MASUMİYETİMİZİ KİM ÇALDI
![]() |
| MASUMİYETİMİZİ KİM ÇALDI |
1970’lerin Yazlık Sinemalarından Bugünkü "Ahlak bozan" Dizilere...
🎬 Gazoz Kokulu Akşamlardan Ekran Arsızlığına: Eski Türk Filmleri ve Kaybolan Ahlakımız
🪵 Gazoz Kapağı Kokulu Akşamlar: Biz Aile Olmayı O Beyaz Perdede Öğrendik
Kütahyalı o zamanlar ailece, çoluk çocuk konu komşu toplanıp yazlık sinemaya giderdi. Altımızda tahta sandalyeler, elimizde çekirdek, önümüzde buz gibi Hayat marka gazoz…
💣 Bugünün Ekranları: Türk Aile Yapısının Altına Konulan Dinamitler!
Peki, şimdi durum ne?
- Nasıl ayrı yaşanır, aile düzeni nasıl kolayca yıkılır? (Dizilerde herkes ilk tartışmada evi terk ediyor, yuva yıkmak sanki sakız çiğnemek kadar basit!)
- Eş birbirini nasıl sinsice aldatır? (Sadakat ve dürüstlük neredeyse “enayilik” gibi gösteriliyor; entrika dedikleri şey resmen ahlaksızlık!)
- Kadına şiddet nasıl uygulanır,
- Mafyacılık nasıl yapılır? (Ekranlar kan gölü, kadınlara yapılan zulüm reyting uğruna malzeme olmuş!)
- Küçük yaşta çocukların eline nasıl silah verilir, cinayet nasıl işlenir? (Ağzı süt kokan çocuklar dizilerde racon kesiyor, tetik çekiyor!)
- Hele bir de Esra Erol'un DNA sonuçları az sonra demesi yok mu, ben utançtan yerin dibine girerken reytingin tavan yapması, yuh yahu yuh.
Yalan mı dostlar?
👀 Sahi, Biz Ne Zaman ve Nasıl Bu Kadar Bozulduk?
Şimdi kahvehanede otursak, bu konuyu açsak herkesin derdini dökeceğini bilirim. Ama biraz da çuvaldızı kendimize batırmamız gerekmez mi?
🎬 Masumiyetimizi Kim Çaldı Şiiri?
"Ahmet ATAM'dan Hikmetli Sözler: Mahmut Hoca'nın tek bir bakışıyla edep öğrendiğimiz o siyah-beyaz günlerden; yalı dairesinde kimin eli kimin cebinde belli olmayan dizi arsızlığına savrulduk. Ekranlarımız renklenirken, ahlakımızın rengini soldurdular!"
Gazoz Kokulu Akşamlardan Ekran Arsızlığına: Eski Türk Filmleri ve Kaybolan Ahlakımız
Selamın aleyküm cemaat. Çekilin şöyle masanın etrafına, çayları tazeleyin. Bugün size ne siyaset yapacağım ne de borsanın iniş çıkışından dert yanacağım. Bugün sizi 1970'li yılların Kütahya’sına, o çocukluğumuzun, gençliğimizin geçtiği buram buram masumiyet kokan yazlık sinemalarına götüreceğim. 68 yılı devirdim şu dünyada; Kütahya'nın o serin yaz akşamlarında tahta sandalyelere kurulup, buz gibi elvan gazozunu yudumlarken perdedeki Hulusi Kentmen’in babacanlığında huzur bulan o nesli de gördüm; bugün televizyon karşısında "ulan bu kadar da olmaz" diye yaka silken modern zaman esirlerini de... Biz o tahta sandalyelerden bugünün yalı dairelerindeki ekran arsızlığına nasıl savrulduk, gelin bizim eski teraziye bi koyup tartalım.
Şimdiki dizileri açıyorsun; lüks villalar, holdingler, mafya bozuntuları, amcasının karısına göz diken züppeler, her bölümde birbirini arkadan bıçaklayan akrabalar... Ulan soruyorum size, bu toprakların insanı ne zaman bu kadar arsız, bu kadar hırslı ve çiğ oldu? Eskiden Yeşilçam filmleri vardı; yoksulluk vardı, imkansızlık vardı ama bir de namus, şeref, komşu hakkı vardı. Münir Özkul bir "Bak beyim, sana iki çift lafım var" dediğinde kahvedeki en fırlama adamın bile gözü yaşarırdı. Tarık Akan’ın fakir ama gururlu hallerinde kendimizi bulurduk. Çünkü o filmlerin harcı edeple, adaletle karılmıştı. Şimdikiler ise sadece reyting, lüks tüketim ve ahlaksızlık pompalıyor. Biz ekranları büyüteceğiz, evleri modernleştireceğiz diye içindeki o canım ruhu, o mahalle asaletini kurban verdik!
