no fucking license
Bookmark

OSMANLI VE GERMİYANOĞULLAR ARASINDAKİ TARİHİ BİRLİKTELİK. DEVLET HATUN DÜĞÜNÜ

Devlet Hatun'un düğünü

Osmanlı ve Germiyanoğulları Birlikteliği:  Devlet Hatun'un düğünü:

1381’de gerçekleşen Devlet Hatun’un düğünü, Osmanlı ile Germiyanoğulları arasında siyasi ve kültürel bir dönüm noktası.

Altı yüz yıldır unutulmayan, dillere destan bir düğün olan Devlet Hatun ile Yıldırım Beyazıt'ın düğünü, Osmanlı Devleti'nin giderek güçlendiği bir dönemde gerçekleşmiştir. Bu nedenle Anadolu'daki beylikler, Osmanlı hanedanıyla ilişkilerini geliştirmek için çeşitli yollar aramışlardır. Kütahya ve çevresinde hüküm süren Germiyanoğlu Beyliği de Osmanlı Devleti ile iyi ve dostane ilişkiler kurmayı hedeflemiştir.

Germiyan Beyi Süleyman Şah, oğlu Yakup Bey'e tavsiyelerde bulunarak kızını Murad Hudâvendigâr'ın oğlu Şehzâde Bâyezid ile evlendirmeyi ve çeyiz olarak beyliğine bağlı bazı yerleri vermeyi önerir.

Bu teklifini Sultan Murad'a iletmek için İshak Fakih'i bir heyetle birlikte Osmanlı'nın o dönemdeki başkenti olan Bursa'ya gönderir. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin torunu Arif Çelebi'nin, 1312 yılından önce Denizli ve Kütahya'yı ziyaret ettiği sırada Germiyan Beyi I. Yakup ile görüştüğü ve üzerinde manevi bir etki oluşturduğu bilinmektedir.

Arif Çelebi, Mevleviliğin Batı Anadolu beylikleri arasında yayılmasını sağlamak için çeşitli seyahatler gerçekleştirmiştir. Bazı araştırmacılar, onu Mevleviliğin gerçek kurucusu olarak kabul etmektedir. 

Arif Çelebi, Germiyan Beyi Alişir’in oğlu Yakup Bey ile görüşmüş ve ilerleyen yıllarda Yakup Bey, kızıyla birlikte Arif Çelebi’nin müridi olmuştur. Bu dostane ilişkiler, daha sonra Yakup Bey’in torunu Germiyan Beyi Süleyman Şah ile Sultan Veled’in kızı Mutahhara Hatun’un evliliğiyle sonuçlanmıştır. Ancak bazı kaynaklar, Sultan Veled’in kızı Mutahhara Hatun’un Süleyman Şah ile evlenmesinin zaman dilimi açısından mümkün olmadığını belirtmektedir.

Devlet Hatun: Mevlana'nın torunu mu? :

Mutahhara Hatun'un Mevlâna soyundan geldiği düşünülmektedir. Devlet Hatun, Germiyan Beyi Süleyman Şah ve Mutahhara Hatun'un çocuğudur ve Şehzâde Bâyezid ile evlenmiştir. Osmanlı yazıtlarında adı geçmeyen Germiyan Beyi Süleyman Şah'ın kızının gerçek adı bilinmemektedir.

Osmanlı padişahlarının eşleri ve diğer hükümdarlarla evlendirilen kızlarının genellikle hükümdar lakaplarıyla anıldığı ve gerçek isimlerinin unutulduğu ifade edilmektedir. Germiyan Beyliği, Osmanlı ve Karamanoğulları'ndan gelen tehditleri bertaraf etmek için Osmanlılarla bir ittifak kurmaya çalışmıştır.

Bu ittifakı akrabalık yoluyla sağlamayı amaçlamışlardır. Germiyanoğlu Süleyman Şah, oğlu Yakup Bey'e Osmanoğulları'yla birlik olmasını ve kızını Bayezid'e vermesini teklif etmiştir.

