ÇOGUNLUĞUN DEDİĞİ HER ZAMAN DOĞRU MU SÜRÜYE UYMAK ERDEM Mİ

Çoğunluk Her Zaman Haklı mıdır?

Nietzsche Mi Haklı Yoksa Çoğunluk Her Zaman Haklı mıdır?

Sürüye Uymak Erdem midir? Farklı Düşünenleri Neden Törpülüyoruz?

Deha ile popülerliği karıştıran toplumlarda neden her şey sıradanlaşır? 
Selam cemaat, sayfamın müdavimleri, kalemi dürüst, gönlü hakikatten yana dostlar! 
Bugün, yaşımızın getirdiği olgunluktan mıdır, yoksa emekli esnafın bitmeyen memleket dertlerinden mi bilinmez, aklım bir meseleye takıldı. 

Geçenlerde dijital ayak izimizi internet çöplüğünde kurcalarken, bıyığı kendinden büyük, lafı tam yerine koyan Alman filozof Friedrich Nietzsche’nin bir sözü çıktı karşıma. 
Adam sanki 19. yüzyıldan uzanıp bugünkü “beğeni” delisi, “tık” kölesi halimizi görmüş gibi konuşmuş. 
Diyor ki: 
Bir toplum, en akıllı ve yeteneklilerinin önünü açmak yerine çoğunluğun onayına bakarsa, zamanla başını kaldırıp yükseğe bakmayı unutur. 
Deha ile popülerliği, yani çok sevilmeyi aynı şey sanan yerlerde her şey birbirine benzer, sıradanlaşır.
Vay anam vay... Hadi bu lafı kahve masasında bir tartışalım.

Çoğunluğun Dediği Her Zaman Doğru mu Ola? 🤨


Bizim esnaflıkta bir kural vardır; “Müşteri her zaman haklıdır” derler. 
Ama dükkâna gelen her yüz kişiden doksanı “Şu kaliteli malı bırak, bana en ucuzunu ver” diyorsa ve sen de sırf onlar istiyor diye tezgâhı kalitesiz ürünle doldurursan, esnaflığın kalır mı? 
Kalmaz. Toplumlar da böyledir dostlar.

Nietzsche burada aslında hassas bir noktaya değiniyor; hani o meşhur, bazılarının “elitizm” dediği, yani “seçkincilik” meselesine göz kırpıyor. 
Ama kimsenin aklına hemen burnu havada, halkı küçümseyen tipler gelmesin aklınıza.

Adamın derdi gösteriş yapmak değil. 
Diyor ki: 
Kardeşim, sürüye uymayı erdem sanmayın. Sürü kifayetsiz muhterislerin elinde mutlaka uçuruma gider. Bize sürüyü peşinden sürükleyecek, vizyon sahibi, cesur insanlar lazım.
Şimdi televizyonlara, internete bir bakın. Kim pop? 
Kimin peşinden gidiyor bu millet? 
İki kelimeyi yan yana getiremeyen, tek özelliği bağırıp çağırmak ya da ekranda şebeklik yapmak olan tipler “milyonlarca izleniyor” diye el üstünde tutuluyor mu? 
Tutuluyor. 
E hani nerede liyakat? Nerede o eski okumuş, yazmış, adalet ve ahlak timsali bilge insanlar? Yok! Çünkü sistem, deha ile popülerliği birbirineıştırmış durumda.

Farklı Olanı Törpülemek Hangi Kitapta Yazıyor? 📐


Nietzsche amcanın en çok içimi acıtan lafı şu oldu: "Farklılık törpülenirse, karakter zayıflar."
Bizim toplumda da biraz öyledir ya;


Tamam, anladık da, hiç mi yeni bir şey söylemeyeceğiz?  
Herkes birbirinin kopyası olup, köşedeki bakkal Mehmet Efendi gibi (kendisine saygım sonsuz) tekdüze düşünürse, bu ülke nasıl ilerleyecek?  

Farklı düşüneni, adalet ve ahlakı yüksek sesle savunup çoğunluğun huzurunu bozanı hemen “aykırı” diye damgalayıp kenara itiyoruz.  
İnsan, kendini geliştirmek, daha bilge ve adil biri olmak yerine, etrafındaki vasat kalabalığa uyum sağlamayı “iyi insan olmak” sanıyor.  
Bu, büyük bir yanılgı!

