no fucking license
Bookmark

SİSTEM Mİ BOZUK TOPLUM MU HASTA


Bu ülkenin en geçerli belgesi diploma mı yoksa “yüzsüzlük sertifikası” mı? Torpil, rüşvet, sahte diplomalar, kayırma… Herkes şikâyet ediyor ama herkes sistemin bir parçası. Peki bu çürüme bireysel mi, yoksa örgütlü bir koku mu? 

Torpil Gerçekten İstisna mı, Yoksa Yeni Norm mu? Sistem mi bozuk, yoksa toplum mu hasta?


Şunu soruyorum: 
Bir işe girerken neden “tanıdık var mı?” sorusu CV’den önce geliyor? 
Liyakat dediğimiz şey nasıl masal kahramanına dönüştü? Neden referans mektubu yerine akrabalık bağı aranıyor? Torpil artık gizli saklı değil, açıkça konuşuluyor. “Abi hallederiz.” Peki bu “Hallederiz” ne demek? Yasa mı, ahlak mı, hak mı yoksa bir başkasının emeği mi ortadan kaldırılıyor?
Rüşvet: Yağlama mı, çürüme mi?

Bir iş hızlı yürüsün diye para veriliyor. Adına ne deniyor? “İş hızlandırma bedeli.” Kelimeye bak, rüşvet bile kendine makyaj yapmış.

Soruyorum: 
Sistemin çarkları dönmüyor da biz mi yağ sürüyoruz, yoksa çark zaten yağla dönmeye alıştığı için mi duramıyor? 
Bir noktadan sonra rüşvet, çürümüş bir ağacın reçinesi gibi her yere bulaşmıyor mu?

Sahte Diploma Kimin Ayıbı?

Diploma var, bilgi yok.  
Unvan var, yetkinlik yok.  
Kartvizit dolu, içi boş.  
Sahte diploma meselesi sadece bir kâğıt hilesi mi, yoksa zihinsel bir çöküş mü?  

Şunu merak ediyorum:  
Bu ülkede okumadan “okumuş” sayılmak nasıl mümkün oluyor?  
Sistem mi görmezden geliyor, yoksa biz mi alkış tutuyoruz?  

Sistem mi Bozuk, Toplum mu Hasta?

Asıl mesele şu: 
Sistem dediğimiz şey kim? 
Gökyüzünden inen soyut bir güç mü? 
Peki bu sistemi kim kuruyor, kim sürdürüyor, kim ondan yararlanıyor? 
Toplum torpil istemese, sistem bunu verebilir mi? 
Rüşvet alan kadar veren de sorumlu değil mi? 
Yani sorun sadece yukarıda mı, yoksa aşağıdan yukarıya yayılan bir çürüme mi söz konusu?

Yüzsüzlük Neden Kariyer Planına Döndü?

En tehlikelisi bu.
Bir yanlış yakalandığında utanmak yerine “Ne var bunda?” deniliyor.
Utanç eşiği düşününce ne olur?  
Ahlak bir süs eşyasına dönüşmez mi,  
vicdan sadece bir dekor haline gelmez mi?

Benim en sert sorum şu:  
Bu ülkede gerçekten en geçerli belge çalışkanlık mı, yoksa utanmamayı becerebilmek mi?

Kokuşmuş Düzen Bireysel mi, Sistemsel mi?

Belki de cevap ikisinde de. 
Sistem bozuk olabilir, ama toplum sağlam olsaydı bu kadar kolay çürür müydü? 
Ya da toplum hasta olabilir, ama sistem sağlıklı olsaydı bu kadar teşvik eder miydi? 
Bir bataklık düşün; suçlu sivrisinek mi, yoksa bataklık mı? Ama bataklık kurutulmadan sivrisinekler yok olur mu?

Liyakat Neden Tehdit Gibi Algılanıyor?

Garip bir durum var.  
Birisi işini gerçekten iyi yaptığında, bazıları bundan rahatsız oluyor.  
Neden mi? 
Çünkü liyakat ışık gibidir; ışık yandığında, karanlıkta büyüyenler ortaya çıkar.  
Peki, bu ülkede en tehlikeli şey gerçekten dürüstlük mü?  

Sonuç: Aynaya Bakmadan Sistem Tartışılır mı?

Kolay olan ne biliyor musun? “Sistem böyle” deyip kenara çekilmek. 
Ama sistem dediğimiz yapı, bizim tercihlerimizden, suskunluklarımızdan, küçük çıkarlarımızdan oluşmuyor mu? 

Belki de en sert soru şu: Torpile kızarken fırsat bulunca biz de yapmayacak mıyız? Rüşvete lanet ederken işimiz düşünce “bir yolunu” aramayacak mıyız? 

Eğer cevap içimizde net değilse, sorun sadece sistemde değil. Bu ülkenin en geçerli belgesi gerçekten yüzsüzlük sertifikasıysa, onu basan matbaa kim? 
Sistem mi, toplum mu, yoksa sessiz kaldığımız her an biz mi? Tokat gibi soru burada bitiyor. Cevap sende.

