no fucking license
Bookmark

ESKİ TÜRKİYE'Yİ YERİN DİBİNE SOKAN REİSE CEVABIMDIR

Eski Türkiye Nasıldı

Eski Türkiye’yi Gençlere Anlatıyoruz: Bir Kuşağın Özlediği O Samimi Dünya

Cumhurbaşkanı’nın “Gençlere eski Türkiye’yi anlatın” çağrısına kulak verelim ve anlatalım.
Ancak bizim anlattığımız "eski", sadece kuyruklardan ibaret değil; 
İçinde insanlık,
Komşuluk, 
Güven ve gelecek korkusu olmayan bir huzur iklimi barındırıyor. 
İşte 68 yaşındaki bir SGK emeklisinin gözünden, bugünkü gençlerin hayal etmekte zorlanacağı o gerçek Türkiye...

Güvenin Adı: "Bakkal Defteri" ve Mahalle Kültürü


Bizim zamanımızda şimdiki gibi devasa süpermarketler, her köşe başında o soğuk plazalar yoktu. 
Kredi kartı nedir bilmezdik ama bakkalın veresiye defteri vardı. 
O defter, aramızdaki güvenin senediydi. 
Kimsenin evine haciz gelmezdi çünkü mahalleli birbirinin halinden anlardı.

Komşuluk Hukuku
Bir evde et piştiyse kokusu gitmiştir diye komşuya tabak uzatılırdı.
Çocukluk Güveni: 
Sokakta her çocuk mahallenin evladıydı. 
Kimse çocuğunu bahçeye bırakırken "başına bir şey gelir mi" diye korkmazdı. 
Taciz, şiddet, uyuşturucu okul önlerinde değil, hayallerimizde bile yer bulamazdı.
Okulda öyle sigara falan içeceksin ha, 
Hoca bir ton sopa çekerdi, sıkıysa git ailene şikayet et.
Öyle istediğin kıyafetle okula gelemezdin, 
Standart bir kıyafet vardı, kimse giyimi ile başkasına caka satamaz,yarışmaz, zengin fakir belli olmaz, babalar ezilmez üzülmezdi.

Liyakat ve Saygı: Öğretmenden Siyasetçiye Eski Türkiye


Eski Türkiye'de 657 sayılı kanun bir zırhtı; memura, öğretmene "it muamelesi" yapmak kimsenin harcı değildi. 
Öğretmenler toplumun en saygın kişileriydi. 
Siyasetçiler ise mizaha karşı hoşgörülüydü.
Karikatüristle siyasetçileri itin götüne sokardı, hoşgörü vardı, hoşgörü.

Siyasi Hoşgörü ve Eleştiri Özgürlüğü


Gırgır, Hey, Fırt gibi dergiler bir milyon satar, en sert siyasi eleştirileri yapardı. 
Ama hiçbir siyasetçi çıkıp da bu çizerlere, yazarlara ilişmezdi. 
Bu günkü gibi kaşını kaldıranlar Silivriye gönderilmezdi.
Siyasilerin diplomaları tartışılmazdı; üsluplarında ise asla "ötekileştirme" yer almazdı. 
Şimdiki gibi Arabı Kürdü Lazı söylemi yoktu.
Benim işçim benim köylüm söylemi vardı
Ne etnik köken ne de mezhep siyasetin kavgası olmazdı.

Ekonomi: Yokluk Vardı Ama Gelecek Korkusu Yoktu


Evet, ambargolar yüzünden tüp kuyruğuna, yağ kuyruğuna girdik. 
Ama o kuyruklar Kıbrıs harekatından dolayı Amerika ve batının bize uyguladığı amborgoların sonucu milli bir duruşun sonucuydu, herkes kenetlenirdi. 
En önemlisi de şuydu: 
Kuyruk vardı ama herkesin cebinde o malı alacak parası da vardı!
Şimdi o günleri yanına bin yalan katarak o günleri yaşamayanlara maniple ederek anlatan siyasetçiler var.

Bir Maaşla Ev Sahibi Olmak: 
Bir memur veya işçi, emekli olmadan iyi kötü bir ev ve araba sahibi olabiliyordu.
Enflasyon Canavarı: 
Enflasyon var mıydı.
Vardı.
Lakin kimse birbirine "dolar ne olur?" diye sormazdı. 
Borç verilirken %70 enflasyon hesabı değil, "Allah kerim" duası edilirdi.

