RENKLENDİRİLMİŞ RESTORE EDİLMİŞ TARİHİ KÜTAHYA FOTOLARI 2
Bu fotoğraf, Kütahya’dan oldukça eski bir kare. Tahminen 1900’lerin başları, Osmanlı’nın son dönemine ait.
Bina: Kütahya'ya özgü geleneksel bir konak. İki katlı, geniş saçaklı, cumbalı ve kiremit çatılı. Beyaz badanalı sıvalı duvarlar, ahşap pencere ve kapı doğramaları var. Dönemin tipik sivil mimarisi.
İnsanlar: Binanın önünde toplanmış kalabalık bir erkek grubu. Çoğunda fes, bazıları sarık veya kasket takıyor. Kıyafetler şalvar, yelek, cepken, potur gibi geleneksel Osmanlı erkek giyimi. En solda uzun boylu, farklı giyimli biri dikkat çekiyor, belki bir görevli veya farklı yöreden biri.
Ortam: Yol toprak ve taş. Sağ altta bir el arabası tekerleği görünüyor. Arka planda Kütahya Kalesi'nin silueti seçiliyor. Fotoğrafın altında el yazısıyla Fransızca "Premiere Fabrique a Kutahya" yazıyor. Bu "Kütahya'daki ilk fabrika" demek.
Yani bu kare, Kütahya'daki ilk fabrikanın önünde çekilmiş bir hatıra fotoğrafı olabilir. İşçiler veya açılışa katılanlar poz vermiş gibi duruyor. Dönemin sosyal hayatını ve mimarisini net gösteren çok değerli bir belge.
Bu fotoğraf Kütahya Analcı Mescidi ve çevresi. Kütahya Kalesi’nin eteklerinde, Hisar bölgesinde çekilmiş. 1930-1940’lar civarı.
Detaylar:Analcı Mescidi: Soldaki minareli küçük yapı. Germiyanoğulları dönemi, 14-15. yüzyıl eseri olduğu düşünülüyor. “Analcı” ismi, mescidi yaptıran ya da banisiyle ilgili. Tek şerefeli, kısa, kalın gövdeli minaresi tipik. Mescidin kendisi tek katlı, kiremit çatılı. Bugün hâlâ ibadete açık ve Kütahya’nın en eski mescitlerinden.
Kütahya Kalesi: Arka planda, tepede surları seçiliyor. Mescit, Kale’nin tam eteğinde. Hisar Mahallesi’nin kalbi burası.
Sokak Dokusu: Arnavut kaldırımı ya da sıkıştırılmış toprak yol. Sağlı sollu tek-iki katlı ahşap ve kerpiç Kütahya evleri. Alt katları dükkan, üst katlar konut. Sağdaki dükkanlarda tabelalar, afişler var. Eski Kütahya çarşısı.
Elektrik Direği ve Teller: Ortada metal elektrik direği, üstünden geçen kalın teller... 1930’larda Kütahya’ya elektrik gelmiş. Modernleşme ile Osmanlı mahallesinin buluşması. O teller fotoğrafın tarihini ele veriyor.
İnsanlar: Önde bastonlu, şapkalı bir amca yürüyor. Arkalarda takım elbiseli, şapkalı erkekler. Sağda dükkan önünde oturanlar. Şapka Kanunu sonrası, 1925 sonrası kıyafetler. Günlük mahalle hayatı.
Atmosfer: Kale gölgesinde, dar sokak, mahalle mescidi, esnaf... Tam bir eski Kütahya Hisar altı manzarası.
Bugünü: Analcı Mescidi hâlâ ayakta ve ibadete açık. Restore edildi. Çevresindeki evlerin çoğu yıkıldı ya da yenilendi. Sokak asfalt. Ama mescit ve Kale fonu sayesinde 90 yıl önceki haliyle aynı noktayı bulabilirsin. Hisar bölgesi Kentsel Sit Alanı.
Özeti: Kütahya Kalesi eteğinde, 600 yıllık Analcı Mescidi. 1930’larda elektrik gelmiş, şapkalı insanlar, arnavut kaldırımı sokak. Hisar’ın en otantik karesi.
1930 yılında Kütahya Cumhuriyet Caddesi’nde çekilmiş bu fotoğraf, oldukça değerli bir kare. Üst kat penceresinden çekildiği için caddeye hâkim bir açı sunuyor ve bayram coşkusunu net bir şekilde yansıtıyor.
Tarihi ve teknik bilgiler: Yer: Cumhuriyet Caddesi, bugünkü adı Sevgi Yolu. Fotoğraf Sevgi Yolu tarafından çekilmiş.