| Değerlerimiz | 1970’ler Kütahya Yazlık Sinemaları | Bugünün Ekran Arsızlığı |
|---|---|---|
| Aile ve Mahalle Bağları | "Bizim Aile" filmi; bir lokma ekmeği bölüşen, birbirine siper olan tertemiz insanlar. | Aynı holdingi ele geçirmek için babasını arkadan vuran, miras için kardeşini zehirleyen, entrika kusan yapay tipler. |
| Zenginlik ve Fakirlik Algısı | Fakir ama gururlu esnaf, fabrikatörün parasını suratına fırlatır, şerefini satmazdı. | Zenginlik tek başarı kriteri! Altında lüks arabası olmayan adamı insan yerine koymayan, gençlere parayı kap da nasıl kaparsan kap diyen bir çürümüşlük. |
| Aşk ve Sevgi Anlayışı | Göz göze gelmekten utanan, mektuplaşan, aşkı için dünyayı karşısına alan masumiyet. | Kimin eli kimin cebinde belli olmayan, aldatmanın yalanın sıradanlaştığı, şehvete ve çıkara endeksli sahte ilişkiler. |
Kara mizahın dibi burası beyler: RTÜK denen o yüksek kurul, dizide bir kurşun kaleme sansür koyar, sigarayı buzlar ama aynı dizide baldızıyla kaçan adamın rezilliğini prime-time'da bütün millete izletir! Ulan dumandan zehirlenmeyelim diye uğraşıyorsunuz ama ahlaksızlıktan, ensestten, şiddetten bütün bir neslin beyni çürüyor, ruhu zehirleniyor, farkında değilsiniz. Kütahya'nın o eski sinemalarında film bitti mi, herkes sandalyesini düzeltir, komşusuna "hayırlı geceler" der, evine öyle yürürdü. Şimdi diziler bitiyor, millet evde birbiriyle kavgaya tutuşuyor ya da internette o izlediği mafya dizisindeki pisliklere özenip çete kurmaya kalkıyor. Tokat gibi gerçek budur: Biz televizyonları renkli yaptık ama hayatımızın ahlakını kapkara bir deliğe teslim ettik!
Kaybolan Sinema Kültürümüz (SSS)
1. 1970'li yıllarda Kütahya'daki yazlık sinemaların toplumsal rolü neydi?
O yıllarda yazlık sinemalar sadece bir eğlence yeri değil, mahallenin ortak kültür meydanıydı. Zengini, fakiri, memuru, esnafı aynı tahta sandalyede yan yana oturur, aynı filme güler, aynı sahneye ağlardı. Toplumsal kaynaşmayı ve saygıyı diri tutan bir okul gibiydi.
2. Eski Türk filmlerindeki 'masumiyet' duygusu neden bugünkü dizilerde yok?
Çünkü eski sinemacılar parayı ikinci plana koyup insana dokunmayı, topluma bir mesaj vermeyi dert edinmişlerdi. Bugünün dizi sektörü ise tamamen vahşi kapitalizmin oyuncağı olmuş durumda. Ne kadar çok entrika, ne kadar çok lüks ve çarpık ilişki varsa, o kadar çok reyting ve reklam gelir mantığı güdülüyor.
3. Televizyon dizilerindeki lüks ve şatafat pompalama stratejisi toplumu nasıl etkiliyor?
Gençlerde derin bir tatminsizlik ve kolay yoldan zengin olma hırsı yaratıyor. Alın teriyle, dürüstlükle çalışıp kazanmanın "enayilik" gibi gösterildiği bu sahneler yüzünden, toplumsal ahlak temellerinden sarsılıyor ve suç oranları tırmanıyor.
4. RTÜK’ün bugünkü denetim anlayışı ahlaki erozyonu engellemekte neden yetersiz kalıyor?
Çünkü denetim sadece yüzeysel kalıplara (alkol, sigara, argo kelimeler) odaklanmış durumda. İşin özündeki psikolojik şiddet, adaletsizlik, hırsızlığın meşrulaştırılması ve çarpık ilişkiler "sanatsal kurgu" adı altında serbest bırakılıyor. Kılıfına uydurulan ahlaksızlık cezalandırılmıyor.
5. Ahmet ATAM evinde televizyon izleyenlere ne öneriyor?
Kapatın o arsızlık kusan ekranları kardeşim! Açın internetten bir Hababam Sınıfı’nı, bir Gülen Gözler’i, bir Neşeli Günler’i evlatlarınızla, torunlarınızla izleyin. Çocuklarınıza paranın değil, insanlığın ve dürüstlüğün kıymetli olduğunu o siyah-beyaz çınarlarla öğretin. Ruhunuzu bu modern çürümeden koruyun.
Günün Ana Fikri
"Eski Türk filmlerinde evimiz gecekonduydu, üstümüz yamalıydı ama kalbimiz saray gibi tertemizdi. Bugün akıllı televizyonlarımızda ultra lüks hayatları izlerken, o kerpiç evlerdeki haysiyeti ve insanlığı mumla arıyoruz!"
Ahmet ATAM
KENDİME YAZILARIM
🔍 BENİ GOOGLE'DA BUL© 2026 | "Kalemi dürüst olanın, izi derin olur."