Yaşamın Rengi Siyah-Beyaz Ekranlardaydı


Televizyon her evde yoktu, olan komşuya sinemaya gider gibi destursuz gidilirdi. 
San Francisco Sokakları veya Dallas başlarken hayat dururdu. 
Ama o siyah-beyaz ekranın arkasında çok daha renkli, yamalı elbiselerden utanılmayan, samimi bir hayat vardı.

Emekli maaşının yettiği, toruna bir şey alırken cüzdanın düşünülmediği, sokakların ruhu olduğu o günleri özlememek elde değil.
Kilolu ve şişman sayısı çok azdı, hormon nedir bilmiyorduk çünkü.
Yediğimiz içtiğimiz her şey organikti, 

Daha Anlatalım mı Reis?


Gençler; eski Türkiye’de belki teknoloji bu kadar gelişmiş değildi, 
Değil evde mahallede bile kimsede telefon yoktu.
Belki bazı şeyler lükstü, ama insanlık, adalet ve huzur her şeyin önündeydi. 

Gençler biz şimdi 20 küsur senedir sizin geleceğiniz için korkuyoruz.
Oysa biz aynı ceketle yıllarca okula giderken bile yarından korkmazdık.
Eski Türkiye çooook güzeldi çok...

Son Not: 
Bu yazı, toplumsal hafızayı diri tutmak ve geçmişteki sosyal bağların gücünü hatırlatmak amacıyla kaleme alınmıştır. 1970'li ve 80'li yılların Türkiye panoraması, bugünün genç kuşağına bir "yaşam rehberi" niteliğindedir.

Zamanın Kırık Aynasında Bir Ülke.

Anlatın dediler,
Biz de cebimizdeki anıları yokladık.
Biraz tozlu,
Ama hâlâ sıcak.

Eski Türkiye…
Bir fotoğraf değil sadece,
Bir akşamüstü ışığıydı,
Perde aralığından sızan,
Evi ev yapan.

Eski Türkiye…
Hani şu sürekli küçümsenen,
Ama hatırlanınca iç çektiren yer,
Kuyrukların gölgesinde
İnsanlığın serinlediği zaman.  

Kuyruklar vardı, evet,
Ama beklerken bile
İnsanlar birbirine yer açardı,
Zaman yavaş akardı,
Sabır, ekmek gibi bölüşülürdü.

Kapılar kilitsizdi çoğu zaman,
Çünkü kalpler kilit tanımazdı,
Bir tas çorba
İki haneye yeterdi,
Paylaşmak hesap işi değildi.

Komşu vardı eskiden,
Adı zilde yazmazdı belki,
Ama sesi duvarda yankılanırdı,
Şimdi yan dairede kim var,
Bilmeyen şehirler kurduk kendimize.

Gelecek…
Bir sis değildi o zamanlar,
Daha çok
Uzakta yanan bir lamba gibiydi,
Titrek ama umutlu.

Çocuklar sokakta büyürdü,
Zaman dizlerinde yara,
Kalplerinde kahkaha bırakırdı,
Korku, akşam ezanından sonra
Yavaşça çekilirdi sokaklardan.

Kimse zengin değildi belki,
Ama fakirlik bile
İnsanı yalnız bırakmazdı,
Çünkü komşu vardı,
Çünkü “biz” vardı.

Şimdi anlatıyoruz işte—
Eskiyi değil sadece,
Eksileni.

Bir ülkenin
Gürültüden önceki hâlini,
Bir kalabalığın
Yalnızlaşmadan önceki sesini.

Sorarsan:
Eski Türkiye neydi? diye,
Biraz eksik,
Ama biraz daha insandı.
Şimdi?
Daha hızlıyız belki,
Ama nereye gittiğimizi
Hâlâ birbirimize soruyoruz.

Sorarsan eğer,
Ne değişti? diye,
Belki yollar uzadı,
Belki binalar yükseldi,
Ama bazı şeyler
İçimize sığmaz oldu.

Ve biz…
Anlatırken fark ediyoruz:
Eski Türkiye
Bir yer değilmiş aslında.
Bir hissin adıymış..

Eski Türkiye Öyle bir limandı ki Reis; Denizi durgun, feneri merhametti... Anlattıkça sızlıyor, bir devrin hikmeti.


