no fucking license
Bookmark

TARİKATLAR TÜRKİYE İÇİN TEHDİT MİDİR

Tarikatlar Cemaatler , devlet içinde devlet midir ?

Demokrasilerin olmazsa olmazı inanç hürriyetidir, bir kesime değil tüm topluma inanç hürriyeti, tarikatlar tehdit midir sorusunu cevaplamadan önce, tarikat ehillerinin kendilerinden olmayanlara bakış açısını irdelemek gerekir, demokrasilerde kimse kimsenin inancına müdahale etmez edemez, toplumun her ferdi inancı doğrultusunda yaşamak hakkına sahiptir, kimde sadece kendine demokrat, sadece kendine Müslüman olmamalı !

Türkiye'de tarikat ya da cemaatlerin eleştirilen tarafları Var mıdır?


Elbette vardır, hem de pek çok. Siyasete müdahil olmak, ekonomiye müdahil olmak... Demokrasi ile yönetilen ülkelerde din, dil, ırk gibi sebeplerle hiçbir ayrım yapılmaması gerekir. Peki, gerçekten öyle midir? 
Bir kişi sırf bir tarikat mensubu olduğu için hak ettiği halde... işe alınmıyorsa bu haksızlıktır, adaletsizliktir diyor bazıları .Acaba öyle 'midir ?

Bir tarikat ya da cemaat üyesini devlette işe almakla bir PKK militanını işe almak arasında fark var mı? PKK’nın amacı Türkiye’den toprak koparmak, DHKPC ise Marksist bir düzen kurma peşinde. 

Bazı tarikat ve cemaatler de mevcut anayasal düzeni yıkarak şeriatla yönetilen bir İslam devleti kurmak istiyor. Sonuç olarak hepsi Türkiye Cumhuriyeti’nin mevcut anayasal düzenine karşı. Siyasi hesaplarla bu tür kişileri göreve getiren iktidarlar da suç işliyor ve eninde sonunda bunun hesabını verecekler.

Şimdi soru şu !

İllegal bir yapının üyesi, ister PKK’lı ister cemaat mensubu olsun, sivil ya da askeri bir kamu görevine getirildiğinde devletin hukuki çerçevesine mi yoksa kendi inanç ve ideolojisine mi bağlı kalır? 
Mülki amire mi itaat eder, yoksa şeyhinin talimatına mı? 

Devletin hukukunu mu uygular, yoksa örgüt liderinin emirlerini mi? 
Sorunun cevabı belli. Şeriatçı bir tarikat üyesine devlette görev verirsen, anayasal çerçeveye ve yürürlükteki yasalara değil, kendi inandığı şeriat hükümlerine göre hareket eder; devletin hiyerarşisi yerine bağlı olduğu şeyhinden emir alır. Aynı durum bölücü terör örgütü mensupları için de geçerli değil mi?

Tarikat ya da cemaatlerin ekonomiye müdahil olmaları.

Tarikat ve cemaatler, siyasete ve devlet işleyişine ne kadar müdahil oluyorlarsa, ekonomiye de o denli müdahale ediyorlar. İlim ve irfan yuvası olmaları gereken bu yapılar, genellikle ilk olarak kendilerinden olmayanlarla alışverişi kesmiyor mu? Ardından şirketleşip holdingleşerek ticarete girmiyorlar mı? Dernek ya da vakıf adı altında kurdukları holdingler sayesinde vergi muafiyetinden yararlanarak haksız rekabet yaratmıyorlar mı?

SONUÇ

Kimse Türkiye’de tarikat ve cemaatlerin tamamen kapatılacağını ummasın ya da beklemesin; ancak, asli görevlerine dönmeleri için siyasi ve ekonomik bağlarının kesilmesi gerekir. 

Selçuklu ve Osmanlı’nın yıkılışında tarikat ve tekkelerin etkisini kimse göz ardı etmemeli. Bunun örneğini yakın zamanda gördük; Türkiye neredeyse bir iç savaşın eşiğinden döndü.

A.Atam
Yorum Gönder

Yorum Gönder

Yorumlarda lütfen saygılı olun