65 YAŞ ÜSTÜ SEÇMEN NEDEN İNATLA AKP'YE OY VERİR

65 yaş üstü yaşlılar neden AKP'ye oy verir

Geçen gün bizim ihtiyar heyetiyle çayları tazelerken laf döndü dolaştı, memleketin en çözülemez kördüğümüne geldi: "Yahu Ahmet, bu yaşını başını almış, emekli maaşı kuşa dönmüş, geçim derdinin en büyüğünü çeken 65 yaş üstü amcaları, teyzeleri anlamıyoruz. Gelir en altta, eğitim dersen hak getire, sosyo-kültürel imkanlar sıfır ama sandık önlerine geldi mi inadım inat, bile isteye yine Erdoğan diyorlar. Bu işin sırrı, hikmeti nedir?" dediler.

Bu yazı“cahil halk”söylemine sıfır tolerans gösterir. Ekonomik zorluk içindeki bir insanın oy tercihini “aptallık”la açıklamak, hem bilim dışıdır hem de vicdansızlıktır.Benim buradaki amacım yapısal nedenleri irdelemektir.

Siz bakmayın öyle dışarıdan bakıp "Cahillik canım" deyip kestirip atan çok bilmiş asıl tuzu kuru cahillere. Bu iş öyle iki kelimeyle geçiştirilecek, yukarılardan bakılarak şak diye çözülecek bir mesele değil. O sandıktan çıkan inatçı oyların arkasında, bu toprakların yüz yıllık sosyolojik kırılmaları, yaşanmışlıkları ve kimsenin fark etmediği bir 'aidiyet psikolojisi' yatıyor. Gelin, şu meseleyi akademik kibirden uzak, bizim kahvehanenin samimiyetiyle masaya yatıralım.

Sorunun Özü:

Bugün asgari ücretin altında yaşam mücadelesi veren, sağlık kuyruklarında ömrü geçen yaşlılarımız normal şartlarda sistemin en büyük muhalifi olmalıydı. Ancak muhalefet bu kitleye ulaşmak yerine onları hor gördükçe, eski Türkiye’nin travmalarıyla beslenen bu sessiz çoğunluk, kendisini koruyan tek kalkan olarak gördüğü lidere bu da Erdoğan oluyor daha sıkı sarılıyor. Çözüm üretmek yerine sadece şaşırmak, aradaki uçurumu daha da derinleştiriyor.

Eski Türkiye Travmaları ve "Ekmek Kuyruğu" Hafızası

Bizim kuşağın hafızası tazedir, unutmaz. Bugün 65 yaşın üstünde olan bir esnaf emeklisi ya da köylü vatandaş, gençliğini 70'lerin, 80'lerin ve 90'ların çalkantılı dönemlerinde geçirdi. Gaz kuyrukları, yağ kuyrukları, hastane kapılarında rehin kalmalar... 

Toplumun okur yazar kesimi bu kuyrukların Amerikan ambargolarından kaynaklandığını çok iyi biliyordu, ya gazete kitap okumayan, işte bunlar dönemin siyasi ve ekonomik gelişmelrinden uzak kaldı, lakin birileri bu propagandayı günümüzde çok iyi yapıyor. Bunlar onlar için birer siyasi propaganda malzemesi değil, bizzat yaşanmış hayat hikayeleridir.çünkü onlar sadece yokluğu yaşadılar.

Günümüzde ise işte tam bu noktada psikolojik bir duvar örülüyor. Ekonomik kriz ne kadar derin olursa olsun, bu kitle içinden şöyle düşünüyor: "Evet, şu an durum kötü, geçinemiyoruz ama bunlar giderse o eski karanlık, o hastane kuyrukları geri gelir." Yani mevcut kötü durum, geçmişin korkularıyla meşrulaştırılıyor. Gelecek korkusu, bugünün yoksulluğunu bastırıyor.TÜİK verilerine göre:

  • 65+ nüfusun %70’i ilkokul mezunu veya daha altı. 
  • Dijital okuryazarlık neredeyse sıfır. 
  • Haberlerini televizyon ve camii sohbetlerinden alıyorlar. 
  • Alternatif bilgiye erişimleri yok.
Bu mecraların çoğu, iktidar yanlısı yayın yapıyor. 
Alt gelir grubundaki yaşlılar için devlet, soyut bir kurum değil; maaşını yatıran, ilacını karşılayan, bayramda harçlık veren “baba” figürüdür.

İnat Değil, “Kimlik” Koruma İçgüdüsü


65 yaş üstü AKP seçmenine “inatçı” denir. Oysa bu kimlik savunmasıdır. 20 yıldır aynı partiyi desteklemek, onlar için “kendi seçiminin arkasında durmak” demektir. Eğer şimdi vazgeçerlerse, geçmiş 20 yılın anlamı çöker.