Devlet Hatun'un çeyizi:

İshak Fakıh, Edirne'deki Murad Han'a giderek, değerli atlar ve Denizli'nin ünlü kumaşlarından hediyeler sunar. Elçi, Germiyan Beyi Süleyman Şah'ın, kızını Bâyezid'e vermek istediğini ve çeyiz olarak Kütahya, Simav, Eğrigöz ve Tavşanlı'yı önerdiğini iletir. Murad Han, Anadolu'daki gücünü artırmak için bu teklifi kabul eder ve Edirne'de söz kesilir. Ayrıca, İshak Fakıh'ın elçi olarak gelirken Germiyan atlası, Denizli kumaşları ve altın-gümüş gibi değerli hediyeler getirdiği de anlatılır.

Devlet hatunun düğünü:

Süleyman Şah, yaşlılığında oğlu Yakup Bey'e, kızını I. Murad'ın oğlu Bayezid'e vermeyi planladığını söylemiş ve bunu vasiyet etmiştir. I. Murad da Bursa Kadısı Koca Mahmud Efendi ve eşini, Emir-i âlem Aksungur Ağa ve eşini, Çavuşbaşı Demirhan'ı ve Bayezid'in dadısını kızı istemeye göndermiştir.

Süleyman Şah, Cemaleddin İshak Fakıh'ı bir heyet ve hediyelerle I. Murad'a göndermiş ve böylece söz kesilmiştir. Edirne'de söz kesildikten sonra Murad Hüdavendigar payitaht Bursa'ya gelmiş ve düğün hazırlıkları başlamıştır. İlk iş olarak: 

  • Karamanoğlu.
  • Hamidoğlu.
  • Menteşeoğlu.
  • Tekeoğlu.
  • Saruhanoğlu.
  • Aydınoğlu.
  • Kastamonu beylerine:
  • Mısır sultanına.

Bu mutlu olaya katılmaları için "okuyucular" gönderildi. Düğüne Gazi Evrenos Bey ve hatta Rumeli'den bazı Hristiyan prensler davet edildi.

Devlet Hatun'un düğünü: Bahar mevsiminde, Bursa'da, adeta cenneti andıran bir yerde, eğlenceler ve sefa meclisleriyle kutlandı. Yeşil çimenlerin üzerinde, bahçelerin güzel kızlarına benzer şekilde çiçekler açmıştı. Hoca Sadeddin, bu düğün şenliğini en ayrıntılı biçimde anlatmıştır.

