![]() |
| Bulgaristan Türklerinin tehciri |
Balkanlardan Anadolu’ya Sessiz Göç: Bulgaristan Türklerinin Tehcir Hikâyesi
1989’da Bulgaristan’dan Anadolu’ya zorunlu göç eden Türklerin yaşadığı tehcir süreci,
Bulgaristan Türklerinin Anadolu'ya tehciri, ne göçe zorlayanları ne de bugün Araplara Ensar diyenlerin, o gün gelen öz soydaşlarını nasıl aşağıladığını unutma, unutturma. Anadolu'ya sürgün edilen soydaşların, Bursa parklarında fuhuş yaptıkları iftirasını atan bugünkü siyasi liderleri ise asla unutma. Videoyu tekrar tekrar izle.
Balkan Türkleri tehciri Hazar boylarından Anadolu'yu yurt tutmak için gelip Konya yöresine konuşlanan oğuz Türkleridir.
Balkan Türklerinin kökeni :
.
Göç ve sürgünle ilk kez Fatih Sultan Mehmet döneminde karşılaştılar. Yıkılan Karamanoğulları Devleti ile birlikte, Fatih döneminde Balkanlara sürüldüler. Karamanoğulları'nın kökeni, ağırlıklı olarak Yukarı Hazar Havzası'ndan bugünkü Azerbaycan ve Güney Azerbaycan bölgelerine kadar Hazar boylarına yayılan Dış Oğuz ve İç Oğuz boylarına dayanır.
Göç ve sürgünle ilk kez Fatih Sultan Mehmet döneminde karşılaştılar. Yıkılan Karamanoğulları Devleti ile birlikte, Fatih döneminde Balkanlara sürüldüler. Karamanoğulları'nın kökeni, ağırlıklı olarak Yukarı Hazar Havzası'ndan bugünkü Azerbaycan ve Güney Azerbaycan bölgelerine kadar Hazar boylarına yayılan Dış Oğuz ve İç Oğuz boylarına dayanır.
İkinci balkan Türkleri tehciri:
İkinci büyük göç dalgası, 93 Harbi olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında yaşandı. Balkanlar ve Kafkasya'da alınan ağır yenilgilerin ardından, buralarda yaşayan yüz binlerce Müslüman Türk, yine son sığınak olan Anadolu'ya akın etmeye başladı. Hayvanlarını dağlara salarak, evlerinin kapısını açık bırakıp öküz arabaları ve kağnılarla Anadolu'ya doğru yola çıktılar; Balkanlar'ın Oğuz boyu Türkleri.
Üçüncü balkan Türkleri tehciri:
93 Harbinde balkanların kaybından sonra , ikinci tehciri yaşayan soydaşlarımız , üçüncü tehciri 10 Ağustos 1950 yılında yaşadılar .
Edirne Tren Garı-1950 Bulgaristan ,
Bulgaristan, Üçüncü Tehcir sırasında göç eden Türklere sadece elbiselerini almalarına izin verdi. Satılabilir eşyalarını hızlıca satarak kürk aldılar. Amaç kürk giymek değil, Türkiye'ye geldiklerinde kürkü satarak bir süre geçimlerini sağlamaktı. Bulgarlar, Türk hükümetine nota vererek 250.000 soydaşlarını kabul etmesini talep etti. Türkiye ise sınırlarını açarak bu soydaşlarını Anavatan'a aldı, onlara yer verdi, iş sağladı ve sahip çıktı. Bu sürgün ve tehcir, 2. Dünya Savaşı'ndan sonra yaşanan en büyük zorunlu göç dalgalarından biri olarak tarihe geçti.
Hazar boylarından Karamanoğlu'na, Karamanoğlu'ndan Balkanlara, Balkanlardan tekrar Anadolu'ya... Bulgaristan'da yaşayan Türklere yönelik uygulanan asimilasyon politikası ile göçe zorlanan ve ülkeden kaçmak zorunda kalan yaklaşık 350 bin kişinin zorunlu göçünün üzerinden bugün tam 33 yıl geçti.
3 Haziran - 21 Ağustos 1989 tarihleri arasında, gayri resmi verilere göre 360 bin Bulgaristan Türkü Türkiye'ye göç etti. 2020 yılında Türkiye'ye göç eden mültecilere 40 milyar dolar harcamakla övünen Türkiye, o dönemde kendi soydaşına sırtını döndü, hatta hakaret etti ve aşağıladı. Daha iyi bir yaşam için gelmişlerdi. Geldikleri, "Anavatan" dedikleri yerde aradıklarını bulabildiler mi? Bilmiyorum!
Ancak gelenlerin büyük bir kısmı Jivkov'un iktidarı kaybetmesinin ardından geri döndü. Daha sonraki dönemlerde de yaklaşık yüz bin soydaşın Türkiye'den Bulgaristan'a geri döndüğü tahmin ediliyor. Bugün Suriye'den göç eden Araplara uzattığımız yardım eli kadar soydaşlarımıza el uzatamadık, sahip çıkamadık.
