğin, en az iki kişinin kazanma ihtimali olduğu bir şeydir. 
Burada ise bazen rakibin tek görevi, seçim sonuçlarına demokrasi görüntüsü vermek gibi görünüyor. 
Bu bir aday yarışı değil, daha çok protokol yürüyüşü.

Koltuğa Bir Oturan Neden Bir Daha Kalkmıyor?

Türkiye’de siyasi liderlik makamı bazen görevden çok tapulu mülk gibi görülüyor. 
Normalde bir siyasetçi başarısız olursa gider; seçim kaybederse sorgulanır, parti küçülürse hesap verir. 
Bizde ise bazen tam tersi yaşanıyor: 
Seçim kaybediliyor, sonraki seçim de kaybediliyor, hatta bir sonraki de. 
Ardından “aslında kazandık sayılır” açıklamaları yapılıyor. 
Vatandaş okulda dört işlemi öğrenirken, siyasette bambaşka bir matematikle tanışıyor; eksi oy, artı başarıya eşit olabiliyor.

Sultanlık Halt Etmiş Diyenler Haksız Mı?

Tarih kitaplarında padişahlar, taht kavgaları, isyanlar ve tahttan indirilenler anlatılır. 
Bazı parti liderlerine bakınca, padişahların özgeçmişi yanında stajyer gibi kalır. 
Adam partinin başına gelmiş; gençlik kolları, il başkanları, milletvekilleri değişmiş. 
Nesiller, dünya değişmiş; telefonlar tuşludan yapay zekâya geçmiş. 
Ama lider hep aynı lider, koltukla adeta duygusal bir bağ kurulmuş. 

Parti İçi Demokrasi Neden Sürekli Vitrinde Kalıyor?

Herkes parti içi demokrasiden söz ediyor, ama iş lider seçimine gelince ortalığı bir sessizlik kaplıyor. 
Demokrasi sanki evin misafir odası gibi; misafir gelince gösteriliyor, günlük hayatta ise kapısı kapatılıyor. 
Oysa gerçek demokrasi, liderin alkışlandığı değil, eleştirildiği; rakibin konuşabildiği; kimsenin kariyer tek bir kişinin iki dudağı arasında olmadığı gün ortaya çıkar. 
  • Peki delegeler gerçekten özgür mü, yoksa herkes sonucu mu bekliyor? 
  • Delegeler mi lideri seçiyor, yoksa liderin seçtiği delegeler mi lideri belirliyor? 
Eğer sonuç hep aynıysa, bu seçim değil, onay mekanizmasıdır. 
Bir şirket yönetim kurulunda bile daha fazla değişim yaşanırken, bazı siyasi partilerde liderlik koltuğu adeta “ömür boyu garanti” kapsamında görünüyor..

Türkiye'de Lider Değişimi Neden Deprem Etkisi Yaratıyor?

Normal demokrasilerde lider değişimi neredeyse siradan olağan bir süreçtir. 
Bizde ise lider değişince son dakika haberi olarak duyurulur. 

  • Piyasalar hareketlenir, 
  • Gazeteler özel ek hazırlar, 
  • Uzmanlar televizyona bağlanır. 
Alışılmış düzen bozulduğu için adeta nesli tükenmekte olan bir canlı görülmüş gibi şaşkınlık yaşanır. “Gerçekten bıraktı mı?”, “Yok canım, kesin geri gelir.”, “
Tam bıraktı der yeniden aday olur.” gibi tepkiler verilir. Toplumun refleksi artık bu noktaya gelmiştir.

Sonuç: Liderler Mi Delegeleri Seçiyor, Delegeler Mi Liderleri?

İroninin en yoğun hissedildiği nokta tam burası.  
Resmî açıklamalara göre delegeler seçiliyor, fakat siyasi gerçeğe bakan vatandaş farklı düşünüyor.  
Liderin şekillendirdiği yapının dönüp onu yeniden seçmesi, biraz insanın kendi performans değerlendirme formunu kendisinin doldurmasına benziyor.  
Arından herkes bunun büyük bir demokratik başarı olduğunu söylüyor.  
Belki de sorun tam burada: 

  • Geçici olması gereken koltukların kalıcılaşması, 
  • Emanet görevlerin mülke dönüşmesi ve 
  • Seçimlerin değişim yaratmak yerine mevcut düzeni onaylama aracına dönüşmesi.  
Sonra da şu soru geliyor: “Sultanlık gerçekten bitti mi, yoksa sadece adı mı değiştirdi?”  

Delege Sultası Şiiri

Göz boyama sanatı, kurulur koca pazar, 
Delege kalemi alır, ismini baştan yazar. 
O koltuğa bir oturan, kalkmaz bir daha coşar., 
Lider delegeyi seçer, delege liderini; 
Adına "demokrasi" der, gizlerler kirlerini!

Sandık gelir önüme, tırnağımla eşerim, 
Bakarım bu tezgâha, hayretle açılır gözlerim.. 
Sultanlık sönük kalır, geçmişten bilirim., 
Lider delegeyi seçer, delege liderini; 
Kendi yazar çizerler, sahnede rollerini!

Mühür kimdeyse Süleyman, lakin kanun uyduruk, 
Bizimkilerde biat, baştan aşağı buyruk. 
Kendi kuyruğun yiyen, acayip biri bu lavuk, 
Lider delegeyi seçer, delege liderini; 
Millet sadece seyreder, bu kör dövüşlerini!

Kaybeden hiç ar etmez, kalkmaz yerinden asla, 
Gönül bağı kurulmuş, altındaki o tahtla
Biz hakkı haykırırız, hem hicivle hem yasla, 
Lider delegeyi seçer, delege liderini; 
Böyle yitirir insan, adalete güvenini.

Ahmet der ki; adalet, bir gün lazım her kula, 
Dürüst kalem satılmaz, ne şöhrete ne pula. 
Döndürdüler meclisi, koca bir tiyatroya, 
Lider delegeyi seçer, delege liderini; 
Halk da sandık başında, boşa akıtır alın terini!

Next Post Previous Post
No Comment
Add Comment
comment url