Ama öyle kahkaha değil, insanın içi burkulurken çıkan o tuhaf gülüş…
👨💼Yürütmenin Başı Kim?
Anayasaya göre “yürütmenin başı” Cumhurbaşkanıdır; yani devleti yöneten, idare eden, işleten kişi. Ancak halk arasında “yürütmek” denince akla, bir şeyi sessizce ve fark ettirmeden alıp götürmek, ortadan kaybetmek ya da sahibinin haberi olmadan el değiştirmesini sağlamak gelir. Kısacası.
Yürütmenin başı aynı zamanda yürütme işinin de başı mı oluyor?
Devleti yürütürken başka şeyleri de mi yürütüyor?
Bu soruyu sormak bile insanın aklını yürütüyor.
🏢 Devlet Dairesi mi, PTT Hırsızı mı?
Şimdi düşünüyorum da, devlet dairesinde bir işin var. Dosyan oradan oraya gidiyor, evraklar dolaşıyor, imzalar atılıyor...
En sonunda bir bakıyorsun, paran da gitmiş.
- "Efendim, o ihale başkasına verildi."
- "Efendim, o işin prosedürü farklıymış."
- "Efendim, bekleyenler var."
Ne sırası abi?
Benim paramın sırasını mı bekliyorsun?
🏃 İhaleler Yürür, Paralar Yürür, Vicdan Yürümez
Bir de şu ihaleler var ya… Onların gidişi bambaşka.
Adam 10 milyonluk ihaleyi kapıyor, sonra dönüp 5 milyona başkasına yaptırıyor.
Aradaki 5 milyon “uçmuş” oluyor.
- Kim uçurmuş? Belli değil.
- Nereye gitmiş? Meçhul.
- Nasıl gitmiş? Anlatılmaz, yaşanır.
Giden sadece para değil aslında.
Umutlar gidiyor, hayaller gidiyor, adalet gidiyor, vicdan gidiyor…
Ama en çok da halkın güveni gidiyor.
Yani resmen cebe iniyor.
🎭 Yürütme" Sanatının Ustaları
Bu işte ustalaşanlara bakıyorum: İhaleyi al, yürüt.
- İhale mi var? Engelle, şartnameyi değiştir, başkasına devret.
- Soruşturma mı başladı? Dosyayı yürüt, delilleri yok et, tanıkları sustur.
- Dava mı açıldı? Zamanı oyalayarak geçir, bitir, unuttur.
Bunca “yürütme” anlamı barındıran başka bir dil var mı acaba?
Türkçe bu konuda gerçekten zengin bir dil.
Ne yazık ki bu zenginlik bize ait.
Kamu Malı: Herkesin Malı mı, Kimsenin Malı mı?
Bir zamanlar bi laf vardı: "Kamu malı, herkesin malıdır, kimsenin malı değildir."
Ama uygulamaya bakıyorum: "Kamu malı, herkesin yürütebileceği maldır, kimsenin hesap sormadığı maldır."
Devletin kamyonu mu? "Amcaoğluna bir kerelik nakliye işi çıktı, götürsün."
Devletin benzin mi? "Hafta sonu memlekete gideceğiz, biraz alalım."
Devletin binası mı? "Düğün salonu kiralık, bizimkinin düğünü var."
Yürü be devlet, yürü...
👤 Yürütmenin Başındaki Adam
En tepede bir adam var, ona “yürütmenin başı” diyorlar; yani devleti yöneten kişi. Ama etrafa bakınca herkes bir şeyler yürütüyor.
Sanki bir yarış var: “En çok kim yürütecek?” yarışması.
Kimi milyarları, kimi milyonları, kimi de memleketin geleceğini yürütüyor.
Ortak noktaları ise şu:
Yürütülenlerin sahibi halka soran yok, “Yürüttük abi, hayırlı olsun.” deseler, diyecek yüzleri yok tabii.
Peki Ne Yapmalı?
Aslında çözüm basit:
Yürüyenleri durdurmak.
Ama nasıl?
Adamlar o kadar çok yürümüş ki, hiç yorulmamışlar; biz ise onları izlemekten yorulduk. Koşuyorlar, kaçıyorlar, yürütüyorlar.
Belki de çözüm, “yürütmek” kelimesine yeni bir anlam katmak: “Hesap vermek.” Mesela, “Yürütmenin başı meclise yürüdü, hesap verdi.” diyebilmek.
Sözün Özü
Türkçe’yi lastik gibi dedik ya, işte o lastik biraz fazla esnedi. “Yürütmek” kelimesi artık devlet yönetmekten çok, bir şeyler aşırmak anlamında kullanılır oldu.
Yürütmenin başındaki kişi belki de en çok şunu düşünmeli: Yürüttüklerimiz mi var, yoksa yürüttüklerimiz mi?
Bir düşünmeli yani, ama düşünürken de aklını yürütmesinler sakın.
Not: Bu yazı tamamen dil oyunları ve ironi içerir. “Yürütmek” fiilinin her iki anlamı da kullanılmış, benzetmeler yapılmıştır.
Herhangi bir kişi veya kurumu hedef almak amacı yoktur. Sadece dilimizin ilginçliklerine dikkat çekmek istedim. Yoksa kimsenin bir şeyini yürüttüğüm yok, cebim delik, param zaten yürümüş.
Yürütmenin Başı Şiiri:
Yalanı gerçek diye yutturur ilmek ilmek,
Marifet sanır halkın emeğini kemirmek.