1989 göçmenleri ne yazık ki tutunacak bir dal bulamadı. Ne hükümet ne de sivil toplum kuruluşları onlara sahip çıktı. Hatta bazı siyasetçiler tarafından çok ağır şekilde aşağılandılar. Bugün, 2020 yılında, yedi milyon Arap'a 40 milyar dolar harcayan Türkiye, o dönemde 350.000 Türk'ü bağrına basamadı, basmadı.
Edirne Tren Garı-1950 Bulgaristan ,
Bulgaristan, Üçüncü Tehcir sırasında göç eden Türklere sadece elbiselerini almalarına izin verdi. Satılabilir eşyalarını hızlıca satarak kürk aldılar. Amaç kürk giymek değil, Türkiye'ye geldiklerinde kürkü satarak bir süre geçimlerini sağlamaktı. Bulgarlar, Türk hükümetine nota vererek 250.000 soydaşlarını kabul etmesini talep etti. Türkiye ise sınırlarını açarak bu soydaşlarını Anavatan'a aldı, onlara yer verdi, iş sağladı ve sahip çıktı. Bu sürgün ve tehcir, 2. Dünya Savaşı'ndan sonra yaşanan en büyük zorunlu göç dalgalarından biri olarak tarihe geçti.
1989 yılı Soydaşlar için dördüncü bir tehcirdi
Hazar boylarından Karamanoğlu'na, Karamanoğlu'ndan Balkanlara, Balkanlardan tekrar Anadolu'ya... Bulgaristan'da yaşayan Türklere yönelik uygulanan asimilasyon politikası ile göçe zorlanan ve ülkeden kaçmak zorunda kalan yaklaşık 350 bin kişinin zorunlu göçünün üzerinden bugün tam 33 yıl geçti.
3 Haziran - 21 Ağustos 1989 tarihleri arasında, gayri resmi verilere göre 360 bin Bulgaristan Türkü Türkiye'ye göç etti. 2020 yılında Türkiye'ye göç eden mültecilere 40 milyar dolar harcamakla övünen Türkiye, o dönemde kendi soydaşına sırtını döndü, hatta hakaret etti ve aşağıladı. Daha iyi bir yaşam için gelmişlerdi. Geldikleri, "Anavatan" dedikleri yerde aradıklarını bulabildiler mi? Bilmiyorum!
Ancak gelenlerin büyük bir kısmı Jivkov'un iktidarı kaybetmesinin ardından geri döndü. Daha sonraki dönemlerde de yaklaşık yüz bin soydaşın Türkiye'den Bulgaristan'a geri döndüğü tahmin ediliyor. Bugün Suriye'den göç eden Araplara uzattığımız yardım eli kadar soydaşlarımıza el uzatamadık, sahip çıkamadık.
Bu gün Türkiye'de yaşayan Bulgaristan göçmeni Türkler 89 harbi ve 1950 yılında gelenler
1989 göçmenleri ne yazık ki tutunacak bir dal bulamadı. Ne hükümet ne de sivil toplum kuruluşları onlara sahip çıktı. Hatta bazı siyasetçiler tarafından çok ağır şekilde aşağılandılar. Bugün, 2020 yılında, yedi milyon Arap'a 40 milyar dolar harcayan Türkiye, o dönemde 350.000 Türk'ü bağrına basamadı, basmadı.
Bakın, Sn. Erdoğan o günlerde Türkleri davet eden Özal'a neler diyordu. Türk İslamcısında ezelden beri var olan Balkan göçmeni antipatisinin nadide bir örneğini gördüğümüz bir konuşmadır. Hafızanıza nakşedin lütfen.
SONUÇ
Bu uygulamalara direnerek milli kimliğine sahip çıkan Türkler, işkence adası olarak bilinen Belene'ye sürüldü. "Terk edin buraları," dediler. Gelenler ya da gelmek zorunda kalanlar, yalnızca kapılarını çektiler; hayvanları varsa dağa, bayıra, ormana saldılar. Yayan yapıldak, üzerlerinde ne varsa, son kale Anadolu'ya geldiler.
- Türkleri göç etmeye iten sebepler nelerdi ?
- Türkler isim değiştirmeye zorlandı,
- Türkçe konuşanlara para cezaları kesildi.
- Türklerin dini vecibelerini yerine getirmesi engellendi,
- Türk kültürüne ait unsurların kullanımı yasaklandı.
SONUÇ
Bu uygulamalara direnerek milli kimliğine sahip çıkan Türkler, işkence adası olarak bilinen Belene'ye sürüldü. "Terk edin buraları," dediler. Gelenler ya da gelmek zorunda kalanlar, yalnızca kapılarını çektiler; hayvanları varsa dağa, bayıra, ormana saldılar. Yayan yapıldak, üzerlerinde ne varsa, son kale Anadolu'ya geldiler.
Bulgar mezalimini ve Anavatana gelen soydaşlarımıza bazı siyasilerin bakış açısını unutma, unutturma.
Ahmet Atam ..



Yorum Gönder