65 yaş üstü ücretsiz toplu taşıma uygulamasının maliyetinin özel halk otobüsü işletmecilerine yüklenmesi, şoförler, gençler ve yaşlılar arasında haksız bir gerilime yol açmaktadır. Mesele yol parası değil; Türk kültürünün temel değerlerinden biri olan büyüklere saygının, “bedavacılık” etiketi ile yok edilmesidir. Kalıcı çözüm, yaşlıların onurunu koruyacak indirimli bilet uygulaması veya toplu taşıma hizmetinin doğrudan kamulaştırılmasıdır.
Tablo ne yazık ki hiç değişmiyor, şoför dikizden öfkeyle bakarken, genç başını çevirip uyur numarası yapıyor... Üç kuruşluk menfaat için koskoca bir medeniyetin ahlak terazisini hurdacıya sattık, haberiniz yok!
Para, pul, sermaye bir günde erir; çalışırsın, ertesi gün yerine gelir. Ama bir milletin saygı terazisi bozuldu mu, o kefeyi kırk derviş bir araya gelse düzeltemez.
BEDAVA BİLETİN AĞIR BEDELİ: HALK OTOBÜSÜNDE UNUTULAN SAYGI
Ben bugün 69 yaşındayım. Emekli cüzdanım cebimde, haftada birkaç gün işlerimi halletmek için halk otobüsüne biniyorum. Son birkaç yıldır gördüğüm manzara, bana asıl iflas edenin cüzdanımız değil, vicdanımız olduğunu fısıldıyor.
Kimin kafasından çıktığı belli olmayan bir “ücretsiz ulaşım” yasası çıkardılar, ama faturayı devlete değil, direksiyon başındaki özel halk otobüsü esnafına kestiler. Esnaf öfkeli; 65 yaşını geçmiş ak saçlı ihtiyara “velinimet” değil, “mazot düşmanı bedavacı” gözüyle bakıyor.
Şoförün dikiz aynasından attığı küçümseyici bakışlar, bazen açıkça savurduğu hakaretler yetmezmiş gibi, otobüsün içi de adeta başlı başına bir dert yumağına dönüşmüş durumda.
Gençlere bakıyorum; torunum yaşındaki delikanlılar, kızlar koltuklarına yayılmış, gözleri telefon ekranına kilitlenmiş. Otobüs fren yaptıkça ayakta sendeleyip duruyoruz; kimsenin umurunda değil.
69 yıllık hayatımda hiçbir akranımın bir gence “Sen kalk, ben oturacağım!” dediğini görmedim. Biz böyle bir terbiyeyle yetiştik; istemeyiz, söylesek yüzümüz kızarır. Ama telefonuna gömülen o taze fidanlar, ayakta durmakta zorlanan aksakallı dedeyi fark etmemek için gözlerini ekrandan milim kıpırdatmıyor. Üstelik sosyal medyanın karanlık köşelerinde “Yaşlılar evinde otursun, ne geziyorlar?” diye cüretkâr sözler edebiliyorlar.
İktisadi krizler milletin cebini deler geçer, lakin saygı edep ve hürmetin zayiatı bir medeniyetin omurgasını çökertir.
Gençleri tek başına suçlamıyorum; bu saygısızlık, evde başlayıp okulda pekişen bir çürümenin sonucudur. Asıl sorun, devleti yönetenlerin ve belediye başkanlarının bu manevi yangını görmezden gelmesidir.
Çözüm arayana seçenek çok: İhtiyarın onurunu koruyun efendiler! Ücretsiz biniş uygulamasını kaldırın; öğrenciler nasıl indirimli bir ücretle, başı dik biniyorsa 65 yaş üstüne de indirimli kart verin. Başkasının kesesinden kesilen kurban, kurban olmaz.
Ya da en iyisini yapın: Ulaşım anayasal bir kamu hizmetidir; halk otobüslerini yeniden kamulaştırın, esnafla vatandaşı karşı karşıya getirmeyin. Para bulunur, borç ödenir; ama o otobüs koridorunda ayaklar altına alınan ataya saygı kültürü bir daha geri gelmez.
💡 ESNAFIN TERAZİ TAŞI
Hem müşterinin hem de vatandaşın alışverişini sadece parayla değil, haysiyetiyle yaptığını bilmek gerekir. Yaşlısına saygı göstermeyen bir toplum, tezgâhında bereketi, evinde huzuru bulamaz. Devlet, kural koyarken bir kesimi memnun etmek uğruna diğerinin hakkını gasp etmemeli; adaleti terazinin tam ortasında tutmalıdır.
⚠ KAZIN AYAĞI
"Yaşlılara bedava yaptık, sosyal devlet olduk" demek boş bir yanılgıdır. İşin aslı öyle değil; maliyeti özel halk otobüsçüsüne yüklenen her sözde lütuf, sahada dede ile torunu, esnaf ile yolcuyu karşı karşıya getiren zehirli bir hançere dönüşüyor.
