no fucking license
Bookmark

BARIŞ SÜRECİ Mİ CUMHURİYETİN TASVİYESİ Mİ?

Barış süreci Cumhuriyetin tasviye süreci

Barış Süreci Adı Altında Cumhuriyet Tasfiye mi Ediliyor?


Adına ''Barış süreci” diyorlar…
İnsan ilk duyduğunda ister istemez “Kim barış istemez ki?” diye düşünüyor. 
Ama bu ülkede yıllardır yaşadıklarımız bize şunu öğretti: 
Adı barış olan her şey, gerçekten barış olmuyor.
Bazen barış diye sunulan şey, sessiz sedasız yapılan bir tasfiye planı çıkabiliyor.

Barış Süreci Gerçekten Barış mı, Fiilî Özerklik mi?


Şimdi dürüst olalım. 
Ortada açıkça konuşulan bir mutabakat var mı? 
Yok. 
Meclis’te şeffafça tartışılan bir yol haritası var mı? 
O da yok. 
Peki sahada ne var? 
Devletin çekildiği alanlar, farklı hukuk uygulamaları, “biz hallederiz” denilen bölgeler… 

Adına barış deniyor ama kokusu özerklik
Fiilî durumun yarın resmî hâle geleceğini bilmeyen yok. 
Sadece halkın büyük kısmı henüz bu tablonun farkında değil.
 

Türk Halkı Gerçekleri Fark Ettiğinde Ne Olur?


Burada ciddi bir yanılgı var. 
Bazıları Türk halkını hafızasız, tepkisiz ve her söyleneni kabul eden biri gibi görüyor. 
Büyük yanlış. 
Bu toplum, meseleyi “silahlar sussun” söyleminden çıkarıp “devletin üniter yapısına ne oluyor?” sorusuna getirdiği anda işler değişir.

O zaman kimse “Ama barış…”, “Ama demokrasi…”, “Ama dünya böyle istiyor…” diye başlayamaz. 
Çünkü bu millet, Cumhuriyetin sessizce elden gittiğini fark ettiğinde sessiz kalmaz. 
Tarih bunun örnekleriyle doludur.

Barış Getireceğini Sananlar Ülkeyi Kaosa mı Sürüklüyor?


En tehlikeli insanlar kötü niyetliler değil, iyi bir şey yaptığını sanan aymazlardır. “Biz barış getirdik” diye övünenler, yarın bu ülke daha sert fay hatlarıyla sarsıldığında ortada olmayacak; bedelini ise sokaktaki vatandaş, aynı bayrak altında yaşamak isteyen milyonlar ve gelecek kuşaklar ödeyecek. 

Barış, egemenlikten vazgeçerek gelmez; devletin omurgasını kırarak da inşa edilmez. 
Yapılan şey barış değil, ertelenmiş bir çatışmanın altyapısıdır.

Cumhuriyeti Kuran İrade Neden Hedefte?


Kimse kendini kandırmasın. 
Mesele sadece bir süreç, bir müzakere ya da teknik bir detay değil. 
Sorun, Cumhuriyeti kuran iradenin artık “eski” ve “yük” olarak görülmesi. “Yeni Türkiye” hikâyeleri anlatılırken, geçmişe ait her şey bilinçli olarak değersizleştiriliyor:  


Bunlar teker teker aşındırılıyor ve buna “normalleşme” deniyor. 
Barış mı, ihanet mi? Asıl mesele bu. eğer bir süreç:

  • Devleti zayıflatıyor,
  • Toplumu bölüyor ve
  • Kurucu değerleri pazarlık konusu hâline getiriyorsa,

Buna barış denemez. İsteyen istediği ismi versin. 
Artık mesele saflık değil; bu, aymazlığı aşan bireysel sorumluluk ve sonuçları itibarıyla ihanete varacak kadar ciddi bir durumdur.

Son Söz: Bu Millet Devletsizliğe Razı Olmaz


Türk halkının çok şey unuttuğu sanılır ama kimse şunu unutmasın: 
Bu millet yoksulluğa katlanır, adaletsizliğe dişini sıkar, fakat devletsizliğe asla razı olmaz. 
Barış diye sunulan şey, eğer Cumhuriyetin tabutuna çakılan bir çiviye dönüşüyorsa; o barış, barış değil, yaklaşan felaketin ilanıdır.

Barış Dediler Şiiri:


Barış dediler, kapıyı kilitleyip
Anahtarı masaya bıraktılar.
Merak etme” dediler,
Evin hâlâ senin.
Ama duvarlar yer değiştirmişti,

Barış dediler,
Bir milletin nabzını
Uyutucu sözlerle düşürdüler.
Uyu dediler,
Biz bakarız memlekete.
Bakmışlar…
Gözleri başka yere bakarken.

Barış dediler,
Ama cümle hep yarım kaldı.
Noktasını hiç koymadılar.
Çünkü nokta konursa
Hesap başlardı.

Haritalar masada katlıydı,
Anayasa dipnot gibiydi,
Egemenlik parantez içine alınmıştı.

Barış dediler,
Devletin kemiklerini
Reform” diye törpülediler.
Birazını bugün, birazını yarın…
Fark edilmesin diye
Sessiz sessiz.

Cumhuriyet,
Bir sabah fazlalık muamelesi gördü.
Eski dediler,
Yıpranmış dediler,
Çağa uymuyor” dediler.
Oysa çağ,
Ona uymak zorundaydı.