  • Bu neş'eli mecliste döşekler serildi.
  • Çeşitli yiyeceklerle dolu siniler, sofralar kuruldu.
  • Devlet erkânı, padişahın yakınları, rütbe ve görevlerine göre kendilerine ayrılan yerlere oturdular.
  • Çevredeki hükümdarlardan, krallardan çeşitli armağanlarla gelen elçiler her zamanki gibi ağırlandılar.
  • Mısır ve Suriye hükümdarının elçisi, bu sultanın sevgilerini bildiren mektupla gelip, boylu poslu kula ve yürük atlar getirmişti.
  • Bunlar, padişahın cihad yolunda kullanılmak üzere yetiştirilmiş olan cins atları arasına alındı. Ayrıca Arap işi nefis eşyalar ve sultana yakışan hediyeler sunulduğu zaman, onun deryaları dolduran hatırına hoş gelmiş, göndereni övmek ve aralarında öteden beri süre gelen dostluğu pekiştirmek için anılan elçi, pek çok iltifatlara, ikramlara mazhar olmuş, böylece öteki elçilerden daha üstün tutulmuştu.
  • Ondan sonra Hamid, Aydın, Saruhan, Menteşe, Kastamonu ve Karaman beylerinin elçileri hediyelerini sundular ve karşılığında armağanlarla sevindirildiler.
  • Bunların arkasından vezirler, saltanat makamının beyleri, devletin ileri gelenleri rütbeleri ve görevleri sırasınca, imkânları, kudretleri ölçüsünde ayrı ayrı peşkeşlerini çektiler.
  • Bunlar arasında Rumeli beylerinin önde geleni, baş tacı olan Evrenos Bey , Yusuf yaradılışlı yüz köle oğlan sunmuştu.
  • Bu delikanlıların her biri, boylarının uygunluğu, vücudlarının tazeliği ile servileri kıskandırmakta, yeni açılmış gülleri çileden çıkarmakta idiler.
  • On kişinin ellerinde halis altınla doldurulmuş gümüş tabaklar, onunun ellerinde de gümüş akçalarla dopdolu yine gümüşten yapılmış sahanlar vardı.
  • Seksen delikanlı ise ellerinde ham gümüşten işlenmiş kadehler, ayağlar, şamdanlar, maşrapalar, ibrikler, su kapları getiriyorlardı.
  • Böylece parıldayan bu neşeli toplantıyı gören ve gerçekleri söyleyen bir kimsenin gözünde Çevrelerinde, ebedî yaşamağa erdirilmiş gençler dolaşırlar.
  • Akıp giden şarap kaynağından doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle, sevinç veren âyeti canlanırdı.
  • Bunların arkasından yüz adet işvebaz cariye sunulmuştu.
  • Bunların her biri de perhiz edenlerin gönüllerini çelecek kadar güzel, seçmede titizlenenlerin yüreklerini oynatacak kadar dilberdi.
  • Sultanları ve padişahları kıskandıran bu yüz köle delikanlı sunulduğu zaman, bilen bilmeyen herkes, bu yiğit beyin padişahlara lâyık peşkeşine aferin demiş, pek çok övgüler dizmişlerdir

Sultanın görevlisinin gücü, hükümdarın imkânlarını ve yüksek konumunu yansıtıyordu; sohbetler keyifli bir şekilde sürerken, eğlenceler, neşeler ve gösterilerle sona erdi. Düğüne katılan elçilerle gereken şekilde ilgilenildikten sonra, ülkelerine dönmelerine izin verildi.

Gazi Evrenos Bey'in hediyesi Mısır Sultanı'na gönderildi. Diğer hükümdarlara da kendilerine uygun hediyeler ve güzel armağanlar ulaştırıldı. Mısır Sultanı'nın gönderdiği değerli atlar ve savaş aletleri Evrenos Gazi'ye hediye edildi.

Sultan, sunulan diğer hediyeleri cihat yoldaşlarına, umera-yı ecnada, halka ve özellikle ulemaya dağıttı. Hazine-i Âmiresine bu hediyelerden hiçbir şey ekletmedi. Davetlilerin düğüne birçok hediyeyle geldiği ve Gazi Evrenos Bey'in hediyelerinin bolluğu özellikle vurgulanmaktadır. Bursa'daki düğün hazırlıklarının ardından gelini almak için gelin alayı Bursa'dan hareket etti.

Hoca Sadettin'in anlatımı ile Devlet Hatun'un düğünü:


Hoca Sadreddin anlatıyor: Düğün yemeği ve büyük cemiyet bittikten sonra, Bursa kadısı Koca Efendi ve eşi, Emir-i Âlem Aksungur Ağa ve eşi, Çavuşbaşı oğlu Timur Han Çavuş, padişahın hareminin bazı yakınları ve şehzâdenin dadısı gibi isimler başta olmak üzere binden fazla kişi Kütahya'ya gönderildi. 

Sultanın temsilcileri Kütahya'ya yaklaştığında, Germiyan Beyi ülkesinin ileri gelenlerini karşılamaya göndererek ağırlamada, ikramda ve iltifatta özen göstermiş, gereken saygıyı tam anlamıyla yerine getirmiştir.

