no fucking license
Bookmark

NEDEN SUSARIZ KORKU MU KABULLENİŞ Mİ YORGUNLUK MU


Sessizliğin Nedenleri: İnsan Neden Susar? Bazı sessizlikler nezakettendir, bazıları korkudan. Kimi ise insanın içindeki çığlığın boğazında düğümlenmiş hâlidir.
Sessizlik her zaman huzur demek değildir. Bazen en güçlü isyandır, bazen de en ağır kabulleniş.
Peki biz neden susarız?  
Çünkü konuşmanın bir bedeli vardır.

1️⃣ Korkudan Susarız 

İnsan önce işini, sonra evladını, ardından da başına gelecekleri düşünür. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” sözü bu topraklarda boşuna söylenmemiştir. Sistem güçlü, adaletsizlik örgütlü, korku ise bulaşıcıdır. Konuşanın sesi kısılır, susana çay ikram edilir. Böyle böyle toplum, mezarlık sessizliğine alışır.

2️⃣ Yalnız Kalmamak İçin Susarız

İnsana sosyal bir varlık derler ya…  
Asıl mesele, dışlanma korkusudur.  

Aile sofrasında susarsın,  mahallede susarsın,  iş yerinde susarsın.  
Çünkü doğruyu söyleyen, huzuru bozan sanılır.  
Hakikat çoğu zaman hoş karşılanmaz; kapının önünde bırakılır.  

3️⃣ Umutsuzluktan Susarız

“Ne değişecek ki?” sözü, bir milletin omuzlarının çökmesidir.  
Defalarca denersin; yazarsın, konuşursun, uyarırsın.  
Ama hiçbir şey değişmezse, insan bir süre sonra susmayı öğrenir.  
Susmak bazen pes etmek değildir, sadece enerji tasarrufudur.  
Ama bu tehlikelidir.  
Çünkü umudunu kaybeden bir toplum, adaletini de kaybeder.  

4️⃣ Bilinçsizlikten Susarız

Bazıları farkında bile değildir.  
Yanlışı doğru sanar, adaletsizliği kader diye kabul eder, haksızlığı “imtihan” diye süsler.  
Bilgi olmayınca sorgu olmaz, sorgu olmayınca ses çıkmaz.  
Sessizlik, cehaletin kardeşidir.  

5️⃣ Strateji Olarak Susarız

Her susan korkak değildir. Bazı suskunluklar bilinçlidir; dinlemek, anlamak ya da doğru anı beklemek içindir. Fırtına kopmadan önce deniz nasıl durulursa, bazen biz de öyle sessizleşiriz. Asıl mesele şu: Sessizliğimiz fırtına öncesi mi, yoksa kabullenişten sonra mı? İşte bütün soru bu..

Sessizlik Her Zaman Masum Değildir

Bir haksızlık karşısında susmak, tarafsız olmak değil, taraf seçmektir. 
Sessizlik çoğu zaman güçlüden yana oy vermektir
Kötülük bağırarak değil, iyilerin susmasıyla büyür. 

Yoruluruz, çünkü adalet aramak uzun bir maraton, vicdan taşımak ise ağır bir yüktür. 
Herkes rahatlığı ister, az kişi doğruluğu. Bazen rahatlığı seçeriz. 
Susmak insani bir tepkidir ama sürekli susmak bir karaktere dönüşür. 

Bir toplum susturulduğunda önce adalet, sonra ahlak, ardından gelecek yok olur. 
Sessizlik bazen zarif görünür, ancak sürekli olduğunda çürütür. 
Kötülük cesur olduğu için değil, iyiler korktuğu için güçlenir. 

Susmak, zalime konuşma alanı açar. İnsan bazen kendini korumak için susar ama hep susarsa kendini de kaybeder. Sesini kaybeden toplum, onurunu da yitirir; onur gittiğinde geriye sadece alışkanlık kalır ve alışan insan en tehlikeli esirdir.


"Ahmet ATAM'dan Hikmetli Sözler: Susmak her zaman onaylamak değildir; bazen karşındakinin laftan anlamayacak kadar sığ olduğunu tescillemektir."

Dillerdeki Pranga: Neden Lal Olduk?

Bakın efendiler, memleketin hali ortada. Pazar yanıyor, adalet can çekişiyor, liyakat yerlerde sürünüyor ama kimseden çıt çıkmıyor. Neden? Çünkü korku, bir virüs gibi damarlarımıza işledi. "Başım belaya girmesin" diyenlerin sayısı, "hakkım yenmesin" diyenleri geçti. Bir de o meşhur kabulleniş var; hırsızı gördüğünde "çalıyor ama çalışıyor" diyen zihniyet, suskunluğunu meşrulaştırıyor. Ama bence asıl tehlike yorgunlukta. İnsanlar artık bağırmaktan, anlatmaktan, duvarlarla konuşmaktan yoruldu. 68 yılımın bana öğrettiği şudur: Haklıyken susan, sadece hakkını değil, onurunu da sofrada bırakır!

Konu Sokak Mantığı Benim Terazim
Korku "Silivri soğuktur şimdi." Zalimden korkup susan, zalimin günahına ortak olur. Soğuk olan yer Silivri değil, vicdanlardır.
Kabulleniş "Dünya böyle gelmiş, böyle gider." Gideri yok evladım! Sen dur demezsen, o gidişin sonu uçurumdur. Mezar kabul etmek için, hayat yaşamak içindir.
Yorgunluk "Konuşsak ne değişecek sanki?" Bir şey değişmese bile tarafın belli olur. Safını belli etmeyen, her rüzgarda savrulan çöptür.

Suskunlar Meclisi Soruları (SSS)

1. Susmak bazen en büyük cevap değil midir?
Arif olana cevaptır ama arsız olana sadece cesaret verir. Karşındaki yüzsüzse, sessizliğin onun ekmeğine yağ sürer.
2. Konuşursam başım belaya girer mi?
Belki girer. Ama susarsan ruhun hapse girer. Tercih senin; ya dışarıda köle olacaksın ya da içeride hür.
3. Toplum neden bu kadar tepkisiz?
Milleti ekmek derdiyle terbiye ettiler. Midesi boş olanın sesi çıkmaz sanıyorlar ama yanılıyorlar; açlığın sesi bir gün gelir, kulakları sağır eder.
4. Yorgunluğu nasıl atarız?
Birbirimize omuz vererek. Tek başına bağırırsan sesin kısılır, beraber bağırırsak sistem sarsılır.
5. Ahmet Abi, sen hiç sustun mu?
Sustum evladım... Ama sadece namazda ve karşımda cenaze varken. Gerisinde dilim pabuç kadardır, bilen bilir.
GÜNÜN ANA FİKRİ

Mezarlıktakiler sustuğu için ölüdür; yaşayanlar sustuğunda ise sadece nefes alan birer cesettir!

Ahmet ATAM'ı Dijitalde Takip Edin:

Yorum Gönder

Yorum Gönder

Yorumlarda lütfen saygılı olun