no fucking license
Bookmark

SENİN İSMAİLİN NE PARA MI MAKAM MI ÖNCE ONU KURBAN EDECEKSİN

İnsan En Çok Neye Tapıyorsa Ona mı Dönüşüyor?

Senin İsmail’in Kim?” — Ali Şeriati Aslında Bize Ne Demek İstiyordu?

Ali Şeriati’nin “Senin İsmail’in kim?” sorusu, modern insanın para, ego, korku ve çıkar ilişkileri üzerinden yapılan sert ve ironik bir toplumsal sorgulama aslında.

Bazen öyle bir cümle çıkar karşımıza ki… 
Ne süslü, ne akademik… 
Ama zihne çivi gibi saplanır: “Senin İsmail’in kim?” 

İşte o, tam da bunu soruyordu. 
Sadece dini bir hikâye anlatmıyor, herkesin cebindeki korkuyu, zihnindeki putu, içindeki bağımlılığı gösteriyordu. 
Çünkü mesele kurban kesmek değil; mesele, insanı esir eden şeyi fark etmek.

🐏 Hazreti İbrahim’in Olayı Gerçekten Sadece Kurban Hikâyesi miydi?

Hep anlatılır… Hz.İbrahim, oğlunu Allah’a kurban etmeye götürdü. Oğlu teslim oldu. Son anda gökten bir koç indi.
 
Tamam… anlatı bu kadar.
Ama Şeriati der ki:“Oradaki İsmail sadece bir çocuk değildi.”
Asıl mesele şu: 
İbrahim’in en çok sevdiği neydi?
Çünkü insanı Allah’tan uzaklaştıran şey bazen para değildir… 
Bazen makam değildir… 
Bazen de kendi korkusudur.  

💰 Bugünün İsmail’i Para mı?


Hadi dürüst olalım…  
Günümüzde insanlar sabah namazını kaçırınca umursamıyor ama borsa düşünce panikten kalbi sıkışıyor.  
Vicdan kaybolmuş… vicdan.

Telefon bile kaybolunca tüm aile seferber oluyor.  
Demek ki mesele sadece inanç değil; mesele neye teslim olduğun.  

  • Kiminin İsmail’i para… 
  • Kiminin koltuk… 
  • Kiminin ego… 
  • Kiminin de “el âlem ne der?” korkusu.  

Adam doğruyu biliyor ama çıkarı bozulmasın diye sessiz kalıyor.  
Neden?  
Çünkü onun İsmail’i rahat yaşam.  
 

🪞 İnsan En Çok Neye Tapıyorsa Ona Benziyor


Bak açıkça söyleyeyim…  
Bir insanın gerçek dini, dilinde söylediği değil, uğruna karakterinden vazgeçtiği şeydir.  

Ahlak” diyor… 
İlk fırsatta torpilin peşine düşüyor.  
Adalet diyor… 
Kendi yakını haksızlık yapınca susuyor.  
Dürüstlük” diyor… 
Vergi kaçırırken yüzü kızarmıyor.  

Eee?  
Demek ki kıblesi vicdan değilmiş.  
Şeriati’nin tokadı da tam burada işte.  
Adam diyor ki: “Allah’a yürümek istiyorsan önce seni zincirleyen şeyi keseceksin.”  

Ama millet kurban bayramında koç kesiyor… Kendi içindeki putu kesmeye gelince ortalık mezarlık sessizliğine bürünüyor.  

😏 Peki İnsan Kendi İsmail’ini Nasıl Anlar?


Çok basit bir testi var. 
Kendine şunu sor: 

  • Kaybetmekten en çok korktuğun şey ne? 
  • Uğruna karakterinden taviz verdiğin şey ne? 
  • Seni doğruyu söylemekten alıkoyan şey ne? 
  • Gece başını yastığa koyduğunda içini kemiren bağımlılık ne? 

İşte senin İsmail’in orada gizli. Ve çoğu insan onu yok etmek yerine besliyor, hem de gözünün içine baka baka…
 
⚖️ Ali Şeriati Neden Hâlâ Bu Kadar Etkili?

