SAĞLIK SİSTEMİNİN KANAYAN YARASI NOBRANLAŞAN DOKTORLAR
Sağlık sisteminin çözümü dev gibi şehir hastaneleri mi, sistemin sağlıklı işlemesi mi?
Geçenlerde bizim mahallenin şifa dağıtım merkezine, yani aile hekimliğine yolum düştü. Yaş malum kemale ermiş, kalbin tesisatı daha yeni revizyondan geçmiş, damarlara iki tane daha stent atılmış, sten sayısı olmuş beş...
İçeri girdim ki ne göreyim; bizim doktor bey, yanında iki misafiri, masada kahve fincanları, içeride muazzam bir kafe ambiyansı! Muhabbet koyu, höpürtü gırla...
Yahu dedim, herhalde yanlışlıkla Kütahya’nın meşhur kahvehanelerinden birine daldık. Neyse, sıramız gelmiş, derdimizi anlatalım, ilacımızı yazdırıp çıkalım.
Yaşın verdiği o tatlı unutkanlıkla, yeni yazılan o altı tane ilacın bir kısmının adı aklımdan uçup gitmiş. E kolay değil, kalbe yeni stentler takılmış, kan koyu akıyor, kafa bir dünya...
"Doktor bey, ilaçların bir kısmını hatırlayamadım, sistemden bir baksanız?" demeye kalmadı, bizim kahve sever mülki amir yüzünü ekşitti. Kaba, nobran, hani o üst perdeden perende atan üslubuyla: "Ben nereden bileyim senin ilçalarını Git evden ilaç kutularının kupürlerini al, öyle gel!" buyurdu. Beni orada bir kalemde "aptal" yerine koyuverdi.
İyi de doktor bey! Önünde devletin trilyonlar harcayıp kurduğu e-Nabız sistemi açık duruyor. O ekrana iki tık yapsan, on saniyeni alır, değil benim, benim yedi sülalemin hangi eczaneden hangi ilacı kaç miligram aldığı Matrix filmi gibi akacak önüne.
Ama yok, içeride kahve soğuyor, muhabbet bölünüyor ya, esnaf emeklisi Ahmet’i evine yorup göndermek daha kolay. Tartışma çıkmasın, yeni takılan stentler darlanmasın diye eğdik başımızı, çıktık. Ama içimdeki o ahlak ve adalet terazisi öyle bir sarsıldı ki,
Biz bu ülkede beton bloklar dikip, devasa şehir hastaneleri yapmakla çağ atladığımızı mı sanıyoruz. Doğrudur, binalar saray gibi ama içinde "insan" kalmamış arkadaş! Sistem doktorlarımıza yasal zırhları giydirip sahaya sürdükçe, maalesef bazıları hastaya karşı nobranlaşıyor.
Hangi hastaneye gitsen ana baba günü, muayene süresi on dakika, bir şey sorsan tersleniyorsun, hak arayıp şikayet etsen, ertesi gün gittiğinde "Bizi şikayet etmişsin" diye fişleniyorsun. Hükümet dersen:
"Benim adım Hıdır, elimden gelen budur, bedava bakıyorum daha ne istiyorsun" modunda.
Paran varsa özel hastanede kralsın, paran yoksa kamu hekiminin karşısında hazır olda terbiye edileceksin! Biz bu gidişle dışarıdan otomobil değil, acilen "insanlık ve şefkat" ithal etmeliyiz, bilmiyorum dışarıda da kaldı ise.
Sağlık Sisteminin Kısa Özeti (Sıkça Sorulan Sorular)
1. Büyük binalar yapmak sağlık sistemini çözer mi?
Çözmez arkadaş. Taş duvarla, mermer koridorla şifa olsaydı, dağlardaki kayalar dertlere derman olurdu. Binanın içine o ekrana bakmaya erinmeyen, hastanın yüzüne selam veren "insan" koyamadıktan sonra o koca bloklar sadece müteahhitleri zengin eder.
2. İlaç kutusu getirmek e-Nabız'dan daha mı hızlıdır?
Teknoloji çağında e-Nabız iki tık sürerken, hastayı evine gönderip çekmece karıştırmak sadece kahve muhabbetini bölmek istemeyen tembelliğin hızıdır. Sistem doktorun önünde açık ama niyet kapalı!
3. Şikayet mekanizması neden çalışmıyor?
Çünkü sistem hakkını arayanı korumak yerine şikayet edeni hedef tahtasına koyuyor. Sen derdini anlatıyorsun, o dert dönüp dolaşıp doktorun ekranına "bu adam seni şikayet etti" diye düşüyor. Ondan sonra sistem seni tedavi değil, terbiye etmeye başlıyor.
