no fucking license
Bookmark

TÜRK TARİHİ NE ZAMAN BAŞLAR

Türk tarihi ne zaman başlar

Türklerin İlk İzleri: Orta Asya'nın Derinliklerinden Gelen Bir Millet


Türk tarihi ne zaman başlar?
sorusu, Türk tarihinin başlangıcı konusundaki farklı bakış açılarını ve tanımları içeren karmaşık bir konudur. Kısaca özetlemek gerekirse:

1. En Geniş ve Kültürel Anlamda (Proto-Türkler):


Bazı tarihçilere göre, Türk dil ailesinin kökeni ve Türk kültürünün ilk izleri MÖ 3000-2000’lere, Orta Asya’ya kadar uzanır. 
O dönemdeki Andronovo, Afanasyevo gibi kültürler ve sonrasında İskitler (Sakalar), Türk kültürünün erken dönemlerde şekillenmesinde etkili olmuş kabul edilir.
Ancak şu önemli not düşülür: 
Bu dönemdeki topluluklar “Türk” olarak adlandırılmaz; bu konu daha çok kültürel ve dilsel köken araştırmalarının alanına girer.

2. Tarihi ve Siyasi Anlamda (İlk Türk Devletleri):


Türk tarihinin kesin ve kabul gören başlangıcı, ilk yazılı Türkçe belgelerle birlikte siyasi bir teşkilat olarak kurulan Göktürk Kağanlığı’dır (552-744). Göktürkler, “Türk” adını ilk kez devlet adı olarak kullanmış, kendi alfabelerini (Orhun Alfabesi) geliştirmiş ve kendilerine ait anıtlar (8. yüzyılda dikilen Orhun Yazıtları) bırakmışlardır. 
Bu yazıtlar, Türk tarihinin ilk somut ve okunabilir belgeleri olarak kabul edilir.

Göktürkler’den önce, Çin kaynaklarında adı geçen Hiung-nu (Hun) İmparatorluğu (MÖ 3. yy - MS 2. yy) da Türk tarihinin önemli bir parçası sayılır. Ancak devletin etnik yapısı karmaşıktır, bu yüzden kesin olarak “ilk Türk devleti” demek tartışmalıdır. Yine de Türk siyasi ve askeri geleneğinin öncüsü olarak kabul edilir.

3. Modern Türkiye Türklerinin Tarihi Anlamında:


Bu çerçeve, 1071 Malazgirt Meydan Muharebesi’nin ardından Anadolu’ya başlayan Türk göçleri ve burada kurulan beyliklerle (Anadolu Selçuklu Devleti, Osmanlı Beyliği) başlar. Osmanlı İmparatorluğu (1299-1922) bu sürecin devamını oluşturur. Türkiye Cumhuriyeti (1923-) ise modern bir ulus-devlet olarak bu tarihi mirasın üzerine inşa edilmiştir.

Özet ve Sonuç:


Kültürel ve dilsel kökenler, çok daha eskiye, Tunç Çağı’na kadar uzanır. “Türk” adıyla kurulup yazılı belgeler bırakmış ilk devlet ise 6. yüzyıldaki Göktürk Kağanlığı’dır. Bu, en açık ve akademik anlamda bir dönüm noktasını ifade eder.
Türklerin Anadolu'daki varlığı ise 11. yüzyıldan itibaren kesin bir şekilde başlar.
Dolayısıyla, sorunun cevabı hangi perspektiften baktığınıza bağlıdır:

  • Proto-tarih ve köken araştırması: MÖ 2000'ler ve öncesi.
  • Siyasi tarih ve kesin başlangıç: MS 552 (Göktürk Kağanlığı).
  • Anadolu Türk tarihi: 1071 sonrası.

Akademik çevrelerde, somut verilere yani yazıtlara dayandığı için Göktürk dönemi, Türk tarihinin başlangıcı için en güvenilir referans noktası olarak görülür.

Cumhurbaşkanımız Sn. Erdoğan 2022 yılı aralık ayında bir röportajında ''Milletimizin, medeniyetimizin binlerce yıllık tarihini neredeyse 1919 yılından başlatan bir tarih anlayışını reddediyorum, her kim ki zaferleriyle ve yenilgileriyle son 200 hatta son 600 yılımızı soyutlayıp, eski Türk Tarihinden Cumhuriyete atlıyorsa, biliniz ki o kişi milletimizin de devletimizin de hasmıdır '' dedi.

Bu sözleri söyleyen Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı! Kimse Türk tarihini belli bir döneme sıkıştıramaz, çünkü:

Tarih Türkler ile başlar


Kimsenin Türk tarihini inkâr etmek veya bölmek gibi bir niyeti yok, tabii ki Erdoğan ve AKP hariç! 
Cumhuriyet dönemi için “zulüm dönemi” ya da “reklam arası” diyenler, ülkeyi kuranlar hakkında “iki ayyaş” ifadesini kullananlar, “Ne mutlu Türküm” sözünden rahatsız olanlar AK Partililer değil mi? 
Türk tarihi Osmanlı ile mi başladı? 
Osmanlı’dan önceki binlerce yıllık Türk tarihini yok sayanlar yine AK Partililer değil mi? Erdoğan’ın bu sözlerini lütfen bir kez daha dikkatlice okuyun.

