no fucking license
Bookmark

KÜTAHYA SEVGİ YOLU'NDA YAŞLILIKLA YÜZLEŞMEK DİLSİZ BANKLAR, SESSİZ DUALAR


Kütahya’nın kalbi tek bir arterde atar: Cumhuriyet Caddesi. Yerel halkın dilinde “Mecburiyet Caddesi” olarak bilinen bu yol, AKP iktidarı döneminde “Sevgi Yolu” adını aldı ve trafiğe kapatıldı. 

Yeniden dizayn edilen cadde, orta refüjüne yerleştirilen banklarla birlikte artık bir emekliler buluşma noktası, bir yaşlılar mabedi haline geldi. 
Kütahya’nın Sevgi Yolunda Yaşlılıkla Yüzleşmek: Dilsiz Banklar, Sessiz Dualar
Mecburiyet Caddesi'nde oturuyoruz, Sevgi Yolu'nda ölüyoruz." Kütahya'lı Bir ihtiyarın son sözü

🌆 GİRİŞ: KÜTAHYA'NIN KALBİ TEK ARTERDE ATAR


Kütahya'nın kalbi tek bir arterde atar: 
Cumhuriyet Caddesi.
Yerel halkın dilinde "Mecburiyet Caddesi" olarak bilinen bu yol, AKP iktidarı döneminde "Sevgi Yolu" adını aldı ve trafiğe kapatıldı. 

Yeniden dizayn edilen cadde, orta refüjüne yerleştirilen banklarla birlikte artık bir emekliler buluşma noktası, bir yaşlılar mabedi haline geldi .
Adı sevgi, kendisi mecburiyet. Tıpkı hayat gibi. 

🪑 BİR: BANKLAR KONUŞSA


Sevgi Yolu'ndaki banklar... 
Ah o banklar! 
Her biri bir yaşlıya kucak açmış, her biri binlerce duaya şahit. 
Yaz aylarında sabahın erken saatlerinde doldururlar bankları ihtiyarlar. 
Kiminin elinde tespih, kiminin elinde baston, kiminin elinde eski bir fotoğraf. 

Sabah namazından çıkmış, soluğu bu banklarda alırlar. 
Camiyle bank arasında mekik dokurlar. 
Cami Allah'a sığınak, bank hayata. İkisi de soğuk, ikisi de sessiz.

İnsan ömrünün son demlerinde neden banklara sığınır? 
Evleri yok mu bu insanların? 
Var ama ev dediğin dört duvar. 
Oysa bank, biraz olsun hayatı hissettiriyor insana. 
Geçeni gören, gideni izleyen, belki bir selam alan...

👴 İKİ: EMEKLİLİK, YANİ SİLİNMEK


Emeklilik denilen şey, aslında toplumdan silinmek demek. 
Otuz yıl çalışmışsın, vergi vermişsin, askere gitmişsin, çocuk büyütmüşsün. 
Sonra bir gün diyorlar ki: "Tamam, sen işini bitirdin, git evinde otur." 

Ama evde oturacak hal var mı? 
Evde oturacak olsan zaten oturursun. 
İnsan istiyor ki biraz hayatın içinde olayım, biraz göreyim, biraz görüneyim, biraz var olduğumu hissedeyim.

Sevgi Yolu işte tam bu yüzden dolup taşıyor emeklilerle. 
Onlar için burası bir "var olma" alanı. "Ben hâlâ buradayım" deme yeri. 
Emeklilik maaşı yetmiyor ama Sevgi Yolu'ndaki banklar bedava. 
Onun için buradayız." Bir emekli, iç çekerek

🕌 ÜÇ: CAMİ SIĞINAĞI


Sabahın köründe kalkar ihtiyarlar. 
Abdest alırlar, camiye giderler. Namaz kılarlar, dua ederler. 
Sonra çıkarlar, soluğu Sevgi Yolu'nda alırlar. 
Camiyle bank arasında bir gidiş geliş başlar. 

Cami, onlar için sadece ibadet yeri değil. Aynı zamanda bir sığınak. Dışarıda kimsenin yüzüne bakmadığı bu insanlar, camide Allah'ın huzurunda değerli. 
Orada kimse onları itmiyor, kimse "geç yaşlı" demiyor, kimse "işim var" deyip kaçmıyor.
Camide eşitler. 
Ama camiden çıkınca yine yalnızlar, yine görünmezler, yine banklara mahkumlar. 

🤲 DÖRT: SESSİZ DUALAR


Sevgi Yolu'nda oturan yaşlıların dudakları kıpırdar durur. 
Kimse duymaz ne dediklerini. 
Ama tahmin etmek zor değil: 

  • "Ya Rabbim, evlatlarıma hayırlı ömür ver."
  • "Torunlarımı büyüt, onları kötülerden koru."
  • "Şu hastalığıma şifa ver, kimseye muhtaç etme."
  • "Bir gün daha yaşat, belki bir sevenim gelir."