Çünkü o masal anlatmıyordu… İnsanı anlatıyordu.
Bugün insanlar dine değil, dindarlık adı altında yapılan ikiyüzlülüğe kızıyor.
Şeriati’nin farkı da buydu: 
Din anlatırken bile sistemi, korkuyu, düzeni ve insanın içindeki sahte ilahları hedef alıyordu.

Bu yüzden hâlâ rahatsız ediyor.
Çünkü gerçek düşünür insanı rahatlatmaz… İçindeki pası söküp atar.
İnsan bazen Allah’a uzak olduğundan değil…
Kendi İsmail’ine fazla yakın olduğundan kaybolur.

  • Kimi parasını kesemez…  
  • Kimi egosunu…  
  • Kimi korkusunu…

Ve sonra özgür olduğunu sanır.
Oysa boynundaki zincir sadece görünmezdir.

------

Bir koç kesip dönüyorsun, tamam mı sanırsın?
İçindeki firavunu hâlâ adam mı sanırsın?
Secde taşta değil de biraz vicdandadır,
Kâbe’ye gidip egoyla ihram mı sanırsın?

Çünkü herkes İbrahim olmak ister bu çağda…
Ama kimse kendi İsmail’ini dağa çıkaramaz.
Millet koç kesiyorken bayram sabahı,
Egosunun tırnağını bile kıpırdatamaz.

Ve gün gelir anlarsın…
Bazı insanlar Allah’tan uzak olduğu için değil,
Kendi putuna fazla yakın olduğu için kaybolur.
Öyle bir kaybolur ki…
Boynundaki zinciri kolye sanır, özgürlüğü de masal.
 

"Ahmet ATAM'dan: Modern zamanın puthanesinde İbrahim olmaya kalkanlar, önce kendi içlerindeki menfaat putunu devirmek zorundadır. İsmail'ini cebindeki cüzdan, altındaki araba sananlar kurban kesemez, sadece et yer!"

İnsan En Çok Neye Tapıyorsa Ona mı Dönüşüyor? Ali Şeriati Aslında Bize Ne Demek İstiyordu: "Senin İsmail’in Kim?"

Selam cemaat. Bugün kahveye öyle siyaset hır gürüyle, tüzük kavgasıyla gelmedim. Çayları tazeleyin, azıcık kafayı çalıştırıp ruhumuzun röntgenini çekeceğiz. yaş kemale erdi şu dünyada; ne adamlar gördüm paraya tapıp cüzdana dönüştü, ne adamlar gördüm güce tapıp fravunlaştı. 

Boşuna dememişler, "İnsan en çok neye tapıyorsa ona dönüşür" diye. Tam bu noktada İranlı o dertli adam, Ali Şeriati çıkıyor karşımıza ve tokat gibi o soruyu patlatıyor: "Senin İsmail’in kim?"

Ulan sokağa çıkıp sorsan, herkes müslüman, herkes dürüst, herkes ahlak abidesi! Ama Şeriati’nin bahsettiği o İsmail, senin bu dünyada kaybetmekten en çok korktuğun, üzerine titrediğin, Allah’tan bile çok bağlandığın ne varsa odur. 

Kiminin bankadaki mevduatı, kiminin altındaki lüks cip, kiminin makamı, kiminin de o devasa egosu... 

Bugünün modern insanı, çıkarı uğruna babasını bile satacak kıvama gelmişse, korkularının kölesi olmuşsa ortada ne İbrahim kalmıştır ne de adalet. 

Biz o kurban bıçağını koç niyetine kendi ahlakımıza, vicdanımıza çalıyoruz da haberimiz yok. Gelin şu modern puthaneyi bizim terazide bi tartalım.

Konu Sokak Mantığı Benim Terazim
Para ve Güç İlişkisi "Para her kapıyı açar abi, devir ekonomi devri, gerisi hikaye." Para ihtiyaçtır eyvallah ama parayı kıble yaparsan, bir gün o para seni köle pazarında satılığa çıkarır. Bugün insanların İsmail'i cebindeki cüzdan olmuş. O cüzdana dokunulduğu an imanlar sarsılıyor, dostluklar bitiyor.
Ego ve Sosyal Medya Putu "Herkes beni konuşsun, beğeni gelsin, popüler olayım yeter." İşte modern zamanın en azgın putu: Beğeni butonları! İnsanlar egolarını beslemek için haysiyetlerini, mahremiyetlerini kurban ediyorlar. Kendi yarattıkları o sahte dijital kimliklerin kölesi, yani kendi putlarının tapıcısı oldular.
Korku ve Çıkar Tıyneti "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın, düzeni bozmayalım." Yılan seni sokmadığı gün, sıra komşuna gelmiştir be gafil! Korkuyu putlaştıranlar, adaletsizliğe göz yumanlar, sessiz kalarak o zulmün ortağı olurlar. Şeriati’nin isyanı tam da bu pısırık, çıkarcı dindarlık anlayışınadır.

