Bazı insanlar vardır; adını sorsan hatırlanmaz ama koltuğunu söylesen hemen tanınır. İnsan gibi değil, etiket gibi yaşarlar. Saygıyı karakterlerinden değil, makamlarından alan bu tipler; koltukla şişer, koltukla söner.
Makamdayken değer verilenler, makam elden gidince sıradan bile olamaz. Çünkü ortada gerçek bir insan yoktur; sadece geçici bir yetki, ödünç bir saygınlık ve kiralık bir ağırlık vardır.
Makam: Ahlaksızın Zırhı
- Makam, içi boş olanın ses yükseltme cihazıdır.
- Yetki, vicdansızın kamuflajıdır.
- Unvan, kişiliksizin makyajıdır.
- Güç, korkağın bastonudur.
Koltukta otururken sessiz kalan vicdan, koltuk gidince konuşmaya başlar. Dün emir verenler, bugün mağdur rolüne bürünür. Çünkü güç varken adalet lüks, güç gidince adalet zorunludur.
| Makam Varken | Makam Gidince |
|---|---|
| Kapılar kendiliğinden açılır | Kapı yüzüne kapanır |
| Sözün emir sayılır | Sözün duyulmaz |
| Etraf kalabalıktır | Yalnızlık yankı yapar |
Türkiye Gerçeği: Koltuk Adamı Olgusu
Bu ülkede çok adam kaybettik, çünkü çoğu adam değildi. Koltuk adamıydılar. Koltukla büyüyen egolar, koltuk gidince patladı. Geriye sadece utanç ve hatırlanmak istenmeyen isimler kaldı.
Makamdan şeref alanlar, makam gidince sadece yetkilerini değil; insanlık kredilerini de kaybederler. Çünkü selam onlara değil, koltuğaydı.
-----Makamdan şeref umanlar, gölgeye secde eder,
Libas giyer de kibrinden, Hak katında üryan gezer.
Taht kırılır, mühür düşer, sırrolur o sahte unvan,
Sırtından cübbe kayınca, geriye ne kalır lan?
Bir kuru gürültü kalır, bir de tescilli rüsvay,
Makam gidince şerefsiz, kala kalır biçare vay...
Eteğin altı karanlık, tacın üstü kuru saman,
Sultanlık zannettiğin şey, bir nefeslik fani zaman.
Ruhu fakir olan âdem, zırha bürünse ne fayda?
Gönlü hür olmayan kulun, yeri yok bu ulu handa.
Aynaya baksa göremez, özünde saklı yalanı,
Mühür elden gidince gör, o biçare kalanı..
Makamın gölgesi düşmüş, sığ zihnin dergahına,
Aklını peşkeş çekmişsin, dünya saltanatına.
Cebindeki yetim hakkı, omzundaki veballe,
Hesap günü gelince, kalırsın o sefil halle.
Şeref dediğin cevherdir, makamla tartılmaz asla,
Ruhunu satan gafil, doymaz hiç dünya malıyla.
Ben Ahmet’im, öz söylerim; lafım adrese varır,
Sözüm hicivden doğar da, Hakikate dayanır.
Gönlünde hürriyet yoksa, tahtın olsa ne yazar?
Makamla şereflenenin, şerefsizliği baki kalır...
Koltuk gidince küçülenler, aslında hiç büyük olmamıştır. Sadece yüksekte duruyorlardı. İninince boyları ortaya çıktı.




Yorum Gönder