Son günlerde kulislerde konuşulan formüle göre emeklilik artık sadece prim gün sayısı ve yaşla değil, kişinin evi, arabası ve hane geliriyle ölçülecek bir "ihtiyaç testine" bağlanmak isteniyor. Kesinleşmiş karar yok ama tartışmanın kendisi bile soruyu doğuruyor: Alın teriyle kazanılmış sigorta hakkı, iktidarın belirleyeceği muhtaçlık kriterine mi dönüşecek?
EMEKLİ AYLIĞININ ŞARTI PRİM GÜN SAYISI VE YAŞ İDİ, ŞİMDİ EVİ, YAŞI, HANE GELİRİ Mİ EMEKLİ MAAŞINI BELİRLEYECEK?
Ben 50 yıllık ticaret hayatımda şunu gördüm; esnaflıkta veresiye defteri kutsaldır.
Yazılan yazılır, silinmez.
Devletle vatandaşın arasında da bir veresiye defteri var, adı SGK.
Sen yıllarca primini tıkır tıkır ödedin, devlet de dedi ki “günü gelince ben de maaşını ödeyeceğim.”
Şimdi diyorlar ki;
Şimdi diyorlar ki;
- Dur bakalım, senin evin var mı?
- Haneye giren para ne kadar?
- Arabayı var mı?”
- Ulan arkadaş, bakkalın borcu mu bu? Bu sigorta!
Tezgahın arkasında geçen yarım asır bana öğretti ki, maç oynanırken kural değiştiirilmeye kalkılırsa korkacaksın.
30 yıl yememiş içmemiş prim ödeyip ev sahibi olan cezalı.
30 yıl yememiş içmemiş prim ödeyip ev sahibi olan cezalı.
10 yıl tabandan üç kuruş çiftçi bağ-kur'u ödeyen, belki daha fazla maaş alaçak.
Ne biçim matematik ulan bu.
Bu hesabı yapana şeytan şapka çıkarır şart olsun.
Zamanında tapayı sıkmayan daha makbul olacaksa, o teraziye yalakalık yandaşlık karışmış demektir.
Mevlânâ der ki: “Adalet, her şeyi yerli yerine koymaktır.” Emeklilikte adalet, primini ödeyene hakkını vermektir.
PRİM ESASI NEREYE GİDİYOR, İHTİYAÇ TESTİ NEREYE GELİYOR?
Mevlânâ der ki: “Adalet, her şeyi yerli yerine koymaktır.” Emeklilikte adalet, primini ödeyene hakkını vermektir.
Şimdi adaletin yerini “ihtiyaç” alıyorsa.İhtiyaç kime göre, neye göre?Bugün iktidarda olanın vicdanına göre mi?
Düşünsene, iki komşu.
Biri dişinden tırnağından artırıp Bağ-Kur'unu yatırmış, bir ev almış.
Diğeri hiç dert etmemiş.
Şimdi evi olanın maaşını kısacaklar.
Bu neye benzer bilir misin?
Tarlaya tohum ekenle ekmeyenin aynı harmanı beklemesi gibi.
Atasözü ne der? “Ekmeden biçilmez.”
💡 ESNAFIN TERAZİ TAŞI: Emeklilik bir sadaka değil, birikmiş haktır. Sosyal yardım ile sigorta primini birbirine karıştırırsan, en çok çalışanı cezalandırırsın. Hayat dersi budur:
💡 ESNAFIN TERAZİ TAŞI: Emeklilik bir sadaka değil, birikmiş haktır. Sosyal yardım ile sigorta primini birbirine karıştırırsan, en çok çalışanı cezalandırırsın. Hayat dersi budur:
Kimin evi var kimin yok, kimin hanesi kalabalık kimin değil...
Bunu kim tespit edecek?
Muhtar mı?
Komisyon mu?
O komisyonun kapısını çalan dayısı olanın işi yürür, garibanın dosyası “geliriniz yüksek” diye rafa kalkar.
Bu sistemin suyu çok bulanıktır.
