Salonların Biblo Kadınları:
Haftada bir temizlikçi gelip evi silip süpürecek. Yemek derdi yok; adam sabahları simit, poğaça, öğlen iş yerinde gözleme yer. İkindi olunca telefona bir mesaj gelir: “Gelirken hazır köfte al” ya da “Dışarıda yiyelim.”
Kadının rolü de, konumu da değişti. Al Ahmet’i, getir Mehmet’i. Marketlerde uzun kuyruklar var. Artık herkes her şeyin işlenmişini, hazırlanmışını alıyor. Neden? Çünkü evde kadın yok artık. Salonda biblo gibi oturmuşlar, ellerinde telefon.
Bugün neredeyiz, haftaya kime gideceğiz… Öğleden sonra halk otobüslerine binerseniz, geziye giden hanımları görürsünüz; giderken parfüm kokan, dönerken sarımsak kokan bir ordu gibi.
Ev işinden anlamayan biblo gibi kadınlar… Ne turşu kuran kaldı, ne tarhana yapan. Eşe bir mesaj: Gelirken hazır köfte al. Oysa kıymaya bir yumurta kırarsın, biraz ekmek içi eklersin, tavada kızartırsın. İçinde ne olduğunu bilmediğin hazır köfteyi almak niye, elin mi kirlenecek hanımefendi? Salça pahalı mı? Al beş kilo domates, bir litre su, kaynat, karıştır, işte sana salça. Ama onu yapacak kadın nerede? Hepsi salonda biblo gibi oturuyor.
Sökük onaran, düğme diken kadın da yok, sıkıştırıyorlar kocalarının koltuğunun altına, götür terziye.
Hele ki ütü işi zor zanaat, birde hava sıcak iken terler durursun
Ne gereği var.
Götür temizleyiciye ütülesin.
Eskiden çalı süpürgeleri vardı evlerde
Bir raftan süpürürken diğer tarafa uçardı tozlar.
Vallahi şimdi robotlar çıkmış, kendi süpürüyor, kendi çöpünü kendi boşaltıyor
Bir de yoğurt var ya, en sinir olduğum şey. Garibim, sadece sütü kaynatıp içine iki kaşık yoğurt koyunca oluyor. Peki ya şu dışarıda kahvaltı meselesi? Yahu kadın, haftanın altı günü kocanı aç göndermişsin, bari bir pazar sabahı olsun mükellef bir sofra hazırla.
Vallahi ceremeyi bizim nesil, bizim eşlerimiz çekti. Evler sobalıydı; kömür çıkar, kül dök. Bebek varsa mama tasını yıka, bezini yıka. Sobaların borusuna tel asar, orada çocuk bezi kuruturdu bizim dönemin hanımları. Şimdi mama hazır, bez hazır. Sen paradan haber ver. Çamaşır makinesi var, plastik leğen neyine yetmemiş. Halı yıkanacaksa hanımların dizleri morarırdı. Şimdi telefonu aç, kapıdan alıp getirsinler.
Vallahi her teknoloji bayanlara geliyor
Öyle bir teknoloji ki
Kadınları evde biblo yaptı.
İyide mantı cimcik yiyen hanımlar olmuş 100 okka ne bibloluğu kalmış ne Barbi'liği .
İşin kötüsü her şeyi dışarıdan alıp getirmeye şartlanan erkek kısmı
Yakında marketlerden biblo kadınlar alıp eve getirecek, hiç olmazsa dırdır etmezler.
-------
Porselen Varlıkların Sessizliği
Oturur, bir camekânın gerisinde,
Gözleri, aydınlık telefon ekranında mühürlü.
Tırnakları, özenle boyanmış ,
Ama mutfak o hiç anlamazmış.
Eli, yalnızca dokunmatik yüzeylerin titremesini bilir,
Avuçları, sabunlu suyun buğusuna yabancı.
Bir iğnenin ucundan bile ürker, parmakları,
İplik ve kumaş, ona başka bir galaksinin dili.
Evi, bir müze sanki, girilmez, yaşanılmaz.
Her köşe, bir vitrin düzeni, tozsuz ve donuk.
Oksijen yerine parfüm kokar odaları,
Yemek kokusu, bir tabu, bir düşman istilası.
Çamaşır sepeti, bir Kara Delik gibi, dokunulmaz.
Kirli, sessizce çoğalır, bir sırlar yığını.
Onun için temizlik, bir siparişin gelmesi demek,
Emek, bir uzak hatıra, kaba bir masal.
O, salonda duran bir biblo, mermer bir heykel.
Fonksiyonu, sadece göz zevkini okşamak.
Faydasızlığın zarif sureti,
Varoluşu, bir dekorasyon unsuru, bir hiçliğin süsü.
Kocası, onun kaidesi, onu taşıyan sehpa.
Ev, bir şato oyuncağı, o ise kraliyet bebeği.
Gerçek hayatın hışırtısı, duvarların dışında kalır,
İçeride, sadece sessizlik ve gösterişin parıltısı vardır.
Ne bir anne eli şefkati taşır, ne de bir evin sıcaklığı,
O, soğuk bir estetik, dokunulmaz bir ideal.
Ruhu, paslanmaz çelikten bir mutfak eşyası gibi,
Işıl ışıl, ama kullanışsız. Boşluğun kristalize hali.
Ahmet ATAM'dan Hikmetli Sözler: "Zanaatın dijitalleştiği yerde, ruhun parmak izi kaybolmamalıdır; zira gerçek güzellik vitrinde değil, yaşanmışlığın içindeki eylemde saklıdır."
Teknoloji ve Modern Kadın: Üretim mi, Vitrin mi?
Teknolojinin sunduğu imkanlar bazen bir özgürlük alanı, bazen de "mükemmel" görünme zorunluluğu yaratan altın bir kafes sunuyor. Modern kadının bu dijital çağdaki konumunu iki eksende inceleyelim:
Teknoloji kadını özgürleştirir mi, kısıtlar mı?
Teknoloji bir kaldıraçtır; doğru kullanıldığında kadının entelektüel gücünü dünyaya yayar, ancak sadece görsel odaklı kullanıldığında "biblo" etkisine neden olabilir.
Biblo kadın sendromu nedir?
Kişinin kendi gerçekliğinden kopup, dijital platformlardaki mükemmel ve hareketsiz yansımasına aşık olması ve üretimden uzaklaşmasıdır.
Gelecekte bu denge nasıl değişecek?
İnsanlar "doğal olanın" değerini anladıkça, dijital vitrinlerin yerini gerçek deneyimlerin ve somut üretimlerin alması bekleniyor.
Günün Ana Fikri
Bir kadının değeri, ekranındaki piksellerin kusursuzluğuyla değil; zihnindeki fikirlerin ve ellerindeki emeğin derinliğiyle ölçülür.



Yorum Gönder