Türk Tarihi ezelden başlar, ebede kadar gidecektir.


Bugünkü gibi Arap hayranları ne yaparsa yapsın, tarihimizi bölemeyecek ve Türk milletini köklerinden koparamayacaklar. 
Türk tarihi, özgürlükler değil adalet arayışının tarihidir. 
Aslında bu sadece bize özgü değil; tüm Doğu medeniyetinin temel kavram arayışı da adalettir. Geçmiş Türk dünyasına bakıldığında, Kutadgu Bilig’de yönetenlerden istenen tek şeyin adalet olduğu görülür. 
Nizamülmülk’ün devlete atfettiği Siyasetname’nin konusu da baştaki sultanın adil olması ve adaletle yönetmesidir.

Tarihte Türklerin öncelikli talebi özgürlükten çok adalet olmuştur. Aslına bakarsanız Osmanlı döneminde de durum farklı değildi. Defterdar Sarı Mehmet Paşa’nın kaleme aldığı *Devlet Adamına Öğütler* kitabının özü tamamen adalettir. Şeyhler, dervişler, ulema da adalet talep ederdi. Özgürlük isteyen ise pek azdı.

Batı tarihine baktığınızda özgürlüklerin tarihi olduğunu görürsünüz. Bu yüzden liberalizm bize değil, Batı’ya aittir. Demokrasi de bu nedenle Batı’da doğmuş ve orada gelişmiştir.

Bazı dinci yazarlar, laikliği zorbalık ve darbeler üzerinden tanımlamaya çalışır. Elbette darbe dönemleri için bu bakış açısı kısmen doğru olabilir. Ancak laikliğin karşısına konan “İslam teokrasisi”nin yaptıkları, darbecilerin yaptıklarıyla kıyaslandığında tek kelimeyle caniliktir. 

Örneğin, Peygamber Efendimizin soyunu kurutan Halife Muaviye’nin iktidarı değil miydi? Dikkatinizi çekerim; bu, laik bir Muaviye yönetimi değil, Halife Muaviye’nin iktidarıydı. 
Bu cinayetlere bir de oğlu Yezid’in işlediklerini eklerseniz, Talkan ve Curcan katliamlarını yeniden okuyarak facianın boyutunu görebilirsiniz.

Devam edelim, Sünni İslam’ın kurucusu olarak bilinen İmam-ı Azam Ebu Hanife’yi hapiste kimler öldürttü? 
Osmanlı’nın ilk hanı Osman Gazi, amcasını öldürten ilk padişah değil midir? 
Sultan I. Murad, evladını ve kardeşini öldürten ilk kişidir. 
Bu tür öldürme ya da boğdurma uygulamalarını devlet düzeyinde yasalaştıran ise Fatih Sultan Mehmet’tir. 
İlk kez bir Şeyhülislam’ı öldürten padişah da IV. Murad’dır.
Sn. Erdoğan ne diyor? 

İslam medeniyetine geri dönmemiz gerektiğini, aslımızın bu olduğunu söylüyor.

Peki, peygamber efendimizin soyunun yok edilmesinden başlayarak, iktidar ve güç uğruna İslam’ı kullanıp kesip biçen, halkı soyan siyaset mi senin neslin?

Tutturmuş bir İskilipli Atıf, sabah akşam yalan yanlış anlatıyor. Al götür İskilipli gibi düşman ajanlarını Fatih’in önüne koy bakalım, kellesi yerinde kalıyor mu? İngiliz casusu olduğunu söylemeden, güya ihaneti meşrulaştırmaya çalışıyor.

Sözde Anayasaya din ekleyeceklermiş. Laiklik, onlara göre dünyevileşmekmiş. Kalkınmamızı engellediğini iddia ediyorlar! Asıl amaçları ise dini bir araç olarak kullanıp hepimizi köleleştirmek. Onlara göre özgürlüklerimizi elimizden almanın bahanesi İslam diniymiş.

İslam dinini kirli ellerden kurtarıp, kutsal amacına hizmet eden bir yapıya kavuşturmalıyız; bunun teminatı ise laikliktir. 
Türk tarihi ile İslam tarihini karıştırmayalım.
Türk tarihi ezelden ebede uzanır. 

Oğuz Kağan da bizimdir, Abdülaziz de, Fatih de, Enver Paşa da, Kanuni de, Atatürk de… Ne ülkemizi ne de tarihimizi böldürmeyeceğiz.



Yorum Gönder

Yorum Gönder

Yorumlarda lütfen saygılı olun