Tarih: 1930
Binalar: Solda cumbalı, ahşap süslemeli geleneksel Kütahya evleri var. Sağda “BERBER” tabelalı dükkan ve arnavut kaldırımlı yol dikkat çekiyor. Fotoğrafın çekildiği açıdaki sağdaki aydınlatma asılı yapı Ziraat Bankası binası.
Bayraklar: Cadde boyu asılı Türk bayrakları 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı veya 23 Nisan gibi milli bir kutlamaya işaret ediyor. 1930'lar, Cumhuriyet'in ilk yılları; bu tür süslemeler çok yaygındı.
İnsanlar: Fes, fötr şapka, şalvar, potur, ceketli takım elbiseler giymiş erkekler. 1925'te şapka inkılabı yapıldı ama taşrada fes kullanımı bir süre daha devam etti. Çocuklar da var, bu da kutlama olduğunu destekliyor.
Detay: Yerde bir köpek, dükkanların önünde toplanan halk, ahşap saçaklar… Dönemin günlük yaşamını çok net anlatıyor.
Yorum: 1930 Kütahya'sı, Cumhuriyet'in ilk yıllarının heyecanını yaşayan bir Anadolu şehri. Osmanlı'dan kalan mimari doku aynen duruyor ama yeni rejimin simgeleri, bayraklar ve modernleşme adımları da kareye girmiş. Sevgi Yolu, Kütahya'nın simge yerlerinden biri ve hala şehrin kalbi. Bu fotoğraf hem mimari, hem sosyolojik, hem de siyasi tarih açısından belge niteliğinde.
Bu fotoğraf, Kütahya’nın en ikonik tarihi karelerinden biri olup Hasan Tefronidis tarafından renklendirilmiş. Yerel bir tarih meraklısı olan Tefronidis, şehrin eski siyah-beyaz fotoğraflarını arşivlerden toplayarak aslına sadık biçimde renklendiriyor. Sağ alt köşede imzası görülebilir.
1. Tarih ve Yer
Fotoğraf muhtemelen 1930'lar sonu - 1940'lar başına ait. Sağda Karagöz Ahmet Paşa Camii'nin kubbesi ve minaresi net. Arkada tepede Kütahya Kalesi bütün ihtişamıyla duruyor. Bu açı, eski Cumhuriyet Caddesi'nin Germiyan Sokağı'na bağlandığı noktadan çekilmiş. Bugün burası Sevgi Yolu civarı.
2. Mimari DetaylarKiremit çatılar: Kütahya'nın klasiği. Pişmiş toprak kırmızısı çatılar şehre kimliğini veriyor.
Taş ve kerpiç evler: İki-üç katlı, cumbalı Kütahya evleri. Bazıları kagir, bazıları ahşap karkas.
Karagöz Camii: 15. yy eseri. Tek şerefeli minaresi ve kurşun kaplı kubbesiyle seçiliyor.
Kütahya Kalesi: Hisar Tepesi'nde. Bizans'tan kalma, Selçuklu ve Osmanlı'da onarılmış. Surları ve burçları net.
3. Sosyal Hayat İnsanlar: Sokakta fesli, şapkalı, ceketli erkekler var. Dönemin günlük kıyafeti. Kadın pek görünmüyor, muhtemelen evlerde veya o saatte sokakta değiller.
Ulaşım: Hem at arabası hem de 1940 model otomobiller aynı karede. Bu geçiş dönemini gösteriyor. At arabası hâlâ kullanılıyor ama otomobil de şehre girmiş.
Dükkanlar: Zemin katlar dükkan. Tenteler, ahşap kepenkler var. Esnaf sokağı olduğu belli.
4. Renklendirme Tekniği Gökyüzü puslu mavi, Kütahya'nın yaz ışığını vermiş.
Taş binalarda sarı-bej tonları, kiremitlerde doğal kızıl var.
Ağaçlarda yeşil canlı ama abartı değil.
Otomobillerde dönemin renkleri: siyah, lacivert, koyu yeşil.
Fotoğrafın grenli, eski dokusunu da korumuş. Bu yüzden "yeni çekilmiş gibi" durmuyor, tarih hissi kalıyor.
Özetle: Bu kare 80-90 yıl önceki Kütahya'yı belgeliyor. Kale, cami, sivil mimari ve gündelik hayat aynı çerçevede. Tefronidis'in renklendirmesi sayesinde sadece siyah-beyaz bir belge değil, içine girip gezebileceğin bir zaman kapsülü olmuş.
