Evet, bizler o kuşağız. 68 kuşağı.
🚬 Şimdi ne oldu? 20 yılda ne değişti?
Son 20 yılda bir şeyler oldu. Çok şey oldu aslında.
Daha muhafazakâr bir nesil yetişsin derken, ahlaki erozyona uğradık belki de.
👴🏻 Yaşlıya tepki, aslında neye tepki?
Şimdi gençlere bakıyorum, yaşlı eli bastonlu amca otobüse biniyor, Dünyadaki ekonomik-siyasi dengeleri alt üst edecek, kapalı kapılar arkasındaki bir görüşmelerden söz ediliyor.Almanya ve Dünyanın en önemli otomobil devlerinden, 600 milyar dolar değerindeki volkswagen firmasını Komünist Çin Devleti’nin satın alacağı…Yeni bir Dünya kuruluyor. kulaklıkla müzik dinliyor, amcayı görmüyor bile.
Bana ne?” kültürü mü yayıldı?
Bir düşünelim:
- Eskiden yaşlılık “bilgelik” demekti. Şimdi “demode” demek.
- Eskiden büyükler “danışılan” kişilerdi. Şimdi “anlamayan” kişiler.
- Eskiden yol vermek “insanlık”tı. Şimdi “angarya”.
Şimdiki gençler de büyüğüne yabancılaştı, kültürüne yabancılaştı.
🧠 Ben” mi, “Biz” mi?
Sokrates sorgulamış: “Kendini bil.”
Konfiçyus eklemiş: “Büyüklerine saygıyı bilmeyen, kendini bilemez.”
Modern çağın genci, “kendini bilme”yi bencillik sanıyor. Oysa kendini bilmek, köklerini bilmekten geçer. Kökleri bilmeyen ağaç, en ufak rüzgârda devrilir.
👉 “Yük olmasın” tavrı
👉 “Çekil kenara” sabırsızlığı
Türk kültürüne yönelmiş bir tahammülsüzlük değil mi?
📉 65 yaş kartı bir ayrıcalık değil, sosyal devletin gereğidir!
Geldik en can alıcı noktaya:
Sevgili genç kardeşim, 65 yaş kartı bir ayrıcalık değil, sosyal devletin yaşlıya sunduğu bir kolaylıktır.
👉 “Bedavacı”
👉 “Yük”
👉 “Çek kenara”
Kardeşim…
Bu kart ayrıcalık değil, gecikmiş bir borcun taksididir.
• Bir gencin yaşlıya yol vermemesi, sadece bir “saygısızlık” mı?
• Yoksa bu, derin bir kültürel yozlaşmanın dışa vurumu mu?
• 20 yılda bu kadar hızlı değişen ne oldu da “büyükler baş tacı” iken, “büyükler yük” oldu?
Aslında sorun gençlerde değil, bizde.
🌱 Son söz: Ne olacak bu halimiz?
Değişim, köksüzlük değil, kökle yeniden buluşmaktır.
Biz değişirken köklerimizi kaybettik.
Saygı, sadece büyüğe değil, insana duyulan bir duygudur. Ve bir toplum bir birine saygısını kaybederse, geriye sadece beton yığınları ve yalnız insanlar kalır.
Selam beyler, vatanın edep görmüş evlatları! Bugün mevzumuz 68 kuşağından bugüne neyi kaybettik... Ulan biz öğretmenimizi görünce ceket iliklerdik, babamızın yanında sigara içmeyi bırak, söze girmek için izin beklerdik. Odada başköşeye oturmak mı? Haşa! Bunlar Türk kültürünün bize kanla, canla aktardığı unsurlardı.
Peki, ne oldu son yirmi yılda? "Daha çok dindarlaşıyoruz" derken, ahlakın içini mi boşalttık? Bugün sokakta bir yaşlıya gösterilen tahammülsüzlük, aslında o insana değil, bizi biz yapan Türk töresine yönelik bir suikasttır!
Otobüste 65 yaş kartıyla binen amcaya 'yük' gibi bakan o genç profili gökten zembille inmedi; biz bozduk bu teraziyi. Sosyal devletin yaşlısına sunduğu bir kolaylığı 'ayrıcalık' sanıp kin kusanlar, yarın o yaşa gelince sığınacak bir vicdan bulamayacaklar. Yazıklar olsun!
| Konu | Sokak Mantığı | Benim Terazim |
|---|---|---|
| 65 Yaş Kartı | Bedavacılık, trafiği meşgul ediyorlar. | Vefa borcudur. Sosyal devletin, hayatını bu vatana vermiş insana sunduğu küçücük bir teşekkürdür. |
| Aile İçi Edep | Bireysel özgürlük, herkes eşit. | Eşitlik değil, hiyerarşi ve sevgi esastır. Babasının yanında sigara tüttürenin, yarın evladı da tepesine biner. |
| Ahlaki Erozyon | Zaman değişti, modernleştik. | Modernleşmedik, çürüdük! İslam'ın kabuğuyla uğraşırken, Türk kültürünün özü olan 'edebi' çöpe attık. |
Kayıp Kültürün Peşinde: Soru-Cevap
68 kuşağı neden bu kadar 'saygı' odaklıydı?
Çünkü biz eğitimi sadece kitaptan değil, sofradan, mahalle kahvesinden ve büyüklerin susuşundan öğrendik. Saygı bir kural değil, karakterimizdi.
Yaşlılara karşı tahammülsüzlük neden arttı?
Hız ve tüketim çağındayız. Yaşlı demek 'yavaşlık' demek; her şeyi hızlıca tüketmek isteyen gençlik, yaşlıyı kendi hızına engel bir barikat gibi görüyor.
İslamlaşma çabası ahlakı neden kurtaramadı?
Çünkü şekilciliğe daldık. Namaz kılıp yalan söyleyen, hacca gidip komşusuna yer vermeyen bir nesil türedi. Türk töresi ile dinin özünü harmanlayamadık.
Sosyal devletin yaşlıya borcu nedir?
Yaşlısına bakamayan, ona ulaşım kolaylığı bile sağlayamayan devlet, sosyal değil 'şirket' devletidir. O kartlar sadaka değil, haktır.
Ahmet Abi, bu devran geri döner mi?
Zor kardeşim, zor... Ama aileler evde tekrar 'edep' dersi vermeye başlarsa, telefonları bir kenara bırakıp büyüklerin dizinin dibine oturursa belki bir ışık doğar.
Günün Ana Fikri
Öğretmeninin önünde eğilmeyi zül sayan nesil, cahilliğin önünde diz çökmeye mahkûmdur. Yaşlıya 'yük' diyen, aslında kendi köklerini kesen bir baltadır!



Yorum Gönder