no fucking license
Bookmark

ÖLÜ SENİN DEĞİLSE HELVASI TATLI GELİR



Sofranda bal var ise, Bağdat'tan atlı gelir, Tezgâhın sağlam ise ipekler katlı gelir Ateş düştüğü yeri yakar demişler. Ölü senin değilse helvası tatlı mı gelir.


Bu dünya böyle; senin canın yanarken yandaki komşun "Vah vah" der ama içinden helvanın fıstığına bakar. piyasa ağzıyla konuşursak; cebinde akçen varsa dostun çoktur, 
Bağdat'tan bile adam damlar kapına. 
Ama ne zaman ki o ateş senin ocağına düşer, işte o zaman anlarsın ki elin adamına senin acın meze olur. 
Ateş düştüğü yeri yakar, geri kalanı sadece dumanından şikayet eder.

Başkasının Ölümü: Seyirlik 


Şimdi dürüst olalım. Ölü senin değilse helva daha mı tatlı geliyor? Geliyor, yalan yok. Çünkü acı başkasının evindeyse çay sıcak içiliyor, ağıt başkasının boğazındaysa lokma rahat geçiyor. Biz böyleyiz.

Bir Dram Bizde ölüm ikiye ayrılır: Bizden olanın ölümü ve diğerlerinin ölümü.
Bizden biri öldüğünde, “Ah be… Çok iyi insandı…” denir.
Başkası öldüğünde ise, “Allah rahmet eylesin.” denir, üç saniye susulur, ardından “Bu arada akşam ne yiyorduk?” diye sorulur.
Helva kaşıklanır, sohbet kaldığı yerden devam eder.
Çünkü acı, kişisel değilse rahatsız etmez.

Bu ülkede yas bile sınıfsaldır. Dikkat et; zengin ölünce “kaybettik” denir, fakir ölünce “gitti” denir.
Zenginin ölümü manşet olur, uzun uzun anlatılır, hayatı en ince detayına kadar incelenir. Fakirin ölümü ise istatistik olur, rakama dönüşür, “normal” sayılır.
Çünkü burada bazı hayatlar hikâye, bazıları sadece dipnottur.

Helva Meselesi Masum Değil 


Helva dediğin aslında bir vicdan testidir. Tatlı geliyorsa sorun helvada değil, kalptedir. Bazen “Şükür bana gelmedi” der, bazen de “Oh be, gündem değişti.” Ama gerçek şu ki; biz ölene değil, başımıza gelmediğine üzülürüz.

Sosyal Medya: Dijital Taziye EviStory paylaşılır: “Çok üzgünüz.” Altına siyah kalp ve dua emojisi eklenir. Sonra kaydır: Bu ülkede yas, story süresiyle sınırlıdır.

  • En Kirli Gerçek: Alışıyoruz.
  • Her ölümle biraz daha alışıyoruz.
  • Biraz daha hissizleşiyoruz.
  • Biraz daha “normal” geliyor her şey.

Çünkü hissetmek yorucu, başkasının acısını taşımak ağır. En kolayı ne? Görmezden gelmek, unutmak.

Peki ya sen?
Şimdi dürüst ol, gerçekten dürüst.
Ölü senin değilse… helva biraz tatlı gelmiyor mu?
Geliyorsa, bu sadece senin suçun değil.
Bu düzen böyle öğretti. olu-senin-degilse-helvasi-tatli-gelir

Ama bil ki:
Bugün tatlı gelen helva, yarın senin evinde kavrulabilir.
O zaman kimseye şekerli gelmez.

Son Söz (Kapanış Tokadı) 

Başkasının ölümüne bakıp hayatına devam eden bir toplum olduk. Acıyı paylaşarak değil, ondan uzak durarak rahatlayan bir toplum.
Ve en acı gerçek şu:
Ölüm sana ait değilse helva tatlı gelir. Ama sıra sana geldiğinde, kimsenin ağzında tat kalmaz.

"Ahmet ATAM'dan Hikmetli Sözler"

Bak evlat, kulaklarını iyi aç. Dünya dediğin yer, üzerine bal dökülmüş bir kazık gibidir; yalaması tatlıdır ama oturması can yakar. 68 yılı devirdik,  Doğrudur. Cebin doluyken dostun çok, tezgahın sağlamken ipeğin katlı olur. Ama o tezgah bir çatırdasın, o bal bir bitsin bak bakalım o atlılardan bir toz kalıyor mu geriye?

Ateş düştüğü yeri yakarmış... Hadi ordan! Ateş düştüğü yeri kavurur, kül eder; dışarıdakiler ise sadece o ateşin başında elini ısıtır, "Vah vah" çekerken dumanından şikayet eder. Hele o helva meselesi yok mu? Ölen senin ciğerin değilse, o fıstıklı helva boğazından kuş gibi geçer. İşte insanlık dediğin, o helvanın şekerinde saklı olan o riyakarlıktır.

Konu Sokak Mantığı Benim Terazim
Varlık ve Bal "Başarı yalnızdır" derler ama yalandır; zenginin sofrası her daim kalabalıktır. Balın varsa sineğin çok olur. O atlılar sana değil, sendeki bala geliyor; ayık ol!
Tezgah ve Düzen İşini yürüten, gemisini kurtaran kaptandır. Tezgahın sağlamsa ipek gelir ama o tezgahı kurarken kaç kişinin hakkını yedin, ona bakarlar.
Acı ve Helva "Acını paylaşıyoruz" cümlesi en büyük teselli kabul edilir. Paylaşılan sadece dedikodudur. Ölü senin değilse, helva her zaman damak çatlatır.

Meraklısına "Tokat" Gibi Cevaplar

Atlılar neden hep Bağdat'tan gelir Ahmet Amca?
Mesafe uzak olsa da kâr kokusu burnun direğini sızlatır evlat. Menfaat varsa Bağdat, burnunun dibi olur.
Tezgahım sağlam ama ipek gelmiyor, neden?
Ya ipeği beklediğin yer yanlış ya da tezgahın "sağlam" dediğin şey sadece senin hüsnükuruntun. Biraz daha dürüst ol kendne.
Ateş düştüğü yeri yakarken biz ne yapalım?
Yalandan ağlama yeter. Yanında duramıyorsan, gölge de etme. O ateşin hararetinden kendine pay çıkarma.
Helvayı yemeyelim mi yani?
Ye be evlat, ye! Ama yerken o şekerin içindeki gözyaşını hissetmiyorsan, aynaya bakınca bir insan değil, bir obur göreceksin.
Sence gerçek dost kimdir?
Balın bittiği, tezgahın çöktüğü gün hala seninle kuru ekmek yiyendir. Ama o cinsten piyasada pek kalmadı, nesli tükendi.
"GÜNÜN ANA FİKRİ: Sofradaki bal varsa Bağdat yolu kısalır; asıl mesele bal bitince kapıda kimin kaldığıdır!"

Ahmet ATAM'ın Dijital İzi:

[Google] [Bing] [Yandex]
Yorum Gönder

Yorum Gönder

Yorumlarda lütfen saygılı olun