KÜTAHYA'DA SİT ALANI ETKİLEŞİM BÖLGESİ GEREKÇESİ İLE MÜLKİYET HAKKI GASP EDİLİYOR
Sit alanı etkileşim bölgesi kararıyla mağdur edilen mülk sahipleri ne yapmalı?
Kütahya'da Sit Alanı Gerekçesiyle Vatandaşın Mülkiyet Hakkı Fiilen Kısıtlanabilir mi?
Babanızdan mı var? Ne güzel! Ama karşı komşunuz tarihi bir isim çıktıysa geçmiş olsun!Kütahya’nın kadim sokaklarında dolaşırken, tarihin her köşeden fışkırdığı o eşsiz atmosferi hepimiz biliriz.
Lakin o tarih, sırf sokağın karşısında bir sanatçı büyüdü diye sizin mülkünüzü adeta bir “tarihi rehin” haline getirirse?
İşte size, mülkiyet hakkı ile kültürel miras arasında sıkışıp kalmış, adalet arayışının hikayesi.
⚖️Kütahya'da “Koruma” Adı Altında Mala Müsadere:
Kütahya’da kayınpederden kalma, ne tarihi ne de mimari bir özelliği bulunmayan, yalnızca 140 metrekarelik ahşap bir ev var.Düz bir ev işte; ne sütunu var ne hamamı ne de kemeri.
Peki karşısında ne var?
Kütahya’nın gururu, merhum ressam Ahmet Yakupoğlu’nun çocukluğunu geçirdiği restore edilen tarihi bina.
Sırf bu restorasyonun gölgesi düştü diye, sokağın karşısındaki on ev bir anda “Sit Alanı Etkileşim Bölgesi” ilan edildi. Peki, bu ne anlama geliyor?
- Konut yapamazsın 🚫
- Satamazsın 🚫
- Tek söyledikleri: “Bzim belirlediğimiiz şartlarda tamir et, otur!” 🛠️
🏚️ Tamir mi, Yeni Baştan İnşa mı? (Cevap: İkisi de Değil!)
Belediyenin “tamir et otur” önerisi, taş bir ev için belki mantıklı olabilir. Ancak konu 140 metrekarelik ahşap bir yapıya gelince, bu iyilikten çok ince bir cezaya dönüşür.Ahşap bir evi “tarihi dokuya uygun” restore etmek, sıfırdan betonarme bir ev yapmak hem daha zahmetli hem de çok daha pahalıdır.
- Ustasını bulmak zordur.
- Malzemesi pahalıdır.
- Ruhsat süreci ise ayrı bir derttir.
Yani belediye “Oturabilirsin” derken aslında “Burayı oturulamaz hale getiriyoruz, üstelik bunu yasalara dayanarak yapıyoruz” demiş olmuyor mu?
🧑⚖️ Adalet mi, Yoksa “Çökme” mi?
Asıl sorgulanması gereken nokta şu: Bu uygulama, Türk hukuk sisteminde yerini bulmuş olsa da adalete uygun mu?Evet, sit alanı etkileşim bölgesi kararları ülkemizde “kamu yararı” adı altında alınır. Ama buradaki “kamu yararı”, birkaç ailenin mülkünü adeta bloke ederek mi sağlanır?
Kütahya’ya resimleri ve sanatıyla değer katan Ahmet Yakupoğlu’nun evi restore edilirken, bu sadece kültürel mirası yaşatmak için mi yapıldı, yoksa çevredeki arsalara da bir “değer” mi katıldı?
Belediye, sokağın Bugün belediyemizin büyük emeklerle ektiği çimleri iki kadının koparıp torbalara doldurarak götürdüğünü gördüm. Gerçekten çok yazık... Hepimizin vergileriyle, ortak kullanımımız için yapılan bu çevre düzenlemesine ve verilen emeğe biraz olsun saygı gösterilmesi gerekmez mi? Kul hakkıdır, günahtır."
Bugün belediyemizin büyük emeklerle ektiği çimleri iki kadının koparıp torbalara doldurarak götürdüğünü gördüm. Gerçekten çok yazık... Hepimizin vergileriyle, ortak kullanımımız için yapılan bu çevre düzenlemesine ve verilen emeğe biraz olsun saygı gösterilmesi gerekmez mi?
Kul hakkıdır, günahtır."
evleri “Sit Alanı Etkileşim Bölgesi” ilan ederek mülk sahiplerini köşeye sıkıştırmış olmuyor mu? Bu, tarihi koruma bahanesiyle yapılan bir “mülkiyeti çökertme” operasyonu değil de nedir?
