TRUMP NEDEN ERDOĞANI EN İYİ DOSTU İLAN EDİYOR: CAATSA NADİR TOPRAK VE İRAN GERÇEĞİ
Bayram değil seyran değil eniştem beni niye öptü? Trump'ın Erdoğan sevgisinin perde arkası
Yani dostlar, hani bizim halk dilinde bir laf vardır; "Bayram değil, seyran değil, eniştem beni niye öptü?" diye. İşte tam da bugünlerde uluslararası siyaset arenasının manzarası aynen bu hesap! Daha düne kadar Türkiye’ye CAATSA yaptırımlarını dayatan, F-35 projesinden bizi dımdızlak dışarı atan, hatta diplomatik nezaketi bir kenara bırakıp "Aptal olma!" diye mektuplar gönderen o sarı kafa Donald Trump, şimdilerde bir bakıyorsunuz ağzından bal damlıyor. "Erdoğan benim en iyi dostum", "Erdoğan’ı çok seviyorum" demeçleri havada uçuşuyor. Hayırdır inşallah, bu ne aşk, bu ne muhabbet?
Biz esnaflıktan biliriz; bir müşteri durup dururken size övgüler yağdırıyor, sabah dükkanı açar açmaz halinizi hatrınızı sormaya başlıyorsa, bilin ki ya veresiye defterine göz dikmiştir, düşük bedelle, veresiyemal alacaktı, ya da arkadaki depoda kalan son kıymetli malın peşindedir.
Amerika gibi bir kapitalizm devinin tepesindeki adam, karşılıksız günahını bile vermez. Peki, ne oldu da bu Trump’ın "Erdoğan sevgisi" birden tavan yaptı? Gelin, kahvehanemizin o meşhur dürüst masasına oturalım da bu işin altındaki çapanoğullarını bir bir masaya yatıralım.
Büyük Çelişki: Dünün Yaptırımcısı, Bugünün "En İyi Dostu"
Mesele çok açık ve net ortada duruyor: Ortadoğu tam bir yangın yeri, küresel ticaret savaşları kızışmış ve Amerika içeride ve dışarıda ciddi bir sıkışmışlık yaşıyor. İlk döneminde Türkiye'ye parmak sallayan Trump, bugün neden strateji değiştirdi? İşte burası işin can alıcı noktası. Trump gibi pragmatik, yani tamamen "al-ver" ilişkisine inanmakla övünen bir iş adamının dilindeki bu sevgi sözcükleri, aslında arkasındaki büyük pazarlıkların ve stratejik beklentilerin birer diplomatik kılıfıdır.
Düşünsenize, bir tarafta ekonomik ambargolarla bizi sınayan bir akıl var, diğer tarafta ise bölgesel planlarında Türkiye olmadan adım atamayacağını çok iyi bilen bir tüccar kafası. Trump'ın bu ani sevgi gösterileri, Türkiye'nin elindeki kozların büyüklüğünü ve Amerika'nın önümüzdeki dönemde kapımızı çalacağı o çetin meselelerin habercisidir. Yani ortada romantik bir dostluk yok, tamamen masada biriken ve tahsil edilmek istenen faturalar var.
Trump, CAATSA yaptırımlarını kaldıracağını söylüyor. Hatta F-35 satışını değerlendireceğini belirtiyor. Erdoğan da “5 uçağın sözünü aldık” diyor, peki neyin karşılığınsa.
Ama bu bedava değil. Trump, “Ben dostlarımıza yaptırım uygulamak istemiyorum” derken, aslında “Sen bana ne verirsen, benden onu alırsın” diyor. CAATSA’nın kalkması, F-35’in geri gelmesi karşılığında Türkiye’nin Rusya ile mesafesini açması ve nadir toprak elementlerinde ABD ile iş birliği yapması bekleniyor.
Yani “enişte” öpüyor ama önce cebinde ne var sen ne vereceksin diye bakıyor.
Dostluk dediğin, kahve fincanında değil, ticaret masasında belli olur. Trump’ın sevgisi, yağmurdan sonra çıkan mantar gibi – ortam uygun olunca birden biteriyor..Uluslararası ilişkilerde kalıcı dostluklar yoktur, vadeli çıkar hesaplar vardır. Eğer bir küresel güç size çok sıcak davranıyorsa, bilin ki yakın zamanda önünüze büyük bir fatura ya da çok çetin bir pazarlık masası koyacaktır. Tedbiri elden bırakmamak, dükkanı uyanık tutmak gerekir.