Barış dediler,
Ama kelime hep tek taraflıydı.
Silah sustu dediler,
Hukukun sustuğunu fark etmediler.

Devlet geri çekildi, boşluk kutsandı,
boşluğa bayrak dikenler
Kardeşlik” diye alkışlandı.
Bu barış, kan dökülmesin diye
Toprağı sessizce bölmenin
Kibar adıydı.

Bu barış,
Yangını söndürmek değil,
Evi sigortasız bırakıp
Ateşle pazarlık yapmaktı.
En tehlikelisi neydi biliyor musun?
İhanet bağırır, ama aymazlık
Gülümseyerek konuşuyordu.

İyi bir şey yapıyoruz” diyenler,
Yarın enkazın başında
Biz böyle olacağını bilmiyorduk
Diyecek,
Defalarca dedi de, biz hala aymadık.

Cumhuriyet bir gecede yıkılmaz.
Önce hafızası silinir,
Sonra refleksi köreltilir,
En son kolonları kırılır,
Zaten kimse istemiyordu denir.

Ama yanılıyorlar.
Bu millet çok şeye susar,
Çok şeye katlanır,
Ama devletin tapusunu
Masaya koyduğunu gördüğü an
Sessizlik bozulur.

Barış dediniz, ama bu barış
Mezar sessizliği gibi.
Üstü örtülmüş bir tasfiye,
Adı konmamış bir bölünme,
Alkışla gizlenen bir teslimiyet.

Soruyorum şimdi, yüksek sesle:
Bu barış mı,
Yoksa
Cumhuriyetin cenazesinde dua okuyanların
Elini çabuk tutması mı?

Barış, kurtla kuzunun anlaşması değil, kurdun pençesini, kuzunun da saflığını bırakmasıdır. Eğer sadece kuzu taviz veriyorsa, o barış değil akşam yemeğidir!"

Selam millet... Ben Ahmet Atam. Bugün kalemimden barut değil, kuşku damlıyor. Yine bir "Barış Süreci" lafıdır dolanıyor ortalıkta. İnsan sormadan edemiyor: Kiminle barışıyorsunuz, neyin karşılığında helalleşiyorsunuz? "Analar ağlamasın" dedikleri her seferinde, Cumhuriyet'in temel taşlarından birini söküp götürdüler.

Bakın beyler, barış dediğin şey şeffaf olur, mertçe olur. Kapalı kapılar ardında, anayasadan "Türk" adını silmeye kalkarak, üniter yapıyı delik deşik ederek barış olmaz. Bunun adı barış değil, sessiz sedasız bir tasfiye harekatıdır. 

1923'te kurulan o koca çınarın dallarını tek tek budayıp, sonra da "bakın ne güzel çiçek açtı" diye yutturmaya çalışıyorlar. Hadi gelin, bu süreci bizim terazide bir tartalım.

Konu Sokak Mantığı Benim Terazim
Barışın Adı "Kan dursun, silahlar sussun yeter." Silah susturmak için devleti susturamazsın. Silahın susması asayiş işidir, Cumhuriyet'in ilkelerini masaya yatırmak ise tasfiye işidir.
Anayasa Değişikliği "Daha demokratik bir anayasa lazım." Demokrasi kılıfıyla milli kimliği çöpe atıyorlar. İlk dört maddeye el uzatanın niyetinde barış değil, yeni bir devlet kurma hevesi vardır.
Cumhuriyet Değerleri "Eski kurumlar değişmeli, yenilenmeli." Yenilenmek başka, içinin boşaltılması başka. Kurumları bitirip, liyakati gömüp, sonra da barış dedikleri şey ancak "teslimiyet" olur.

Barışın Gölgesindeki Sorular

1. Barış süreci neden hep gizemli yürütülüyor?

Çünkü millet neyin verildiğini duyarsa kıyamet kopar. Gerçek barış, milletin meclisinde, herkesin gözü önünde yapılır; gizli ajandalarla değil.

2. Bu süreçte Cumhuriyet mi hedef alınıyor?

Kesinlikle! Üniter devlet yapısı, ulus devlet kimliği ve laiklik... Barış dedikleri şeyin faturası hep bu değerlere kesiliyor.

3. "Analar ağlamasın" sözü bir maske mi?

En kutsal duyguyu istismar ediyorlar. Anaların gözyaşını dindirmek, vatanın temelini sarsmakla olmaz. Bu söz, her türlü tavizi meşrulaştırmak için kullanılıyor.

4. Tasfiye edilen tam olarak nedir?

Liyakat, milli kimlik ve Atatürk ilke ve inkılapları... Cumhuriyet'i ayakta tutan ne kadar kolon varsa, barış balyozuyla vuruyorlar.

5. Sonuç ne olur?

Eğer millet uyanmazsa, barış diye uyutulup bir sabah başka bir devlete uyanabiliriz. Uyanık olun hacı, uyuyan milletleri tarih affetmez!

GÜNÜN ANA FİKRİ

"Adı 'Barış' olup da bedeli 'Cumhuriyet' olan hiçbir anlaşma helal değildir; o masada barış değil, bir milletin geleceği pazarlık ediliyordur!"

Ahmet ATAM - KENDİME YAZILARIM

Yorum Gönder

Yorum Gönder

Yorumlarda lütfen saygılı olun