no fucking license
Bookmark

GEMİ SU ALIRKEN KAPTANLIK KAVGASI YAPILMAZ


Bölünerek Çoğalacağınızı Sananlara: Kendi Kuyusunu Kazmak Sanatı!


Esnaf emeklisi olarak ömrümün yarısını tezgâh başında, kalanını ise memleketin hâlini kendimce değerlendirmekle geçirdim. 
Geriye dönüp baktığımda görüyorum ki siyaset arenası adeta bir “kendi kendini yeme” festivaline dönüşmüş. 
Karşımızdaki yapı, elinde devletin mührü, cüzdanı, hatta tapusu varken; bizimkiler hâlâ “benim küçük partim, benim büyük egom” oyununu oynuyor.

Yahu kardeşim, yüzde 3, 5, 7… 
Kimin kaç oy aldığı, hangi masada oturduğu ya da hangi genel merkez binasında hava attığı ne fark eder? 

Karşınızda devletin tüm imkânlarını, bürokrasisini, yargısını ve o meşhur medya borazanlarını elinde tutan bir mekanizma var. 
Siz bu yapıya karşı “dağınık kuvvetler” olarak çıkıp, “bizim mahalle daha iyi” diyerek mi düzeni değiştireceksiniz? 
Güldürmeyin insanı, kahvehanedeki çaycı bile buna “hadi oradan” der!

Balyozun Gölgesinde Bölünme Dansı


Tarih, yükselenin kafasına inen balyozlarla doludur. 
Biri sivrilmeye görsün; hemen ya bir makam koltuğu verilir, ya bir şantaj dosyası önüne konur, ya da “siyasi gelecek” vaadiyle o dimdik duranlar teker teker diz çöktürülür. 

İktidarın en büyük silahı kendi gücü mü sanıyorsunuz? 
Yanılıyorsunuz. 
Onların asıl sermayesi, sizin bitmek bilmeyen “ben daha iyi yaparım” kibriniz ve dağınıklığınızdır.

Bakın, iktidar mekanizması tam bir "böl-parçala-yönet" laboratuvarı gibi çalışıyor:


MHP’den İyi Parti, oradan Zafer, oradan Anahtar…  
Saadet’in içinden Yeniden Refah…  
Has Parti’yi yutup sindirmeler, Demokrat Parti’nin genel başkanını “transfer” etmeler…  

Bu siyaset değil, resmen “siyasi bölünme sanatı”. İktidar, birleşen her gücü tehdit gördüğü için, sizin o egolu ayrılıklarınızın üzerine tereyağı sürer gibi fırsat yaratıyor.  
Sanıyor musunuz ki o partiler kendi kendine bölündü?  
İktidar, saksıdaki çiçeği budar gibi buduyor, siz “aa, yeni bir filiz verdi” diye seviniyorsunuz.

Kendi Kuyusunu Kazanlar Kulübü


Bugün CHP biraz hareketlenip genişlemeye başladığında ne olacağını sanıyorsunuz? 
Yine parçalanacak, içeriden ve dışarıdan “ayrık otları” ile boğulmaya çalışılacak. 
Çünkü bu düzenin devamı, muhalefetin aynı taban için birbirini yemesi üzerine kurulu.

Birbirine rakip gibi davranıp aynı seçmene göz kırpanlar, mevcut düzenin gönüllü destekçiliğini yaptığınızın farkında mısınız? 
İktidarın işini kolaylaştırmak için bundan daha iyi bir strateji olamazdı. “Bize muhalefet lazım değil, birbirini yiyen muhalefet lazım” deselerdi, ancak bu kadar kusursuz organize olunabilirdi.

Kusura bakmayın ama bu şartlarda ayrı ayrı siyaset yapmak, iktidara karşı mücadele değil; ona “buyur, bir dönem daha kal” demenin en kibar yoludur. 
Adalet ahlak ve vicdan; dağınıklıkla değil, birleşmiş bir akılla hayat bulur. Vesselam!



Birisi “ben çözerim” der, öteki “ben bilirim”,
Ortada kalan millet, der: “Ben ne zaman gülerim?”
Soru çok, cevap yoktur, herkes der Allah kerim,
Cevapsız sorularla dolu bir eski defterim.

Kimi bağırır durur, sesi fikir sanılır,
Kimi susar derinden, en haklı o sanılır.
Bir gün düşer maskeler, kalır çıplak cümleler,
O zaman anlaşılırmış yıllarca süren hileler.

Koltuklar kutsal değil, ama öyle sanılır,
Uğruna nice dostluk, bir anda yok sayılır.
Kimse tamam değilmiş bu büyük denklemde,
Herkes biraz haklıymış kendi penceresinde.

Birbirine çelme takmak sanat olmuş memlekette,
Sonra da “neden düştük?” diye sormaz kimse.
Cevap çok basit aslında, ama zor gelir dile,
Birlik olmayan akıl, zaferi geçiremez ele.