Misafirler, statülerine uygun şekilde konaklama yerlerine yerleştirilmiş, ev sahipliği görevleri yerine getirilmiş ve ardından düğün ile nikah töreni başlamıştır. Padişahın temsilcileri, en üst seviyeden en alt düzeye kadar, ihtişamlı kıyafetler ve bolca armağanlarla memnun edilmiştir. Nikah, şer'i şerif gereğince kıyıldıktan sonra, Germiyan Beyi, nişanlı kızını Bursa Efendisi huzurunda hanımefendilere teslim etmiştir.

Çeyiz olarak kızına verdiği kalelerin devir tarihini de not düşmüştür. Germiyan Beyi, Çaşnigirbaşısı Paşacık Ağa'yı düğün alayıyla birlikte göndermiş, onun eşini de geline yenge olarak eşlik etmesi için yanına katmıştır.

Aksungur Ağa, teslim alınacak kalelerin korunma tedbirlerini tamamladıktan sonra, hep birlikte Padişah'ın başkentine doğru yola çıktılar. Kafile Bursa'ya yaklaştığında, devletin ileri gelenleri ve Padişah'ın yakınları büyük bir sevinçle onları karşılayarak gelini Kasr-ı Kayseriye’ye (sultanın sarayındaki harem dairesine) götürdüler.

Akşam vakti gelip de Rum diyarının gelini, kızıl ışıklarla bezeli eteklerini süpürerek gecenin huzurlu sığınağına çekildiğinde; nurdan pencerelerden bu şenlikli düğünü izlemek isteyen temiz huriler, geceyi sırdaş edinip dünyayı izlemeye koyulmuştu. O esnada, abanoz gibi siyah perdede binlerce gelin mumu yanmış, gökyüzü ışık kandilleri ve sevinç meşaleleriyle donatılmıştı ki...

Devletli gelin de Yıldırım Han'ın güven dolu kucağında cilveler sergilemeye başlamıştı. Nihayetinde, o utangaç ve nazlı gelin gerdeğe girip başlara taç olan şehzade ile evlenmiş, su ile şeker gibi kaynaşmışlardı. Şehzade, doğan güneş gibi en yükseklerde Feridun'un takısı misali parıldarken, dolunayı andıran o güzel gelinle bütünleşmiş ve onda kaybolmuştu.

Devlet Hatun'un düğünü, Türk geleneklerine uygun olarak düzenlenmiş ve bu etkinlikte diplomatik anlaşmalar yapılmıştır. Germiyan Beyi'nin kızına verdiği çeyiz Bayezid'e verilmiş, böylece Bayezid sancak beyi olmuştur. I. Murad ise kızı Nefise Hatun'u Karamanoğlu Alâeddin Ali Bey ile nişanlamıştır.

Murad Hüdavendigar, bu düğünü Anadolu beylerine üstünlüğünü göstermek için bir diplomasi aracı olarak kullanmış, Mısır elçisine özel ilgi göstererek Memluk sultanının nüfuz isteğini kendi avantajına çevirmeye çalışmıştır. Ayrıca, Lazar'a karşı sefere çıkmadan önce Anadolu beyliklerinden emin olmak için akrabalık bağları kurmuş ve arazi satın alarak tehlikeleri bertaraf etmeyi hedeflemiştir.

Devlet Hatun Çelebi Mehmet'in Annesi midir?


Çelebi Mehmed'in annesi olarak Devlet Hatun binti Abdullah bilinmektedir. Ancak Uzunçarşılı, bir makalesinde Çelebi Mehmed'in Devlet Hatun'un oğlu olmadığını öne sürer. Buna karşın, Başbakanlık Osmanlı Arşivi'ndeki bir vakfiyede, Çelebi Mehmed'in annesi olarak açıkça Devlet Hatun binti Abdullah yazmaktadır.

Bursa'daki Hundi Hatun (Devlet Hatun) türbesinde medfun olduğu ve H. 816 (M. 1414) yılında vefat ettiği belirtilen Devlet Hatun'un, Yıldırım Bayezid'in eşi ve Germiyan Beyi'nin kızı Sultan Hatun ile aynı kişi olup olmadığı net değildir. Osmanlı kroniklerinde dillere destan düğünüyle tanınan Germiyanoğlu Süleyman Şah'ın kızı Devlet Hatun'un mezar yeri ise hâlâ bulunamamıştır.