Dualar sessiz, gözyaşları sessiz, çığlıklar sessiz. 
Çünkü bağırsan da duyan yok. 
Çağırsan da gelen yok. 
Sessizlik, yaşlılığın en büyük dostu, en büyük düşmanı. 

Yaşlıların duaları sessiz olur, çünkü onları duyan yoktur." 
İnternette okudum, çok dokundu.

📞 BEŞ: TELEFON BEKLEMEK


Sevgi Yolu'ndaki banklarda oturan yaşlıların bir ortak özelliği daha var: 
Hepsi telefon bekler. 

Cep telefonları ellerinde, gözleri ekranda. 
Acaba bir mesaj gelir mi? 
Çocuklardan, torunlardan, belki bir dosttan? 
Telefon çaldı mı, heyecanla açarlar. 
Ama genelde "size özel fırsatlar" veya "borcunuz yapılandırıldı" mesajlarıdır gelen.

Gerçek bir "nasılsın baba?" mesajı nadirdir. 
Gerçek bir "Baba bu akşam bize yemeğe gel" çağrısı nadir. 
Onlar da bilir bunu, ama yine de beklerler. 
Umut, yaşlılığın son sığınağı. 
Bir insanın en büyük ihtiyacı ekmek mi, su mu, yoksa "nasılsın?" sorusu mu?

👥 ALTI: ESKİ FOTOĞRAFLAR


Sevgi Yolu'ndaki banklarda oturan ihtiyarların çoğunun elinde eski fotoğraflar vardır. 
Sararmış, yıpranmış, defalarca bakılmaktan yıpranmış fotoğraflar. 

  • "Bak bu benim rahmetli eşim. Bunlar da çocuklar. Bu düğünümüzde çekilmiş. Şurada kırk yıl oldu."
  • "Bu oğlan askerde. Şimdi İstanbul'da yaşıyor. Yılda bir gelir, o da bayramda."
  • "Bu kız evlendi gitti. İzmir'de şimdi. Torunları büyüdü, onlara bakıyor."

Fotoğraflar konuşur, ihtiyarlar dinler.
Fotoğraflar ağlar, ihtiyarlar içinden ağlar. 
Ama gözyaşlarını göstermezler. 
Göstermek ayıptır çünkü. "Ne güçlü adam" desinler isterler. 

🏥 YEDİ: HASTALIKLAR VE İLAÇLAR


Sevgi Yolu'ndaki banklarda oturan yaşlıların bir diğer ortak noktası: İlaç poşetleri. Her birinin yanında küçük bir poşet, içinde onlarca ilaç. 

Tansiyon, şeker, tiroit, kalp, kolesterol, romatizma... 
Her hastalığın bir ilacı var. 
Her ilacın bir saati var. 
İhtiyarlar saatlerine bakıp ilaçlarını içerler. 
Kimi su ister, kimi "komşuya gideyim" der.

  • İlaçlar onların yeni aileleri oldu. 
  • Doktorlar yeni evlatları. 
  • Hastaneler yeni evleri.

 Eve gitsen kimse yok, hastanede hemşireler var, doktorlar var, belki bir sohbet, belki bir gülümseme. 
İnsan ömrünün sonunda, en çok vakit geçirdiği yer hastane olmalı mı? 
Yoksa evlatlarının evi mi olmalıydı?

🌃 SEKİZ: AKŞAM ÇÖKERKEN


Akşam olur, güneş batar, 
Sevgi Yolu yavaşça boşalır. 
İhtiyarlar kalkar banklardan, ağır ağır yürürler evlerine. 
Kimi elinde baston, kimi duvara tutunarak, kimi yavaş yavaş. 

Evlerine varırlar, kapıyı açarlar, ışığı yakarlar. 
Karşılarında kimse yoktur. 
Sadece televizyon vardır, bir de radyo. 
Televizyonu açarlar, sesi sonuna kadar. 
Belki bir ses duyarım diye, belki yalnızlık ürkütmesin diye.

Akşam yemeği... 
Tek kişilik tabak, tek kişilik çatal, tek kişilik ekmek. 
Yemek duası ederler, "çok şükür" derler. 
Ama içlerinden geçen başkadır: "Keşke birileriyle yiyebilseydim bu ekmeği." 
Yaşlılık, kalabalık içinde yalnız kalmaktır." 