Dükkanlar: Zemin katlar dükkan. Tenteler, ahşap kepenkler var. Esnaf sokağı olduğu belli.
4. Renklendirme Tekniği Gökyüzü puslu mavi, Kütahya'nın yaz ışığını vermiş.
Taş binalarda sarı-bej tonları, kiremitlerde doğal kızıl var.
Ağaçlarda yeşil canlı ama abartı değil.
Otomobillerde dönemin renkleri: siyah, lacivert, koyu yeşil.
Fotoğrafın grenli, eski dokusunu da korumuş. Bu yüzden "yeni çekilmiş gibi" durmuyor, tarih hissi kalıyor.
Özetle: Bu kare 80-90 yıl önceki Kütahya'yı belgeliyor. Kale, cami, sivil mimari ve gündelik hayat aynı çerçevede. Tefronidis'in renklendirmesi sayesinde sadece siyah-beyaz bir belge değil, içine girip gezebileceğin bir zaman kapsülü olmuş.
Bu fotoğraf, 1900’lerin başına ait Kütahya’nın son derece etkileyici bir panoraması. Büyük ihtimalle Osmanlı’nın son döneminden. Renklendirilmiş haliyle detaylar çok daha net görülüyor.
Bu fotoğraf da Kütahya'nın Osmanlı dönemi çarşılarından biri olan Cumhuriyet caddesini gösteriyor. Renklendirilmiş hali çok net ve detaylı. 1900'ler başı, muhtemelen 1910-1920 arası.
Fotoğrafta görünenler:Mimari Doku: Kiremit çatılı, bitişik nizam Kütahya evleri ve dükkanları. Çoğu iki katlı, alt katlar dükkan, üst katlar konut. Beyaz badanalı sıvalı duvarlar, ahşap saçaklar ve kepenkler dönemin tipik sivil mimarisi. Sağda büyük bir hamam kubbesi var şimdiki küçük hamam, üzeri yosun tutmuş. Bu da yapıların yaşını gösteriyor.
Fotoğrafta görünenler:Mimari Doku: Kiremit çatılı, bitişik nizam Kütahya evleri ve dükkanları. Çoğu iki katlı, alt katlar dükkan, üst katlar konut. Beyaz badanalı sıvalı duvarlar, ahşap saçaklar ve kepenkler dönemin tipik sivil mimarisi. Sağda büyük bir hamam kubbesi var şimdiki küçük hamam, üzeri yosun tutmuş. Bu da yapıların yaşını gösteriyor.
- Şehir Silueti: Arkada bir minare ucu seçiliyor. Şehrin cami ve hamamlarla dolu dokusunu anlatıyor.
- Sokak Hayatı: Dar, taş döşeli bir çarşı sokağı. İki yanda kumaş tenteli dükkanlar ve tezgahlar var. İnsanlar alışverişte. Fes takan erkekler çoğunlukta. Şalvar, cepken, kuşak, yelek gibi geleneksel kıyafetler giyiyorlar. Birkaç kadın da uzun elbiseleriyle görünüyor. Ortada yük taşıyan bir el arabası var.
- Atmosfer: Güneşli bir gün. Gölgeler kısa, öğle vaktine yakın. Sokak toprak ve taş, tozlu. Dönemin Anadolu çarşısının tüm canlılığı var.
Yorum: Bu kare Kütahya'nın ticari ve sosyal kalbini gösteriyor. Çatılardaki kiremit yoğunluğu Kütahya'nın "çini ve kiremit" şehri olduğunu hatırlatıyor.
Feslerin yaygın olması, 1925 Şapka İnkılabı öncesi olduğunu kanıtlıyor. İnsanların kıyafetlerindeki renkler de dikkat çekici: lacivert, bordo fesler, toprak tonlarında şalvarlar, bej ve kahverengi cepkenler. Renklendirme çok doğal durmuş, dönemin soluk ama gerçekçi paletini yakalamış.
Bu fotoğraf 1960'lar sonu - 1970'ler başı Kütahya Zafer Meydanı'ndan. Büyük ihtimalle Dönemin şehir planlamasını ve mimarisini çok net gösteriyor.
Fotoğrafta öne çıkan detaylar:Zafer Meydanı: Kütahya'nın merkezi. Ortada yuvarlak havuzlu fıskiye var. Etrafı yeşil alan ve yaya yollarıyla düzenlenmiş. O yıllar için oldukça modern bir meydan tasarımı.