Kara mizahın dibi burası işte; yılda bir kez bayramda kurban kesip kavurma ziyafeti çekmeyi İbrahimlik sanıyoruz. 

Yahu kardeşim, Şeriati diyor ki; "Seni özgürlüğünden, adaleti savunmaktan alıkoyan o içindeki gizli sevgilin kim? Onu bul ve kurban et." 

Ama bizim bugünün hacısı, hocası, modern enteli fark etmez; hepimiz o İsmail’e öyle bir sarılmışız ki, bıçağı görsek arkamıza bakmadan kaçarız. 

Çünkü o İsmail bizim konforumuz, bizim tatlı yalanlarımız, bizim ihale bağlantılarımız! Tokat gibi gerçek budur: Kendi putunu cebinde taşıyan adamın duası, göğe değil ancak kendi menfaat duvarına çarpar!

Ali Şeriati ve Modern İnsanın Putları (SSS)

1. Ali Şeriati "Senin İsmail'in kim?" sorusuyla neyi kastediyordu?

Şeriati, Hz. İbrahim'in oğlu İsmail'i kurban etme imtihanından yola çıkarak, modern insanın Allah ile arasına koyduğu, vazgeçemediği en büyük dünyalık bağını sorgular. Bu bağ para, makam, çocuk veya şöhret olabilir. Özgürleşmek için bu puttan vazgeçebilmek gerekir.

2. Modern dünyada "putlaştırma" nasıl gerçekleşiyor?

Eski çağlardaki gibi taştan, tahtadan putlar yok artık. Bugünün putları; aşırı tüketim hırsı, kariyer sevdası, markalar, ideolojiler ve sosyal medyadaki onaylanma arzusudur. İnsan neyin peşinde karakterini kaybediyorsa, onu putlaştırmıştır.

3. Bir insan taptığı şeye nasıl dönüşür?

İnsan zihni ve kalbi neyle meşgulse zamanla onun rengini alır. Sürekli parayı düşünen adam merhametini kaybedip yürüyen bir hesap makinesine dönüşür. Güce tapan adam ise vicdanını yitirip acımasız bir zorba olur.

4. Şeriati'nin bu eleştirisi neden kurumsal dindarları da rahatsız ediyor?

Çünkü Şeriati, şekilciliğe hapsolmuş, ahlaktan ve adaletten kopuk, sadece ritüellerden ibaret olan 'afyon' niteliğindeki dindarlığı sertçe eleştirir. Dinin bir uyuşturucuya değil, uyanışa vesile olması gerektiğini savunduğu için ezberleri bozar.

5. Ahmet ATAM'a göre içimizdeki İsmail’i nasıl tespit ederiz?

Çok basit kardeşim: 'O olmasa ben yaşayamam, mahvolurum' dediğin ya da 'bunu korumak için haksızlığa sessiz kalmalıyım' dediğin şey neyse, git aynaya bak; işte senin İsmail'in odur. Keşfetmesi acı verir ama kurtulması şifadır!

Günün Ana Fikri

"Kendi elleriyle diktiği menfaat putunun önünde eğilen modern insan, ne İbrahim'in baltasını taşıyabilir ne de İsmail'in teslimiyetini anlayabilir. Gerçek kurban, ne koçtur ne evlattır; insanın kendi egosudur!"

DİJİTAL AYAK İZİ

Ahmet ATAM

KENDİME YAZILARIM

🔍 BENİ GOOGLE'DA BUL

© 2026 | "Kalemi dürüst olanın, izi derin olur."

Yorum Gönder

Yorum Gönder

Yorumlarda lütfen saygılı olun