Son Kelam: Kafayı Yukarı Kaldırma Vakti! 👆

Kısacası dostlar; çoğunluğun onayı her zaman gerçeğin ölçüsü olamaz. 
Sadece alkışa bakarsak ne adaleti buluruz ne de ahlakı. 
Bize “Herkes ne der?” diye korkan çekingenler değil, “Hakikat neyi gerektirir?” diye haykıran cesurlar lazım.
Nietzsche’ye “elitist” demek işin kolayına kaçmak olur. Adam resmen:
Vasatlığa boyun eğmeyin, gözünüzü yükseklere dikin 
Diye haykırıyor 
Biz de artık kafamızı sosyal medya ekranlarından ve çoğunluğun boş sözlerinden kaldırıp biraz gökyüzüne, yüce değerlere, adalete ve gerçek bilgiye bakalım. Sağlıcakla kalın; çayınız taze, fikriniz hür olsun.

Vasatlığın Valsi Şiiri🎭

Nietzsche emmim bıyık bükmüş, lafı gediğine koymuş,
Sürüye uyan budaladır" demiş de sanki ne olmuş?
Bizim mahallede deha, sandıkta oy sayısıyla ölçülür,
Çok izlenen şebekler, baş köşeye kurulur.

Hadi gel uymayalım sürüye, hadi bir icat çıkar, 
Sokaktaki hemen arkandan "deli mi ne?" diye bakar. 
Eski köye yeni adet getirme" der muhtar Rıza, 
Farklı düşünenin aklı, millet görür arıza.

Bizde liyakat dedikleri, ekranda çok bağırmaktır, 
Karakteri törpüleyip, güce selam durmaktır. 
Yukarı bakmayı unuttuk, gözümüz hep aşağıda, 
Herkes bir örnek olmuş, ne ahlak var ne fayda.

Nietzsche elitistmiş, batsın onun seçkinliği! 
Biz pek sevdik cehaletle gelen o dinginliği. 
Çoğunluk ne derse o, kafa yormaya ne gerek? 
Yaşasın vasatlık, alkış tutalım hep beraber gülerek!

SÜRÜYE UYMAK ERDEM MİDİR? KOYUN OLMANIN KONFORU, DEHANIN YALNIZLIĞI

Ahmet ATAM'ın Kaleminden – Kendime Yazılarım

Selam cemaat, şöyle toplanın yamacıma. Bugün kahvehanede çaylar benden değil ama lafın gelişi öyle derler, adet yerini bulsun. Şöyle okkalı bir demli çay söyleyin kendinize, çünkü kafanızı azıcık ütüleyeceğim, canınızı da biraz sıkabilirim. 

Yaş kemale erdi, unumuzu eledik, eleğimizi duvara astık derken şu dijital ayak izimizi takip edip dünyaya bir bakalım dedik de... Yahu arkadaş, her yer mi birbirinin kopyası olur? Herkes mi aynı tornadan çıkmış gibi konuşur, aynı şeye güler, aynı şeye söver?

Geçen gün bizim kahvedeki meczup Emin’e baktım; adam kendi kendine bir felsefe yapıyor, bizim uyanık esnaf takımı da arkasından bıyık altından gülüyor. Niye? Çünkü Emin sürüden ayrılmış, kendi kafasına göre bir rota çizmiş. Sürüye uymayanı delirtmek, törpülemek bu toprakların ata sporu olmuş adeta. Şimdi gelin, şu "Sürüye uymak erdem midir, yoksa düpedüz konforlu bir körlük müdür?" mevzusunu masaya yatıralım.


Koyun Olmanın Dayanılmaz Hafifliği: Farklı Düşüneni Neden Törpülüyoruz?

Bizim toplumda en çok sevilen laflardan biri nedir bilirsiniz: "Aman oğlum, başımıza icat çıkarma!" Bak bak lafa bak. Yüzyıllardır tek bir arpa boyu yol gidemeyişimizin el yazmalı reçetesidir bu cümle. 

Birisi çıkıp da "Yahu bu duvarı niye maviye boyuyoruz, bence yeşil daha güzel" dediği an, toplumsal mekanizma hemen devreye girer. Önce bir bıyık altından gülmeler, sonra "Sen çok biliyorsun" diye arkadan kuyu kazmalar, en sonunda da o adamı kendimize benzetene kadar zımparalamalar...