Memleket fırtınada, dalga vurur kıyıya,
Her gün yeni dert düşer vatandaşın payına,
Siz hâlâ hesap peşinde, makamın sayımında,

Biriniz sağa çekiyor, biriniz sola dümeni,
Her biriniz kurtaracak sanıyor kendi gemini,
Millet arıyor limanı, siz arıyorsunuz zemini,
Beyler, gemi su alırken kaptanlık kavgası yapılmaz.

Kürsüde birlik dersleri, kuliste başka hesaplar,
Mikrofon açıkken kardeşlik, kapalıyken tuzaklar,
Seçmen bakar şaşkın şaşkın, biter umutlar, kurur yapraklar,
Beyler, gemi su alırken kaptanlık kavgası yapılmaz.

Aynı sokağa çıkarsınız, aynı oyu istersiniz,
Aynı dertten konuşur, aynı vaatleri dizersiniz,
Sonra dönüp birbirinizi rakip diye çizersiniz,
Beyler, gemi su alırken kaptanlık kavgası yapılmaz.

Bir parti doğar ötekinden, sonra bir başkası çıkar,
Bölüne bölüne küçülür umut, dağılır ocağı yakar,
Her ayrılık rakibe bayram, seçmene yeni bir azar,
Beyler, gemi su alırken kaptanlık kavgası yapılmaz.

Kimi koltuğun peşinde, kimi rozet hesabında,
Kimi yarının değil, bugünkü makamın tadında,
Millet geçim derdindeyken sizsiniz siyaset meydanında,
Beyler, gemi su alırken kaptanlık kavgası yapılmaz.

Rakibiniz tek yumruk, siz parmak hesabındasınız,
Biriniz dağda gezerken ötekiniz ovadasınız,
Sonra da çıkıp sorarsınız: "Neden hâlâ iktidardasınız?"
Beyler, gemi su alırken kaptanlık kavgası yapılmaz.

Tarih ibretle doludur, okuyana çok şey söyler,
Dağılan ordular değil, birleşenler zafer eyler,
Kibir büyütür yenilgiyi, akıl ise umut eker,
Beyler, gemi su alırken kaptanlık kavgası yapılmaz.

Bugün aynaya bakmanın vaktidir ey muhalefet,
Sorun bazen dışarıda değil, içerideki gaflet,
Millet çözüm beklerken bitmesin bu rehavet,
Çünkü gemi su alırken kaptanlık kavgası yapılmaz.

Rakibin satranç oynarken siz misket peşindesiniz,
Adam kale kurmuş yıllardır, siz temel derdindesiniz,
Sonra çıkıp televizyona "Niye kaybettik?" dersiniz,
Beyler, gemi su alırken kaptanlık kavgası yapılmaz.

Ahmet ATAM

"Ahmet ATAM'dan: Memleket yangın yeriyken, mutfakta tencere kaynamazken ana muhalefetin derdi koltuksa, o koltuk millete umut değil, sadece müteahhit düzenine payandadır. Gemi su alırken kaptanlık kavgası yapan süvariler, batışı hızlandırmaktan başka işe yaramazlar!"

Ey Kemal Kılıçdaroğlu, Ey Özgül Özel! Beyler, Gemi Su Alırken Kaptanlık Kavgası Yapılmaz!

Selam cemaat. Çökün şöyle masanın etrafına, çayları tazeleyin ama bu sefer muhalefetin o acı kahvesini içeceğiz, şu dünyada, ne kurultaylar gördüm, ne "umut" diye parlatılıp sönüp giden liderler gördüm. Ama böylesine aymaz, böylesine sokağın feryadından kopuk bir tiyatroyu herhalde Roma’yı yakan Neron bile oynamamıştır. 

Yahu memlekette stagflasyon milleti silindir gibi ezmiş, emekli pazar artığı topluyor, esnaf borç harç içinde kıvranıyor; bizim muhalefet cephesine bi bakıyorsun, ana haberlerde yine aynı terane! Ey Kemal Kılıçdaroğlu, ey Özgül Özel... Beyler, kendinize gelin ulan! Gemi su alıyor, batıyoruz, siz hala 'Kaptan köşküne kim oturacak, delegeyi kim kapacak' diye birbirinizin paçasından çekiyorsunuz!

Eğri oturalım doğru konuşalım. Kemal Bey, onca seçim kaybettin, millet sana "yeter artık dede, çekil köşene anılarını yaz" dedi, zar zor koltuğu bıraktın. Ama bakıyorum hala arkadan delege hesabı yapıyor, tweetlerle ince ince ayar veriyorsun. 

Ulan senin derdin memleket mi, yoksa "benden sonrası tufan" intikamcılığı mı? Dönüyorsun öteki tarafa, "Değişim" diye gelen Özgül Özel’e bakıyorsun... Yahu Özgür kardeş, masaya vurup yumruğunu çare üreteceğine, sokağın nabzını tutacağına, boyuna polemik, boyuna parti içi kliklerle denge kurma telaşındasın. Vatandaş sandıkta size ana muhalefet görevi verdi, "Bizi bu cendereden çıkarın" dedi; siz gittiniz, partiyi kurultay salonlarında boks ringine çevirdiniz. Millet aç ulan aç! Sizin delege listeleriniz karnımızı doyurmuyor!