SON SÖZDE HİKMET VAR
Nasrettin Hoca'ya sormuşlar,
SON SÖZDE HİKMET VAR
Nasrettin Hoca'ya sormuşlar,
-- Hocam borç ne zaman biter?
Hoca demiş,
-- Alacaklı almaktan vazgeçince.
Bizim emeklilik de o hesaba dönmesin.
Tasavvufta derler ki, kulun rızkını kesmek, Hakk'ın adaletine perde çekmektir.
Tasavvufta derler ki, kulun rızkını kesmek, Hakk'ın adaletine perde çekmektir.
Emeklinin maaşını evine göre biçersen, o evin her tuğlasındaki alın terini inkâr edersin. Unutma, o ev zaten o düşük maaşla, o primle, diş sıkarak yapıldı.
SIKÇA SORULAN SORULAR (SSS)
SIKÇA SORULAN SORULAR (SSS)
Emekli maaşına ihtiyaç testi geldi mi?
Hayır, henüz kesinleşmiş resmi bir karar yok. Şu an sadece ekonomi yönetiminin orta vadeli planlarında ve kulislerde tartışılan bir model olarak gündemde.
İhtiyaç testi ne demek?
Kişinin emekli maaşı alıp alamayacağının veya ne kadar alacağının, primine değil, evi, arabası, bankadaki parası ve aynı evde yaşayanların toplam gelirine bakılarak belirlenmesi demek.
Bu sistem neden tehlikeli bulunuyor?
Çünkü objektif olan prim günü yerine, yoruma çok açık “muhtaçlık” kriteri geliyor. Bu da adam kayırmaya, keyfi uygulamalara ve suistimale kapı aralar.
Prim ödeyenin hakkı ne olacak?
Asıl mesele de bu. Anayasa ve sigortacılık ilkesine göre prim ödeyenin hakkı kazanılmış haktır. Sosyal yardımdan ayrı tutulması gerekir.
Ev sahibi olan emeklinin maaşı kesilir mi?
Konuşulan modele göre evi, arabası veya hanesinde yüksek geliri olan emeklinin maaşı düşürülebilir veya sosyal yardım mantığıyla yeniden hesaplanabilir. Bu da ev almayı cezalandırmak anlamına gelir.
Nice yıldır döktün alnından teri,
Tezgâhta çürüttün ömrü, cevheri,
Dedi reis: "Gün tamam, vakit ileri...
Meğer tekaüt hakkına yeni şart gelirmiş bu gün!
Evine bakacaklar, tapuna durup,
Evine bakacaklar, tapuna durup,
Devletin mülkünde saraylar kurup,
Verdiğin primi har vurup harman savurup,
Hak olan nasip, sadaka olurmuş bu gün!
Sordular: "Karnın tok, evin var mıdır?
Sordular: "Karnın tok, evin var mıdır?
Dediler: emekli açlık sınırında mıdır?"
Utanmadılar: Adalet kulda ar mıdır?
Vicdan kantarında hesap bozulmuş bu gün!
Mevlânâ der ki: "Hak yolunda koşar,
Mevlânâ der ki: "Hak yolunda koşar,
Sanma ki kalır nihayet naçar...
Kendine saray, emekliye kader,
Yoksulun tapusu başa dert olmuş bu gün!
Hane gelirine baktı efendi,
Hane gelirine baktı efendi,
Sarayın fendi, adaleti yendi,
Kimi harama helal, keramet bendedir dedi,
Tarihin defterine utanç yazılır bir gün.
Esnafın terazisi pirinçten olur,
Esnafın terazisi pirinçten olur,
Vicdanın kantarı hakkı çabuk bulur,
Sanma bu dünya böylesine kalır,
Asıl mahkemede hüküm kurulur bir gün!
Dünya bir handır, geçer fırtına,
Hak yiyen de toprak olur bir gün.
Binerse mazlumun ahı sırtına,
Hesap günü o kantar kurulur bir gün!




Yorum Gönder