![]() |
| Erdoğan Mauro'ya Neden Destek Veremedi |
AKP Hükümeti ve Erdoğan, Maduro’ya Neden Destek Açıklayamadı?
AKP’nin Maduro karşısındaki sessizliği ne ifade ediyor? Türkiye’nin dış politikası kimin çıkarlarına göre şekilleniyor?
Aslında bu sorunun cevabını biliyorum, ama mesele cevabı bilmek değil; bu çelişkiyi görünür kılmak.
AKP Hükümeti ve Erdoğan, Maduro’ya Neden Açık Bir Destek Veremedi?
Yıllarca “dostum Maduro” denildi, ABD’ye meydan okunurken Venezuela örnek gösterildi, anti-emperyalist söylemler havada uçuştu.
Peki iş ciddiye binince ne oldu?
Sessizlik.
AKP Neden Maduro’ya Açık Destek Veremedi?
Türkiye’nin dış politikası, ilkelere değil, Washington’la kurulabilecek dengeye göre şekilleniyor. İçeride anti-Amerikancılık söylemleri yapılırken, dışarıda net kırmızı çizgi ABD ile doğrudan karşı karşıya gelmemek.Maduro meselesi de bu noktada duruyor:
ABD’nin açıkça karşı çıktığı bir lider, yaptırımlar, diplomatik baskılar, rejim tartışmaları… AKP’nin hesabı basit; açık destek yeni yaptırımlar getirir, sessizlik ise manevra alanı sağlar. Bu yüzden ne net bir destek veriliyor ne de açık bir karşı duruş.
Dışişleri Bakanlığı’nın sıkça kullandığı “Taraflara itidal çağrısı yapıyoruz” ifadesi aslında “Bu işte risk almak istemiyoruz” anlamına geliyor.
Buradaki tarafsızlık ilkesel değil, çekingenlikten ibaret. Gerçekten ilkesel bir politika olsaydı, “Seçilmiş hükümetlerin yanındayız” ya da “Halk iradesine müdahaleye karşıyız” denirdi. Ama bunlar Washington’da hoş karşılanmayacağı için söylenmedi.
“Maduro’nun Yanındayız” Diyen AKP’liler Neden Tweetlerini Sildi?
Çok basit.Merkezden telefon geldi.
AKP’de dış politika kişisel cesaret meselesi değil; talimatla konuşulur, talimatla susulur.
Bazı isimler refleksle eski ezberleri tekrarladı: “Mazlum halklar”, “Emperyalizme karşı duruş.”
Ancak sonra tablo netleşti.
ABD rahatsızdı, ton düşürüldü, tweetler silindi.
Bu da gösteriyor ki iktidarın dayanışması Caracas’a kadar, Washington’a kadar değil.
Erdoğan – Maduro Dostluğu Nereye Kadarmış?
Fotoğrafa bakıldığında dostluk görülür.Ancak diplomasi fotoğraf değil, maliyet hesabıdır.
Erdoğan’ın dostlukları, ekonomik yaptırım, finansal baskı veya ABD’nin doğrudan hedef alması söz konusu değilse sürer.
Bunlar başladığı anda dostluk söylemi buharlaşır.
CHP Bu Tablodan Nasıl Ders Çıkarmalı?
Asıl önemli nokta şu: CHP’nin yıllardır yaptığı en büyük hata, dış politikayı Erdoğan’ın kimle iyi ya da kötü olduğuna göre şekillendirmek.Erdoğan bir liderle yakınsa CHP hemen mesafe koyuyor, kavgalıysa bu kez karşı tarafa yanaşıyor. Bu yaklaşım yanlış.
Ana Muhalefet Dış Politikayı Kime Göre Değil, Neye Göre Belirlemeli?
CHP’nin dış politika pusulası, uluslararası hukuk, halk iradesi, demokrasi ve Türkiye’nin uzun vadeli çıkarları olmalı.Bir ülkenin lideri Erdoğan’la iyi diye desteklenmez, Erdoğan’la kötü diye de savunulmaz. Yarın iktidar değişir ve CHP de dış politikayı kişilere göre belirlerse, bugünkü çelişkilerin aynısı yaşanır.
Bugün Maduro, Yarın Başkası
Bugün mesele Venezuela, yarın başka bir ülke olacak.Eğer muhalefet şimdiden net bir ilkesel duruş sergilemezse, yarın iktidara geldiğinde aynı baskılara boyun eğecek, aynı “tarafsızız” cümlelerini kuracak ve aynı tweetleri sildirecek.
Son Söz
AKP’nin Maduro konusundaki sessizliği bize şunu açıkça gösterdi:Türkiye’nin dış politikası dostluk söylemleriyle değil, Washington’un terazisiyle ölçülüyor.
CHP bu gerçeği fark etmezse, sadece iktidarı değil, onun alışkanlıklarını da devralmış olur.
O zaman değişen yalnızca isimler olur; zihniyet ise aynı kalır.
1️⃣ Tokat gibi – sade ve net
1️⃣ Tokat gibi – sade ve net
Dostluk sözle değil, bedel ödemeyle olur. Bedel ödemeye gelince susanların dış politikası değil, sadece korku refleksi vardır.
2️⃣ Washington vurgulu – çelişkiyi mühürleyen
Ankara’da yüksek sesle konuşup Washington’da fısıldayan bir iktidarın dostları da düşmanları da geçicidir. Kalıcı olan tek şey teslimiyet alışkanlığıdır.
3️⃣ CHP’ye doğrudan mesaj veren
Muhalefet, iktidarın aynadaki ters yansıması olmaktan vazgeçmedikçe iktidar değişir ama zihniyet aynı kalır. Dış politika kişilere göre değil, ilkelere göre yapılmadıkça bu kısır döngü kırılmaz.
4️⃣ Daha sert, daha provokatif
Emperyalizm sözle değil, cesaretle karşılanır. Cesaret yoksa geriye sadece silinen tweetler kalır.
5️⃣ Tarihe not düşen – aforizma tadında
Bugün Maduro’da susanlar, yarın başkasında da susar. Çünkü mesele liderler değil; mesele kimin karşısında susulduğudur.
AKP Hükümeti ve Erdoğan, Maduro’ya Neden Destek Açıklayamadı?
Bu makale, Türkiye’nin Venezuela krizi karşısındaki politik suskunluğunu iç ve dış dinamikler çerçevesinde ele almaktadır.
1. Jeopolitik Denge Arayışı
Türkiye’nin küresel dengeler içinde konumlanma çabası, net açıklamaların önünde görünmez bir perde oluşturmuştur.
2. İdeolojik ve Pratik Çatışma
Söylem ile reel politika arasındaki mesafe, siyasi manevra alanını daraltmıştır.
Karşılaştırmalı Perspektif
| Kriter | Maduro’ya Destek | Maduro’ya Mesafe |
|---|---|---|
| Uluslararası İmaj | Riskli | Daha Dengeli |
| İç Politika | İdeolojik Tutarlılık | Pragmatik Esneklik |
| Batı İlişkileri | Gerilim | Kontrollü Diyalog |
Sıkça Sorulan Sorular
Sisli havada fener yakmamak, bazen kayalardan uzak durma yöntemidir.
Sessiz hamleler, gürültülü adımlardan daha belirleyici olabilir.
Rüzgârın yönü değişmeden yelken açılmaz.
Satrançta bazen piyon feda edilir, şah korunur.
Suskunluk, kelimelerden daha yüksek konuşabilir.



Yorum Gönder