Fotoğrafta öne çıkan detaylar:Zafer Meydanı: Kütahya'nın merkezi. Ortada yuvarlak havuzlu fıskiye var. Etrafı yeşil alan ve yaya yollarıyla düzenlenmiş. O yıllar için oldukça modern bir meydan tasarımı.
Mimari:Solda: 1960'ların tipik betonarme apartmanları. Balkonlu, 5-6 katlı yapılar.
Ortada: Beyaz cepheli, kırma çatılı eski Kütahya konağı korunmuş. Altı dükkan. Eski ile yeninin yan yana durduğu geçiş dönemini gösteriyor.
Sağda: Yine çok katlı apartman ve önde Atatürk heykeli var.
Ortada: Beyaz cepheli, kırma çatılı eski Kütahya konağı korunmuş. Altı dükkan. Eski ile yeninin yan yana durduğu geçiş dönemini gösteriyor.
Sağda: Yine çok katlı apartman ve önde Atatürk heykeli var.
Ulaşım ve İnsanlar: Meydan etrafında 1960-70 model otomobiller park etmiş: yeşil, bej, bordo Murat 124, Anadol, Renault 12 gibi yerli üretim araçlar seçiliyor. İnsanlar dönemin kıyafetleriyle: erkeklerde ceket-pantolon, kadınlarda manto ve pardösü. Kalabalık ama sakin bir gün.
Arka Plan: Uzun bir bulvar Eskişehir caddesi ufka kadar uzanıyor. Kütahya'nın o dönem yeni gelişen mahalleleri ve etraftaki tepeler görünüyor. Ağaçlandırma da yeni başlamış.
Detay: Ortadaki Kütahya'nın meşhur çinili vazosu.
Arka Plan: Uzun bir bulvar Eskişehir caddesi ufka kadar uzanıyor. Kütahya'nın o dönem yeni gelişen mahalleleri ve etraftaki tepeler görünüyor. Ağaçlandırma da yeni başlamış.
Detay: Ortadaki Kütahya'nın meşhur çinili vazosu.
Yorum: Bu kare Cumhuriyet sonrası Kütahya'nın modernleşme hamlesini belgeliyor. 1930'lardaki o Osmanlı taşra kasabası gitmiş, yerine betonarme apartmanlar, geniş bulvarlar, arabalar gelmiş. Ama ortadaki o eski konak korunarak şehrin hafızası da yaşatılmış. Zafer Meydanı da Kütahya'nın sosyal merkezi olduğunu kanıtlıyor.
Fotoğrafın renklendirmesi de çok başarılı. Pastel tonlar, dönemin kartpostallarındaki o 70'ler havasını birebir vermiş. Ne çok soluk ne de yapay duruyor.
Zamana Teğet Bir Kütahya Masalı Şiiri
Selçukludan yadigâr, taşa kazınmış mühür,Gök kubbenin altında, zaman burada hürdür.
Hisar’ın burçlarında rüzgâr kadim fısıldar,
Dergâhlarda can bulur, o mukaddes sırlar.
Selçuklunun tuğrasında ilk cemre,
Gümüşün zarafeti parmaklarda,
Germiyan’ın sokağı, ahşap kokan bir mazi,
Germiyan’ın sofrasında bin şükür.
Toprak burada sırrını söylerken herkese,,
Zaman durmuş, bir kadim rüya görülür.
Toprak kora gömülür, sabırla yoğrulur da,
Mavi bir rüya başlar, çininin hamurunda.
Lale açar tabakta, firuze dile gelir,
Ateşle raks edenin, derdi derinden bilinir.
Mavi bir çark döner durur fırında,
Mavi bir çark döner durur fırında,
Çini değil, gökyüzünün kızıdır.
Hisar’ın o dilsiz, dik duruşunda,
Bin asrın geçmeyen tatlı sızısıdır.
Minarelerden göğe akan o nefes,
Minarelerden göğe akan o nefes,
Döner durur Mevlevi’nin hırkasında.
Bu şehirde ne sitem var ne heves,
Şükür vardır erenlerin duasında.
Gümüşün zarafeti parmaklarda,
Dumlupınar boynu bükük bir gurur.
Geçmişin ayak izi sokaklarda,
Geleceğin aynasında hep dik durur.
Gönüllerin konuştuğu yârenlerin meclisi,
Sükût bürümüş şehri, asalet sinmiş taşa,
Bilmeyen ne anlasın, ömrü geçmiştir boşa.
Ahmet ATAM




.webp)




.webp)