Bu bilişsel uyumsuzluktur: “Ben doğru bildim, yanılmış olamam.” Muhalefetten gelen her eleştiri, kişiliklerine saldırı olarak algılanır. 
O yüzden “zam gelmedi” desen de, enflasyon yüksek” desen de, kulakları tıkalıdır.

Haaa... ne kadar inat değil desemde bazılarında tam bir Arnavut inadı var, inadım inat adım kel Murat hesabı, bu arkadaşlarlarda kör inadından vaz geçmediği için AKP'nin oy deposudr
Birde torpil ile işe giren torun torbaların iktidar değişikliği ile işini kaybedeceği korkusu var bu dedelerde, elbette hepsinin görüşlerine saygım sonsuz..

Dini Söylem ve Kader Algısı

Rızkımı veren Allah’tır, devlet de O’nun yeryüzündeki gölgesidir” anlayışı, siyasi eleştiriyi dini eleştiriyle karıştırmalarına neden oluyor. 
Erdoğan’a yapılan her tenkit, “imama laf atmak” gibi geliyor. 
Bu kutsallaştırma, rasyonel tartışmayı imkânsız kılıyor,.birisi haksızlık var yolsuzluk var dese hemen kendi üslerine alınıp savunma pozisyonuna geçiyorlar.

Medya Körlüğü ve “Öteki” Algısı

Televizyonlarının %90’ı iktidar yanlısı. “Alternatif” dedikleri kanallar ise ya izlenmiyor ya da “terör örgütü kanalı” diye etiketleniyor. 
65 üstü seçmenin, “CHP = Din düşmanı” formülünü beyinlerine kazınmış. Bu, korku temelli bir sadakattir.

Yaşlıların Erdoğan'a oy verme nedenleri

Tencere takırdar, dibi delik bir kova,
İçinde kaynayan ne et var ne de çorba.
Amcam gururla bakar ekrandaki Reise,
Açız ama bak helal olsun şu heybete!

Maaş kuşa dönmüş, kanatları yolunmuş,
Cüzdan desen, tarihin tozlu rafına konmuş.
Ama hafıza taze, yetmişlerin kuyruğu,
Bastırır bugünkü açlığı, geçmişin buğusu.

Bidon kafa" dediler, kızdı içerledi,
Yıllarca bu öfke ile sandığı bekledi,
Ekran parıldadı, kükredi Reisin sesi;
Bizim pirifani,mutlu oldu kendinden geçti.

Karnı açtır amcamın, eyvallah demez,
Makro veriyi ne bilsin, boş laf der yemez.
Vatan elden gidiyor" dendi mi bir kez,
O tencere kırılsa da yine diz çökmez

Muhalefet uzaktan bakar, elinde cetvel,
Grafikle anlatır krizi, sanırsın bir heykel.
Anlamaz ki amcamın kalbi dilden yanadır,
Ona "bidon" dedikçe, inadı bin kat daha katlanır

Kara mizah bu ya; pazar filesi bomboş,
Ama sandığa giderken ihtiyar zevkten sarhoş.
Görünmez bir sevdanın, gizli bir diyetidir,
Bu inat, ezilmiş bir ömrün son şahsiyetidir
 
💡 ESNAF İPUCU:

Bir insanın elinden bugünü alabilirsiniz ama geçmişteki aidiyetini ve geleceğe dair inancını alamazsınız. Sandıktaki inat, rasyonel bir ekonomi analizi değil, tamamen duygusal bir savunma mekanizmasıdır.

Görünürlük ve "Adam Yerine Konma" Hissiyatı

Yıllarca bu memlekette elitler tarafından "göbeğini kaşıyan adam", "bidon kafalı" diye aşağılanan, sosyo-kültürel olarak en altta bırakılan bu kitle, mevcut iktidar döneminde ilk defa "özne" olduğunu hissetti. Muhtarlar toplantılarından tutun, dini cemaatlerin mahalle yapılanmalarına kadar her yerde kendilerine bir alan açıldı.

  • Devletin Şefkat Eli Algısı: Hastalar için evde bakım aylıkları, yaşlılık maaşları (miktarı az olsa da) doğrudan cebe giren ve "Devlet bize bakıyor" dedirten mekanizmalara dönüştü.
  • Dini ve Kültürel Temsiliyet: Sakalının, takkesinin, İnançlarının, kılık kıyafetlerinin artık kamusal alanda dışlanmadığını görmek, ekonomik yoksulluktan daha büyük bir tatmin sağladı.
  • Karizma ve Güç Aşkı: Kahvehanede oturan o yaşlı pirifani, televizyonda dünyaya meydan okuyan bir lider gördüğünde, kendi ezilmişliğini o liderin gücüyle telafi ediyor. "Ben açım ama devletim güçlü" tesellisi tam olarak burada devreye giriyor.
⚠️ DİKKAT:

Boş tencereler iktidarı götürür derlerdi ama eğer tencereyi boşaltanın dış güçler olduğuna ya da muhalefetin gelirse tencereyi tamamen kıracağına inanılmışsa, o tencere kaynamasa da sandıktan yine aynı sonuç çıkar.