Niye yapıyoruz bunu? Çünkü farklı düşünen adam, bizim oturduğumuz o sıcak, pis kokulu ama konforlu çamuru tehdit eder. Adam akıllıca bir şey söylediğinde, kendi cehaletimizle yüzleşmek zorunda kalıyoruz. E bu da canımızı sıkıyor tabii. 

İşin kolayı var: Sürüden ayrılanı kurt kapmadan önce biz kendimiz kapıp, dişlerini söküp, sıradanlaştırıyoruz. Ondan sonra gelsin "Biz niye böyleyiz?" muhabbetleri. E ulan, sen adamı yaşatmadın ki!

"Herkesin aynı şeyi düşündüğü yerde, aslında kimse düşünmüyor demektir. Bizimkisi düşünmek değil, toplu ayin. Sürü nereye, biz oraya..."

Deha ile Popülerliği Aynı Şey Sanan Ahmaklar Mahallesi

Gelelim zurnanın 'zırt' dediği, hatta zınk diye durduğu yere. Günümüz dünyasında, özellikle de bizim buralarda acayip bir hastalık türedi: Popüler olanı dahi, çok tık alanı filozof sanıyoruz. Ulan, sosyal medyada şebeklik yapıp milyonlarca izlenen adamla, laboratuvarda ömrünü çürüten adamı aynı kefeye koymayı geçtim, şebek olanı baş tacı yapıyoruz!

Deha denilen şey yalnızdır, hırçındır, uyumsuzdur. Popülerlik ise yaltaklanmayı sever, çoğunluğun duymak istediği yalanları söyler. Biz popüler olanı kutsadıkça ne oluyor biliyor musunuz? Her şey sıradanlaşıyor, her şey vıcık vıcık bir vasatlığa gömülüyor. 

Sinemaya gidiyorsun, küfürden başka sermayesi olmayan filmler gişe rekoru kırıyor; kitapçıya gidiyorsun, iki cümleyi bir araya getiremeyen ergenlerin 'aşk' kitapları kapış kapış gidiyor. Borsaya bakıyorsun, teknik analiz nedir bilmeyen, RSI ile SMA’yı birbirinden ayıramayan adamlar Telegram gruplarında "Bu hisse uçacak" diye sürü topluyor, sonra o sürü tokatlanınca da "Yandım anam" diye geziyor.

Kavram Sürünün Gözündeki Değeri Gerçek Hakikati
Deha Halk arasında"Uyumsuz, deli, dışlanması gereken çatlak." Dünyayı ileriye taşıyan tek motor güç.
Popülerlik "Herkes takip ediyorsa kesin bir bildiği vardır!" Çoğunluğun cehaletini paraya çevirme sanatı.
Sıradanlık "Eksik olmayalım, herkes gibiyiz şükür." Yavaş yavaş çürüyen bir toplumun ölüm uykusu.

Sözün Özü: Kalıbın Adamı Olma, Kendin Ol!

Şimdi bu yazıyı okuyan bazı uyanıklar içinden diyordur ki: "Yahu Ahmet abi, sürüye uymayıp da dokuz köyden kovulalım mı?" Kovul ulan! Gerekirse onuncu köyü sen kur ama ruhunu o vasatlık pazarında üç kuruşa satma. Sürüye uymak erdem falan değildir; düpedüz korkaklıktır, sorumluluktan kaçmaktır. "E herkes böyle yapıyordu" diyerek arkasına saklandığınız o kalabalıklar, yarın bir gün uçuruma yuvarlanırken sizi de beraberinde götürecek, haberiniz olsun.

Bırakın felsefe yapanı delilikle suçlasınlar, bırakın hakkı savunanı "provokatör" ilan etsinler. Adaletin, ahlakın ve dürüstlüğün azaldığı bu devirde, sürüden ayrılmak nefes almaktır. Kendinize ait tek bir fikriniz olsun, varsın o fikir yanlış olsun ama sizin olsun. Başkasının aklıyla cennete girmektense, kendi aklınla cehennemin dibine gitmek daha şereflidir. Hadi eyvallah, çayınız soğumasın. Kalemi dürüst tutmaya, izimizi derin bırakmaya devam...

DİJİTAL AYAK İZİ
Ahmet ATAM

KENDİME YAZILARIM

🔍 BENİ GOOGLE'DA BUL

© 2026 | "Kalemi dürüst olanın, izi derin olur."

Previous Post
No Comment
Add Comment
comment url