Suret-i haktan görünüp şeytana giydirir gömlek,
Riyakârlık tahtının şahı, yürütmenin başı.
Gözünün içine baka baka karaya ak der,
Çaldığı minareye kılıfı önden peyler.
Utanma nedir bilmez, bir de nasihat eyler,
Ar damarı çatlamış kişi, yürütmenin başı.
Dili dualı döner ama eli harama uzanır,
Garibin ahı yerde kalır, o hep kazanır.
Aynaya baksa yüzü değil, astarı utanır,
Maskelerin efendisi, yürütmenin başı.
Hortumlar bağlamış deryaya, doymaz içer,
Kendi ektiği dikenleri gül diye biçer.
Sanma ki bu devran döner, bu hesap geçer,
Tarihe kara leke, yürütmenin başı.
Güler yüzle yaklaşır, sanırsın dostun hası,
Anında buhar olur cüzdanın, evin kasası.
Hiç bitmez, hiç tükenmez doyumsuz ihtirası,
El çabukluğunda ustadır, yürütmenin başı.
Kamu malı dinlemez, yetim hakkını aşırır,
Öyle bir kılıf bulur, gören herkes şaşırır.
Bardağı değil dostum, kazanları taşırır,
Götürdüğü yükle bilinir, yürütmenin başı.
Kürsüye çıkınca hep ahlaktan dem vurur,
Garibin sofrasından kırıntıyı bile kapıp durur.
Vicdanı nasır tutmuş, sanma bir gün kurur,
Karanlık işlerin piri, yürütmenin başı.
Sorsan her şey kitabına, kuralına uygundur,
Halkın cebi delikken, onun keyfi durgundur.
Ne harama el sürer(!), ne paraya doygundur(!),
Dünyayı çalsa da doymaz, yürütmenin başı.
Neden böyle bir şiir yazma ihtiyacı duydum?
Vallahi bazen öyle bir zaman geliyor ki insanın içi şişiyor, haksızlıkları görünce. Kral çıplak demek istiyorsun ama kelimeleri doğru seçmek gerekiyor, şiir ise öfkeyi sanata dönüştürmenin en güzel yollarından birisi bence.
Ve bu şiirde tasvir ettiğim karakter yüzüne gülerken cebini boşaltan yakalandığında bile
Yavuz hırsız misali ev sahibini bastıran o yüzsüz zihniyetin bir temsili, minareyi çalarken. Kılıfını hazırlayanların
Ar damarı çatlamışlar kısa bir portresi.
"Dilin kemiği yok ama vurduğu yerde kemik bırakmaz. Bazıları devleti yönetmeyi, paraları 'yürütmek' sanıyor; oysa asıl marifet milleti dik yürütmektir."
— Ahmet ATAM'dan Hikmetli Sözler
Şimdi bakın kardeşlerim, Türkçe dediğin öyle bir derya ki, bazen tek bir kelimeyle hem bir imparatorluk kurarsın hem de bir bankayı boşaltırsın. Kelime aynı kelime: "Yürütmek". Biri çıkar "işleri yürütüyorum" der, vatan millete hizmet eder; diğeri çıkar "malı götürürken" adına "yürütmek" der, tüyü bitmemiş yetimin hakkına çöker. Bizim memlekette 'yürütmenin başı' olmakla 'yürütmenin ustası' olmak arasındaki o ince çizgi, bazen cüzdanın kalınlığıyla ölçülür olmuş. Hiciv değil bu, sokağın ta kendisi!
| Fiil: Yürütmek |
Sokak Mantığı |
Benim Terazim |
| Hizmet Olarak |
"Adam işini yürütüyor abi, helal olsun." |
İş yürümeli, çark dönmeli ama yağını milletin ciğerinden almamalı. |
| Hırsızlık Olarak |
"Mevzuyu yürütmüşler, ruhumuz duymamış." |
Bunun adı hırsızlıktır, kelime oyunuyla süsleyince helal olmaz. |
| Yürütme Erki |
"Devletin tepesi, büyüklerin işi." |
Yürütmenin başı olmak, paraları yürütmeye mazeret değil, engel olmaktır. |
Türkçedeki Mayınlı Sorular
Türkçe neden lastik gibidir?
Çünkü dürüst adamın dilinde 'incelik', sahtekarın dilinde 'kılıf' olur. Nereye çekersen oraya esner.
"Yürütme" organı her şeyi yürütür mü?
Teoride devletin işlerini, pratikte ise bazen devletin kasasını yürütürler. Aradaki fark 'vicdan' kadardır.
Kelimelerle halkı kandırmak kolay mı?
En kolayı bu! "Yolsuzluk" dersin soğuk gelir, "süreci yönetemedik" dersin kulağa daha kibar gelir.
Neden kelimelere bu kadar takılıyoruz?
Çünkü gerçekler kelimelerin arkasına saklanmış. O örtüyü kaldırmazsak, uyumaya devam ederiz.
Bir kelimenin hırsızlığı temizleme gücü var mıdır?
Sadece insanların gözünde temizler, ama ilahi terazide o kelimenin hükmü 'sıfır'dır.
Günün Ana Fikri
"Siyasette 'yürütme' bir görevdir; cebinde 'yürütme' ise bir karakter bozukluğudur. Dikkat et, dilinle parayı karıştırma!"
🔍 Dijital Ayak İzi
© Ahmet ATAM - KENDİME YAZILARIM
Yorum Gönder