Gençler Neden Gidiyor? İş Yok mu, Umut mu Yok?
- “İş yok.”
- “Fırsat yok.”
- “Gelecek yok.”
Peki Zengin Olan Neden Dönmüyor?
Asıl mesele burada.Psikolojik Sebepler: “Geriye Düşmüş” Hissi mi?
Bir gerçek var.Sosyolojik Sebepler: Çevre Baskısı mı, Konfor Alanı mı?
Küçük şehir demek, herkesin birbirini tanımasıdır.Taassubi Sebepler: Değişime Kapalı Zemin mi?
En kritik nokta burası.Kara Mizah Gerçeği: Gidenin Değeri Artıyor
İşin ironisi şu:Sorun Ekonomik mi, Kültürel mi?
Belki mesele para değil; belki mesele yaşam kalitesi algısı, kültürel çeşitlilik, sosyal hareketlilik ve özgürlük hissidir.Asıl Soru: Kütahya Neden Tutamıyor?
Gençler gidiyor, zenginler gidiyor, imkânı olan gidiyor.Tavan Alçak, Ufuk Uzak Kütahya Şiiri
Açılırdı ama çıkınca ardından
Hemen süngülenirdi.
Bir çocuğun çizdiği ev resmi gibiydi memleket:
Dumanlı bir baca,
Ama içi hep karanlık.
Bir valiz hazırladı çini motifli,
İçine birkaç eski anı,
Birkaç kırık teşekkür,
Biraz da sessiz öfke koydu.
Sonra yürüdü...
Tarih kokan kaldırımlar,
Arkasından sadece sustu.
Bir elinde gelecek hayalleri vardı,
Diğerinde anlaşılmamış bir fikir.
Ama Kütahya’nın sokakları,
Zihne değil, geçmişe tapardı.
O büyümek istedi.
Ama bu şehir duvarlarla konuşur,
Yeniliğe el sürmek,
Islak ellerle cam silmek gibiydi burada
Ne yapsan iz kalırdı.
Tutuculuk,
Dantel gibi işlemişti balkonlara;
Her yeni fikir,
Düşman gibi görünürdü pencereden.
Oysa o,
Sadece başka bir müzik duymuştu uzaktan.
Ve herkes gibi,
Ritmini bulmak istemişti hayatın.
Ama şehir ona notaları çoktan yasaklamıştı.
Bizim usulümüz var
Diye fısıldıyordu,
Çay kaşığının tabakta çıkardığı her ses.
Sonunda anladı:
Bu şehirde ya geçmiş olursun,
Ya da yabancı.
Ve o gitti.
Arkasında taş gibi susan evler,
Ardında göğe bakan minareler,
Önünde boğaza uzanan başka yalnızlıklar...
Ama o gece…
İstanbul’da bir pencere açıldı,
Ve içeri ilk defa
Özgürlük kokan bir rüzgâr girdi.
Kendi gürültüsünden başkasını susturan
Küçük bir şehir değil,
Büyümeye izin vermeyen
Kocaman bir suskunluktu.
Onlar gitmedi aslında,
Sadece görünmeyen sınırdan dışarı adım attı.
Belki de hiç değişmedi;
Zamanı durdurmuş olanlara göre hızlandı biraz.
Ve her adımında
Arkasında bıraktığı sadece taşlar değildi:
Üzerine konuşulmuş her kahve fincanı,
Onun yerine karar verilmiş her sabah,
Ve…
Senin gibi birine bu şehir fazla! diyen gözlerdi…
Bakın efendiler, mesele sadece para değil. Kütahya’da parası olan adamın derdi daha büyük. Burada zengin olursun ama huzurlu olamazsın. Neden? Çünkü komşun senin ne kazandığını senden iyi bilir, yediğin lokma boğazına dizilene kadar arkandan konuşur.
Gençler umudu kesti gidiyor, eyvallah... Peki o kelli felli iş adamları, parayı bulup İstanbul’a, Antalya’ya kaçanlar? Onlar sadece iklim için gitmiyor yeğen. Bu şehrin o boğucu taassubundan, "sen kimsin, kimin oğlusun" etiketlerinden, nefes aldırmayan sosyal baskısından tüyüyorlar. İmkanı olan, kendini bu büyük açık hava hapishanesinden dışarı atıyor. Kalanlar ise ya gidemeyenler ya da bu düzenin bekçiliğini yapanlar.
| Mevzu | Sokak Mantığı | Benim Terazim |
|---|---|---|
| Göç Sebebi | "İş güç yok, ondan gidiyorlar." | Gariban iş için, zengin 'kişilik' için gidiyor. Kütahya'da para kazanılır ama 'kendin' olamazsın. |
| Sosyal Baskı | "Bizim buralar muhafazakardır, adabımız böyledir." | Adap dediğin edeptir, başkasının hayatına burnunu sokmak değildir. Bizde muhafazakarlık, komşunun tenceresini röntgenlemek olmuş. |
| Geri Dönüş | "Emekli olunca kesin dönerler." | Gidenlerin çoğu ancak cenazesiyle döner. Çünkü o özgürlük havasını bir kere soluyan, bu dar sokağa bir daha sığmaz. |
Gidenler ve Kalanlar Üzerine Sıkça Sorulanlar
Kütahya zengini neden başka şehre yatırım yapar?
Çünkü burada yatırım yapsa "hayırdır nereden buldun, vergiden mi çaldın?" diye tepesine binerler. Başka şehirde ise sadece "yatırımcı" olur, kıymet görür. Kimse huzurunu paraya değişmez.
Bu 'taassub' dedikleri şey tam olarak nedir?
Düşüncenin kabız olmasıdır yeğen. Yeniliğe kapalı olmak, farklı olanı dışlamak, kendi dar kalıplarını herkese dayatmaktır. Kütahya’nın havası serttir ama insanının bazı kalıpları daha serttir.
Gençlerin gidişi sadece ekonomik mi?
Hadi oradan! Gençler nefes almak istiyor. Gezmek istiyor, kimsenin ona "saat kaçta geldin, o kimin kızı" diye bakmadığı sokaklarda yürümek istiyor. Ruhun açlığı, karnın açlığından daha zordur.
Peki giden zenginler şehre ne bırakıyor?
Anca bir iki tane bina bırakırlar, o da kirası gelsin diye. Gönlünü bırakmayan adamın binası sadece taştır, ruhsuzdur. Şehir de böyle böyle beton yığınına dönüyor.
Kütahya nasıl düzelir Ahmet abi?
Başkasıyla ilgilenmeyi bırakıp, kendimizle ilgilenmeye başladığımızda düzelir. İnsanına "git" demekten değil, "gel ne olursan ol gel" demekten geçtiğinde yollar, o zaman kimse tüyemez.
GÜNÜN ANA FİKRİ: PARASI OLANIN CÜZDANI, HUZURU OLMAYANIN RUHU GÖÇ EDER. KÜTAHYA'NIN EN BÜYÜK KAYBI, GİDEN PARASI DEĞİL, ŞEHRİNE KÜSEN AKILLARIDIR!



Yorum Gönder