Meseleye Bakış: Hakiki Çözüm ve Yanılgılar
| Karşılaştırma Alanı | Mevcut Çarpık Durum (Bedava Uygulama) | Hakiki ve Onurlu Çözüm (Kamucu / İndirimli) |
| Yaşlının Konumu | "Bedavacı" yaftası yiyen, hor görülen yolcu | Hakkıyla, başı dik, cüzi indirimli seyahat eden vatandaş |
| Esnafın Tavrı | Mazot maliyeti altında ezilen, öfkeli ve saldırgan | Hizmetinin karşılığını eksiksiz alan, saygılı işletmeci |
| Genç Kuşağın Algısı | Yaşlıları gereksiz yük ve yer işgalcisi gören bakış | Toplu taşımada ortak kamusal alanı paylaşma ve edep bilinci |
| Kültürel Bilanço | Kuşaklar arası kin, hürmetsizlik ve sosyal çöküş | Ataya ve tecrübeye hürmet eden kadim Türk terbiyesi |
Hikmetli Kapanış: Ağacın Kökü ve Dalı
Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye öğüdünü hatırlayalım: “Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez; ağaç köküyle yaşar.” Bir millet yaşlılarını yük, tecrübeli büyüklerini kambur olarak görürse, o milletin genç filizleri ilk fırtınada kurur. Gençler bilmeli ki, bugün kalkmadıkları o koltuklar kalıcı değildir; zaman hızlı geçer, yarın o tutunma borusuna kendi titreyen elleri uzanır.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
65 yaş üstü ücretsiz ulaşım neden kuşaklar arası çatışmaya yol açtı?
Uygulamanın maliyeti kamu bütçesi yerine özel halk otobüsü işletmecilerine yüklenince, yaşlılar “bedavacı” olarak damgalanmış ve bu algı, gençlerin yaşlılara karşı saygısız bir tutum sergilemesine ortam hazırlamıştır.
Yaşlılar halk otobüslerinde gençlerden zorla yer talep ediyor mu?
Yaşlılar genellikle vakar ve terbiyeleri gereği kimseden doğrudan yer talep etmez; ancak ayakta durmakta zorlanan büyüklere yer verilmemesi ve telefonla meşgul olup görmezden gelinmesi, derin bir edep yarası bırakmaktadır.
65 yaş üstü toplu taşıma için en onurlu çözüm nedir?
Yaşlıların onurunu korumanın en pratik yolu, ücretsiz uygulamayı kaldırıp öğrencilerde olduğu gibi sembolik indirimli tarifeye geçmektir.
Belediyeler ve hükümet bu krizi kökten nasıl çözebilir?
Şehir içi toplu taşıma hizmetlerini kâr amacı güden özel işletmecilerden alıp tamamen kamulaştırarak, sosyal devlet anlayışıyla belediye bünyesinde yürütmekle çözebilir.
Toplu taşımadaki bu durum neden bir ekonomik değil kültürel çöküş meselesidir?
Ekonomik krizler telafi edilebilir; ancak Türk milletinin bin yıllık temelini oluşturan büyüklere saygı ve merhamet duygusunun kaybolması, toplumun manevi yapısını geri dönüşsüz biçimde çürütür.
KÖKSÜZ DAĞIN YIKILIŞI
Kökünü unutan dalı neylersin?
Gözler telefonda, gönül kuyuda,
Ecdadı görmeyen dölü neylersin?
Büyük dediğin, o sır kapısıdır,
Edepten süzülen can tapusudur.
Yıkılan, bir neslin son yapısıdır,
Harabeye dönmüş ili neylersin?
Yaşlıya hürmeti unuttu gözler,
Sözden irfan gitti, buz tuttu sözler.
Közü söndürdüler, savruldu küller,
Külün ısıtmadığı yolu neylersin?
Saygı yitince erozyon başlar,
Bir bir uçar gider kaleden taşlar.
Toprak çölleşirken kurur akışlar,
Fırtınada kalan gölü neylersin?
Çürüme başlayınca toplumda her an,
Ne adalet kalır, ne dertte yanan.
Herkes kendi bencil tahtına konan,
Böyle bir zamanda gülü neylersin?
Bu gidiş, yıkılışın ayak sesidir,
Çöken bir binanın son nefesidir.
Maziye küfreden, kimin nesidir?
Kökünden kopmuş o seli neylersin?
Ahmet der, hakikat cana batar da,
Gafiller bu hali dertten saymaz da,
Herkes kendi bencil kârın satar da,
Yok olan bu kadim kültürü, neylersin?
KENDİME YAZILARIM
🔍 BENİ GOOGLE'DA BUL© 2026 | "Ağaç köküyle yaşar; kökünü inkâr eden dal meyve vermez."




Yorum Gönder