----

Bir kağıt parçasıydı,
Mühürlüydü, ama sahteydi,
Adı diplomaydı.
Bir yüzsüzün alnından daha parlak,
Bir hainin yemininden daha resmi…

Kâğıdın ucunda çürümüş bir sistemin tükürüğü vardı,
Arkasında halkın mühürsüz suskunluğu.
Kiminin alın teri kurudu,
Kiminin sahte mürekkebi kurumadan
Koltuklar dağıtıldı.

Bir okul değil artık üniversite,
Bir pazar yeri 
Sebze değil, karakter satılır orada,
Etiketli:
Torpille okumuş gibi gösteren özel üretim diploma!

Ve sen ey halk,
Mezbahada sıraya girmiş koyun gibi,
Kurban edilen değil,
Bıçağı tutan ele dua eden oldun.

Bir amir düşün;
Atanmış gibi görünür ama
Seçilmiş gafletin ürünü.
Bir sistem düşün;
Liyakatin üzerine toprak atıp,
İşte halk iradesi!
Diye bağırır.

Diploma dedikleri şey,
bir kefen belki de 
Adam gibi yaşayamamış hayatların
Üzerine çekilmiş yalan bezi.

Kimse göz göze gelmez artık adaletle.
Çünkü gözleri diplomanın köşesindeki
Soğuk imzada kilitlidir.
Yazı yazılmaz oraya 
Yüz karası dövülür.

Ve yine sen,
Bilal…
Sana sesleniyorum.

Sen çocuğunu sabah kursa götürürken,
Birileri gece yarısı fotokopi çektiriyor diploma yerine.
Ve sen hâlâ "ben karışmam" diyorsan 
Artık çürüme değil bu:
Topluca gömülmeye hazır bir milletin provasını izliyorsun..

"Ahmet ATAM'dan Hikmetli Sözler: Adaletin öldüğü yerde, en büyük belge 'Yüzsüzlük Sertifikası'dır; ne mühür ister ne imza, sadece karakterden feragat ister."

Bakın efendiler, kimse bana "sistem bozuk" masalı anlatmasın. Sistem dediğin gökten zembille mi iniyor? O sistemi yürüten de sensin, rüşveti veren de sensin, yeğenini işe sokmak için kırk takla atan da sensin. Bizim milletin en büyük trajedisi, haksızlığa karşı olması değil, haksızlıktan kendine düşen payı alamamasıdır.

Sokakta "ahlak" nutukları atan adam, akşam eve giderken kaçak elektrik bağlıyorsa; "liyakat" diyen müdür, sınav kağıdı kaydırıyorsa orada sistem değil, toplum bitmiştir. Biz sadece bataklıktan şikayet eden ama sinekleri besleyen garip bir güruh olduk çıktık. Şimdi bu cerahati bizim teraziye koyalım.

Konu Sokak Mantığı Benim Terazim
Torpil / Kayırma "Devir bu devir, dayın yoksa aç kalırsın." Hakkı yenenin feryadı arşa çıkar, sen o makama yeğenini sokarsın ama huzurunu dışarıda bırakırsın.
Sahte Diploma "Okuyan ne oluyor sanki, işi bilmek lazım." İşi bilmek değil, "yalanı kıvırmak" o. Bilginin sahtesi olmaz, insanın sahtesi olur.
Rüşvet "Çorba parası canım, işimiz görülsün yeter." O çorba parası dediğin şey, geleceğin zehridir. Veren de alan da aynı lağımın faresidir.

Kokuşmuşluğa Dair Çapraz Sorular

Suç sadece sistemde mi?

Sistemi suçlamak en kolay kaçış yolu yeğen. Sen dürüst olursan, o bozuk çarkın dişlisi olmaya razı olmazsan sistem çöker. Ama biz çarkı tamir etmek yerine yağlamayı seçiyoruz.

Toplum neden bu kadar sessiz?

Sessizlik değil bu, suç ortaklığı! Herkesin bir gün sırasının geleceği umudu, adaletsizliği meşrulaştırıyor. "Başkası yapıyor ben niye yapmayayım?" diyen adam toplumun kanseridir.

Gençlerin suçu ne?

Gençler bizden ne gördüyse onu yapıyor. Biz onlara alın terini değil, "yolunu bulmayı" öğrettik. Şimdi de "bu gençlik neden böyle?" diye ağlıyoruz. Ekmeğini yalanla kazananın evladı, doğruyla doymaz.

Dürüst kalmak aptallık mı artık?

Sokak mantığına göre evet. Ama benim terazime göre hayır. Dürüst adamın uykusu tatlıdır. Yüzsüzlük sertifikası olanlar saraylarda uyusa da, vicdan azabı o tavanlardan aşağı sarkar.

Bu düzen düzelir mi?

Düzelmez. Ta ki biz "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" demeyi bırakıp, o yılanın bir gün bizi de sokacağını anlayana kadar. Önce ayna, sonra dünya!

GÜNÜN ANA FİKRİ: SİSTEMİN BOZUK OLMASI BİR TALİHSİZLİKTİR AMA TOPLUMUN BU BOZUKLUĞU 'KURNALIK' SAYMASI BİR İNTİHARDIR!

Yorum Gönder

Yorum Gönder

Yorumlarda lütfen saygılı olun