Koltuk Kavgası Tiyatrosu Genel Merkez Söylemi Ahmet ATAM'ın Terazisi
Kemal Kılıçdaroğlu Kanadı "Partinin kurucu değerlerini korumak ve vefayı tesis etmek için buradayız." Hassstir oradan! Vefa dediğin millete olur, o koltuğa yapışıp ölene kadar kalmak vefa değil, koltuk bağımlılığıdır. Onca mağlubiyetten sonra arkadan oyun kurmak, bu milletin geleceğini sabote etmektir.
Özgül Özel ve Yönetimi "Büyük değişimi başlattık, iktidar yürüyüşümüz partiyi yenileyerek sürecek." Yenilenen tek şey vitrin kardeş! Sokağın gerçek derdine, ekonomik soyguna karşı dişe dokunur tek bir alternatif program koyamadınız. Sadece Kemal Bey'in kliklerini temizlemekle memleket davası güdülmez.
Vatandaşın Hali "Gündemimiz halkın sorunları, her çarşamba grupta konuşuyoruz." Kürsüde gaz almakla karın doymuyor. Ana muhalefet umut olamıyorsa, hırsızlar elini kolunu sallayarak geziyorsa, suçun yarısı da bu basiretsiz koltuk sevdalılarınındır. Biz sizin kurultay delegeniz değiliz, canı yanan halkız!

Hiciv ve kara mizahın en acınası yerindeyiz beyler: İktidar her gün faturayı biraz daha kabartıyor, vergiyi tabana değil garibana dayıyor; bizim muhalefet ise tüzük kurultayında hangi delegenin hangi genel başkan yardımcısının elini öpeceğini tartışıyor. 

Ulan siz bu kafayla giderseniz, bu millet sizi tamamen tarihin çöplüğüne gömecek, haberiniz yok. Bir ülkede iktidar ne kadar liyakatsizse, muhalefet de o kadar ciddiyetsiz olurmuş, bizimki de o hesap. Tokat gibi gerçek budur: 

Gemi su alırken kaptanlık kavgası yapan süvarilerin derdi gemiyi kurtarmak değil, filikada kendilerine en geniş yeri kapmaktır. Ama unuttukları bir şey var; bu gemi batarsa, o filikalar da sizi kurtaramayacak!

Muhalefetin Koltuk Çıkmazı (SSS)

1. Kemal Kılıçdaroğlu neden hala sahneden çekilmiyor?

Çünkü Türk siyasetinde 'kaybeden çekilir' ahlakı gelişmemiştir. Kemal Bey, kaybettiği onca seçime rağmen hala parti içi dengelerde bir güç merkezi olarak kalmayı, delege gücüyle kendi varlığını tescillemeyi memleket davasının önüne koyuyor.

2. Özgür Özel’in liderliği neden sokakta tam olarak karşılık bulamıyor?

Çünkü halk 'köklü bir yapısal değişim ve ekonomik alternatif' beklerken, yeni yönetim daha çok parti içi tasfiyelerle ve eski genel başkanın gölgesiyle kavga etmekle meşgul. Güçlü, net ve protest bir muhalefet dili yerine dengeleri idare etmeye çalışan bir tarz sergileniyor.

3. Parti içi kurultay ve tüzük kavgaları vatandaşa ne kaybettiriyor?

Umut kaybettiriyor hemşerim! Vatandaş iktidardan bunaldığında sığınacak, hakkını savunacak güçlü bir kale arıyor. Ama kalenin içindekiler ganimet kavgasına tutuşunca, halk alternatifsiz kalıyor ve derin bir apatiye, yani boş vermişliğe sürükleniyor.

4. Gerçek bir muhalefet hareketi nasıl olmalıdır?

Genel merkez binasından çıkıp çarşıya, pazara, tarlaya inecek. Sadece laf üretmeyecek; gölge kabine kurup tarımda, ekonomide, hukukta liyakatli kadrolarla çözüm projelerini halkın önüne tokat gibi koyacak. Parti içi klikleri değil, halkın ekmeğini büyütecek.

5. Ahmet ATAM bu iki lidere ne tavsiye eder?

Kemal Bey, al tesbihini eline, çekil köşene, bu millete daha fazla gölge etme. Özgür kardeş, sen de eski yönetimin hayaletleriyle dövüşmeyi bırak, gözünü parti içine değil sokağa çevir. Eğer bu halkın feryadına ses olamazsanız, tarih ikinizi de bu soygun düzeninin suç ortağı olarak yazar!

Günün Ana Fikri

"Evindeki yangını söndürecek itfaiyecilerin, baltayı kimin tutacağı konusunda kavga ettiği bir memlekette; ev de yanar, umutlar da kül olur. Millet ekmek derdindeyken koltuk hesabı yapan muhalefet, bu ülkenin en lüks israfıdır!"

DİJİTAL AYAK İZİ

Ahmet ATAM

KENDİME YAZILARIM

🔍 BENİ GOOGLE'DA BUL

© 2026 | "Kalemi dürüst olanın, izi derin olur."

Yorum Gönder

Yorum Gönder

Yorumlarda lütfen saygılı olun