"Eski Türkiye'de gaz kuyruğu vardı diyorlar... Doğrudur evlat, vardı. Ama o kuyrukta bekleyenin bir onuru, akşam eve gidince kapısını kilitlemeden uyuyacağı bir huzuru vardı. Şimdikilerde kuyruk yok ama kimsede huzur da yok, komşuluk da." - Ahmet ATAM

Selam gençler, orta yaşlılar ve "eskiyi sadece tüp kuyruğu" sanan tuzu kurular... Cumhurbaşkanımız demiş ki 'Gençlere eski Türkiye'yi anlatın'. Başım üstüne, anlatalım! Ama öyle televizyonlardaki gibi sadece kara borsa, sadece kıtlık edebiyatı yapmayalım. 68 yaşında, SGK emeklisi bir Ahmet abiniz olarak, o 'eski' dediğiniz yerin ruhunu bir de benden dinleyin.

Bizim anlattığımız eski Türkiye'de cepler bugünkü gibi delik değildi demiyorum; belki cebimizde tek kuruş yoktu ama mahallenin kasabına, manavına 'yaz deftere' diyecek yüzümüz vardı. Şimdi lüks marketlerde kasanın önünde kartın reddedildi mi, arkadaki sana vebalı gibi bakıyor. Bizim 'eski' dediğimizde insanlık vardı beyler! Bir tencere yemek pişti mi kokusu mahalleliye giderdi, şimdi herkes kendi dairesinde, burnunun ucundaki komşusu ölse üç gün sonra duyuyor. Gelin şu 'Eski vs. Yeni' meselesini bir de Ahmet ATAM terazisine koyalım; bakalım kim hafif kalacak!

Konu Sokak Mantığı Benim Terazim
Geçim ve Emeklilik "Eskiden emekli ikramiyesiyle ev alınırdı, şimdi motosiklet alınmıyor." Doğrudur. Eskiden emekli 'insan' gibi yaşardı. Şimdi 21.500 TL ile SGK emeklisi hayatta kalma sanatı icra ediyor.
Güven ve Huzur "Kapıda 3 kilit, sokakta bin kamera var ama korkuyoruz." Eski Türkiye'de kilit değil, 'komşu' vardı. Sokaklar Teksas değil, mahallenin arka bahçesiydi. Şimdiki lüks rezidanslar sadece yüksek duvarlı hapishaneler.
Gelecek Beklentisi "Okusan da boş, okumasan da... Torpilin yoksa bittin." Bizim zamanımızda liyakat bir değerdi. Fakir fukara çocuğu okuyup vali olabilirdi. Şimdi vali olmak için 'alnı secde görüyor' referansı bile yetmiyor, kartvizit lazım.

Gençlerin Merak Ettiği "O" Türkiye

1. Eskiden kuyruklar gerçekten bu kadar kötü müydü?

Kuyruk vardı ama kuyruktaki adamın umudu vardı. Bugün kuyruk yok ama sanal dünyada indirim kovalarken birbirini ezen, kredi kartı borcu kuyruğunda bekleyen milyonlar var.

2. Komşuluk neden bu kadar önemli?

Çünkü komşu, sigortadan daha güvenliydi. Paran biter komşu verir, başın ağrır komşu koşar. Şimdikiler birbirine sadece asansörde sahte bir gülümseme veriyor.

3. Gençlere eskiyi anlatmak neden isteniyor?

Bugünkü beceriksizliklerin üzerini 'eskiden daha kötüydü' diyerek örtmek için. Ama mızrak çuvala sığmıyor; gençler eski Türkiye'yi değil, yaşanabilir bir Türkiye istiyor.

4. O günlere dönmek ister miydin?

Tüpe sana yağına değil, o samimiyete dönmek isterdim. İnsanların birbirine 'nasılsın' diye içtenlikle sorduğu o 'fakir ama gururlu' günlerin tadı başka hiçbir iPhone'da yok.

5. Bugünkü gençliğe tavsiyen ne Ahmet Abi?

Size anlatılan her masalı yemeyin. Eskiyi sadece kuyrukla, yeniyi sadece yol ve köprüyle ölçmeyin. Kendi vicdanınızda tartın: Özgür müsünüz? Gelecekten korkuyor musunuz?

GÜNÜN ANA FİKRİ

"Altın kaplı binalarda yaşayıp birbirine selam vermeyenlerin ülkesi, çamurlu sokaklarda ekmeğini bölüşenlerin ülkesinden daha fakirdir."

DİJİTAL AYAK İZİ

Ahmet ATAM - KENDİME YAZILARIM

Gerçeğin izini sürmek için tek tık yeterli:

© 2026 | KENDİME YAZILARIM | "Kalemi dürüst olanın, izi derin olur."

Yorum Gönder

Yorum Gönder

Yorumlarda lütfen saygılı olun