Algı, Sosyal Sermaye ve Gerçekler: Durum Analizi

Meseleyi daha daha net görebilmek için, bu kitlenin oy verme motivasyonlarını belirleyen temel dinamikleri bir tabloda özetleyelim. Neyin karşılığında neyi feda ettiklerini görmek, resmi daha netleştirecektir:

Sosyo-Ekonomik Gerçeklik Algı ve Psikolojik Karşılık Sandığa Yansıyan Sonuç
Düşük Emekli Maaşı / Alım Gücü Kaybı "Tüm dünyada Küresel kriz var, reis olmasa tamamen batardık" inancı. Sabır ve Sadakat
Eğitim ve Sosyo-Kültürel Yetersizlik Tek kanallı yandaş medya (TV) ve yerel dini ağlardan beslenme. Alternatifsizlik Algısı
Sağlık Sistemindeki Tıkanıklıklar "Eskisi gibi hastane kuyrukları yok, dev şehir hastanelerimiz var" kıyası. Hizmete Minnet Duygusu
Geleceksizlik ve Gençlerin Durumu "Bu ülkenin Beka meselesi her şeyden önemlidir, vatan bölünmesin." İnadına Siyasi Tercih

Muhalefetin Dil Bariyeri ve İletişim Hatası

Bizim kahvehanedeki Hasan Amca’ya gidip elit bir dille, makroekonomik verilerle, faiz-enflasyon sebep-sonuç ilişkileriyle bir şeyler anlatırsan yüzüne bön bön bakar. Muhalefet yıllarca bu kitlenin dilini konuşamadı. Onları ikna etmek yerine, tercihlerini sorgulayıp dışladı. İnsan psikolojisidir; saldırıya uğradığını hisseden her canlı, yuvasına ve liderine daha sıkı tutunur. Amcaların inadı, aslında kendilerini dışlayan sisteme karşı bir tepkidir.

---

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

1. Yaşlı nüfus ekonomik sıkıntı çektiği halde neden faturayı iktidara kesmiyor?

Çünkü yaşanan ekonomik krizlerin yerel yönetim hatalarından ziyade dış güçler, küresel salgınlar veya büyük depremler gibi "Reis'in elinde olmayan" mücbir sebeplerden kaynaklandığına inandırılmışlardır. Onlar için Erdoğan bir fail değil, bu zorluklarla savaşan bir kahramandır.

2. Sosyal yardımların bu inatçı oy verme davranışındaki payı nedir?

Payı büyüktür ancak sadece maddi miktarla ölçülemez. Bu yardımlar, düşük gelirli yaşlılar için "devletin kendilerini hatırlaması" ve "sahip çıkması" anlamına gelir. Muhalefet geldiğinde bu yardımların kesileceği korkusu da bu sadakati pekiştirir.

3. Eğitim ve sosyo-kültürel seviyenin düşüklüğü kararları nasıl etkiliyor?

Düşük eğitim seviyesi, bilgi kaynaklarının sınırlı olmasına (sadece ana akım televizyon kanalları ve kahvehane/cami çevresi) yol açar. Alternatif anlatılara ve eleştirel verilere kapalı olan bu ekosistemde, kurulan duygusal ve milli/dini bağlar rasyonel sorgulamanın önüne geçer.

Netice-i kelam nedir derseniz; sandıktaki o inatçı oylar, sadece bir partiye ve Reise verilen destek değil; geçmişin korkularına, kimliksel dışlanmışlığa karşı örülmüş koca bir psikolojik kaledir. O kaleyi yıkmanın yolu yukarıdan taş atmak değil, aşağıya inip o kahvehanede bir bardak tavşan kanı çay içmekten geçer. Kalın sağlıcakla...

Ahmet ATAM

KENDİME YAZILARIM

🔍 BENİ GOOGLE'DA BUL

"Cüzdanın boşluğuna sabreden hürmet, kelamın dürüstlüğünde arar adaleti; kalemi hakikat kokanın izi silinmez."

© 2026 | KENDİME YAZILARIM. Tüm Hakları Saklıdır.


```
Previous Post
No Comment
Add Comment
comment url