Trump’ın Masasındaki Gizli Hesaplar: Ne Bekliyor?
Ama bir şey çok açık: Trump, hiçbir şeyi karşılıksız yapmaz. Bu sevgi gösterisinin bir faturası olacak. Faturayı kim ödeyecek? Maalesef hepimiz.
Peki, bu adamın aklından ne geçiyor olabilir? Benim penceremden, emekli bir esnafın gözünden bakınca masada kabak gibi görünen birkaç tane büyük senaryo var. Gelin bunları maddeler halinde, tane tane inceleyelim:
1. İran Dosyası ve Bölgesel Vekalet Planları
Trump’ın ilk döneminden beri en büyük takıntısı İran. Adam Washington’a yerleştiği an İran’ın nükleer programını ve bölgesel etkisini kırmak için sabırsızlanıyor. Ancak bunu yaparken Amerikan askerinin burnunu kanatmak istemiyor; malum, seçmenine "savaşları bitirme" sözü verdi. İşte bu noktada, bölgenin en büyük ve en disiplinli askeri gücüne sahip olan Türkiye’yi kısa ve orta vadede İran’ın üzerine sürmeyi, ya da en azından İran’ı çevreleme operasyonunda lojistik ve askeri bir kalkan olarak kullanmayı hedefliyor olabilir. Yani, "Ben uzaktan gaz vereyim, cephede gerekirse dostum Erdoğan dursun" hesabı.
2. Nadir Toprak Elementleri ve Çin’e Karşı Hammadde Savaşı
Dünya artık sadece petrolle dönmüyor; teknoloji, elektrikli araçlar ve savunma sanayii için "Nadir Toprak Elementleri" (NTE) yeni dönemin petrolü haline geldi. Ve sıkı durun, bu elementlerin dünyadaki en büyük rezervlerinden biri geçtiğimiz yıllarda Eskişehir Beylikova’da keşfedildi.
Trump, Çin’in bu piyasadaki tekelini kırmak için deli gibi yeni kaynaklar arıyor. Türkiye’nin bu bakir ve stratejik maden rezervleri, iştah kabartmayacak gibi değil. "Dostum Erdoğan" diyerek bu madenlerin işletilmesi, işletilmesi sırasında Amerikan şirketlerine öncelik tanınması koparılmak istenen en büyük kuponlardan biri olabilir.
3. Ukrayna-Rusya Dengesi ve Tahıl Koridoru Arabuluculuğu
Trump, Ukrayna savaşını 24 saatte bitireceğini iddia edip duruyor. Rusya lideri Putin ile doğrudan konuşabilen, aynı zamanda NATO üyesi olan ve Ukrayna ile ilişkilerini dengede tutan dünyadaki tek lider Erdoğan.
Trump, Avrupa’nın göbeğindeki bu kördüğümü çözerken karizmayı çizdirmemek adına Erdoğan’ın arabuluculuk gücüne, tahıl koridorundaki diplomatik dehasına muhtaç olduğunu çok iyi biliyor. Karizmatik liderlik diplomasisiyle iş bitirmeyi seven Trump için Erdoğan, bulunmaz bir Hint kumaşı.
Trump'ın İki Dönemi Arasındaki Türkiye Yaklaşımı
Meseleyi daha net görebilmek için, bu sarı kafanın birinci dönemiyle ikinci dönemi arasındaki o keskin virajı bir tabloyla karşılaştıralım. Bakalım eskinin "gaddar" başkanı, bugünün "müşfik" dostu olarak masaya ne koyuyor:
| Stratejik Alan | 1. Trump Dönemi Politikası | 2. Trump Dönemi Beklentisi |
|---|---|---|
| Askeri İlişkiler | F-35 programından çıkarma, CAATSA yaptırımları. | Bölgesel operasyonlarda (İran/Suriye) lojistik ortaklık. |
| Ekonomik Söylem | "Ekonominizi mahvederim" tehditleri, ek vergiler. | Ticaret hacmini artırma vaadi, stratejik ortaklık. |
| Doğal Kaynaklar | Gündemde yoktu, sadece Akdeniz gazı tartışılıyordu. | Nadir toprak elementleri (NTE) üzerinde imtiyaz arayışı. |
| Diplomatik Dil | Tehditkar mektuplar, Twitter (X) üzerinden fırçalar. | "En iyi dostum, harika lider" övgüleri. |
Trump-Erdoğan İlişkisi Hakkında Merak Edilenler
Siyasetin bu karmaşık koridorlarında kafası karışanlar için, kahvede en çok sorulan ve Google'da da cevabı fellik fellik aranan o can alıcı soruları şuraya bırakıyorum:
Trump’ın Erdoğan sevgisi Türkiye’ye F-35’leri geri kazandırır mı?