🏛️ Hukuk ve Vicdan Çatışması
Kütahya Belediyesi muhtemelen yasaların tanıdığı yetkiyi kullanıyor ve mevzuata uygun hareket ediyor.Ancak bir uygulamanın hukuka uygun olması, onun adil olduğu anlamına gelmez.
Yasalar bazen bireylerin mağduriyetini görmezden gelebilecek şekilde geniş yorumlanabiliyor. Böyle bir durumda mülk sahibinin yapabileceği, kararı yargıya taşımak ve “etkileşim” bölgesinin getirdiği külfetin, sağladığı (varsa) faydadan çok daha ağır olduğunu kanıtlamak olabilir.
Fakat bu da ayrı bir dava, ek maliyet ve yıpratıcı bir süreç demektir.
Sonuç?
Ahmet Yakupoğlu’nun evi bir müze olarak parlayıp dururken, karşı sokaktaki vatandaş, miras kalan eviyle baş başa, çaresiz bir şekilde beklemeye mahkum ediliyor.
Umarız Kütahya’nın yetkili kalemleri, bu “etkileşim”in sadece fiziki değil, vicdani boyutunu da görürler.
Ne dersiniz, tarihi koruma adına bireysel mülkiyet hakları bu kadar rahatça es geçilebilir mi? Yorumlar sizin!
Ne dersiniz, tarihi koruma adına bireysel mülkiyet hakları bu kadar rahatça es geçilebilir mi? Yorumlar sizin!
Sanmıyorum.
Kültür ve sanat, insanın ruhunu yüceltmek için; vatandaşın malına el uzatmak, onu çaresiz bırakmak için değil!
Biz adaleti mülkün temeli bilirdik; meğer bazılarının mülkü, belediyenin sit alanı hayallerine temel oluyormuş.
Kütahya'nın Makus Talihi Viraneler Şiiri
Tamir et de otur" der, dalga geçer fukarayla,Eski ev onarılır mı üç kuruş parayla?
Yenisini yapmaktan pahalıya patlayacak,
Peki bu mezbeleler nasıl adam olacak..
Kamulaştırma desen, cepte mangır kalmamış,
Kendi mülkün içinde esir olmak varmış.
Yahu mülkün temeli, hani dürüst adalettir?
Bu sit alanı işi vallahi vatandaşa eziyettir.
Ahmet der ki; adınız tarihe mi geçecek?
Vatandaş bu haksızlık şerbetini mi içecek?
Kitabına uydurdun, kılıfı da pek güzel seçerek
Yarın ruz-i mahşerde bu mizan nasıl geçecek?
Velhasıl, kaş yapalım derken göz çıkarmakta üzerimize yok.
Kamulaştırma desen, cepte mangır kalmamış,
Kendi mülkün içinde esir olmak varmış.
Yahu mülkün temeli, hani dürüst adalettir?
Bu sit alanı işi vallahi vatandaşa eziyettir.
Ahmet der ki; adınız tarihe mi geçecek?
Vatandaş bu haksızlık şerbetini mi içecek?
Kitabına uydurdun, kılıfı da pek güzel seçerek
Yarın ruz-i mahşerde bu mizan nasıl geçecek?
Velhasıl, kaş yapalım derken göz çıkarmakta üzerimize yok.
Kültürel mirasımızı koruyalım, başım gözüm üstüne.
Ama bunu, üç kuruşluk birikimi olan esnafın ve emeklinin boğazını sıkarak değil; devletin o vakarıyla, elini taşın altına koyarak yapmalısın.
Vatandaşı kendi mülkünün kölesi etmeye hakkınız yok!
Adı kamusal yarar ama vatandaşın tepesine binen tam manasıyla kamusal bir çökme!
Peki.
Sit alanı etkileşim bölgesi kararıyla mağdur edilen mülk sahipleri ne yapmalı sorusunun cevabı nedir?
Valla kardeşim, ya avukatlara gömülüp davalarda sürüneceksin, yada bu belayı başa saranlara her gün lanet edip küfredeceksin, Başka çare yok.
NOT:
Bir komisyon kurulsun, sanat tarihçilerinden, mimarlardan, şehir planlamacılarından, bu komisyonun vereceği, tarihi, mimari ve kültürel olmayan, kurtarılması zor, yaşatılması maliyetli METRUK binalar acilen yıkılmalı, yıkımdan sonra yeni bir şehir planı çıkarılmalı, bu planda hakkı zayi olanların emsal bedel üzerinde kamusallaştırma bedeli ödenmeli