🎁 DOKUZ: GENÇLERE HATIRLATMA


Ey genç! 
Bu yazıyı okuyorsan, bir dur ve düşün. 💭
O Sevgi Yolu'nda oturan ihtiyarlar, bir zamanlar gençti. 
Koştu, oynadı, çalıştı, didindi. 
Çocuk büyüttü, torun sevdi. 
Ama şimdi banklardalar, sessiz dualarla avunuyorlar.

Sen de gideceksin o yoldan. 
Sen de oturacaksın bir bankta, belki Kütahya'da, belki başka yerde. 
Sen de bekleyeceksin bir telefon, bir mesaj, bir "nasılsın?".

O yüzden, bugün varsan yanında ihtiyarların, koş onlara. 
Sarıl, öp, hal hatır sor. 
Telefonla değil, yüz yüze. Kalpten kalbe.
Çünkü bir gün sen de onlar gibi olacaksın. 
Ve o gün, yaptıkların ya da yapmadıklarınla yüzleşeceksin.
 

🕊️ ON: HEPİMİZ İHTİYARLIK DURAĞINA VARACAĞIZ


İster Kütahya'da ol, ister İstanbul'da, ister köyde, ister kentte. İster zengin ol, ister fakir. İster meşhur ol, ister sıradan. 
Hepimiz aynı durakta ineceğiz: İhtiyarlık durağı. 

O durakta seni kimse karşılamaz. 
İnip yürümek zorundasın. 
Yürürken düşersen, kaldıran olur mu?
Bakmazlar mı? 
Görmezler mi? 
O biraz sana bağlı, biraz da yetiştirdiklerine.

Kütahya'nın Sevgi Yolu, işte bu gerçeğin ta kendisi. 
Adı sevgi, kendisi hayatın ta kendisi. 
O banklar, o sessiz dualar, o ilaç poşetleri, o eski fotoğraflar... 
Hepsi birer ayna. Bize kendimizi gösteren aynalar. 🪞

  •  "Sevgi Yolu'nda oturan ihtiyarlar, aslında hepimizin geleceği." – Bir Kütahyalı, iç geçirerek
  • "Banklar dilsiz ama anlatacak çok hikayeleri var." – Sevgi Yolu esnafı
  • "Yaşlılık, gençliğin bedelidir. Ama bedeli ödeyenler, bedeli biçenler değil." – Bir ihtiyar, bilgece
  • "Telefon beklemek, ölümü beklemekten daha zor." – Bir nine, gözyaşlarıyla
  • "Hepimiz ihtiyarlık durağına varacağız. O durakta bizi kimin bekleyeceği, bugün kimi beklediğimize bağlı." Ben.

🏁 FİNAL: BANKLAR VE DUALAR


Kütahya'nın Sevgi Yolu'nda akşam olur. Banklar boşalır, ihtiyarlar evlerine çekilir. Sabah olunca yine dolacak banklar, yine başlayacak dualar, yine beklenecek telefonlar. 

Sevgi Yolu, adı gibi sevgi dolu olsa keşke. 
Keşke o banklarda oturanlar, sadece dinlenmek için otursa. 
Keşke onları bekleyen bir evlatları olsa, bir torunları olsa, bir sevenleri olsa.

Ama yok işte. 
Olmayınca da banklar kalıyor, dualar kalıyor, sessizlik kalıyor. 
Ve Kütahya'nın kalbi, Sevgi Yolu'nda atmaya devam ediyor. 
Yavaş yavaş, usul usul, hüzünlü hüzünlü...

Belki bir gün, o banklarda oturan ihtiyarların yanına oturur biri. 
Belki bir gün, onların dualarına "amin" diyen biri çıkar. 
Belki bir gün, Sevgi Yolu gerçekten sevgi dolu olur.
Belki...

Not: Bu yazı, Kütahya Sevgi Yolu'nda oturan tüm ihtiyarlara ithaf edilmiştir. Onların sessiz duaları, siz gençlerin en büyük sermayesidir. 
Onları unutmayın, onları ihmal etmeyin. Bir gün siz de onların yerinde olacaksınız. 

İhtiyarlık Durağı Şiiri

Bir cadde var, adı sevgi,
Ama ayak izleri mecburiyetten örülmüş.
Taşları sessiz, bankları sabırlı,
Her biri bir ömür kadar eski.

Güneş doğar, ama ısıtmaz artık dizleri.
Bir bastonun gölgesi uzar kaldırımda,
Ve bir çift göz, gelen geçeni değil,
Geçip giden yılları süzer.

Camiler sabahın kucağıdır,
Bir dua gibi açılır kapıları.
İçeri giren yaşlı adam,
Allah’a değil, kendine sığınır.

Bir tabak yemek,
Üzerine dökülen bir çorba lekesi,
Bir takma dişin gıcırdayan sesi,
Bir torunun “dede” deyişiyle yüreği burkulur,
Ama sesi çıkmaz.

