DİNİN DİREĞİ NEDİR
Bu yazı, kutsalı değil; kutsalın ardına saklanmayı hicveder.
Alışkanlıkla kılınabilir, Gösterişle sergilenebilir, Hatta zulmün üstüne örtü yapılabilir. Ama adalet öyle değildir. Adalet: Bedel ister, Cesaret ister, Menfaatten vazgeçmeyi ister. O yüzden bazıları namazı sever, adaleti sevmez. Bu söz, zamanla bir dokunulmazlık zırhına çevrildi:
Kur’an’ın kriteri nettir:
Bazı zihinlerde din şöyle işler: Günahı işle → Namazı kıl → Aklan. Bu anlayış, ibadeti manevi bir kara para aklama sistemine dönüştürür. Oysa Kur’an’daki sıralama tam tersidir:
Niyaz ile başlar kulun bu fani dünyada yolu,
Namaz dediğin direk, bağlar o aciz kulu.
Lakin sormak gerekir, sadece şekil midir?
İçinde ahlak yoksa, o direk dikili midir?
Alnın secdeye varır, lakin kalbin hilekar,
Komşun açken yatarsın, her işinde hırs kar.
Namaz seni kötülükten korumuyorsa hele,
İnsan Müslüman mı olur kuru bir eğilmekle,
Dinin direği elbet, emredilen o namaz,
Peygamberin izidir, onsuz ibadet olmaz.
Ama unutma dostum, dinin aslı ahlaktır,
Kul hakkını gözetmek, hakiki bir ihlastır..
Seccade temiz olur, kalbin de temiz olsun,
Kıldığın her rekatta, ruhuna huzur dolsun.
Yetimi gözetmezsen, dürüstlükten kaçarsan,
Direk ayakta durmaz, sen ne yaparsan
Ahmet der ki; namazdır müminin o miracı,
Ahlakla taçlanmazsa, dindirmez hiç bir acıyı.
Hem secdede bükülmek, hem dürüst yaşamak şart,
İşte o zaman dinin, direği olur yaşadığın hayat.
Dinin direği nedir Dinin direği sadece ritüeller midir?
Bir toplum düşünün: Direğini parlatıyor ama temeli çürük, duvarları yıkık, çatısı yok. Sonra da gururla “Direğimiz sapasağlam!” diye bağırıyor. İslam coğrafyasında namaz da tam olarak böyle bir simgeye dönüştü; anlamını yitirdik, özünü söküp attık, ahlakını unuttuk ve geriye sadece hareket eden bir beden kaldı.
Namaz Kılmak Kolaydır, Dürüst Olmak Zor
Alışkanlıkla kılınabilir, Gösterişle sergilenebilir, Hatta zulmün üstüne örtü yapılabilir. Ama adalet öyle değildir. Adalet: Bedel ister, Cesaret ister, Menfaatten vazgeçmeyi ister. O yüzden bazıları namazı sever, adaleti sevmez. Bu söz, zamanla bir dokunulmazlık zırhına çevrildi:
- Namaz kılıyorsan sorgulanmazsın
- Namaz kılıyorsan eleştirilemezsin
- Namaz kılıyorsan her şey affedilir
Kur’an’ın kriteri nettir:
- Namaz seni kötülükten alıkoymuyorsa
- Seni merhametli yapmıyorsa
- Seni adil kılmıyorsa
- O namaz, Allah’a değil; egoya kılınmıştır.
Namaz Bir Sigorta Poliçesi Değildir
Bazı zihinlerde din şöyle işler: Günahı işle → Namazı kıl → Aklan. Bu anlayış, ibadeti manevi bir kara para aklama sistemine dönüştürür. Oysa Kur’an’daki sıralama tam tersidir:
Önce ahlak → sonra ibadet.
Ahlaksızlığın üzerine kılınan namaz, dini yüceltmez; kirletir.
Namaz şarttır, gereklidir; ancak tek başına din değildir. Direği putlaştırırsan, temeli unutursun; duvar yıkılır, çatı çöker. Sonra enkazın ortasında secde ararsın.
----
Namaz dediğin direk, bağlar o aciz kulu.
Lakin sormak gerekir, sadece şekil midir?
İçinde ahlak yoksa, o direk dikili midir?
Alnın secdeye varır, lakin kalbin hilekar,
Komşun açken yatarsın, her işinde hırs kar.
Namaz seni kötülükten korumuyorsa hele,
İnsan Müslüman mı olur kuru bir eğilmekle,
Dinin direği elbet, emredilen o namaz,
Peygamberin izidir, onsuz ibadet olmaz.
Ama unutma dostum, dinin aslı ahlaktır,
Kul hakkını gözetmek, hakiki bir ihlastır..
Seccade temiz olur, kalbin de temiz olsun,
Kıldığın her rekatta, ruhuna huzur dolsun.
Yetimi gözetmezsen, dürüstlükten kaçarsan,
Direk ayakta durmaz, sen ne yaparsan
Ahmet der ki; namazdır müminin o miracı,
Ahlakla taçlanmazsa, dindirmez hiç bir acıyı.
Hem secdede bükülmek, hem dürüst yaşamak şart,
İşte o zaman dinin, direği olur yaşadığın hayat.