Yıldırım Bayezid'in ölümünden sonra geride Ertuğrul Bey hariç Emir Süleyman, Mehmed, İsa, Musa ve Kasım adlı beş oğlu kalmıştır. Neşrî, Yıldırım Bayezid'in yedi oğlu olduğunu ve bunlara Mustafa (Düzme) adındaki şehzadeyi de eklediğini, hepsinin cariyelerden doğduğunu belirtmiştir. Bazı kaynaklara göre ise İsa ve Musa Çelebi'nin Germiyan Beyi'nin kızı Devlet Hatun'dan olduğu kabul edilir.

Devlet Hatun Türbesi:

Bursa'da Devlet Hatun adına yapılmış bir türbe bulunmaktadır ve bu türbenin, Germiyanoğlu Süleyman Şah'ın kızı ve Sultan Çelebi Mehmed'in annesi olduğu düşünülen Devlet Hatun'a ait olduğu belirtilmektedir. 

Ancak, Çelebi Mehmed'in annesinin Germiyan Beyi'nin kızı değil de mühtedi bir kadın olduğu kabul edilse bile, Devlet Hatun ismi etrafında oluşan kayıt ve bulguların değerlendirilmesi açısından bu türbenin incelenmesi gerekmektedir. Devlet Hatun'un defnedildiği Bursa'daki türbe, Yeşil Külliye yakınındaki Meydancık Mahallesi'nde, "aşağı şehir ucu" olarak adlandırılan bir konumda yer almaktadır.

Hatuniyye Türbesi, Çelebi Sultan Mehmed'in annesi adına vakfedilmiş bir yapıdır. Vakfiyede, türbenin külliyenin alt kısmında yer aldığı ve türbedara günlük 4 dirhem ücret ödenmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Türbede her biri bir cüz okumakla görevli altı hâfız atanmış ve her birine günlük bir dirhem ödeme yapılması şart koşulmuştur. Aydınlatma masrafları için de günlük 2 dirhem ödenek ayrılmıştır.

Vakfiyede, türbede ve zaviyede her gece kandilleri yakacak iki "mesircî" görevlisinden bahsedilmekte ve her birine günlük bir dirhem ücret verildiği belirtilmektedir. Türbe, sivri külahlı, içten kubbeli ve yanları açık bir yapıdadır ve Osmanlı döneminde yapılan son örneklerden biri olmasıyla dikkat çekmektedir. Türbede Devlet Hatun'un sandukası yer almakta olup üzerinde "Âyetü'l-Kürsî" ile Âl-i İmrân Suresi'nin 18. ve 19. ayetleri yazılıdır.

Edirne'de, Devlet Hatun'un adını taşıyan bir mahalle bulunmaktadır. Bu mahalle, Çelebi Mehmed'in annesi ve Germiyanoğlu Süleyman Şah'ın kızı olan Devlet Hatun'dan adını almıştır.

Ayrıca mahallede Devlet Şah Mescidi bulunmaktadır. Osmanlı kroniklerinde, Yıldırım Bayezid ile Devlet Hatun'un düğününe yer verilmiştir. Germiyan Beyi Süleyman Şah'ın kızı Mutahhara Hatun'un, Mevlana'nın oğlu Sultan Veled'in kızı olup olmadığı ise tartışmalı bir konudur.

Kaynaklar:
Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Ev. VKF., Dosya no:6, Gömlek no:53, (23 R
825). BOA, Cevdet Evkaf, no: 16933. Çelebi Sultan Mehmed Vakfiyesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı İstanbul Kitaplığı Bölümü, Muallim Cevdet, Fermanlar, nu:5.
Fotoğraf yapay zeka ile oluşturulmuş ve temsilidir.

Yorum Gönder

Yorum Gönder

Yorumlarda lütfen saygılı olun