Bana göre imkansız, hatta zor dostum, zor. Trump her ne kadar liderler düzeyinde iş bitirmeyi sevse de, Amerika'da kurulu bir Pentagon ve Kongre çarkı var. F-35'lerin teslimi şarta bağlıdır; Trump bu sevgiyi ancak Türkiye S-400'ler konusunda taviz verirse bir pazarlık kozu olarak masaya getirecektir. Yani bedava sevgi yok.
Türkiye, Amerika'nın gazıyla İran ile karşı karşıya gelir mi?
Bizim derin devlet aklımız Trump'ın tüccar aklından çok daha eskidir. Türkiye, Kasr-ı Şirin'den beri İran ile sınırlarını ve dengesini koruyan bir ülke. Amerika'nın gazına gelip komşusuyla sıcak bir çatışmaya girmesi çok ama çok uzak bir ihtimal; ancak diplomatik ve ekonomik baskılarda Amerika'nın yanında görünmemiz için baskı göreceğimiz kesin.
Eskişehir'deki nadir elementler bu dostluğun neresinde?
Bence olayın merkez üssü burası, tam da merkezinde desek yeridir. Çin, dünyadaki nadir toprak elementlerinin %70'inden fazlasını kontrol ediyor. Trump'ın yeni dönemdeki en büyük hedefi Çin hegemonyasını kırmak. Eskişehir'deki milyarlarca dolarlık rezerv, Trump için iştah kabartan stratejik bir lokma. Övgülerin arkasında bu madenlerin ortak işletilmesi talebi yatıyor olabilir.
Netice-i Kelam: Kurtla Çuvala Giren, Torbanın Ağzını Sıkı Tutmalı
Uzun lafın kısası beyler; Trump’ın "Erdoğan’ı seviyorum" demesi, bizim kara kaşımıza kara gözümüze hayran olduğundan değil. Adamın önünde çetin bir dünya haritası var.
- Çin’i sıkıştırmak için madenlerimize,
- İran’ı çevrelemek için askeri gücümüze,
- Rusya ile Ukrayna arasında köprü kurmak için de diplomatik itibarımıza ihtiyacı var.
Biz esnaflıkta ne deriz? "Müşterinin iyisi, parayı peşin verendir, lakin sarı kafada peşin verecek bir şey yok, sadece bazı şeylerin ucunu gösteriyor, koklatıyor; dostun iyisi çok öven değil." Reisin bu süreçte Trump’ın o tatlı dilli, bol iltifatlı "al-ver" masasına otururken cebindeki hesap makinesini asla kapatmaması gerekir.
Ahmet ATAM olarak size tek bir şey söyleyeyim: “Dost” dediğin, yağmurda şemsiyeni verendir, güneşte gölgende oturup hesap yapan değil. Trump’ın sevgisi, güneşteki gölge gibi – serinlik verir ama güneş batınca kaybolur.
Çünkü o masada sadece dostluklar değil, ülkelerin gelecek elli yılı planlanıyor, yada pazarlanıyor. Hadi bakalım, çaylar tazelensin, biz uyanık kalmaya devam edelim!
Trump'un Erdoğan Sevgisi Şiiri
Ahmet ATAM
KENDİME YAZILARIM
🔍 BENİ GOOGLE'DA BUL© 2026 | "Büyük güçlerin gölgesinde değil, kendi toprağının dürüst güneşi altında kalem oynatanlar iz bırakır."