Doydum yavrum, der, ama açtır aslında.
Açlık, ekmekle değil, ilgiyle doyar bazen.

Banklar, birer iç çekiş istasyonu.
Oturur, susar, bekler.
Bir selam, bir çay, bir çorba,
Belki de bir ömürlük teselli olur.

Gözyaşı, gözün kenarında nöbet tutar.
Gurbetten gelen bir haber,
Bir fotoğraf, bir telefon sesi,
Ve yaş akar, usulca.

Yaşlılık, bir sınav değil, bir şiirdir.
Dizeleri eksik, kafiye tutmaz,
Ama anlamı derindir.

Gençler, siz de varacaksınız o durağa.
O bankta oturan adam, sizsiniz aslında,
Zamanın öteki tarafında.

"Ahmet ATAM'dan Hikmetli Sözler: Bir şehrin caddesine 'Sevgi' adını verip trafiğe kapatmak, o şehri canlıyken müze yapmaktır. Kütahya'nın Sevgi Yolu, aslında sessizce sırasını bekleyenlerin son durağıdır!"

Selam beyler, Kütahya'nın dertli evlatları... Bugün mevzumuz Cumhuriyet Caddesi, nam-ı diğer Mecburiyet. Eskiden oradan arabalar geçerdi, bir hareket, bir bereket vardı. Sonra geldiler, "Buraya sevgi lazım" dediler, yolu trafiğe kapattılar, adını da "Sevgi Yolu" koydular. 

Ulan sevgi mi kaldı? Orta refüje dizilen o banklar, şimdi Kütahya’nın emekli ordusunun karargahı oldu. Herkes yan yana oturuyor ama kimse kimseyle konuşmuyor; herkes kendi içindeki o dilsiz duaya, o sessiz gidişe odaklanmış. Gençlerin uğramadığı, sadece ihtiyarların birbirinin yüzündeki çizgileri saydığı bir yer oldu çıktı. 

Rahmetli bir amcanın dediği gibi: "Mecburiyet Caddesi'nde oturuyoruz ama Sevgi Yolu'nda ölüyoruz." İşte Kütahya'nın özeti budur kardeşim!

Konu Sokak Mantığı Benim Terazim
Caddenin Adı Yeni adı Sevgi Yolu, çok modern oldu. İsmi değişince ruhu da değişti; canlı bir ticaret yolu, 'canlı cenazeler' geçidine döndü.
Orta Banklar Emekliler hava alıyor, fena mı? O banklar sosyalleşme yeri değil, 'zaman öldürme' tezgahıdır. Kütahya'nın en hüzünlü mobilyasıdır.
Trafiğe Kapatma Yaya yolu oldu, geziyoruz işte. Şehri tek bir artere mahkum edip, sonra o arteri de tıkamak ancak bizim yerel siyasetçilerin işidir.

Mecburiyetten Sevgiye: Sorular ve Sorunlar

Neden hala 'Mecburiyet Caddesi' diyoruz?

Çünkü Kütahya'da başka gidecek yolun yok kardeşim! Aşağı çıksan aynı, yukarı çıksan aynı. Şehrin kaderi o bir kilometrelik asfalta sıkışmış durumda.

Sevgi Yolu'ndaki bu yaşlı yoğunluğu neden?

Gençlerin heyecanı AVM'lere, kahve zincirlerine kaydı; geride kalan emekliye de belediyenin çivilediği o soğuk banklar kaldı.

Caddenin trafiğe kapanması esnafı nasıl etkiledi?

Lüks mağazalar gitti, yerini ucuzcu dükkanlara bıraktı. Vitrinlere bakınca şehrin alım gücünün nasıl yerlerde süründüğünü anlıyorsun.

'Sessiz Dualar' metaforu neyi anlatıyor?

O caddede yürürken kulağına gelen tek şey fısıltıdır. Herkes bir şeylerin bitişini bekliyor; dükkanın kapanışını, günün batışını, hayatın sonunu...

Kütahya bu durumdan kurtulabilir mi?

Kurtulur ama "Sevgi" diye diye şehri uyutanlara değil, şehre yeni damarlar açacak, gençliği merkeze çekecek bir akla ihtiyaç var.

Günün Ana Fikri

İsmini 'Sevgi' koysan da, bir yolu mecburiyete mahkum edersen; orada sadece zamanın geçmesini bekleyen hüzünlü gölgeler kalır. Kütahya yürüyor ama yolu hep aynı banka çıkıyor!


Ahmet ATAM - KENDİME YAZILARIM'ı Takip Edin:

Google Bing Yandex
Yorum Gönder

Yorum Gönder

Yorumlarda lütfen saygılı olun