Maddiyattan Sadeliğe: 30 Yılda Değişen Mutluluk Anlayışı.
30'lu yaşlarımda, altın kaplı kop saatim vardı, evime giren hırsız için almış olduğum.
Bugün 65 yaşındayım ve on yıllık saati hala kullanıyorum; her ikisi de aynı zamanı gösteriyor. Aynı şekilde, 30'lu yaşlarımda 100 dolara ceylan derisi cüzdan almıştım.
Şimdi 68 yaşındayım ve doğum günümde hediye edilen manevi değeri yüksel basit cüzdanım sadece 30 liralık yapay deriden.
Ne kadar para koyarsam koyayım, pazarda kimse cüzdanın ne olduğuna bakmıyor.
Otuzlu yaşlarda konfeksiyon hazır giyim sevmem kıyafetlerimi özel sipariş diktirirdim, şimdi belki de son on yıldır hiçbir mağazaya girip kıyafet almadım, gömlek tişört zaten evlatlardan doğum günü hediyesi olarak geliyor, ve ben 30 yıllık kıyafetlerimi halen giyiyorum hem de zevkle.
Otuzlu yaşlarımda 2+1 bir evde yaşıyordum.
Şimdi ise 3 oda 1 salon bir dairede oturuyorum ve evin her köşesinde aynı yalnızlık hakim, çoluk çocuk kanatlandı uçtu.
Bu gün orta halli bir apartmanda oturuyorum, lakin bahçeli içinde odun sobası olan bir köy evini tercih ederim.
30'lu yaşlarımda bir Hacı Murat arabam ve bir motosikletim vardı.
Şimdi 68 yaşındayım ve gençliğimde bu araçlarla gittiğim yerlere bazen otobüsle gidiyorum; neredeyse aynı zaman alıyor ve konfor da hemen hemen aynı.
Ve gençken ara sıra pahalı içkiler içerdim, şimdi değil içki sigarayı bile sarma içiyorum. Sadece pahalılığın farkı cebimde kalıyor.
Bir zamanlar mutluluğu lüks eşyalarda, markalı ürünlerde ve pahalı zevklerde bulduğumu düşünürdüm.
Ancak şimdi, daha mütevazı bir yaşam tarzının bana sakinlik ve huzur verdiğini keşfettim. 30'lu yaşlardakilerin tercihlerini ölçüt alarak yaşayanlarla, 68 yaşındakilerin tercihlerini ölçüt alanlar arasındaki tek fark şudur:
Hayatın son dönemeçlerinde hafızada yer edecek olan, yakın mesafede yaşanan sevgi ve tutkudur.
Elini tuttuğumda, kolumdaki saatin değeri ya da markası değil, hissettiğin güven, sıcaklık ve yüreğindeki mutluluk hatırlanacak.
Zaten yaşlanıyorum, anılarımda markalardan ziyade duygular için yeterli enerjim var.
Keşke dünü de bugünkü pencereden görebilseydim.
— Ahmet ATAM'dan Hikmetli Sözler
Maddiyattan Maneviyata: 30 Yılda Değişen Mutluluk Tokadı
Bak kardeşim, 30’lu yaşlarımda "daha iyisi, daha fazlası" derken ömrümü bir dükkanın, bir arabanın bir evin uğruna meze yaptım. O zamanlar mutluluğu banka cüzdanındaki rakamların artması sanıyordum. Şimdi 68’ye geldim; elimde ne o lüks arabalar kaldı ne de o hırslar.
Geriye kalan ne biliyor musun? Huzurlu bir uyku, bir dostun "nasılsın" demesi ve bir lokma ekmeğin lezzeti. Maddiyat seni oyalıyor, maneviyat ise seni doyuruyor. Biz toplumca eşyanın kölesi olduk, ruhumuzu ikinci el pazarına düşürdük!
| Konu | Sokak Mantığı (30'luk Ahmet) | Benim Terazim (67'lik Ahmet) |
|---|---|---|
| Başarı Kriteri | "Ne kadar çok kazanırsan o kadar başarılısın." | Gerçek başarı, başını yastığa koyduğunda kimsenin ahını almamış olmaktır. |
| İhtiyaç Algısı | "Yeni çıkan her şeyi almalıyım, geri kalmamalıyım." | Sadelik özgürlüktür. Eşyan azaldıkça ruhun genişler. Az çoktur! |
| Mutluluk Kaynağı | "Tükettikçe mutlu oluyorum." | Tüketmek bir uyuşturucudur. Üretmek ve paylaşmak ise asıl mutluluktur. |
Şimdi etrafıma bakıyorum, 30 yaşındaki o hırslı çocukların gözünde aynı açlığı görüyorum. Onlara "yapmayın" demek istiyorum ama biliyorum ki her kuş kendi gökyüzünde kanat çırpmadan düşmeyi öğrenmiyor.
Ama şunu bilin: Satın alabildiğiniz her şeyin son kullanma tarihi vardır; sevginin, vefanın ve iç huzurun ise sonu yoktur. 68 yaşına gelince cebindeki parayla değil, biriktirdiğin insan hikayeleriyle ayakta kalıyorsun. Eşya eskir, ruh ise terbiye edildikçe parlar.



Yorum Gönder